Tezhipte Kullanılan Motifler
 

GİRİŞ

                        Tezhibin ana teması desendir. Deseni de oluşturan motiflerdir. Ecdadımız mana aleminin samimi, her türlü mübalağa ve gösterişten uzak, engin güzelliğini, kendi estetik anlayışı içinde, motiflerden meydana getirdikleri desenlerle kullandıkları eşyaya,  yaşadıkları   mekana işlemişlerdir. Süsleme unsuru olan bu bezemeler ve onları meydana getiren motifler devirlerin tecrübe ve zevk süzgecinden elenerek erişilmesi zor bir zirveye ulaşmıştır. Bu sebeple tezyini sanatlarımızda süs unsuru olan desenlerin yapıtaşları olan motifleri tek tek tanımak gerekir.                   

                          Tezhipte kullanılan motifler ve renkler rasgele seçilmemiş olup hepsinin birer sembolik anlamı olduğu gibi bilinçli olarak seçilip kullanılmıştır. Sadece süsleme amacıyla kullanılmamıştır.Ayrıca motiflerin ikonografyası  ayrıntılı bir şekilde incelenmemiştir.                           

                          Tezhipli süslemelerde çok kullanılan kare ve dikdörtgenler yeryüzünü, yarım daireler ve üçgenler gökyüzünü simgeler. Aynı motiflerin devamlı şekilde tekrarı dünya ve evrendeki ritmi simgeler. Tek sayfa üzerindeki bezeme mikrokosmosu , çift sayfa bezeme evrenin uyumunu ve mikrokosmosun bu armoniye katılışını temsil etmektedir. Ortak merkezli  daireler de biri diğerinin gerisinde hayali uzay yaratmaktadır.Bütün bunlar İslam Dininin görkem ve güzelliği ile ilgilidir.Görkem tam bir yansıma, güzellik de bir merkezden kollar halinde sonsuz çıkmalar olarak sürekliliği belirtir.Bütün sayfa süslemelerinde uygulanan geometrik elemanların uyum ve dengesiyle mükemmellik korunmaya çalışılmış, onun etrafını çeviren poligonal formlarla göze görülmeden ama güçlü bir şekilde sonsuzluk etkisi verilmiştir. Renklerle de bu etki artırılmaya çalışılmıştır. Altın, baş eleman olarak güneşi sembolize ederken, ışığın rengi olan sarı da gerçekte bilgi sembolü olarak kullanılmıştır. Motif olarak tanıdığımız şemse, Arapça güneş kelimesinden gelmektedir. Altından sonra tezhipte kullanılan mavi ise sonsuzluğun rengi olarak gökyüzünü simgeler.

 

yaprak-berkYAPRAK (BERK)

            Bitki kaynaklı motifleri tanımaya yaprak ile başlamak yerinde olur. Çünkü bitkiler aleminde biyolojik yapısıyla mühim vazifeler yüklenmiş olan yaprak, şekil bakımından da pek çok farklılıklar gösterir. Bu sebeple tarih boyunca sanatkarlara ilham kaynağı olmuştur. Bilhassa  tabiata aşık olan doğulu sanatkarlar elinde adeta dile gelmiş, renk ve şekil zerafetiyle hayatiyet kazanmıştır.

                   Selçuklu sanatında geometrik üslubun hakimiyeti yüzünden gelişememiş olan yaprak ve hatayi grubu Osmanlı döneminde önem kazanmış  XVI. Yüzyılda en mükemmel şeklini bularak altın devrini yaşamıştır.

                  Yaprak hatayi grubundaki penç, goncagül gibi motifleri meydana getiren ve desen içinde önemli yeri olan temel motiflerdendir. Tezhipte kullanılan yaprak tabiattaki görünüşünün üsluplaştırılmasıyla çeşitli şekillerde çizilmiştir.   Şöyle ki;

 

1-     Sade ve küçük boyda yapraklar

2-     İri dişli yapraklar

3-     Parçalı ve dilimli yapraklar

4-     Ortadan katlı yapraklar

5-      Kıvrımlı yapraklar

 

pencPENÇ 

  Hatayi grubundan penç ismiyle bilinen bu motifler, bitki kaynaklı olup, herhangi bir çiçeğin kuşbakışı görüntüsünün, üsluplaştırılarak (stilize edilerek) çizilmesiyle elde edilmiştir. Model üsluplaştırılırken yapraklarının sayısına göre Farsça isimler almıştır ;

    

 

-         Bir yapraklı ise,  yek berk

-         İki yapraklı ise,  dü berk

-         Üç yapraklı ise , se berk

-         Dört yapraklı ise, cihar berk

-         Beş yapraklı ise,  penç berk

-         Altı yapraklı ise,  şeş berk

                   Zamanla en çok kullanılan  beş yapraklısı olan  “penç berk” deyim haline gelerek bütün motifleri kendi ismi altında toplamıştır.Daha sonra bu da kısaltılarak “berk” kelimesi atılmış ve bu motiflere “penç” denilmiştir.

