<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslami Yol... &#187; Peygamber Efendimiz (s.a.v)</title>
	<atom:link href="http://www.islamiyol.com/kategori/peygamber-efendimiz-sav/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamiyol.com</link>
	<description>Kur&#039;an&#039;ın Işığında...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 16:27:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>“Nefs ile Cihad ” ile ilgili önemli bir hadi-i şerif</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/nefs-ile-cihad-ile-ilgili-onemli-bir-hadi-i-serif.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/nefs-ile-cihad-ile-ilgili-onemli-bir-hadi-i-serif.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 13:29:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[İslâm Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük cihad]]></category>
		<category><![CDATA[küçük cihad]]></category>
		<category><![CDATA[nefs ile cihad]]></category>
		<category><![CDATA[Ya Rasulullah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7376</guid>
		<description><![CDATA[Rasulullah (günün birinde) bir seriyye gönderdi. Seriyye geri döndüğünde onlara şöyle buyurdu: &#8220;Aferin küçük cihadı yerine getirip de (üzerinde) büyük cihadı baki kalanlara.&#8221; Denildi ki, &#8220;Ya Rasulullah! Büyük cihad da neyin nesi? Hazret, &#8220;nefs ile cihad&#8221; buyurdu..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/nefs-ile-cihad-ile-ilgili-onemli-bir-hadi-i-serif.html/01-15" rel="attachment wp-att-7380"><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/01/01.jpg" alt="" title="01" class="alignnone size-full wp-image-7380" /></a></p>
<p>Rasulullah (günün birinde) bir seriyye gönderdi. Seriyye geri döndüğünde onlara şöyle buyurdu: &#8220;Aferin küçük cihadı yerine getirip de (üzerinde) büyük cihadı baki kalanlara.&#8221; Denildi ki, &#8220;Ya Rasulullah! Büyük cihad da neyin nesi? Hazret, &#8220;nefs ile cihad&#8221; buyurdu..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/nefs-ile-cihad-ile-ilgili-onemli-bir-hadi-i-serif.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vesvese ve Evham karanlığı</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/vesvese-ve-evham-karanligi.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/vesvese-ve-evham-karanligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 17:08:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[hadd-i şer]]></category>
		<category><![CDATA[Sema]]></category>
		<category><![CDATA[şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[tedellî]]></category>
		<category><![CDATA[tenezzül]]></category>
		<category><![CDATA[vesvese]]></category>
		<category><![CDATA[zulm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7338</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; Vesvese ve Evham karanlığında, sünnetler birer lamba vazifesi görür. Arkadaş! Vesvese ve evham zulmetleri içinde yürürken, Resul-i Ekrem&#8217;in (a.s.m.) sünnetleri birer yıldız, birer lâmba vazifesini gördüklerini gördüm. Her bir sünnet veya bir hadd-i şer&#8217;î, zulmetli dalâlet yollarında güneş gibi parlıyor. O yollarda, insan zerre miskal o sünnetlerden inhiraf [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/01/islami-hdfhjuuxfjt.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-7339" title="islami hdfhjuuxfjt" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/01/islami-hdfhjuuxfjt-350x175.jpg" alt="" width="350" height="175" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Vesvese ve Evham karanlığında, sünnetler birer lamba vazifesi görür. Arkadaş! Vesvese ve evham zulmetleri içinde yürürken, Resul-i Ekrem&#8217;in (a.s.m.) sünnetleri birer yıldız, birer lâmba vazifesini gördüklerini gördüm. Her bir sünnet veya bir hadd-i şer&#8217;î, zulmetli dalâlet yollarında güneş gibi parlıyor. O yollarda, insan zerre miskal o sünnetlerden inhiraf ve udûl ederse, şeytanlara mel&#8217;ab, evhama merkeb, tenezzül ve korkulara ma&#8217;rez ve dağlar kadar ağır yüklere matiye olacaktır. Ve keza, o sünnetleri, sanki semâdan tedellî ve tenezzül eden ipler gibi gördüm ki, onlara temessük eden yükselir, saadetlere nâil olur. Muhalefet edip de akla dayananlar ise, uzun bir minareyle semâya çıkmak hamakatinde bulunan Firavun gibi bir firavun olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/vesvese-ve-evham-karanligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Nefs&#8221; ile ilgili önemli bir hadi-i şerif</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/nefs-ile-ilgili-onemli-bir-hadi-i-serif.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/nefs-ile-ilgili-onemli-bir-hadi-i-serif.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 18:49:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük cihad]]></category>
