<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslami Yol... &#187; Üç Aylar ve Mübârek Günler, Geceler</title>
	<atom:link href="http://www.islamiyol.com/kategori/uc-aylar-ve-mubarek-gunler-geceler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamiyol.com</link>
	<description>Kur&#039;an&#039;ın Işığında...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 16:27:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Allame Tebatebai&#8217;nin kaleminden İmam Hüseyin&#8217;in hayatı.</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/allame-tebatebainin-kaleminden-imam-huseyinin-hayati.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/allame-tebatebainin-kaleminden-imam-huseyinin-hayati.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 21:55:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makâle]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Aylar ve Mübârek Günler, Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[Allahü Ekber]]></category>
		<category><![CDATA[Allame Tebatebai]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyin aşıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi aşk]]></category>
		<category><![CDATA[imam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[islami yol]]></category>
		<category><![CDATA[kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[kerbela ağlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7258</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; Büyük Filozofu ve Kuran Müfessiri Allame Tebatebaî&#8217;nin Kalemiyle:İmam Hüseyin&#8217;in Aşk ve Fedakârlık Dolu Hayatı İmam Hüseyin (a.s) Hz. Ali (a.s) ve Peygamber-i Ekrem’in kızı Hz. Fatıma’nın (a.s) ikinci oğludur. Hicretin dördüncü yılında dünyaya geldi. Büyük kardeşi İmam Hasan Mücteba (a.s) şehit olduktan sonra Allah’ın emri ve kardeşinin vasiyeti üzerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/11/Allame-Tebatebai.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-7260" title="Allame Tebatebai" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/11/Allame-Tebatebai-350x173.jpg" alt="" width="350" height="173" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Büyük Filozofu ve Kuran Müfessiri Allame Tebatebaî&#8217;nin Kalemiyle:İmam Hüseyin&#8217;in Aşk ve Fedakârlık Dolu Hayatı İmam Hüseyin (a.s) Hz. Ali (a.s) ve Peygamber-i Ekrem’in kızı Hz. Fatıma’nın (a.s) ikinci oğludur. Hicretin dördüncü yılında dünyaya geldi. Büyük kardeşi İmam Hasan Mücteba (a.s) şehit olduktan sonra Allah’ın emri ve kardeşinin vasiyeti üzerine imamet makamına ulaştı.İmam Hüseyin (a.s) on yıl imamet etti. Yaklaşık altı ay dışında bu müddetin tümü Muaviye’nin hilafeti zamanında en zor koşullar, acı durumlar ve en ağır baskılar altında geçti. Çünkü birinci olarak dini hükümler toplumda değerini kaybetmiş, hükümetin istekleri, Allah ve Resulünün düsturlarının yerini almıştı.</p>
<p>Büyük Filozofu ve Kuran Müfessiri Allame Tebatebaî&#8217;nin Kalemiyle:<br />
İmam Hüseyin&#8217;in Aşk ve Fedakârlık Dolu Hayatı<br />
İmam Hüseyin (a.s) Hz. Ali (a.s) ve Peygamber-i Ekrem’in kızı Hz. Fatıma’nın (a.s) ikinci oğludur. Hicretin dördüncü yılında dünyaya geldi. Büyük kardeşi İmam Hasan Mücteba (a.s) şehit olduktan sonra Allah’ın emri ve kardeşinin vasiyeti üzerine imamet makamına ulaştı.</p>
<p>İmam Hüseyin (a.s) on yıl imamet etti. Yaklaşık altı ay dışında bu müddetin tümü Muaviye’nin hilafeti zamanında en zor koşullar, acı durumlar ve en ağır baskılar altında geçti. Çünkü birinci olarak dini hükümler toplumda değerini kaybetmiş, hükümetin istekleri, Allah ve Resulünün düsturlarının yerini almıştı. İkinci olarak da Muaviye ve dostları mümkün olan bütün yollara başvurarak Ehl-i Beyt’i ve taraftarlarını ezip Ali’nin (a.s) ismini yok etmek istiyorlardı. Ayrıca Muaviye, oğlu Yezid’in hilafet temellerini atıp pekiştiriyordu. Halkın bir kısmı, hiçbir dini esas ve kurala kayıtlı olmadığından Yezid’in hilafetine razı değillerdi. Muaviye’de muhalefetlerin çoğalmasını önlemek için daha fazla baskıya başvuruyordu.</p>
<p><span id="more-7258"></span></p>
<p>İmam Hüseyin (a.s) isteyerek veya istemeyerek bu karanlık günleri arkada bırakıyor ve Muaviye tarafından yapılan her çeşit ruhsal işkence ve baskılara katlanıyordu. Hicretin altmışıncı yılında Muaviye öldü ve oğlu Yezid babasının yerine oturdu. Biat meclisinin kurulması, Araplar içerisinde saltanat, emirlik ve sair önemli konularda bir gelenekti. Toplum, özellikle da halk içinde tanınmış kişiler bu konularda sultana yahut Emire biat eli veriyorlardı. Biatin ardından itaatsizlik etmek bir kavim için büyük ar ve zillet sayılırdı. Aynı zamanda imzaladığı şeye boyun eğmekten kaçmak, kesin suç olarak bilinirdi. Hz. Peygamberin siretinde de baskı olmaksızın yapılan anlaşma ve ahit muteber sayılmıştır.</p>
<p>Muaviye hayattayken tanınmış şahsiyetlerden Yezid’e biat almıştı. Fakat İmam Hüseyin’e (a.s) dokunmayıp, biat teklifinde bulunmamıştı. Özellikle oğlu Yezid’e şöyle vasiyet etti: “Hüseyin bin Ali biat etmezse fazla ısrar etme ve öylece kalsın.” Çünkü Muaviye meselenin önünü arkasını ölçebilmekteydi.</p>
<p>Ancak Yezid, gururu ve pervasızlığı sonucu, babası ölünce onun vasiyetini unutup, Medine valisine, “Hüseyin’den benim hilafetim için biat iste, etmezse başını Şam’a gönder” diye emir verdi. Medine valisi Yezid’in isteğini İmam Hüseyin’e (a.s) duyurunca İmam ondan bu konuda düşünmesi için zaman aldı ve geceleyin ailesini de alarak Mekke’ye hareket etti. İmam İslam’da resmen emniyetli ve güvenceli yer olarak ilan edilen Allah’ın Haremi (Mekke’ye) sığındı.</p>
<p>Bu olay hicretin 60. yılında Recep ayının sonları ve Şaban ayının başlarında vuku buldu. İmam Hüseyin (a.s) yaklaşık dört ay Mekke’ye sığınarak yaşadı. Bu haber yavaş yavaş İslam ülkelerine yayıldı. Bir taraftan, Muaviye devrindeki haksızlıklara razı olmayıp, Yezid’in hilafetine karşı çıkanlar İmam Hüseyin’in (a.s) yanına gelip yardım edeceklerine dair söz veriyorlardı, bir taraftan da Irak’tan, özellikle Kûfe halkı aralıksız olarak mektup gönderip İmam Hüseyin’in (a.s) Irak’a gelip Müslümanlara önderlik ederek zulüm ve adaletsizliği yok etmesini ısrarla istiyorlardı. Elbette bu durum Yezid için çok tehlikeli idi.</p>
<p>İmam Hüseyin (a.s), hac mevsimine kadar Mekke’de ikamet etti. Müslümanlar İslam ülkelerinden grup grup hac amellerini yapmak için Mekke’ye akın ettiler. Bu arada İmam, Yezid’in kendisini öldürmek için hacı kılığında gizli bir grubu gönderdiği haberini aldı. Bunlar amel sırasında ihram elbiseleri altına gizledikleri silahlarla İmam Hüseyin’i şehit edeceklerdi.</p>
<p>İmam Hüseyin (a.s) hac amellerini yarıda keserek (rivayete göre umre haccına geçiş yapıp tavaf, sa’y amellerini yerine getirdikten sonra ihramdan çıkmışlardır), bir toplantıda kısa bir konuşma yapıp Irak’a hareket edeceğini bildirdi. Bu konuşmada şehit olacağını da bildirdi. Müslümanlardan onun yardımına koşmalarını ve bu hedef yolunda kanlarını vermelerini istedi. Ertesi gün de ailesi ve dostlarını alarak Irak’a yöneldi.</p>
<p>İmam Hüseyin (a.s) biat etmemeye kesin kararlıydı. Bu yolda şehit olacağını da iyi biliyordu. Yaygın fesat ortamı, fikirsel çöküş ve genel olarak toplumun tümü özel olarak da Iraklıların iradesizliği ile gücünü pekiştirmiş olan Ümeyye Oğullarının büyük ve korkunç savaş gücünün kendisini yaşatmayacağını biliyordu.</p>
<p>Tanınmış kişilerden bir grup, İmamın yanına gelip bu hareket ve kıyamın tehlikesini hatırlattılar. Fakat İmam cevaplarında şöyle buyurdu: ‘‘Ben biat etmeyeceğim. Zulüm ve fesat hükümetine boyun eğmeyeceğim. Nereye gitsem, nerede olsam beni öldüreceklerini biliyorum. Mekke’den ayrılmamın nedeni ise, kanımın dökülmesiyle Kâbe’nin hürmetinin zedelenmesini önlemektir.’’</p>
<p>İmam Hüseyin (a.s), Kûfe yoluna koyuldu. Daha Kûfe’ye bir kaç günlük yol varken, Kûfe’ye gönderdiği elçisinin ve tanınmış sadık dostlarından birinin, Yezid’in valisi tarafından şehit edilip yine onun emriyle ayaklarına ip bağlanarak, Kûfe sokaklarında gezdirildiğini duydu. Kûfe ve yöresinin sıkıca gözaltına alındığını ve İmam’la savaşacak teçhizatlı bir ordunun hazırlandığını duyunca, ölümden başka bir yol kalmadığını anladı. İşte burada şehit olmak için kesin karar aldığını açıkça belirtti ve Kûfe’ ye doğru yol almaya devam etti.</p>