                   Penç motifin bir, iki, üç yapraklısına ender rastlanır. Belki salibi hatırlattığı için dört yapraklı penç de benimsenmemiştir. Fakat Orta Asya’ da Şamanizm devrinde bu motife rastlanır. Yer, gök, ateş ve su tanrılarını sembolik olarak ifade eder.

                    Umumiyetle üç yapraklı penç ile goncagül motifi arasında birbiriyle karıştırılacak kadar yakın benzerlik vardır.Aradaki fark şudur :    Goncagülde çiçek yandan görüldüğü gibi tasarlandığı  için sapın birleştiği nokta görülür. Halbuki penç motifinde bu birleşme noktası altta kaldığı için görülmez.

 

hatayi HATAYİ

           Tezhip sanatının ana motiflerinden biridir.İsminden de anlaşılacağı gibi menşe itibariyle “Hata, Hatay, Hıtay, Huten” isimleriyle de anılan  Çin  Türkistanı’na  bağlanır. 

                    Hem hattat hem de müzehhip olan  Baysungur Mirza Herat’taki sarayında kurduğu sanat atölyesinde eşsiz eserler hazırlatarak Batı Türkistan kültürünün kitap sanatlarını yüksek bir olgunluğa eriştirmiştir. Baysungur Mirza,  Gıyaseddin  isminde bir sanatkarı yeni motifler için Çin Türkistanı’na  gönderir. Oradan getirilen bu motife o memlekete izafeten “hatayi” ismi ile anılmıştır.

                     Orta Asya’dan İran yoluyla Anadolu’ya ulaşan hatayi motifi en fazla kullanım alanını Osmanlılar Döneminde bulmuştur.

                       Hatayi, muhtelif çiçeklerin dikine kesitinin anatomik çizgilerinin üsluplaştırılmasıyla  ortaya çıkan şekildir.

                      Kaynağı belli olmayacak kadar stilize edilmiş çiçek ve yapraklardan oluşan desene hatayi denir.  Doğada var olan stilize edilmiş çiçeklerin büyük, küçük, alttan, üstten, yandan çeşitli kesitleridir. Ancak çiçeklerin türlerini kesin olarak tespit etmek çok güçtür.

 

goncagulGONCAGÜL

                Buradaki gül bildiğimiz gül değil,  çiçek manasına gelir. Yani  gonca çiçek demek olan bu motifler tam açılmamış bir çiçeğin boyuna kesitinin tezhip üslubunda tasarlanmış şeklidir. En basit goncagül de bile taç yaprakları ve çanak kısmı bellidir. Meşime ve tohumlar ya hiç görülmez veya kısmen görülebilir. Şayet meşime ve tohumları daha belirli çizersek bu artık goncagül değil bir hatayi olur. Yani goncagül  hatayinin ilk adımı gibidir.

 

yapraklarnikincibahariv2YARI  ÜSLUPLAŞTIRILMIŞ ÇİÇEKLER
                   15. Yüzyılın sonlarından itibaren mushafların sure başı tezhiplerinde ufak çiçekli ot kümeleri şeklinde görülen yarı üsluplaştırılmış çiçekler, yerlerini   XVI. Yüzyılın ilk yarısından sonra hasbahçe çiçekleriyle yapılan yeni bir üsluba bırakır.

                   XVI. Yüzyıl Kanuni devrinde, sarayın  sernakkaşı “Kara Memi” tarafından bu üslubun ortaya çıkarıldığı biliniyor. Bu dönemde bahçe çiçekleriyle beraber bahar dalları ve servi ağacı da çoksık karşılaştığımız motiflerdendir.

                     Kompozisyon içinde yarı  üsluplaştırılmış çiçekler kullanılırken her biri  kendi sapı, kendi yaprağı ile çizilmelidir. Karanfil, kendi yaprağıyla kendi sapı üzerine,  gül, yine kendi yaprağı ile kendi sapı üzerine çizilmelidir.