		<category><![CDATA[cihad]]></category>
		<category><![CDATA[efs ile cihad]]></category>
		<category><![CDATA[küçük cihad]]></category>
		<category><![CDATA[nefs]]></category>
		<category><![CDATA[Rasûlullâh]]></category>
		<category><![CDATA[seriyye]]></category>
		<category><![CDATA[Ya Rasulullah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7327</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; Rasulullah (günün birinde) bir seriyye gönderdi. Seriyye geri döndüğünde onlara şöyle buyurdu: &#8220;Aferin küçük cihadı yerine getirip de (üzerinde) büyük cihadı baki kalanlara.&#8221; Denildi ki, &#8220;Ya Rasulullah! Büyük cihad da neyin nesi? Hazret, &#8220;nefs ile cihad&#8221; buyurdu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/12/adfvgdbbh.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-7328" title="adfvgdbbh" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/12/adfvgdbbh-350x157.jpg" alt="" width="350" height="157" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Rasulullah (günün birinde) bir seriyye gönderdi. Seriyye geri döndüğünde onlara şöyle buyurdu: &#8220;Aferin küçük cihadı yerine getirip de (üzerinde) büyük cihadı baki kalanlara.&#8221; Denildi ki, &#8220;Ya Rasulullah! Büyük cihad da neyin nesi? Hazret, &#8220;nefs ile cihad&#8221; buyurdu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/nefs-ile-ilgili-onemli-bir-hadi-i-serif.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efedimizin Sabrı</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/peygamber-efedimizin-sabri.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/peygamber-efedimizin-sabri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 12:33:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[ağz]]></category>
		<category><![CDATA[arzu]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[eziyet]]></category>
		<category><![CDATA[Felâket]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[İnsân]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kavm]]></category>
		<category><![CDATA[lütuf]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed mustaf (sav)]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed ul emin]]></category>
		<category><![CDATA[muhammmed]]></category>
		<category><![CDATA[musibet]]></category>
		<category><![CDATA[müşrik]]></category>
		<category><![CDATA[Nîmet]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Plan]]></category>
		<category><![CDATA[şahit]]></category>
		<category><![CDATA[tevekkül]]></category>
		<category><![CDATA[tuzak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7295</guid>
		<description><![CDATA[Pekçok hâdise insanın arzu ve isteği dışında gelişir. İnsan sıkıntıya düşer, üzülür, zulme uğrar, başına musibet ve felaketler gelebilir. Ancak başa gelen her şey Allah&#8217;tan olduğuna göre, ilk anda görülmese de, neticesi itibariyle o musibette insan için bir fayda gözetilmiştir. İşte, insan karşılaştığı bir hâdisede onun içindeki hayırlı neticeyi düşünüp içine sindirmelidir ki, tedirgin olmasın. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/12/yazıya.jpg"><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/12/yazıya-350x157.jpg" alt="" title="yazıya" width="350" height="157" class="alignnone size-large wp-image-7296" /></a></p>
<p>Pekçok hâdise insanın arzu ve isteği dışında gelişir. İnsan sıkıntıya düşer, üzülür, zulme uğrar, başına musibet ve felaketler gelebilir. Ancak başa gelen her şey Allah&#8217;tan olduğuna göre, ilk anda görülmese de, neticesi itibariyle o musibette insan için bir fayda gözetilmiştir. </p>
<p>İşte, insan karşılaştığı bir hâdisede onun içindeki hayırlı neticeyi düşünüp içine sindirmelidir ki, tedirgin olmasın. Bunu anlayınca tahammül edip bekler; Allah&#8217;a tevekkül eder, kendisini olayların akışına kaptırmaz. İşte bu davranışın adı sabırdır. </p>
<p>Diğer taraftan, bazen olur, pekçok nimetten istifade eder. Olaylar arzu ettiği şekilde gelişir. Birçok nimete sahip olur, yahut kendisinde bulunup da başkasında olmayan bazı nimetleri hatırlar, bir lütuf olarak kendisine verildiğini idrak eder. Böylece, verilen nimetleri, verenin emri yolunda kullanacağını anlar, şükreder. </p>
<p>İşte olgun insan, üzücü olaylar karşısında anında sabır silâhını kullanır. Başına daha büyük bir musibet gelmediği için Rabbine şükreder. </p>