<p>Kûfe’nin yaklaşık olarak yetmiş kilometre yakınlarında Kerbela ismindeki bir çölde Yezid’in ordusu onları ablukaya aldı. Sekiz gün burada kaldılar. Bu sırada günden güne abluka çemberi daralıyor ve sürekli düşmanın sayısı çoğalıyordu. Bilahare İmam (a.s), ailesi ve çok az sayıdaki ashabıyla birlikte, otuz bin kişiden oluşan ordunun muhasarasında kaldı.</p>
<p>Bu birkaç gün içinde İmam Hüseyin (a.s), ordusunun yerlerini ayarlayıp dostlarını tasfiye etmeye karar aldı. Kısa bir konuşmada ashabına seslenerek şöyle buyurdu: “Bizim ölüm ve şahadetten başka bir yolumuz yoktur. Ben biatimi sizden kaldırdım. Gitmek isteyen, gecenin karanlığından faydalanıp kendisini bu tehlikeli meydandan kurtarsın. Çünkü onlar bir tek beni öldürmek istiyorlar.”</p>
<p>Daha sonra ışıkların söndürülmesini emretti. Maddi maksatlar için İmam Hüseyin (a.s)’a koşulanlar ayrılıp dağıldılar. Sadece hak âşıklarından çok azı (40 kişiye yakın) yaren ve Beni Haşim’den olan akrabaları kaldılar.</p>
<p>İmam Hüseyin (a.s), yine kalanları toplayıp konuştu ve şöyle buyurdu: “ Sizden her kim isterse gecenin karanlığından faydalansın ve kendisini tehlikeden kurtarsın. Onlar bir tek beni istiyorlar.’’ Fakat bu defa İmam’ ın vefalı dostları bir bir kalkıp, biz hiçbir zaman senin önder olduğun hak yolundan dönmeyeceğiz, elimiz kılıç tutana, damarımızda kan akana dek savaşıp senin hürmetini koruyacağız, senin temiz eteğinden kopmayacağız, diye çeşitli beyanlarda bulundular.</p>
<p>Muharrem ayının dokuzuncu gününün sonlarında son teklif (biat veya savaş) düşman tarafından İmam’a ulaştı. İmam (a.s.), o geceyi ibadet için mühlet alıp yarınki savaşa hazırlandı.</p>
<p>Hicretin 61. Yılı Muharrem ayının 10. günü İmam, bir avuç dostlarıyla (toplamı doksan kişiden azdı. Kırk kişi önceden yanında olanlar, otuzdan biraz fazlası savaş günü ve gecesi düşman ordusundan dönenler ve diğerleri de İmam’ın Haşimî akrabaları; örneğin oğulları, kardeşleri, kardeşinin ve kız kardeşinin oğulları ve amcaoğullarıydı) sayısız düşman ordusu karşısında saf oluşturdular ve savaş başladı.</p>
<p>O gün sabahtan akşama kadar savaştılar. İmam Hüseyin, Haşimî gençleri ve sair dostları son nefere kadar şehit oldular. (Şehitlerin içinde İmam Hasan’ın (a.s) iki küçük oğlu, İmam Hüseyin’in bir küçük oğlu ve daha kundakta olan bir yavrusunu da saymalıyız.)</p>
<p>Savaş bittikten sonra düşman ordusu, İmam’ın (a.s) haremini yağmaladılar ve çadırları ateşe vererek şehitlerin başını kesip elbiselerini çıkardılar. Cesetleri defnetmeden, sığınaksız kızlardan ve kadınlardan oluşan Ehl-i Beyt esirlerini şehitlerin başlarıyla birlikte Kûfe’ye doğru yola koydular. (Esirlerin içinde erkek olarak İmam Hüseyin (a.s)’ın yirmi iki yaşındaki oğlu İmam Zeynel Abidin (a.s) ağır hasta olarak, bir de onun oğlu İmam Muhammed bin Ali ve İmam Hasan’ın (a.s) oğlu Hasan-ül Müsenna bulunuyorlardı. Hasan-ül Müsenna savaşta ağır yaralı olarak şehitlerin içinde kalmıştı fakat son anlarda yaşıyor olarak bulundu. Düşman komutanlarının birinin arabuluculuğuyla başı kesilmedi ve esirlerle birlikte Kûfe’ye götürüldü). Kûfe ‘den de Dimeşk ‘e, Yezid‘in yanına götürüldüler.</p>
<p>Kerbela vakası, kadınların esir alınıp şehirlerde gezdirilmesi ve (esirler içinde bulunan) Hz. Ali’nin (a.s) kızı Hz. Zeynep ve İmam Zeynel Abidin’in Kûfe ve Şam’daki toplantı yerlerinde konuşmaları ile birlikte, Ümeyye oğullarını rezil etti ve Muaviye’nin yıllarca yaptığı propagandayı etkisiz bıraktı. Hatta Yezid, Kerbela’da memurları eliyle yapılan bu işlerden kendisini temizlemeye çalıştı. Kerbela vakıası, etkisi geç olmasına rağmen, Ümeyye oğullarını saltanattan düşürmekle birlikte, Ehlibeyt sevgisinin kökleşmesinde büyük bir etkendi. Kerbela olayının kısa vadeli etkisi ise çeşitli kıyamlar ve bunun yanı sıra da on iki yıl süren kanlı savaşlardır. Öyle ki, İmam Hüseyin’ in (a.s) katillerinden hiçbiri intikamdan kaçıp kurtulamadı.</p>
<p>Tarihin İmam Hüseyin (a.s) ve Yezid’le ilgili bölümünü okuyup o zamanın hâkim sistemini araştıranlar bilirler ki, İmam’ın tek seçeneği şehit olmaktı. İslâm dininin apaçık ezilmesine neden olan biat, hiçbir koşulda İmam Hüseyin için mümkün değildi.</p>
<p>Çünkü Yezid, İslâm dinine ve kanunlarına saygı göstermemekle yetinmeyip, İslâm’ı açıktan açığa ezmeye çalışan bir hâkimdi.</p>
<p>Hâlbuki ondan öncekiler, dine, din adına muhalefet ediyorlar ve zahirde dine saygı gösteriyorlardı. Hatta halkın inandığı Peygamber (s.a.a.) ve sair dini şahsiyetlere yardım edip, onların yanında bulunmuş olmakla övünüyorlardı.</p>
<p>Bunları göz önüne aldığımızda, bazı tarihçilerin İmam Hasan ve İmam Hüseyin hakkında ortaya sürdüğü görüşlerin yanlışlığı ortaya çıkıyor. Deniliyor ki: İmam Hasan ve İmam Hüseyin iki değişik tabiata sahiptiler; İmam Hasan sulhsever idi. Kırk bin askeri olmasına rağmen barışı kabul etti. Fakat İmam Hüseyin savaşçı bir ruha sahipti ve savaşı tercih etti. Kırk kişi adamı olmasına rağmen Yezid‘le savaşa kalkıştı.</p>
<p>Bu söz yanlıştır, çünkü görüyoruz ki Yezid’e biat etmeyi kabul etmeyen İmam Hüseyin (a.s), on yıl boyunca kardeşi gibi Muaviye’ nin hükümeti döneminde yaşadı, ama hiçbir zaman muhalefet göstermedi. Gerçekten de İmam Hasan ve İmam Hüseyin (Allah’ın selamı üzerlerine olsun) Muaviye ile savaşsalar da öldürüleceklerdi ve onların ölümünün İslâm’a hiçbir (ciddi) faydası olmayacaktı. Çünkü kıyam, kendisini doğru yolda gösteren, sahabelik vasfına sahip, vahiy yazarı ve müminlerin dayısı olarak tanınan, her türlü kurnazlığa başvuran Muaviye’nin siyaseti karşısında etkili olmayacaktı. Kaldı ki elindeki imkânları kullanıp, onları kendi dostları vasıtasıyla öldürterek sonra yas tutmaya başlayabilir ve kanlarını almaya kalkabilirdi. Nitekim üçüncü halifeye de aynen böyle yapmıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/allame-tebatebainin-kaleminden-imam-huseyinin-hayati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muharrem Ayı ve Aşure Günü</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/muharrem-ayi-ve-asure-gunu.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/muharrem-ayi-ve-asure-gunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Nov 2011 10:10:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ehli Beyt]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Aylar ve Mübârek Günler, Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[Allahın ayı]]></category>
		<category><![CDATA[allahın ayları]]></category>
		<category><![CDATA[Âşûra]]></category>
		<category><![CDATA[Âşûra Günü]]></category>
		<category><![CDATA[aşure]]></category>
		<category><![CDATA[Aşure Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Aşure günü nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet gençleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fecr Sûresi]]></category>
		<category><![CDATA[Hazret-i İmam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.)]]></category>
		<category><![CDATA[hz.abbas]]></category>
		<category><![CDATA[hz.hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.hüseyinin şehadeti]]></category>
		<category><![CDATA[İbni Ziyad]]></category>
		<category><![CDATA[İbni Ziyad kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[ırak kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela faciası]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kerbela olayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela şehitleri]]></category>
		<category><![CDATA[kerbelada]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbelanın önemi]]></category>
		<category><![CDATA[muharrem ayı]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem ayı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem Ayı ve Aşure Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem ayının 10. günü]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem ayının fazileti]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem ayının önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Şehrullahi'l-Muharrem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7249</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Şehrullahi&#8217;l-Muharrem&#8221; olarak meşhur olan, yani &#8220;Allah&#8217;ın ayı Muharrem&#8221; olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. Allah&#8217;ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah&#8217;ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir. Âşura Günü ise Muharrem&#8217;in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/muharrem-ayi-ve-asure-gunu.html/thumbs_asuramuharrem-7" rel="attachment wp-att-7251"><img class="alignleft size-full wp-image-7251" title="thumbs_asuramuharrem" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/11/thumbs_asuramuharrem1.gif" alt="" width="200" height="185" /></a></p>