                  Lale, gül, karanfil, sümbül, menekşe, nergis, haseki küpesi  gibi çiçekler bahar dalları, selvi ağacı, asma yaprakları  gibi bitkiler yeni bir üslup yaratmıştır.   

 

hayvan-motifleriHAYVAN MOTİFLERİ

 

               Orta Asya bozkırlarında yaşayan Türkler hayvanları yakından tanıyorlar ve ustaca resmediyorlardı. Üslupları gerçekçi olmakla beraber, tabiata yakın değildi ve heyecanlı olayları anlatırken şekilleri tabiat dışı görünüşlere sokmakta idiler.

               Genel olarak hayvan motiflerini iki gurupta toplayabiliriz.

       1 -Hayal mahsulü, efsanevi hayvan motifleri

a)      Ejder  ( evren )

b)      Simurg ( zümrüd-i anka )

           2- Tabiat kaynaklı, üsluplaştırılmış hayvan motifleri                            

ejder EJDER

 

                 Sanat eserlerinde sık tasvir edilen efsanevi hayvan arasında ejder önemli bir yer işgal eder. Asya milletleri ejdere farklı isimler vermişlerdir: Türkler  evren, Araplar tannin,  Çinliler lung, Moğollar moghur  ve İranlılar ejder demişlerdir.

                  Ejder ve yılan terimlerinin aynı anlama geldiği eski devirlerde yılanın Mısır’da krallık ve egemenlik işareti olması gibi, Çin’de de ejder kraliyet mührü ve krallık sembolüydü.

                   Dede Korkut Masallarında ejder, dört ayaklı, iki kanatlı, yedi başlı, uzun kalın kuyruklu olarak tasvir edilirdi. İslam sanatında Moğol istilasından sonra görülmeye başlanmıştır.

                  İslam sanatında ejder tasvirleri Türklerin İslamiyet’i kabulüyle çoğalmış ve Büyük Selçuklular yoluyla Anadolu Selçuklu sanatına girmiştir. Selçuklu eserlerinde üsluplaştırılarak kullanılan ejder aynı zamanda farklı karaktere bürünerek  kudret, bereket, saadet ve uğur sembolü olarak gösterilmiştir.

simurgSİMURG
 

               Osmanlıların  “anka” veya “zümrüd-i anka” dedikleri simurg “devlet kuşu” olarak da bilinir. Kafdağı’nın arkasında yaşadığına inanılan bu kuş, iri gövdeli, son derece renkli ve ihtişamlı kuyruğa sahip, kuvvetli bir yaratık  şeklinde tasvir edilmiştir.

                 Simurg mana olarak Farsça’da “otuz  ve kuş”  “si- murg” kelimelerinden meydana gelmiştir. Bu da otuz ayrı kuşun özelliklerini üzerinde taşıdığına işarettir.

                  İnsan gibi konuşan simurgun güneş ve ateşten yaratılmış olduğuna inanılır. Son derece renkli ve süslü bir kuş olan simurgun yeşil renk olduğu farzedilerek  “zümrüd-i anka” denmiştir. Dini konular dışında kalan yazma eserlerin tezhibinde kullanılmıştır.

 

usluplastirilmis-hayvan-motifleriÜSLUPLAŞTIRILMIŞ HAYVAN MOTİFLERİ

 

               Osmanlı tezyinatında çok az kullanılmışlardır. İran sanatının tesiriyle Türk tezyini sanatında görülen bu motifler daha ziyade XV. Yüzyıl şemse örneklerinde görülür. Çini, halı seramik sanatlarında tezhipten daha fazla kullanılmıştır. Kuşların çoğunlukta olduğu bu grupta tavşan, geyik, aslan, pars, leylek gibi hayvan figürleri vardır.

 

bulut BULUT

 

                Türk tezyini sanatlarında önemli bir yeri olan bulut motifinin çıkış yeri olarak Çin gösterilir. Çin ve İran sanatlarında çok görülen bulut motifi mitolojik varlıklardan sayılan simurg ve ejderhanın boğuşmaları sırasında hırs ve gazap hali olarak burunlarından çıkan buharı veya ateşi ifade eder.

                    Türkler ilham kaynağı olarak tabiatı seçmişlerdir.  Merhum Muhsin Demironat’a göre “bulut yağmurun kaynağıdır. Yağmur ise bitkilerin gelişip büyümesini sağlar. Bu açıdan özellikle kullanılmıştır.”