<p>Peygamberimiz sabır kahramanı olduğu gibi, şükür deryasıdır da. Çünkü en büyük bela ve musibetler onun başına gelmiş; bununla birlikte en büyük nimet ve imkânlar da kendisine verilmiştir. </p>
<p>Bir hadiste ifade buyurduğu gibi, &#8220;En çok musibet ve meşakkate uğrayanlar, insanların en hayırlıları ve olgunlarıdır.&#8221; </p>
<p><span id="more-7295"></span></p>
<p>Peygamberimiz de insanların en olgunu ve en hayırlısı olduğundan, imtihan için, Cenab-ı Hak en çetin musibetleri ona vermiştir. </p>
<p>Efendimizin hayâtını gözden geçirdiğimizde, en çok onun bela ve musibetlere uğradığını görürüz. Daha dünyaya gelmeden babasını kaybetmiş; altı yaşında annesinin, iki sene sonra dedesinin vefatını görmüştü. Peygamberliğini müteakip düşmanlarına karşı kendisini koruyan amcası Ebû Talib&#8217;in ve en çok desteğini gören hanımı Hz. Hatice&#8217;nin vefatına şahit olmuştu. Hz. Fatıma&#8217;dan başka bütün çocukları, ya küçük yaşta veya genç yaşta vefat etmişlerdir. </p>
<p>Bütün bu musibetler Peygamberimizin gözlerini yaşartmış, fakat onun ağzından kaderi suçlayıcı biçimde tek bir söz duyulmamış, bir feryat işitilmemiştir. Bu felâketler karşısında asla sarsılmamış, yılgınlık duymamış, sadece sabretmiştir. </p>
<p>Peygamberliğinden sonra ise, insanları kurtuluşa çağırdığı için kendi kavmi, kabilesi ve yakın akrabaları tarafından ölümle tehdit edilmiş, işkence yapılmış, hakarete maruz kalmış, alaya alınmıştır. Bununla kalınmamış, varlığına tahammül edemeyenler, onu öldürmek için plân kurmuşlardır. </p>
<p>Bu kadar eziyetlere sabreden Peygamberimiz, sonunda doğup büyüdüğü, elli yıl hayâtını geçirdiği vatanını terk etme mecburiyetinde kalmıştır. Müşrikler, hicretine de engel olmak için her türlü yola başvurmuşlar; fakat kurdukları bütün tuzaklar sonuçsuz </p>
<p>kalmıştır. Aradan fazla bir zaman geçmeden de ordular düzenleyerek üzerine yürümüşlerdir. </p>
<p>Peygamberimiz müşriklerle yaptığı bu savaşlarda bir hayli zor anlar yaşadı, hayatî tehlikeler atlattı. Medine&#8217;yi savunmak için hendek kazdı, günlerce aç kaldı. O halde dahi en küçük bir bıkkınlık göstermeden sabır ve metanet gösterdi. Çünkü o biliyordu ki, sabreden, zafere erecektir. </p>
<p>İnsan geçici olan musibetlere dayanabilir, fakat peş peşe, arka arkaya gelen zincirleme felâketlere sabretmesi oldukça güçtür. İşte Peygamberimiz, hayâtı boyunca her çeşit musibete uğradığı halde, sabır ve azminden, tevekkül ve itimadından hiçbir şey kaybetmemiştir. Felâketler arttıkça onun da dayanma gücü artmıştır. </p>
<p>Bu sabrı sonunda düşmanlar dize gelmiş, yılmışlar, bazıları da düşman oldukları İslâmı kabul ederek, sonunda Peygamber safında yer almışlardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/peygamber-efedimizin-sabri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamberimiz(sav)&#8217;in çalışmakla ilgili Hadisler</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/peygamberimizsavin-calismakla-ilgili-hadisler.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/peygamberimizsavin-calismakla-ilgili-hadisler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Dec 2011 15:50:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[allah teala]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[fedakarlık]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[HADİS-İ ŞERİF]]></category>
		<category><![CDATA[Hasret]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kazanmak]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[meşru kazanç]]></category>
		<category><![CDATA[nasibin]]></category>
		<category><![CDATA[samimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[say]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7280</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; Çalışmak, çalışıp kazanmak, yürümek, koşmak, uğraşmak gibi anlamlara gelen &#8220;sa&#8217;y&#8221; kelimesi Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de tam otuz yerde geçer Bunlardan bir kısmı doğrudan çalışmak; insanın ancak kendi çalışmasının karşılığını göreceği (1), Allah&#8217;ın her kuluna kabiliyet ve çalışmasına göre bir takım nimet ve imkânlar vereceği, başkalarının ellerindekine göz dikerek onların hasretini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/12/asf.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-7281" title="asf" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/12/asf-350x175.jpg" alt="" width="350" height="175" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çalışmak, çalışıp kazanmak, yürümek, koşmak, uğraşmak gibi anlamlara gelen &#8220;sa&#8217;y&#8221; kelimesi Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de tam</p>