<p>&#8220;Şehrullahi&#8217;l-Muharrem&#8221; olarak meşhur olan, yani &#8220;Allah&#8217;ın ayı Muharrem&#8221; olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.</p>
<p>Allah&#8217;ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah&#8217;ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.<br />
Âşura Günü ise Muharrem&#8217;in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.</p>
<p>Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.<br />
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan &#8220;On geceye yemin olsun&#8221; ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.<br />
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem&#8217;in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(1)</p>
<p><span id="more-7249"></span>Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.</p>
<p>Bugüne &#8220;Âşura&#8221; denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:</p>
<p>1. Allah, Hz. Musa&#8217;ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.<br />
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.<br />
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.<br />
4. Hz. Âdem&#8217;in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.<br />
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.<br />
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.<br />
7. Hz. Davud&#8217;un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.<br />
8. Hz. İbrahim&#8217;in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.<br />
9. Hz. Yakub&#8217;un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf&#8217;un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.<br />
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.</p>
<p>Hz. Âişe&#8217;nın belirttiğine göre, Kabe&#8217;nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.</p>
<p>İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.</p>
<p>Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine&#8217;ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.<br />
&#8220;Bu ne orucudur?&#8221; diye sordu.<br />
Yahudiler, &#8220;Bugün Allah&#8217;ın Musa&#8217;yı düşmanlarından kurtardığı Firavun&#8217;u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur&#8221; dediler.<br />
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, &#8220;Biz, Musa&#8217;nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz&#8221; buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(3)</p>
<p>Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.</p>
<p>Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:<br />
&#8220;Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine&#8217;ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.&#8221; &#8216;Buhari, Savm: 69.</p>
<p>O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. &#8220;İsteyen tutar, isteyen terk edebilir&#8221; buyurdu.(4) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.<br />
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.<br />
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:</p>
<p>&#8220;Ramazan&#8217;dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?&#8221;<br />
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, &#8220;Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah&#8217;ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir&#8221; buyurdu.(5)<br />
Yine Tirmizi’de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
&#8221;<br />
Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.&#8221;(6)<br />
&#8220;Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah&#8217;ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.<br />
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, &#8220;Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir&#8221; demektedir.<br />
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem&#8217;in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.</p>
<p>Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.<br />
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü&#8217;minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.</p>
<p>Bîr hadiste şöyle buyurular: &#8220;Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.&#8221;(9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.</p>
<p>Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem&#8217;ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ&#8217;da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin&#8217;i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.</p>
<p>Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah&#8217;ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eğen her mü&#8217;min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir &#8220;yas merasimi&#8221; haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/muharrem-ayi-ve-asure-gunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KADİR GECESİ</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/kadir-gecesi-2.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/kadir-gecesi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Aug 2011 14:04:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Üç Aylar ve Mübârek Günler, Geceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5263</guid>
		<description><![CDATA[En nurlu ve feyizli geceyi Kadir Gecesinde idrak ederiz. Kur&#8217;ân&#8217;da adı geçen tek ay Ramazan ayıdır; tek gece de Kadir Gecesidir. Bu bereketli saatlerin şeref ve kıymetini Kâinatın Rabbi Sevgili Habibine haber vermektedir. Bu gecenin faziletine o kadar değer verilmektedir ki o vakitlerde tecelli edecek rahmetin ve ruhanî hâdiselerin anlatılması için müstakil bir sûre inmiştir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/kadir-gecesi-2.html/05092010154452kadirgecesi-6" rel="attachment wp-att-5264"><img class="alignleft size-full wp-image-5264" title="05092010154452kadirgecesi" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/08/05092010154452kadirgecesi5.jpg" alt="" width="244" height="204" /></a>En nurlu ve feyizli geceyi Kadir Gecesinde idrak ederiz. Kur&#8217;ân&#8217;da adı geçen tek ay Ramazan ayıdır; tek gece de Kadir Gecesidir. Bu bereketli saatlerin şeref ve kıymetini Kâinatın Rabbi Sevgili Habibine haber vermektedir. Bu gecenin faziletine o kadar değer verilmektedir ki o vakitlerde tecelli edecek rahmetin ve ruhanî hâdiselerin anlatılması için müstakil bir sûre inmiştir. Bu sûre Kadr Süresidir.<br />
Yine Cenâb-ı Hak bu gecenin kudsiyetini bildirmek için beş âyetli bir sûrede üç defa &#8220;Leyletü&#8217;l-Kadr&#8221; ifadesini açıkça zikretmektedir:<br />
<span id="more-5263"></span></p>
<p>&#8220;Şüphesiz o Kur&#8217;ân&#8217;ı Kadir Gecesinde indirdik. Bilir misin Kadir Gecesi nedir? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.&#8221;</p>
<p>Ulvî hâdiseler de sûrenin sonunda şöyle ifade buyurulur :</p>
<p>&#8220;O gecede melekler ve Cebrail Rablerinin izniyle her iş için arka arkaya iner. O gece tan yerinin aydınlanmasına kadar bir selâmettir.&#8221;</p>
<p>Kadir Gecesinin en önemli özelliği cin ve insanlara iki cihan saadeti bahşeden kâinat kitabının ezelî bir tercümesi olan yüce kitabımız Kur&#8217;ân-ı Kerimin bu gecede ilk olarak dünya semasına indirilmesidir. Daha sonra ise ihtiyaca göre âyet âyet veya sûreler halinde vahyin mazharı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselama Cebrail (a.s.) vasıtasıyla takdim edilmiş olmasıdır.</p>
<p>Yine bu mübarek gecede insanlığın ebedî refahına sebep olacak ona bereketli bir ömrü kazandıracak bir fırsat verilmektedir. Bu geceyi dua zikir ve ibadetle geçiren kişi ancak seksen sene gibi uzun bir ömürde kazanabileceği ecir ve sevabı bir gecede elde etme bahtiyarlığına ermiş olacaktır.</p>