                  Bulut motifi gökyüzündeki su buharı birikintilerinin çeşitli şekillerdeki görüntülerinden esinlenilerek çizilmiş şekillerdir.

                   Bulut motifini tezyinatta iki gruba ayırabiliriz.

      1-YIĞMA BULUT : Bulutlar kompozisyonda boşluk doldurmak, desenin      

          çıkış noktalarına esas teşkil etmek için kullanılır.

     2- DOLANTI VEYA ÇİZGİ BULUT :Bu bulutlar da dört gruba ayrılır.

a)      Dağınık veya Serbest Bulutlar : Kompozisyon içinde diğer motifler arasında desene  çeşitlilik katmak için kullanılır.

          b)  Ayırma  Bulut   :  Deseni tekdüzelikten kurtarıp daha cazip hale      

                getirmek amacıyla zemini paftalara ayırmak icap eder. Bu renk    

                ayrımında kullanılan çizgi tipindeki bulut motifine ayırma bulut denir.    

          c) Ortabağ   :  Desen içinde sapları bağlama vazifesi gören bulut    

                motifidir.

          d) Tepelik    :  Kompozisyonun tepe noktalarında kullanılan bulut  

                motifidir.

 

cintamaniÇİNTAMANİ
 

             Tezhip sanatında kullanılan motiflerdendir. Orta Asya kaynaklı olan bu motif sanatımıza Tebrizli Türk sanatkarlarının armağanıdır.

              Üçgen şeklini hatırlatan ikisi altta biri üstte üç yuvarlak benek, bazen yalnız olarak da bulunur. Bu beneğin içine çizilen daireler motife hilal şekli verir.

              Çintamani motifinde yer alan ve Buda’nın üç ruhani özelliğini belirttiği söylenilegelen ; “Timuçin damgası” da denilen bu üç beneğe Timur devri sikkelerinde de rastlanmaktadır.

              Osmanlı sanatkarları bu motifi güç, kuvvet ve saltanat sembolü olarak kabul etmişlerdir. Padişah ve şehsade kaftanlarında sıkça kullanılmıştır.

 

munhaniMÜNHANİ
 

                 Kelime anlamı eğri demek olan münhani  XIII. ve XIV. Yüzyılla kadar rumi motifiyle beraberlik gösterir.

                   Selçuklu yazma eserlerinin tezhibinde mühim bir yer işgal eden münhani,  Beylikler Dönemi  Kur’an-ı Kerim’lerinde cazip örnekleriyle karşımıza çıkar. Osmanlı Döneminde önemini yitirmiştir.

                    Münhani tezyinatta kenar suyu  veya müstakil olarak kullanılır. Bunlar simetrik olduğu gibi aynı şeklin tekrarından meydana gelmiş yürüyen desenlerde olabilir.

 

runiRUMİ
 

               Türk sanatında hayvan figürü çok önemlidir. İlk açılan kurganlarda bulunan eserlerde hayvan figürlerine rastlanmıştır. Ayrıca rumi motifini hazırlayan motiflerde görülmektedir.

                 Daha sonraki devirlerde işlenen hayvan figürü çoğu zaman güçlü göstermek, hareketine hız katmak gayretiyle kanatlanmış ve bu kanatlar rumi motifine benzer şekillerle süslenmiştir.  IX. Ve X. Yüzyılda Uygurlara ait  “Bezeklik Freskinde” görülen rumi kanatlı ejderha tasviri elde bulunan en eski belgedir.

                 Karahanlı ve Gazneliler dönemlerinde hayvan figüründe bir motif olan rumi, desen haline gelecek kadar gelişmiş ve süsleme sanatında bir üslup olmuştur.

                  Rumi motif Büyük Selçuklularda önemli süsleme unsuru haline gelmiştir. Anadolu Selçuklularıyla gelişmesine devam eden rumi Osmanlı Döneminde zirve noktasına çıkmıştır.

                   Ruminin bir motif yada  bir üslup olduğu konusunda tartışmalar vardır. Bu tartışmaların sebebi rumi çizimlerinin tek başına birçok Türk sanatında kullanılmış olmasıdır. Netice olarak rumi  zengin ve itibarlı kullanılış sahasında hem üslup, hem de temel unsur kabul edilebilir.