<p>otuz yerde geçer Bunlardan bir kısmı doğrudan çalışmak; insanın ancak kendi çalışmasının karşılığını göreceği (1), Allah&#8217;ın</p>
<p>her kuluna kabiliyet ve çalışmasına göre bir takım nimet ve imkânlar vereceği, başkalarının ellerindekine göz dikerek onların</p>
<p>hasretini çekerek ömür geçirmek yerine, elleriyle kazandıklarının değerini bilmeleri (2), ahiret hayatı için çalışırken dünyadan</p>
<p>da nasibin unutulmaması (3) çalışmanın daima İslâm Dini&#8217;nin istediği meşru yolda olması gerektiği (4) vurgulanmış,</p>
<p><span id="more-7280"></span><br />
belirtilmiştir (5)</p>
<p>Şimdi Resûlüllah&#8217;ın bu konudaki sözlerine ve uygulamalarına şöyle bir göz atalım:</p>
<p>Hz Peygamber öncelikle her konuda olduğu gibi bu konuda da dolu dolu bir hayat sürmüştür Daima çalışmış ve zamanını</p>
<p>en iyi ve verimli şekilde planlamıştır Aralarında yaşadığı, eğitim-öğretim ve gelişmeleri ile yakından ilgilendiği sahâbîlere :</p>
<p>&#8220;İki günü birbirine eşit olan ziyandadır, aldanmıştır&#8221; (6) buyururken O, her türlü başarı, gelişme ve ilerlemenin zamanı en</p>
<p>iyi, en plânlı bir şekilde kullanmanın gereğini ifade etmiştir</p>
<p>Hangi işte olursa olsun zamanı iyi kullanmayanın başarı elde etmesi, hedefine ulaşması imkânsızdır Elbette başarının elde</p>
<p>edilmesinde birçok faktörler vardır Ancak bunların en önemlisi zamandır Zaman süreklidir, bölünmez Hz Peygamber:</p>
<p>&#8220;Zamana sövmeyiniz, çünkü Allah zamanın ta kendisidir&#8221; (7) sözüyle buna işaret buyurmuştur</p>
<p>Her olay iki ortamda cereyan eder; mekan ve zaman Birincisi ceset, diğeri ise ruh makamındadır Zaman ve mekândan</p>
<p>münezzeh olan sadece Allah Teâlâ&#8217;dır</p>
<p>&#8220;Bütün oluşlar ve dirilişler zaman tezgâhında dokunur ve kesilir Herkesin hamuru bu tezgâhta yoğrulur&#8221; Hem dünya hem</p>
<p>de ahiretimizi kazandırması bakımından zaman çok değerlidir Dünya işlerinin zamanlamasını iyi yapamayan, madde plânında</p>
<p>çok şey kaybedecektir ki, bunların telafisi mümkün değildir Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;in ve Hz Peygamber&#8217;in öngördüğü şekilde,</p>
<p>kendisine emânet olarak verilen ömür sermayesini gerektiği gibi harcamayan insan ise, süreklilik bakımından bir yerde</p>
<p>dünyanın devamı olan ahiret hayatını da kaybetmiş olacaktır ki, bu gerçekten büyük bir kayıptır, ebedî hüsrandır Hatta bu</p>
<p>hususta &#8220;vakit nakittir&#8221; atasözü vaktin önemini belirtme konusunda yetersiz kalmaktadır Çünkü vakit nakit kazandırır ama nakit vakit kazandırmaz</p>
<p>Bilhassa eğitim ve öğretimlerini sürdüren gençler, gerektiğinde bütün sıkıntılara, fedakârlıklara göğüs gererek zamanlarını</p>
<p>çalışarak değerlendirme hususunda katiyen taviz vermemelidirler</p>
<p>Ve ileride verim elde etmek isteyen herkes şunu iyi bilmelidir: &#8220;Sen bugün zamanını nerede ve nasıl kullanırsan, zaman da</p>
<p>seni yarın orada ve aynı şekilde kullanacaktır&#8221;</p>
<p>Bir İngiliz şairi olan Milton: &#8220;Saatler kanatlıdır ve zamanın sahibine uçarlar&#8221; der Zamanın sahibi Allah&#8217;tır Bütün organlar</p>
<p>da olduğu gibi o da Allah katında bizim kendimizi nerede ve ne şekilde geçireceğimizi haber vererek, bu konuda şehadet</p>
<p>edecektir Yaşanan ve giden zamanı geri getirmek imkânsızdır Öyleyse Resûlüllah&#8217;ın bu hadisini göz önünde bulundurarak,</p>
<p>bize emanet olarak verilen zamanı en iyi ve dengeli şekilde kullanarak, en verimli çalışmalarla değerlendirerek, geçirmek ve</p>
<p>en güzel haberlerle uğurlamak her Müslümanın görevi olmalıdır Bir hadîs-i şerifte buyurulduğuna göre Allah, ihlâs ve</p>
<p>samimiyetle yapılan işlerin, çalışmaların ve iyilik yapılarak geçirilen zamanın ürünlerini, biriktirme ve üretme konusunda, bir</p>
<p>seyisin pek narin ve nazik olan tayları koruma ve büyütmede gösterdiği ihtimamı gösterecektir</p>
<p>Hz Peygamber zamanı meşru kazançla geçirmeyi nafile ibadet kabul etmiştir Ama bu gerçeği sahâbe arasında yerleştirmesi</p>
<p>de kolay olmamıştır</p>
<p>Bir gün sahâbîlerle oturmuş sohbet ediyorlardı Bu sırada bir genç erkenden kalkmış biraz ileride elinde kazma kürek</p>
<p>çalışıyordu Ashabdan bazıları: &#8220;Yâ Resûlallah! Ne olurdu şu genç burada sohbette bulunsa da Allah yolunda mesai</p>
<p>sarfetmiş olsa&#8221; dediler</p>
<p>Resûlüllah bunun üzerine şöyle buyurdu: &#8220;Böyle söylemeyin, eğer o genç insanlara el açmamak, onlardan müstağni olmak,</p>
<p>çoluk çocuğunun nafakasını kazanmak için çalışıyorsa Allah yolundadır Yaşlı ve zayıf düşmüş anne-babasına yardımcı</p>