<p>Bu gecedeki İlâhî ziyafete ve Kur&#8217;ânî sofraya başta Kur&#8217;ân-ı Mübini Resulullah Aleyhissalâtü Vesselama vahiy yoluyla getiren Cebrail olmak üzere melekler de inerek şenlendirirler. Kalb ve basîreti açık olan mü&#8217;minlere uhrevî âlemden manzaralar sergilenir. Meleklerin pey der pey inmesiyle yeryüzü manevî bir tazyike maruz kalır. Dünya adetâ onlara dar gelmeye başlar. Mü&#8217;minlerin etrafını kuşatarak onlara Rablerinin bağış ve rahmetini müjdelerler. Tan yeri ağarıncaya kadar devam eden bu ulvi tecelli ümmet-i Muhammed&#8217;in gönüllerine engin bir huzur ve saadet dalgası estirir.</p>
<p>Kadir Gecesinde böyle nurlu hâdiselerin yıldönümlerini idrak ederiz. Onun kadrini bilmekle de feyiz ve bereketinden dünyayı kuşatan nuranî havasından istifade etmiş oluruz.</p>
<p>Bin aydan hayırlıdır denmesinin hikmeti nedir?</p>
<p>&#8220;Bin ay&#8221; seksen üç sene dört aylık bir süreye tekabül eder. Geçmişteki salih kimselerin bir ömür boyu kazandıkları manevi mertebeyi bir gece içinde elde etme fırsatıdır. Resulullah (a.s.m.) sahabilere İsrailoğullarından bir kimsenin Allah yolunda bin ay boyunca silâhlı olarak cihat ettiğini anlatmıştı. Sahabiler bunu duyunca şaşırdılar ve kendi amellerini az gördüler. Bunun üzerine Kadir Suresi indirildi.</p>
<p>Başka bir rivayette Peygamberimiz Sahabilere İsrailoğullarından dört kişinin seksen sene boyunca hiç günah işlemeden ibadet ettiklerini anlattı. Sahabiler bunu hayretle karşıladı. Cebrail Aleyhisselâm geldi &#8220;Yâ Muhammed ümmetin o birkaç kişinin seksen sene ibadetinde hayrete düştüler. Allah sana ondan daha hayırlısını indirmiştir&#8221; diyerek Kadir Suresini okudu ve &#8220;İşte bu senin ve ümmetinin hayran kalışından daha hayırlıdır&#8221; buyurdu.(Hak Dini Kur an Dili. 6:4592)</p>
<p>Diğer bir rivayette Resulullah’a bütün ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Kendi ümmetinin ömrünü kısa görünce ömrü uzun olan ümmetlerin amellerini düşündü. Kendi ümmetinin bu kısa ömürlerinde yaptıkları amellerle onlara ulaşamayacakları endişesi içinde üzüldü. Yüce Allah da Habibine bu üzüntüsüne mukabil Kadir Gecesini vererek diğer ümmetlerin bin yılından daha hayırlı kıldı. (Muvatta. ıtikâf:6)</p>
<p>Kadir Suresi bu hadiseler üzerine nazil olmuştur.<br />
Bu sure Sahabilerin üzüntüsünü hafifleten bir suredir.</p>
<p>Kadir Gecesi hüküm gecesi demektir. Duhan Suresinde açıklandığı üzere İlâhi takdirce belirtilen hükümler Kadir Gecesinde ayırd edilir. Bu anlamda Kadir Gecesine takdir gecesi diyenler de vardır. Aslında eşyanın işlerin ve hükümlerin miktar ve zamanları ezelde takdir edildiği için burada söz konusu olan takdir önceden tespit edilen kader programının yerine getirilmesiyle ilgili planların hazırlanmasıdır. (Duhan Suresi 3.)</p>
<p>&#8220;Kadr&#8221; kelimesinde &#8220;tazyik&#8221; manası da vardır. Buna göre o gece yeryüzüne o kadar çok melek iner ki dünya onlara dar gelir.</p>
<p>Bir hadiste &#8220;O gece yeryüzüne inen meleklerin sayısı çakıl taşlarının sayısından çok daha fazladır&#8221; buyurularak buna işaret edilir.</p>
<p>Kadir Gecesinin Ramazan&#8217;ın hangi gecesine rastladığı hususunda pekçok rivayet olmakla birlikte Ramazan&#8217;ın son on gününde aranması tavsiye edilmiştir. Bazı hadis-i Şeriflerden de 27. gecesine denk geldiği bildirilmektedir. &#8220;Onu yirmi yedinci gecede arayınız&#8221; mealindeki hadis bu hususa işaret etmektedir. (Müsned 2:27)</p>
<p>Bu rivayetlerin ışığında İslâm âlimleri Kadir Gecesinin Ramazan&#8217;nın yirmi yedinci gecesi olarak kabul etmiş ve böylece Müslümanlar o geceyi Kadir Gecesi niyetiyle ihya edegelmişlerdir.</p>
<p>Bunun için mü&#8217;minler mümkün mertebe vakit ve imkânları ölçüsünde Kadir Gecesini değerlendirmeye çalışırlar. Uyku ve istirahatla geçirmemeye gayret ederler. Çünkü bu gecede herbir Kur&#8217;ân harfine otuz bin sevap verilmektedir. Diğer ibadetlerin sevabı da o nisbette artış göstermektedir.</p>
<p>Kadir Gecesini değerlendirmek ve o vaktin feyiz ve bereketinden istifadeyi arttırmak için namaz kılınır Kur&#8217;ân okunur Kur&#8217;ân tefsirleri mütâlâa edilir. Zikredilir salavat-ı şerife getirilir. Dualar edilir Allah&#8217;a niyaz ve tazarruda bulunulur. Fakir ve kimsesizler doyurulur bol bol sadaka verilir. Hâsılı her vesileyle vakit nurlandırılır. Kadir Gecesinin getireceği büyük kazanç hakkında rivayet edilen hadisler en güzel teşvik mahiyetini taşımaktadır.</p>
<p>&#8220;Kim inanarak sevabını ancak Allah&#8217;tan bekleyerek Kadir Gecesinde kıyam üzere olursa (uyanık kalıp ihya ederse) geçmiş günahları affedilir.&#8221; (Buhari Siyam: 71 ıbni Mâce Dua)</p>
<p>Kadir gecelerinin başlangıcı ve aynı zamanda, Ehl-i Beyt imamlar halkasının baş tacı, Allah’ın Arslanı, ilim kapısı, Hz. Hasan ve Hüseyin’in sevgili babaları ve İslam tarihinde ilk “mihrab şehidi” hazreti İmam Ali’nin (sa.) de, şehadetine vesile olan “namaz’da iken başına aldığı kılıç darbesi”nin yıldönümünü yeniden anıyoruz.</p>
<p>Kadir Gecemiz, Dünya Müslümanları ve Mustazaflarına Mübarek Olsun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/kadir-gecesi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan Risalesi  (29. Mektup)</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/ramazan-risalesi-29-mektup.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/ramazan-risalesi-29-mektup.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Aug 2011 13:34:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rîsâle-i Nûr]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Aylar ve Mübârek Günler, Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[29. Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[ehl-i iman]]></category>
		<category><![CDATA[el Fatiha]]></category>
		<category><![CDATA[hayat-ı şahsiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[nefsin terbiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan risale]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan risalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan-ı Şerif]]></category>
		<category><![CDATA[risale]]></category>
		<category><![CDATA[rubûbiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[şeref-i keramet]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5187</guid>
		<description><![CDATA[İkinci Risale olan İkinci Kısım Ramazan-ı Şerife dairdir. &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; [Birinci kısmın âhirinde şeair-i İslâmiyeden bir nebze bahsedildiğinden şeairin içinde en parlak ve muhteşem olan Ramazan-ı Şerife dair olan bu ikinci kısımda, bir kısım hikmetleri zikredilecektir. Bu İkinci Kısım, Ramazan-ı Şerifin pek çok hikmetlerinden dokuz hikmeti beyan eden "Dokuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Risale olan İkinci Kısım</p>
<p>Ramazan-ı Şerife dairdir.<br />
<a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/08/01.jpeg"><img class="alignnone size-full wp-image-5191" title="01" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/08/01.jpeg" alt="" width="236" height="214" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>[Birinci kısmın âhirinde şeair-i İslâmiyeden bir nebze bahsedildiğinden<br />
şeairin içinde en parlak ve muhteşem olan Ramazan-ı Şerife dair olan bu ikinci kısımda,<br />
bir kısım hikmetleri zikredilecektir.</p>
<p>Bu İkinci Kısım, Ramazan-ı Şerifin pek çok hikmetlerinden dokuz hikmeti beyan eden "Dokuz Nükte"dir.]</p>
<p>بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ</p>
<p>شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِى اُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَ بَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى </p>
<p>وَ الْفُرْقَانِ</p>
<p><span id="more-5187"></span><br />
“O Ramazan ayı ki, insanlara doğru yolu gösteren, apaçık hidayet delillerini taşıyan<br />
ve hak ile bâtılın arasını ayıran Kur’ân, o ayda indirilmiştir.”</p>
<p>(Bakara Sûresi, 2:185.)</p>
<p>BİRİNCİ NÜKTE</p>
<p>Ramazan-ı şerifteki savm, İslâmiyetin erkân-ı hamsesinin birincilerindendir.<br />
Hem şeâir-i İslâmiyenin âzamlarındandır.&#8221;</p>
<p>Şeâir: Alâmet; İslâmın alâmeti olan şeyler, manalarına geliyor. Bilmediğimiz bir batı ülkesine gittiğimizde, orada birinden gördüğümüz İslamı direkt anımsatan hareketler İslam şeairi oluyor. Namaz, oruç gibi. Mesela en büyük İslam şeairlerinden birisi Namaz dır. Dünyanın neresinde olursa olsun namaz kılan birini görürsek, o bize sadece İslamı anımsatır. Bunun gibi ezan, minare, besmele, (Birinci Sözde de İslam nişanı olarak geçer.) selam da İslamın büyük şeairlerindendir, Yani şeair-i İslamiyenin azamlarındandır. Ve bu şeairler tebliğ vazifesi görmesi hasebiyle de dikkat çekicidir.</p>