                    Bir nokta üzerinde durulması gerekir: XVI. ve XVII. Yüzyıl Avrupa’sında ortaya çıkan  “arabask” terimine sık sık rastlanıyor. Bu kelimenin lügat manası “Arap tarzı, tuhaf, karmaşık” bir süsleme tarzıdır. Bu terim bilhassa Avrupalıya girift karmaşık gelen rumili üslup için de kullanılmıştır. Oysa rumi Uygur Türklerinden itibaren gelişerek geldiği ve ince hesap ve kurallarla çizildiği fark edilmemiştir. Bunu birçok Türk sanat tarihçisi de kullanmıştır. Araştırmalar şunu göstermiştir ki arabesk terimi açık ve belirgin bir tarzı ifade etmemektedir. Birçok sanat tarihçimizin de belirttiği gibi bu kavramı kullanmamak en doğru olanıdır.

                      Rumi Anadolu’ya ait demektir. Anadolu’ya “Diyar-ı Rum” denmesi sebebiyle rumi motifi bu adı almıştır. Bu sebeple bazıları bu motifin kaynağını eski Yunan olarak gösterirler. Bu doğru değildir. Gazeteci Ebuzziya Tevfik Bey bu kargaşayı önlemek için yazılarında rumi yerine türki   denilmesini önermiştir. Celal Esad Arseven de rumi yerine  “selçuki” ismini kullanmıştır.

 

RUMİ MOTİFİN ÇEŞİTLERİ

                Motif iki ana başlık altında toplanmaktadır: 

 A ) ÇİZİLİŞİNE GÖRE  : Sade rumi, dendanlı rumi, İşlemeli rumi, Sencide      

          rumi, sarılma rumi, Hurdelenmiş rumi.

    

     1- Sade Rumi  : Sade görünüşlü rumi  

   2- Dendanlı Rumi : Sade ruminin sınır çizgisi dendanlı çizilerek süslenmiş rumi.

     3- İşlemeli Rumi  : İrice bir ruminin içi hatayi grubu motiflerle süslenmişse  

          bu rumilere   işlemelim rumi denir.

     4- Sencide Rumi : Simetrik gibi düşünülebilirse de geometrideki manada

          simetrik  değildir.

     5- Sarılma Rumi : İsminden de anlaşılacağı gibi, üzerine sarılmış çıkmalarla

          süslü rumi  motiftir.

     6- Hurdelenmiş Rumi : İri bir rumi motifin  küçük rumilerle süslenmesiyle   

          elde edilen motiftir

 

B)   DESEN İÇİNDE ALDIĞI VAZİFEYE GÖRE : Ayırma Rumi, Tepelik,  

        Ortabağ, Hurde ,Rumi, Üç İplikRumi.

 1-     Ayırma Rumi : En çok kullanılan rumi çeşidi olup bölümleri ve paftaları birbirinden  ayırmak için kullanılır. Desene zenginlik katar.

2-     Tepelik : Desen içinde tepe noktalarına konulan, helezonlarda başlangıç teşkil eden ve simetrik bir şekil gösteren rumi motifidir.

3-     Ortabağ : Rumi çizimleri sırasında bir noktada toplanıp o noktadan tekrar ikiye  ayrılarak bölünen noktalara konan rumiye denir ki bu rumi bağlantı görevi yaptığı için  ortabağ ismi verilmiştir.

4-     Hurde Rumi : İrice rumi veya başka bir motifi süslemek için kullanılan küçük boy, sade rumi motifine verilen isimdir.

5-     Üç İplik Rumi : Üç ruminin birbiri içinden geçerek oluşturdukları rumi 

          çeşididir.

 

geometrik-motiflerGEOMETRİK MOTİFLER

                    Geometrik motifler türk süsleme sanatında önemli bir yer tutar. Özellikle Selçuklu döneminde çok yaygındır. Kare, dikdörtgen, üçgen, daire, poligon, baklava, yıldız, gibi geometrik formların birleşmesiyle oluşan ve evrenin sonsuzluğunu simgeleyen motifler olarak kullanılmıştır. Başlangıç ve bitişi belli değildir.

 

 ROZETLER 
                  Daire şeklinde olan bu motiflerin bazı sembolik anlamları vardır. Yaygın olarak kullanılmıştır. Kitap tezyinatında gülçe, nokta, hizip gülü gibi isimlerle kullanılır.

 

semseler

ŞEMSELER

                 Arapça güneş kelimesinden gelen, oval formlardan oluşan bu motiflerin çok çeşitleri cilt kapaklarında kullanılmıştır.

 

 

 

 

 

 

İsa CIDA