<p>olmak, onların ihtiyaçlarını gidermek için çalışıyorsa Allah yolundadır Ancak o, din kardeşlerine karşı mal çoğaltmak ve</p>
<p>övünmek için çalışıyorsa şeytan yolundadır&#8221; (8)</p>
<p>Allah&#8217;ın bize yüklemiş olduğu her türlü dünya ve ahiret işinin, O&#8217;nun emri olduğu için yine O&#8217;nun rızasına uygun olarak</p>
<p>yapılmasının daima nafile birer ibadet olduğu bilinen bir husustur</p>
<p>Yine bir hadis meali şöyledir:</p>
<p>&#8220;İnsanlara yüz suyu dökmemek ve izzet-i nefsini korumak için çalışan ve helâl rızık kazanan bir kimse kıyamet gününde</p>
<p>yüzü ayın ondördü, yani dolunay gibi gelecektir Ama başkalarına karşı övünmek, gösteriş yapmak için çalışan ve dünya malı elde eden ise gazab-ı ilâhiye uğramış olarak Allah&#8217;a kavuşacaktır&#8221;</p>
<p>Bu ve önceki hadislerin vermek istediği mesaj, daima çalışmak ve kazanmak Ama samimiyetle, ihlâsla</p>
<p>Hz Peygamber her fırsatta çalışma ve kazanmayı teşvik etmiştir:</p>
<p>&#8220;Helâlinden kazanan kimse Allah&#8217;ın sevgili kuludur&#8221;</p>
<p>&#8220;Korkak ve çekingen tacir mahrum, cesur tacir ise merzuktur&#8221; (10)</p>
<p>&#8220;Doğru ve kendine güvenilir tüccar, yarın kıyamet günü peygamberler, sıddîkler ve şehitlerle haşronulacaktır&#8221; (11)</p>
<p>&#8220;Helâl kazanç temin etmek için çalışmak cihattır&#8221; (12)</p>
<p>&#8220;Kazancın en temizi ve güzeli kişinin kendi eliyle elde ettiği kazanç iş ve hileden, hainlikten uzak meşru alış-veriştir&#8221; (13)</p>
<p>&#8220;Dünya işlerinizi ıslah edip yoluna koyunuz, ahiretinizi de ihmal etmeyip onun için çalışınız&#8221; (14)</p>
<p>Hz Peygamber bu hadisleri ile de dünya-ahiret dengesinin kurulmasını temine çalışmaktadır</p>
<p>Resûlüllah, durmadan çalışmaya, kazanmaya, ilerlemeye teşvik etmekle kalmamış, bilakis Ôhelâl kazanç elde etmek için</p>
<p>çalışmak her Müslümana farzdır&#8221; buyurarak kendisine inananları ve bağlananları daima çalışmakla yükümlü kılmış ve</p>
<p>çalışmayı ibadet kabul etmiştir</p>
<p>Hayatta öyle kimseler görülüyor ki, bunlar meslek edindikleri işlerden ziyade, edinmedikleri konularla ilgilenmekte ve bu</p>
<p>hususta ilerlemektedirler Böylece branş veya meslek seçiminde yapılan geçmiş hataların cezasını ömürleri boyunca</p>
<p>çekmektedirler Onun için ilk ve taze yetenekler üzerinde inceden inceye tetkikler yapmadan ve bu hususta uzmanların</p>
<p>görüşlerini almadan meslek belirlemesine gidilmemelidir Hz Peygamber tarafından buyurulan:</p>
<p>&#8220;Kim herhangi meşru bir şeyde rızıklandıysa onu yapsın, mesleğini sevsin ve bu konuda ilerlesin&#8221; (15) hadisi titizlikle</p>
<p>kabiliyete göre seçilmiş meslekte sebata işaret etmektedir</p>
<p>Bu vesile ile Allah Resûlü&#8217;nün hadis literatüründe yer alan şu iki sözlerine de işaret edelim:</p>
<p>&#8220;Ekiniz, biçiniz, ziraatla meşgul olunuz Çünkü ziraat bereketli ve güzel bir meşgaledir&#8221; (16)</p>
<p>&#8220;Kim bir ağaç dikerse, o ağaçtan insanlar ve Allah&#8217;ın yarattığı diğer canlılar faydalandığı sürece, bu ağaç, sahibi için</p>
<p>sadaka-i cariyedir&#8221; (17)</p>
<p>Şu son hadis ve benzerleri ağaç yetiştirmek için çalışmanın, ağaç diken, onları titizlikle koruyanların ne büyük sevap</p>
<p>kazanacaklarını açıkça ortaya koyuyor Ya ormanlarımızı acımasızca, cahilce tahrip ederek hem bu devamlı ecirlere engel</p>
<p>olanlara, hem ülkenin tabiî servetine, tabiî ve sıhhî varlığına suikastta bulunanlara ne diyelim!</p>
<p>Onlar bilerek veya bilmeyerek vatana düşmanlık ve Allah ile sevgili Peygamberine isyan eden insanlardır Ağaç, yeşillik</p>
<p>sevgisini gönüllerde bir insan gibi yerleştirmek en kutsal görevlerimizden olmalıdır ve bu elbette büyük bir ibadettir</p>
<p>Şimdi konumuzla ilgili birçok hadis içerisinden bazılarını aldığımız İslâm prensiplerinden hangisi tembelliği, geriliği</p>
<p>emretmekte; hangisi çalışmaya ve kazanmaya, ilerlemeye engeldir!</p>
<p>Biraz da çalışma ve çalışkanlığın ta zıddı olan tembellik hastalığı üzerinde duralım</p>
<p>Resûlüllah&#8217;ın en başta gelen görevlerinden birisi de mü&#8217;minleri tembellik denilen hastalıktan kurtarmaya çalışmak olmuştur</p>
<p>Tembellik, fertler için olduğu kadar toplum ve millet için de büyük bir hastalıktır Hem de bulaşıcı bir hastalıktır Allah</p>
<p>korusun bir kimse tembelliğin kıskacına bir yakalanırsa, onun tarafından bir morfinlenirse, bu kimsenin kendisini kurtarması</p>
<p>için büyük bir çaba ve irade gücüne ihtiyacı olacaktır Çünkü &#8220;tembellik baldan daha tatlıdır&#8221; denmiştir</p>
<p>İnsan için tembellik, sürekli olarak yanından ayrılmayan düşmanıdır Kaynağı nefistir</p>