<p>Mesela Ramazan ayında bir ordu misali Oruç tutan tüm Müslümanlar bu tebliğ vazifesine büyük katkıda bulunuyorlar. Adeta bir ay boyunca tüm dünyanın ilgi odağı oluyorlar. Üstad Hazretleri Risale-i Nurlarda &#8220;Bizler hakaik-i İslamiyenin kemalatını efalimizle izhar etsek, sair dinlerin etbaları, fevc fevc kıtalarla İslamiyete dehalet edeceklerdir.&#8221; sözüyle bizlere lisan-ı hal diliyle yaptığımız, fiilen işlediğimiz İslami güzelliklerin, ne kadar mühim sonuçları olabileceğini gِösteriyor. Ve bu fiiller İslamın büyük şeairlerinden de olursa; (ORUÇ GİBİ) neticenin bu cümledeki gibi olması kaçınılmaz oluyor. Müslümanların bu şeairleri uygulaması sonucunda İslama girenlerin sayısının hiçte az olmadığını görüyoruz. Çünkü aşağıdaki ifadelerden de anlıyacağımız gibi her bir şeair başlı başına bir hocalık, muallimlik vazifesi görüyor, tebliğ rolünü üstleniyor. Şeairleri hal diliyle gösteren Müslüman kardeşlerimiz de bu rolü üstlenmede büyük katkı sağlıyorlar.</p>
<p>Şimdi Lemeattaki şu ifadelere bir göz atalım.</p>
<p>&#8220;Bir zâtı gördüm ki yeis ile müptelâ, bedbinlikle hasta idi.<br />
Dedi: Ulemâ azaldı, kemiyet keyfiyeti. Korkarız, dinimiz sönecek de bir zaman.<br />
Dedim: Nasıl kâinat söndürülmezse, iman-ı İslâmî de sönemez.<br />
Öyle de, zeminin yüzünde çakılmış mismarlar hükmünde her an Olan<br />
İslâmî şeâir, dinî minarat, İlâhî maâbid, şer’î maâlim itfâ olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be an.<br />
Herbir mâbed bir muallim olmuş,tab’ıyla tabâyie ders verir.<br />
Her maâlim dahi birer üstad olmuştur;onun lisan-ı hâli eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan.&#8221;<br />
Herbir şeâir bir hoca-i dânâdır; ruh-u İslâmı daim enzâra ders veriyor.&#8221;</p>
<p>İşte, Ramazan-ı Şerifteki orucun çok hikmetleri,<br />
hem Cenâb-ı Hakkın rububiyetine,<br />
hem insanın hayat-ı içtimaiyesine,<br />
hem hayat-ı şahsiyesine,<br />
hem nefsin terbiyesine,<br />
hem niam-ı İlâhiyenin şükrüne bakar hikmetleri var.</p>
<p>Cenâb-ı Hakkın rububiyeti noktasında orucun çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:<br />
Cenâb-ı Hak, zemin yüzünü bir sofra-i nimet suretinde hâlk ettiği<br />
ve bütün envâ-ı nimeti o sofrada (“Umulmadı‎k yerlerden.”Talâk Sûresi, 65:3)<br />
bir tarzda o sofraya dizdiği cihetle, kemâl-i Rububiyetini<br />
ve Rahmâniyet ve Rahîmiyetini o vaziyetle ifade ediyor.<br />
İnsanlar, gaflet perdesi altında ve esbab dairesinde,<br />
o vaziyetin ifade ettiği hakikati tam göremiyor, bazen unutuyor.</p>
<p>Ramazan-ı Şerifte ise, ehl-i iman, birden muntazam bir ordu hükmüne geçer.<br />
Sultan-ı Ezelinin ziyafetine davet edilmiş bir surette, akşama yakın &#8220;Buyurunuz&#8221; emrini bekliyorlar gibi<br />
bir tavr-ı ubudiyetkârâne göstermeleri, o şefkatli ve haşmetli ve külliyetli Rahmâniyete karşı,<br />
vüs&#8217;atli ve azametli ve intizamlı bir ubudiyetle mukabele ediyorlar.</p>
<p>Acaba böyle ulvî ubudiyete ve şeref-i keramete iştirak etmeyen insanlar, insan ismine lâyık mıdırlar?<br />
Allah&#8217;ın cc. bizlere yapmamızı emrettiği ibadetlerin hiçbirisi yoktur ki onlarda birçok hikmet olmasın. Her ibadette Rabbimiz sayısız hikmetler gözetmiştir. Tutmuş olduğumuz Ramazan Orucu&#8217;nunda sayısız hikmetleri elbette var. Bu hikmetlerden Allahın Rububiyeti noktasındaki hikmeti üzerinde duralım inşallah.</p>
<p>RUBUBİYET : Cenâb-‎ Hakk‎n her zaman, her yerde ve her mahlûka muhtaç olduğu ş‏eyleri vermesi, onu terbiye etmesi ve idâresi alt‎nda bulundurmas‎ı vasf‎ı.</p>
<p>Cenab-ı‎ Hak ‏şu gördüğümüz yeryüzünü öyle bir tarzda yaratmış‎t‎ır ki; bir cihetle tüm varl‎klar‎n istifade edebileceği geniş‏ ve büyük bir sofra hükmüne getirmi‏ş. Öyle bir sofra ki; bütün canlı‎ türleri o azim sofradan istifade ediyor ve her nevin, her tür canl‎ın‎ın o sofradan kendine uygun rı‎z‎ıklar‎ı bulmas‎ı mümkün. Mesela Allah bir ku‏şu yaratı‎rken onun terbiyesi, idaresi için gereken en uygun rı‎zk‎ı da yaratmay‎ı ihmal etmemiş‏. Ar‎ıy‎ı yaratm‎‏ış, çiçeği de yaratm‎‏ış. İneği yaratmış‎‏, otsuz b‎ırakmamış‎‏. Her canl‎ın‎ın ne ihtiyac‎ı varsa, onu yarat‎ırken onun ihtiyac‎ı olan ş‏eyleri de beraberinde halketmiş‏. Hepimizin havaya ihtiyac‎ var ve yaş‏ad‎ığım‎ız dünyada da hava var. Suya ihtiyac‎ım‎ız var, dünyada su da var. Yani ş‏u koca yeryüzü hepimizin idaresi ve terbiyesine gereken r‎ız‎ıklarla dolup taşı‏‎yor. Cenab-‎ı Mevlam bu r‎ız‎kılar‎ı tam ihtiyacı‎mıza uygun ş‏ekilde ve zaman da yarat‎ıyor. Karpuza en çok ihtiyaç hissettiğimiz mevsim yaz ve onu yaz mevsiminde yarat‎ıyor. K‎ış ortası‎nda yaratm‎yor. Bu suretle bizlere Rububiyetindeki mükemmelliğini, bilerek, görerek, hikmetle herşeyi yaptığını, Rahmaniyetini, Rahimiyetini, merhametini, ‏şefkatini, r‎ız‎ıkland‎ır‎ıc‎ılığın‎ı gِösteriyor.</p>
<p>Evet Allah‎&#8217;ın nimetleri hep gِözümüzün önünde, sebeplere taksim edilmeyecek kadar da aş‏ikar asl‎ında. Çünkü ihtiyaçla, ihtiyaç sahibi arası‎nda bir uygunluk var. ihtiyaç sahibini bilen aynı‎ zamanda ihtiyacı‎nı‎n ne olduğunu da biliyor, gِörüyor. Bunu mü‏şahede edebiliyoruz. Yukarı‎daki örnekler sadece bir kaç‎ı. Peki bu yeryüzü sofras‎nı‎n en mü‏şerref misafirleri olan insanlar, bu nimetlerin ne kadar fark‎ındayı‎z. Bütün mahlukat kendine uygun hamd-ü senas‎ın‎ı Rabbine dile getirirken, insanlar‎ın bundan çoğunlukla uzak kald‎kları‎n‎ı gِörüyoruz. Hatta bu sofranı‎n daha da k‎ymetli misafirleri olan Müslümanlar‎ın dahi, bu nimetlerden gaflet içinde olduğunu gِörüyoruz.</p>
<p>Mesela inek süt veriyor, sütü ineğin iyi beslenmesinden biliyoruz. Arı‎ bal yap‎ıyor, bu sene çiçek çoktu diyoruz. Birisi bize sevdiğimiz bir yiyecek ya da bir hediye verse, ona minnet ediyoruz, onu tek sebep olarak gِörüyoruz o nimetin bize ula‏şmas‎ında. Halbuki o sebepler ancak araç‎ olabilirler. O sebeplerin arkas‎nda iş‏leyen bir el vardı‎r. Sebepleri tanzim eden Biri vard‎r. Bir Müsebbib vardı‎r. Bizler zahire gِre hükmettiğimizdendir ki; bize en son hangi elle gelmiş‏se bir nimet, nimeti ondan biliyoruz, gaflete düş‏üyoruz. Birinci Sِözde de geçtiği gibi; &#8220;Bir padi‏şah‎ın k‎ymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adam‎ın ayağını öpüp, hediye sahibini tan‎ımamak ne derece belahet ise; öyle de, zahiri mün&#8217;imleri medih ve muhabbet edip, Mün&#8217;im-i Hakiki&#8217;yi unutmak, ondan bin derece daha belahattir&#8221;</p>
<p>Evet bizler bu veciz ifade de olduğu gibi, k‎ıymettar hediye kimden gelmi‏şse tabiri caizse onun ayağın‎ı öpüyoruz. As‎ıl hediyeyi göndereni aklı‎mı‎za bile getirmiyoruz.</p>
<p>İşte Ramazan-ı‎ Şerifteki Oruç bizleri bu gafletten uyandı‎r‎ıyor. Gün içerisinde midemizin yemeğe, suya artan ihtiyac‎ı, Rabbimizin nimetlerini hatı‎rlamamı‎za ve onlar‎ın k‎ymetlerini idrak etmemize vesile oluyor. Allah&#8217;ın Rububiyetinin faaliyetlerini ihtar ediyor bize orucumuz. İftar vaktinde tüm Müslümanlar bir ses bekliyor, bir i‏şaret bekliyor ayn‎ı orduya has bir nizam içinde. Tüm ordu külli itaatini sunuyor Padi‏şah‎ına, umumi ve azim bir ubudiyet içerisine giriyoruz. Tüm İslam alemi bir sofra etraf‎nda toplanmış‎‏, Rabbinin emrini bekliyor hissini yaş‏atı‎yor insana. İftara yakı‎n o dakikalarda sofranı‎n ba‏‎şında beklemek Sünnettir. Biz o sünneti ya‏şarken aynı‎ zamanda o nimetlerin nereden geldiğini anlama f‎rsat‎ın‎ı bulmuş‏ oluyoruz. Nimetlerin gerçek anlamda fark‎ına varma f‎ırsat‎ı buluyoruz.</p>
<p>Dü‏şünelim; Senede bir defa Ramazan ay‎ı olmasa, ne zaman oturup o nimetleri bize vereni dü‏şünüp hamdini yapar‎ız, ya da bunu ne kadar yaparız ? Ne kadar tefekkür ederiz o nimetleri vereni ? &#8220;Acaba bِöyle ulvî ubudiyete ve ‏şeref-i keramete iş‏tirak etmeyen insanlar, insan ismine lây‎ık m‎ıd‎ırlar?&#8221;</p>
<p>سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ</p>
<p>el Fatiha<br />
<!--more--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/ramazan-risalesi-29-mektup.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Berat Kandili ve Özellikleri</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/berat-kandili-ve-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/berat-kandili-ve-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2011 16:09:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim Meali]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Aylar ve Mübârek Günler, Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[ağışlanma zamanı]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[allah dan af dileme]]></category>
