Kur'an'ın Işığında…
EN GÜZEL KELÂMI GÜZEL OKUMAK Allâh kelâmının, muhâtabı olan ins ü cinde husûle getirdiği tesirin kemâli için, kıraatinin doğru ve hatâsız olması kadar, okuyanın ses güzelliği de mühim bir rol oynar. Esâsen beşerî sözler için bile kelimeler, telaffuz farkları ile ayrı ayrı mânâlara gelebildiği gibi bazı ahvâlde tesirleri artar; bazı ahvâlde azalır. Bir dilencinin yalvarma [...]
Kırk Sayısının Hikmeti Kırk sayısı rûhî olgunluk bakımından pek ehemmiyetlidir: a. Hazret-i Âdem’in çamurunun mayalanması, kırk gün sürmüştür. Rivâyet edildiğine göre: “Allâh, Âdem’in hilkat toprağını kırk gün kudret eliyle yoğurmuştur.” (Taberî, Tefsîr, III, 306) Bu günlerin her biri, keyfiyeti bizlerce meçhûl olan bir zaman dilimidir. b. Her bir insan, anne karnında 40 gün nutfe, 40 [...]
TASAVVUFUN TARİFİ Tasavvufun, yaşandıkça tadılan ve idrâk edilen bir ilim olması itibâriyle, kelimelerin mahdud imkanları içinde kâmil bir sûrette îzâhı zordur. Bu sebeple Allâh dostları, her kesitinden muhtelif ışıklar yansıyan o tasavvuf kristalinin kendilerine bakan vechesini nazar-ı îtibâra alarak farklı farklı târifler yapmışlardır. Hak dostları ve bu mânevî yolun müntesibleri, istîdâd, iktidar ve [...]
TASAVVUFUN DOĞUŞU Cenâb-ı Hak, insanoğluna ihsân ettiği sonsuz nîmetlerine ilâveten: نَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِى “Rûhumdan (kudretimden bir sır) üfledim”(Hicr Sûresi, 29.) buyurarak, kendi katından bir cevheri ikram etmekle, ona kıymetlerin en yücesini lutfetmiştir. Buna mukabil olarak da onun, Zât-ı Ulûhiyyet’ine muhabbet sûretiyle kullukta bulunmasını, neticesinde de mârifetten nasîb alarak, vuslata ermesini murâd [...]
Tasavvufta ölüm ile râbıta kurmaya “tefekkür-i mevt” de denir. Ölümü tefekkür etmenin insan hâl ve tavırları üzerinde büyük bir tesiri vardır. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hadîs-i şerîflerinde: “Bütün zevkleri kökünden yok eden ölümü çokça hatırlayınız!” (Tirmizî, Zühd, 4) “Ölüm, (size) nasîhatçi olarak yeter!” (Süyûtî, Câmiu’s-Sağîr, II, 77) buyurmuşlardır. İbn-i Ömer -radıyallâhu anhümâ- anlatıyor: [...]
Yukarıda da ifâde ettiğimiz üzere hâller sârîdir. Bu sirâyetlerin belli başlı tahakkuk şekillerini şöyle sıralayabiliriz: 1. Nazar (mânevî bakış) Peygamberler ve evliyâullâhın nazarıdır. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyururlar: “Mü’minin firâsetinden sakınınız! Çünkü o, Allâh’ın nûruyla bakar.” (Tirmizî, Tefsîr, 15) Selîm bir kalbe sâhip olan kişinin nazarı, müsbet hâl aktarmasına vesîle olur. Kalbindeki [...]
Tasavvufta sâlik, bir mürşid-i kâmilin irşâdı ile kalbî eğitime tâbî olarak seyr u sülûkünü tamamlamaya çalışan kimsedir. Bu kalbî eğitim talebesi, mürşidin, yâni şeyhin verdiği istikâmeti hiç bozmadan muhâfaza eder, kalbini kesâfetten kurtarmaya çalışır. Teslîmiyet hâlini başarıyla devam ettirmeye gayret eder. Mürşid ise, bu kalbî eğitimde rehber olan kimsedir. Râbıtanın lügatteki mânâsı, bağ, alâka ve [...]