<p>Nefsin, sadece tembellik değil, insan için her konuda hazırladığı tuzaklarına düşmemek için, onunla sürekli olarak mücadele</p>
<p>etmek şarttır Onu azmin, imanın ve iradenin kıskacında tutmalıdır &#8220;Nefisle mücadele ederek, ona yenilmemek en büyük</p>
<p>cihat&#8221; (18) kabul edilmiştir</p>
<p>Tembellik, önce insanın çalışma ruhunu öldürür, azmini kırar Onu ümitsizliğe iter Esas felâket ömür sermayesinin yitirilmesi,</p>
<p>çalışma saatlerinin heder edilmesidir Bütün tembellerin yol açtığı zaman israfının, kaybettikleri iş saatlerinin kendilerine,</p>
<p>ailelerine ve ülkeye neye mal olduğunu hesap etmek herhalde zor olmayacaktır</p>
<p>Çalışan ve kazanan ise mutludur, huzurludur, vicdanen müsterihtir Allah&#8217;ın kendisine lutfettiği sağlık, zaman, akıl, düşünce ve bilgiyi yerli yerinde kullanarak bunlardan faydalanmasını bildiği için, Yaradana karşı şükrünü ifade etmiştir</p>
<p>Tembel, güçsüzdür, moralsizdir, tatminsizdir ve yoksuldur Fakirliği meslek haline getirmiştir Resûlüllah bu miskin ruha ve bu ruhun sahibine karşıdır O&#8217;nun yoksullara yakın olması, onlara yardımı her vesile ile teşvik etmesi, onları himaye etmesi,</p>
<p>korumaya çalışmasındandır; yoksa fakirliği teşvik etmesinden değildir</p>
<p>Nice insan çalışmak istediği halde iş bulamayabiliyor Yaşlılık, hastalık, sakatlık ve bunlara benzer sebeplerle</p>
<p>çalışamayabiliyor Bunların zekâtla, sadaka ve yardımlarla kollanması gerekir Ancak halkın, başkalarının sırtından asalak</p>
<p>olarak geçinmeye çalışanlara, tembellere yardım etmesi, dengeyi bozmak, suçlarına ortak olmak demektir</p>
<p>Resûlüllah tarafından söylendiği iddia edilen ve bazı eserlerde yer alan &#8220;el-fakru fahrî&#8221; (19) sözüne hadis ana kaynaklarında rastlamak veya onu Hz Peygamber&#8217;e ulaştıracak senedi tespit etmek mümkün değildir Bu sözü delil olarak fakirliği övmek, bunun efendimizin yolu olduğunu sanmak kesinlikle yanlışlıktır Bu, dinin ve sünnetin ruhuna aykırıdır</p>
<p>Bütün insanlar Allah&#8217;a göre fakirdir, &#8220;el-fukarâ ilallah&#8221;dır O&#8217;na muhtaçtır (20) Ama yoksulluğu prensip haline getirerek</p>
<p>mecbur kalmadıkça başkalarına muhtaç olmamalıdırlar, olmamaya çalışmalıdırlar</p>
<p>Hz Peygamber: &#8220;Seyahat edin, ticaret yapın, hem sağlıklı hem de zengin olursunuz, maddi kazanç elde edersiniz&#8221; (21)</p>
<p>buyurmuştur</p>
<p>Yine Ahmed İbn Hanbel&#8217;in Müsned&#8217;indeki bir hadisten öğrendiğimize göre de &#8220;Allah Resûlü&#8217;nün arkadaşları kara,</p>
<p>deniz demeden seyahat ediyorlar, ticaret yapıyorlar, bağ ve bahçelerde çalışıyorlardı&#8221;</p>
<p>İslâm&#8217;ın ilk dönemlerinde de Müslümanlar, inançları, çalışmaları ve azimleri sayesinde Roma&#8217;nın 800 senede yaptığını 80</p>
<p>senede yapmışlardır</p>
<p>Hz Ömer, &#8220;Sakın ola ki sizden hiçbiriniz Allah&#8217;ım bana rızık ver, yiyecek bir şeyler gönder diye dua ederek rızık temini</p>
<p>için çalışmaktan geri durmasın Siz pekâlâ bilirsiniz ki gökten ne altın yağar ne de gümüş &#8221;</p>
<p>&#8220;Ailemin, çoluk çocuğumun rızkını temin etmek için alışveriş yaparken ölümün bana geldiği yer, en sevdiğim mahaldir&#8221;</p>
<p>sözü yine büyük halife, adâleti, hakkaniyeti ile dünyaya ün salmış olan Hz Ömer&#8217;e aittir</p>
<p>&#8220;Cuma günü iş yapılmaz&#8221; şeklinde yanlış inanç yıllarca halkımız üzerinde menfi tesir yapmıştır Halbuki bu konudaki ayet-i</p>
<p>kerime gayet açıktır:</p>
<p>&#8220;Ey inananlar! Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah&#8217;ı anmaya koşun, alışverişi bırakın Bilesiniz bu sizin için</p>
<p>daha hayırlıdır Namaz bitince yeryüzüne dağılın, (çalışarak) Allah&#8217;ın lütfundan rızık isteyin&#8221; (22)</p>
<p>Hz Peygamber kendisine bir şeyler istemek için gelen bir sahâbîye:</p>
<p>&#8220;Çarşıda-pazarda hamallık yaparak, çalışarak birşeyler kazanmasının dilencilik yapmasından çok daha iyi olduğunu&#8221; (23)</p>
<p>söylemiştir</p>
<p>&#8220;Yine eğer dilencilikteki günahın mahiyetini bilmiş olsaydınız, hiçbiriniz diğerine birşey istemek için gitmezdi, yürüyemezdi&#8221;</p>
<p>(24), &#8220;Mecbur kalmadıkça insanlardan dilenen kimse, kıyamet günü yüzünde hiçbir et parçası kalmamış olarak</p>
<p>gelecektir&#8221; (Terğîb, I,573) buyurmuşlardır</p>
<p>Görüldüğü üzere Resûlüllah bu hadisleri ile Müslümanların daima çalışarak, ellerinin emeklerini yemeleri gerektiğini ifade</p>
<p>buyurmuş, tembelliği ve dilenciliği kötülemiştir</p>
<p>İslâm Dini kadar insanlara benliğini, izzet-i nefsini ve şerefini koruma yollarını öğreten hiçbir din, hiçbir sosyal kurum yoktur</p>