		<category><![CDATA[allah ın sevdiği günler allah ın bağışlandı günler]]></category>
		<category><![CDATA[Allahı zikretmek]]></category>
		<category><![CDATA[bağışlanma zamanı]]></category>
		<category><![CDATA[berat]]></category>
		<category><![CDATA[berat kandili]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili duaları]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili hadisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili hürmeti nedir]]></category>
		<category><![CDATA[berat kandili nasıl mübarektir]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili oku]]></category>
		<category><![CDATA[berat kandilinin manası]]></category>
		<category><![CDATA[Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[îman]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kandiller]]></category>
		<category><![CDATA[kullanrın tövbe günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Rasûllâh]]></category>
		<category><![CDATA[tövbe]]></category>
		<category><![CDATA[üç aylar]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Aylar ve Mübârek Günler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4938</guid>
		<description><![CDATA[Cenab-ı Hak buyuruyor: &#8216;Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur&#8217;an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir&#8230;&#8217;(Duhan, 44/1-4) Ayette geçen, &#8216;mübarek gece&#8217;den maksat; Berat gecesidir. Kur&#8217;ânın bu gecede, Yedinci semadan dünya semasına indirildi. Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı. Bu gecenin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cenab-ı Hak buyuruyor:</p>
<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/kase.gif"><img class="alignnone size-large wp-image-4939" title="kase" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/kase-350x98.gif" alt="" width="350" height="98" /></a></p>
<p>&#8216;Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur&#8217;an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir&#8230;&#8217;(Duhan, 44/1-4)</p>
<p>Ayette geçen, &#8216;mübarek gece&#8217;den maksat; Berat gecesidir. Kur&#8217;ânın bu gecede, Yedinci semadan dünya semasına indirildi. Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı.<br />
Bu gecenin, dört adı vardır. &#8220;Mübarek gece&#8221;, &#8220;Berae gecesi&#8221; &#8220;Sakk gecesi&#8221;, &#8220;Rahmet gecesi&#8221;. Ve denildi ki bununla Kadir Gecesi arasında kırk gün vardır. Berae ve Sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmiştir ki, haraç tamamen alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren bir sened yazıldığı gibi, Allah Teâlâ da bu gece mümin kullarına beraet yazar. Ve denilmiştir ki bu gecede beş özellik vardır:</p>
<p>Bu gecenin beş özelliği vardır:</p>
<p>1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.</p>
<p>2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.</p>
<p>3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.</p>
<p>4) Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.</p>
<p>5) Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban&#8217;ın onüçüncü günü, üçte biri Şaban&#8217;ın ondördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban&#8217;ın onbeşinci günü verilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/berat-kandili-ve-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Berat Kandili</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/berat-kandili.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/berat-kandili.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2011 15:54:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Nâmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Aylar ve Mübârek Günler, Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[allah dan af dileme]]></category>
		<category><![CDATA[allah ın sevdiği günler allah ın bağışlandı günler]]></category>
		<category><![CDATA[Allahı zikretmek]]></category>
		<category><![CDATA[bağışlanma zamanı]]></category>
		<category><![CDATA[berat]]></category>
		<category><![CDATA[berat kandili]]></category>
		<category><![CDATA[kandiller]]></category>
		<category><![CDATA[kulların tövbe zamanı]]></category>
		<category><![CDATA[mübarek geceler]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Rasûllâh]]></category>
		<category><![CDATA[tövbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4927</guid>
		<description><![CDATA[Hadislerle Berat Kandili - Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı: “Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır”. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz. Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/berat-kandili-1.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-4931" title="berat kandili" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/berat-kandili-1-350x367.jpg" alt="" width="350" height="367" /></a><br />
Hadislerle Berat Kandili</p>
<p>- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı:<br />
“Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır”. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.</p>
<p>Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.</p>
<p>Ebu Hüreyre Radıyallahu And’dan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:<br />
—“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:<br />
—“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.<br />
—“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:<br />
—“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/berat-kandili.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>(Namaz Mü-minin Mirac&#8217;ıdır) ne demek?</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/namaz-mu-minin-miracidir-ne-demek.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/namaz-mu-minin-miracidir-ne-demek.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Jun 2011 13:18:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Nâmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Aylar ve Mübârek Günler, Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[allah yakılık duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[allah yaklaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[ecm suresi 1-8 suresi]]></category>
		<category><![CDATA[imanın direği]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar allah nasıl yakınlaşabilirler]]></category>
		<category><![CDATA[Maide 35]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç]]></category>
		<category><![CDATA[mirac nedir]]></category>
		<category><![CDATA[müminin mirac ı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[müminin miracı]]></category>
		<category><![CDATA[Müminin miracı namaz]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberin allah a yakınlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4796</guid>
		<description><![CDATA[Değerli kardeşimiz; Namaz, kulun günde 5 defa Yaradanın huzuruna çıkması, divanında durması demektir. Bu yüce divanda, arada hiçbir vasıta olmadan her türlü dilek ve ihtiyacını, kul, bizzat Allah&#8217;a arzeder, O&#8217;na sığınır, yalnızca O&#8217;ndan yardım diler. Böylece Peygamberimizin, Mi&#8217;rac&#8217;da gerçekleşen Allah ile mülâkatı hâdisesi, namaz içinde sembolik olarak yaşanmış olur. Bu sırra işaret için, Peygamberimiz, &#8220;Namaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/06/secde.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-4797" title="secde" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/06/secde-350x261.jpg" alt="" width="350" height="261" /></a></p>
<p>Değerli kardeşimiz;</p>
<p>Namaz, kulun günde 5 defa Yaradanın huzuruna çıkması, divanında durması demektir. Bu yüce divanda, arada hiçbir vasıta olmadan her türlü dilek ve ihtiyacını, kul, bizzat Allah&#8217;a arzeder, O&#8217;na sığınır, yalnızca O&#8217;ndan yardım diler. Böylece Peygamberimizin, Mi&#8217;rac&#8217;da gerçekleşen Allah ile mülâkatı hâdisesi, namaz içinde sembolik olarak yaşanmış olur. Bu sırra işaret için, Peygamberimiz, &#8220;Namaz mü&#8217;minin mi&#8217;râcıdır&#8221; buyurmuştur.</p>
<p>Namaz, muayyen vakitlerde hususî hareket ve okuyuşlarla yerine getirilen bir ibâdettir.</p>
<p>Namaz, İslâm&#8217;ın îmandan sonra gelen en mühim emridir; dînin direği ve Müslümanlığın temel taşıdır. Namaz, îmanın alâmetlerindendir.</p>
<p>Namaz, kul ile Allah arasında yüksek bir nisbet, ulvî bir münasebet ve nezih bir hizmettir.</p>
<p>Namaz, Allah&#8217;ın kudretini idrâk eden ve büyüklüğü karşısında hayranlık duyan insanın, bu hürmet ve hayranlığını en münasip söz ve hareketlerle dile getirmesidir. Yahut da aynı hareketleri tekrarlamak suretiyle bu hürmet ve hayranlık duygularını kuvvetlendirmesidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/namaz-mu-minin-miracidir-ne-demek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Miraç Kandili</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/mirac-kandili.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/mirac-kandili.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Jun 2011 20:51:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Aylar ve Mübârek Günler, Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[ayet oku]]></category>
		<category><![CDATA[ebu talip]]></category>
		<category><![CDATA[gece yürüyüşü nedir]]></category>
		<category><![CDATA[güncel haberler]]></category>
		<category><![CDATA[haber oku]]></category>
		<category><![CDATA[hadis nedir]]></category>
		<category><![CDATA[hadis oku]]></category>
		<category><![CDATA[hadisi şerif]]></category>
		<category><![CDATA[isra nedir]]></category>
		<category><![CDATA[isra suresi]]></category>
		<category><![CDATA[kandil]]></category>
		<category><![CDATA[Kudus]]></category>
		<category><![CDATA[kuran oku]]></category>
		<category><![CDATA[Medine dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[mekke dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[mescidi aksa]]></category>
		<category><![CDATA[mescidi haram]]></category>
		<category><![CDATA[miraç ayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mirac Gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[miraç hadisleri]]></category>
		<category><![CDATA[miraç hakkında bilinmeyenler]]></category>
		<category><![CDATA[miraç hediyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[miraç kandili]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Kandili nasıl kutlanır]]></category>
		<category><![CDATA[miraç kandili ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[miraç kandili ne zaman 2011 2012]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Kandili nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Kandilinde yapıcak ibadetler]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Kandiliniz Mübarek Olsun]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç kelime manası]]></category>
		<category><![CDATA[miraç nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[Mîrâc'ın Akisleri]]></category>
		<category><![CDATA[MÜBAREK ÜÇ AYLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4772</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm&#8217;dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ&#8217;ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.&#8221; (İsra :1) MİRAÇ NEDİR: Miraç, kelime manası itibariyle “merdiven”, “yükselecek yer”, “en yüksek makam” manalarına gelmektedir. Bu gecede İnsanlığın İftihar Tablosu (sas) bir mucize olarak Mekke’deki Mescid-i Haram’dan, Kudüs’teki Mescid-i [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-4773" href="http://www.islamiyol.com/mirac-kandili.html/mirac2"><img class="alignleft size-medium wp-image-4773" title="mirac2" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/06/mirac2-300x225.png" alt="" width="300" height="225" /></a>&#8220;Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm&#8217;dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ&#8217;ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.&#8221; <span style="color: #993300;">(İsra :1)</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">MİRAÇ NEDİR:</span></p>
<p><span style="color: #0000ff;">Miraç, kelime manası itibariyle “merdiven”, “yükselecek yer”, “en yüksek makam” manalarına gelmektedir. Bu gecede İnsanlığın İftihar Tablosu (sas) bir mucize olarak Mekke’deki Mescid-i Haram’dan, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya ve oradan da göklerin İlâhî derinliklerine doğru pervaz edip ruhen ve bedenen Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıkmıştır. Kur’an-ı Kerim (İsrâ, 17/1; Necm, 53/8-11) ve hadis-i şeriflerle (Buhari, Salat 1; Müslim, İman, 259) hakikati sabit olan Miraç hadisesi, beşer idrakinin üstünde ve zaman ve mekan hudutları dışında cereyan etmiş ulvî bir tecellidir.</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V)&#8217;İN MİRAÇ&#8217;A ÇIKIŞI:</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><span style="color: #ff6600;">Miraç, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’ın ifa ettiği eşşiz kulluğuna mükafat olarak kulluk yoluyla kazandığı velayetin bir ifadesinden barettir. ALLAH, yerde eserleriyle kendisini beşere gösterdiği Peygamberimiz(sallallâhu aleyhi ve sellem)’i, gökler âleminin sakinlerine de göstermek için O’nu o yüce meclislerde dolaştırmış ve her yer üzerinde hükmünün geçtiğini bütün âleme göstermiştir.</span><br />
<span style="color: #003399;">Peygamberliğinin değil, kulluğunun bir semeresi ve neticesi olan Miraç yolculuğunda Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), kendisini çepeçevre saran kanun ve sebepleri aşarak, beşeriyete ait perdeleri geçip uzun mesâfeleri bir hamlede kat etmiş, yıldızları, sistemleri birer merdiven, birer basamak, birer atlama taşı gibi kullanıp, RABB’ini görmeye mâni buudları geride bırakmış, cismen ve rûhen vardığı makamdan Cenâb-ı Hakk’ı müşahede etmiştir. </span><span style="color: #0099ff;">Peygamberlerle selâmlaşmış, melekleri görmüş, Cennet’i ve güzelliklerini, Cehennem’i ve azâmetini temâşâ etmiştir. Melekler O’na teşrifatçılık yapmış, huriler perdedar olmuştur. Yıldızlar kaldırım taşı gibiayaklarının altına serilmiş, bineğiyle berk gibi bütün mekanı kat edip tekrar insanlık içine dönmüştür. İşte Miraç bu yüce yolculuğun adıdır. </span></strong></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bütün zorluklara rağmen, kulluğunda öyle olgunluğa ve dolgunluğa ermişti ki, kendisine açılan o kapıdan içeriye girerken, kulluğun zirvelerine çıkmıştır. Miraç, bir yönüyle bunun ifadesidir. Miraç, en zor şartlar altında dahi kulluğundan fedakârlıkta bulunmayan Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), insanların kendisine bütün bütün sırtlarını döndüğü, bütün sebeplerin kapandığı, “Bunlarla kız alıp vermeyeceksiniz. Çarşıda pazarda bir şey satmayacaksınız. Onlara hiçbir şekilde yardımda bulunmayacaksınız. Her türlü ilişkinizi keseceksiniz.” dedikleri dönemde ve zâhiren hiçbir çıkış yolunun görünmediği anda, Allahu Teala, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) kalbini taltif etmek ve kırılan gururunu, onurunu hoşnut etmek için O’nu katına almıştı. Hatta böylesi olumsuzlukların yaşandığı bir dönemde Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir de iki büyük yara almıştı. Hâmisi Ebû Talib’i ve biricik zevcesi Hz. Hatice annemizi kaybetmişti.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><br />
</strong></span></p>
<p><span style="color: #0000ff;"> </span></p>
<p><span style="color: #0000ff;">Bu gece ile ilgili olan İsrâ sûresinde emredilen şu prensipler İslâm’ın bazı hususlardaki temel yaklaşımını göstermesi bakımından önemlidir:</span></p>
<p>1- Allah’tan başkasına kulluk etmemek,<br />
2- Ana-babaya iyi davranmak,<br />
3- Akrabaya,yoksula, yolda kalmışa hakkını vermek,<br />
4- Cimri olmamak ve israf etmemek,<br />
5- Yoksulluk endişesi ile çocukları öldürmemek,<br />
6- Fuhuş ve zinaya yaklaşmamak,<br />
7- Cana kıymamak,<br />
8- Yetim malına el uzatmamak,<br />
9- Verilen sözü yerine getirmek (ahde vefa),<br />
10- Ölçü ve tartıda doğruluğa dikkat etmek,<br />
11- Hakkında bilgi sahibi olunmayan bir konunun peşine düşmemek<br />