<p>İslâm&#8217;a göre bir milletin bağımsızlığı, toplumun şeref ve namusu ne kadar kutsal ise, bir insan da o derece saygı ve şerefe</p>
<p>lâyık yüce bir varlıktır Herkes bu ilâhî emaneti korumakla görevlidir Bunun içindir ki, bütün insanlara, bütün fazilet yolları</p>
<p>gösterilmiştir</p>
<p>Her kötülük insanın benliğinden, şerefinden bir parçasını giderir</p>
<p>Fakat yine de diğer faziletlerini değerlerini koruyabilir Meselâ bir sarhoşun sarhoşluğu dışında yine de şerefli ve sevimli bir</p>
<p>varlığı vardır Fakat insanın dinî haram ve yasaklar arasında bütün şerefini, izzet-i nefsini silip süpüren yegâne bir haram</p>
<p>varsa o da gereksiz ve ihtiyaçsız olduğu halde dilencilik zilletine düşmesidir El açmak, boyun eğmek, bir insan için üstünde</p>
<p>taşıdığı şeref ve itibarın zevalini ilan etmekten başka birşey değildir</p>
<p>Bunun için yoksullara, acizlere yardımı şiddetle tavsiye ve emreden dinimiz aynı zamanda ihtiyacı olmaksızın istemeyi ve</p>
<p>dilenmeyi de kesinlikle yasak etmiştir</p>
<p>Dilenmek gibi çirkin hareketten ümmetini korumaya ve bundan uzaklaştırmaya çalışan Resûlüllah onları daima çalışmaya</p>
<p>teşvik etmiş ve tembellik denilen yüz karasından kurtarma çabası içinde bulunmuş ve şöyle buyurmuştur</p>
<p>&#8220;Allah Teâlâ&#8217;ya yemin ederim ki, sizden birinizin urganını alıp, arkasında dağdan odun yüklenerek getirmesi ve onu satıp</p>
<p>geçinmesi, bir zengine gelerek sadaka istemesinden çok daha hayırlıdır Kimbilir o da eğer verirse minneti altına girersin,</p>
<p>vermezse zillet ve mahrumiyet içinde kalırsın&#8221; (25)</p>
<p>Görüldüğü üzere Resûlüllah, insana, Müslümanlara, çalışmamanın, tembelliğin maruz bırakacağı bu onur kırıcı durumundan kurtulmanın yollarını göstermiştir</p>
<p>O&#8217;nun (sas) tarafından konuyla ilgili olarak dikkate sunulan bir diğer ikazı da şöyledir:</p>
<p>&#8220;Benim hakkınızda korktuğum şu dört şeyden siz de sakının:</p>
<p>1- Şişmanlık,</p>
<p>2- Çok uyumak,</p>
<p>3- Tembellik,</p>
<p>4- İman zayıflığı&#8221; (26)</p>
<p>Dikkat edilirse, bu rahatsızlıkların her biri peşinden gelenin sebebi durumundadır</p>
<p>Yazımızı Sevgili Peygamberimiz&#8217;in şu duasıyla bitirelim:</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ım, fakirlikten, açlıktan, zelil ve hakir olmaktan, zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım&#8221; (27)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/peygamberimizsavin-calismakla-ilgili-hadisler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Din Nasihattır.&#8221;</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/din-nasihattir.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/din-nasihattir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Oct 2011 11:35:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[allah ın kanunları]]></category>
		<category><![CDATA[Allah kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[Din Nasihattır]]></category>
		<category><![CDATA[dininmiz]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimizi (asm)]]></category>
		<category><![CDATA[gönülden bağlılık]]></category>
		<category><![CDATA[hadisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Peygamberin]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[izah]]></category>
		<category><![CDATA[minsah]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Namazlarımı ihlâs ve samimiyetle kılmaya çalışırım]]></category>
		<category><![CDATA[Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[Nasihat Samimiyettir]]></category>
		<category><![CDATA[nasuh]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[rasul]]></category>
		<category><![CDATA[samimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[takva]]></category>
		<category><![CDATA[Temim Ed-Dari]]></category>
		<category><![CDATA[Tevbe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5812</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; Burada esas anlaşılması gereken, Hz. Peygamberin “Din nasihattir” derken anlam gruplarından hangisini kastettiğini belirlemek konunun en önemli noktasını teşkil etmektedir. İhtimal ki sizin de aklınıza &#8220;nasihat&#8221; kelimesi, &#8220;öğüt&#8221; &#8220;tavsiye&#8221; gibi anlamları çağrıştırıyor. O halde, &#8220;din nasihattır&#8221; diyen Efendimizi (asm) &#8220;din öğüttür&#8221; mü demek istemiş. Bu kadar basit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/10/dua.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5813" title="dua" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/10/dua.jpg" alt="" width="310" height="230" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Burada esas anlaşılması gereken, Hz. Peygamberin “Din nasihattir” derken anlam gruplarından hangisini kastettiğini belirlemek konunun en önemli noktasını teşkil etmektedir.<br />