12- Yeryüzünde gurur ve kibirle yürümemek, büyüklük taslamamak (el-İsrâ 17/22-29).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/mirac-kandili.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mi’rac  Gecesini  Nasıl  İhya  Etmeliyiz?</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/mi%e2%80%99rac-gecesini-nasil-ihya-etmeliyiz.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/mi%e2%80%99rac-gecesini-nasil-ihya-etmeliyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2011 14:24:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Aylar ve Mübârek Günler, Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[Cenab-ı Hak]]></category>
		<category><![CDATA[Estağfirullah]]></category>
		<category><![CDATA[İslâm âlemi]]></category>
		<category><![CDATA[mağfiret-i ilâhiyye]]></category>
		<category><![CDATA[Mescid-i Aksâ]]></category>
		<category><![CDATA[Mescid-i HaramHz. Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Mirac Gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[mirac gecesi namaz kılmak]]></category>
		<category><![CDATA[Mirac Gecesi ne yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Mirac Gecesi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Mirac Gecesini nasıl ihya etmeliyiz]]></category>
		<category><![CDATA[mübarek gece]]></category>
		<category><![CDATA[namaz borcu]]></category>
		<category><![CDATA[Resûlullah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4585</guid>
		<description><![CDATA[Bu mübarek gece her yıl, İslâm dünyasının dört bir tarafında derin bir huşu ve hürmet ile karşılanır ve uğurlanır. İslâm âleminin saadet ve selâmeti, mü&#8217;minlerin mağfiret-i ilâhiyyeye nail olmaları için bu mübarek gecede milyonlarca Müslüman&#8217;ın elleri semaya açılır. Mü&#8217;minler, içtenlikle yüce Allah&#8217;a yönelirler, affedilme ümitleri canlanır ve Cenab-ı Hak&#8217;tan feyzi, rahmeti ve affedilmeyi büyük bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/06/miraç-kandili.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-4586" title="miraç kandili" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/06/miraç-kandili-350x230.jpg" alt="" width="350" height="230" /></a></p>
<p>Bu mübarek gece her yıl, İslâm dünyasının dört bir tarafında derin bir huşu ve hürmet ile karşılanır ve uğurlanır. İslâm âleminin saadet ve selâmeti, mü&#8217;minlerin mağfiret-i ilâhiyyeye nail olmaları için bu mübarek gecede milyonlarca Müslüman&#8217;ın elleri semaya açılır. Mü&#8217;minler, içtenlikle yüce Allah&#8217;a yönelirler, affedilme ümitleri canlanır ve Cenab-ı Hak&#8217;tan feyzi, rahmeti ve affedilmeyi büyük bir heyecanla gönülden arzu ederler. Cenâb-ı Hakk&#8217;ın, Hz. Peygamber (sav) Efendimize en büyük ihsanı olan İsra ve Miraç hadisesi, Hz. Peygamber (sav) Efendimizin Mekke-i Mükerreme&#8217;den Medine-i Münevvere&#8217;ye hicretlerinden 18 ay önce, Receb ayının 27. Gecesi vuku bulmuştu. Resûlullah (sav) Efendimizin büyük mû&#8217;cizelerinden biri olmak üzere, Cenâb-ı Hakk&#8217;ın, Hz. Peygamber (sav) Efendimizi gecenin çok az bir kısmında Mekke-i Mükerreme&#8217;deki Mescid-i Haram&#8217;dan alıp Kudüs-ü Şerif&#8217;teki Mescid-i Aksa&#8217;ya kadar götürmesine &#8220;İsra&#8221; denir ki: &#8220;Kulu Hz. Muhammed&#8217;i, bir gece Mescid-i Haram&#8217;dan alıp Mescid-i Aksa&#8217;ya kadar götüren Allah her türlü noksanlıklardan münezzehtir. O Mescid-i Aksa ki, biz O&#8217;nun etrafına feyz ve bereket verdik, etrafını mübarek kıldık. Bu gece yolculuğunu, O&#8217;na bizim kudret ve azametimize delâlet eden ayetlerimizden, nice şaşkınlık verici şeylerden bazısını gösterelim diye yaptırdık. Muhakkak ki O, evet sadece O, her şeyi hakkıyla işiten ve her şeyi de hakkıyla görendir.&#8221; [1] ayet-i kerimesi, sahih hadis-i şerif ve icma-ı ümmet ile sabittir. Bu sebeple inkârı küfrü gerektirir, yani bunu inkâr eden kâfir olur.</p>
<p>Miraç Gecesi&#8217;ni nasıl ihya etmeliyiz?</p>
<p>Yapacağımız ibadet ve duaların muhakkak kabul olunacağına ve ALLAH Teâlâ&#8217;nın biz kullarına olan ikram ve izzetinin bol olacağına inanarak, bu şuur ve idrak içerisinde Miraç Gecesi ve gündüzünü şöylece ihya etmeye çalışmalıyız:</p>
<p>İbadet için bulunmaz fırsat!</p>
<p>* Geceyi oruçlu olarak karşılayalım ve ertesi günü de, yani Receb ayının 26 ve 27. günlerini oruç tutalım. Selman-ı Farisi (ra)&#8217;dan rivayete göre Hz. Peygamber (sav) Efendimiz: &#8220;Recep ayında bir gün ve gece vardır ki Receb&#8217;in 27. gecesidir. Kim o gün oruç tutar ve geceyi ibadetle geçirirse yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibadet yapmış gibi olur&#8221; buyurdu. [3]</p>
<p>* Salat ü selâm okumak. Hz. Peygamber (sav) Efendimize hiç olmazsa bir tesbih, salat ü selâm okumalıyız. Can-ü gönülden, &#8220;Es-salatü ve&#8217;s-selamü aleyke ya Resûlullah&#8221; demeliyiz.</p>
<p>* Bu mübarek gece kusur ve günahlarımızdan tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. En azından bir tesbih &#8220;Estağfirullah&#8221; demeliyiz.</p>
<p>* Namaz kılmak. Bu geceyi namaz kılarak ibadetle geçirmenin sevabı çok büyüktür. Miraç gecesi ve gündüzündeki namazları cemaatle kılmaya son derece gayret göstermelidir. Üzerinde namaz borcu olan kimsenin bu gecede hiç olmazsa bir günlük namaz kaza etmesi uygun olur. Böylece hem borcunu öder hem de geceyi ihya etmiş olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/mi%e2%80%99rac-gecesini-nasil-ihya-etmeliyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mübarek Üç Ayları Nasıl Değerlendirmeliyiz?</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/uc-aylari-nasil-degerlendirmeliyiz.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/uc-aylari-nasil-degerlendirmeliyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2011 14:00:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Aylar ve Mübârek Günler, Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[Zekât]]></category>
		<category><![CDATA[islamda üç aylar]]></category>
		<category><![CDATA[MÜBAREK ÜÇ AYLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan ayı]]></category>
		<category><![CDATA[sadaka nedir]]></category>
		<category><![CDATA[üç aylar]]></category>
		<category><![CDATA[üç ayları nasıl değerlendirmaliyiz]]></category>
		<category><![CDATA[üç ayları nasıl değerlendirmeliyiz]]></category>
		<category><![CDATA[zekat fitre sadaka nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4576</guid>
		<description><![CDATA[*Öncelikle böyle zamanlarda kulluğumuzu gözden geçirerek, eksik ve hatalarımızı ele almalı ve bunları düzeltmenin yolarını aramalıyız.Yani hesaba çekilmeden önce burada kendi kendimizi hesaba çekmeliyiz ki , ahiretteki hesabımız kolay olsun. *Üç ayları günahlarımızın affı için bir fırsat bilmeli, bol bol tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız.Müslümanların içinde bulunduğu sıkıntıları düşünerek dua edip Allah’a yalvarmalıyız. *Eğer kaza namazlarımız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/06/3aylar.png"><img class="alignnone size-medium wp-image-4579" title="3aylar" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/06/3aylar-300x232.png" alt="" width="300" height="232" /></a></p>
<p>*Öncelikle böyle zamanlarda kulluğumuzu gözden geçirerek, eksik ve hatalarımızı ele almalı ve bunları düzeltmenin yolarını aramalıyız.Yani hesaba çekilmeden önce burada kendi kendimizi hesaba çekmeliyiz ki , ahiretteki hesabımız kolay olsun.</p>
<p>*Üç ayları günahlarımızın affı için bir fırsat bilmeli, bol bol tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız.Müslümanların içinde bulunduğu sıkıntıları düşünerek dua edip Allah’a yalvarmalıyız.</p>
<p>*Eğer kaza namazlarımız varsa bunları kılma yollarına gitmeli, kaza namazımız yoksa bile, çokça nafile namaz kılmaya çalışmalı ve özellikle geceleri iyi değerlendirmeliyiz.</p>
<p>*İmkanımız nisbetinde çokça Kur’an  okumalıyız.</p>
<p>*Akrabalarla, komşularla ve dostlarımızla olan yakınlığı bir kat daha arttırmalı ve yapacağımız ziyaretlerde onların gönlünü almalıyız.</p>
<p>*Etrafımızdaki fakir, fukaraya yardım etmeli, İmkanımız ölçüsünde sadaka vermeli, fakir öğrencilerin okuması için onların elinden tutmalıyız. Çünkü bu zaman dilimlerinde vereceğimiz sadakalar veya zekatlarımız bize kat kat fazla sevap getirecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/uc-aylari-nasil-degerlendirmeliyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