İhtimal ki sizin de aklınıza &#8220;nasihat&#8221; kelimesi, &#8220;öğüt&#8221; &#8220;tavsiye&#8221; gibi anlamları çağrıştırıyor. O halde, &#8220;din nasihattır&#8221; diyen Efendimizi (asm) &#8220;din öğüttür&#8221; mü demek istemiş. Bu kadar basit olabilirmi?<br />
Peygamber efendimizin bazı hadisleri vardır ki bu hadisler hadisin özünü oluşturan ana temanın çevrildiği dilde karşılığının tam olarak bulunmamasından dolayı, anlamında değişmeler meydana gelmektedir. Bu gibi durumlarda izlenecek yol peygamber efendimizden bize kadar intikal eden rivayetler bütünü çerçevesinde hadisleri değerlendirmek ve ne anlama geldiğini tespit etmektir. Biz bu çalışmamızda Hz. Peygamber&#8217;in dini tanımlayan bir hadisini, Arapçadaki anlam kaymasından ve bu anlam kaymasının dikkate alınmamasından dolayı Türkçe&#8217;ye tercüme edilirken hadisin nasıl yanlış anlaşıldığını ortaya koymaya çalışacağız.<br />
Din ve Nasihat<br />
Muteber hadis kaynaklarında geçen ve günümüze kadar dilden dile dolaşarak gelen ve Temim Ed-Dari&#8217;den rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Din nasihattır. Biz kime (yahut kim için) diye sorduk O da Allah&#8217;a, Kitabına, Rasulüne, Müslümanların (meşru) idarecilerine ve bütün Müslümanlara dedi.”<br />
Bu hadiste geçen anahtar kavram “nasihat” kelimesidir. Hz. Peygamberin “nasihat” kelimesinden ne kastettiği belirlenmeden İslam&#8217;ın dörtte birine denk kabul edilen bu hadisin doğru bir şekilde anlaşılması mümkün değildir.<br />
Kaynaklara göre “nasihat” kelimesinin manasını birkaç kelime ile izah etmek mümkün değildir. Çünkü bu kelimenin Arapça&#8217;da çok geniş manaları bulunmaktadır.</p>
<p><span id="more-5812"></span></p>
<p>Nasihat, bir şeyi ve bir kimseyi içten ve gönülden sevmek, ona bağlanmak, ihlas sadakat ve samimiyet demektir. Arı, duru, saf oldu demektir. İçinde aldatma duygusu olmayan, kalbi halis kimseler için nasih veya nasuh ifadesi kullanılmıştır. Nitekim Kur&#8217;anda içten gelerek yapılan samimi tevbeler için Tevbe-i Nasuh ifadesi kullanılmıştır. Yani sahibini bir daha günaha götürmeyen halis dir. Ayrıca Arapçada bir kumaş parçasının elbiseye dönüştürülmesi olayını ifade etmek için “nasuh” kelimesi kullanılmıştır. Bu sebeple Arapça&#8217;da dikiş iğnesinin bir adı “minsah”tır. Eğer biz kelimenin bu anlamını esas alacak olursak içten ve gönülden yapılan tevbeler için “nasuh” kelimesinin kullanılmasının sebebi ‘günahlarla yırtılan dinin tevbe ile yeniden dikilmesi&#8217;nden kaynaklanmaktadır.<br />
Ayrıca “nasihat” kelimesi; insanları iyiye ve güzele sevketmek için yapılan güzel konuşma vaaz, öğüt verme, tavsiye etme, ihtar etme, ibret verici ders gibi ifadelerin yerlerine de kullanılmıştır. Bizim dilimize de sadece bu anlamı ile geçmiş ve ‘nasihat edilen kimsenin hayrını istemek&#8217; diye ifade edilmiştir.<br />
Burada esas yapılması gereken Hz. Peygamberin “Din nasihattir” derken bu anlam gruplarından hangisini kastettiğini belirlemek konunun en önemli noktasını teşkil etmektedir. Peygamber efendimizden rivayet edilen hadislerde “nasihat” kelimesi “samimiyet, içten ve gönülden bağlılık” manasında kullanılmıştır.<br />
Bir hadis-i şerifinde Peygamberimiz: “Müslümanın Müslüman üzerinde altı hakkı vardır: Selam verdiğinde selamını almak, aksırdığında kendisine dua etmek, hastalandığında ziyaret etmek, davet ettiğinde icabet etmek, öldüğünde cenazesine iştirak etmek ve gıyabında ona karşı samimiyeti elden bırakmamak.”<br />
Müslümanların sadece birbirlerinin yüzlerine karşı değil, birbirlerinin gıyabında da samimi olmaları, evli eşler arasında da nasihat (içten ve gönülden bağlılık) özellikle aranmıştır.<br />
Yine bir hadis-i şerifinde peygamber efendimiz: Bir mü&#8217;min için takva&#8217;dan sonra saliha bir eş kadar hayırlı ve yararlı bir şey olamaz, emrettiğinde itaat eder, yüzüne baktığında sevinç duyar, üzerine yemin içtiğinde yeminini boşa çıkarmaz ve onun gıyabında gerek nefsi ve gerekse malı konusunda samimiyeti ve bağlılığı devam eder.<br />
Din Nasihattır, Nasihat Samimiyettir!<br />
‘Nasihat&#8217; kelimesine; ihlas, samimiyet, içten ve gönülden bağlılık anlamını verdiğimiz takdirde zıt anlamı, aldatmak, kandırmak, ve iki yüzlü davranmak olur. Nitekim kaynaklarda da ‘nasihat&#8217; kelimesinin karşılığı olarak ‘ğışş&#8217; yani ‘aldatmak&#8217; veya ‘adavet&#8217; yani ‘düşmanlık&#8217; kelimesi kullanılmıştır. Deylemi “el-Firdevs” adlı eserinde şöyle demektedir: “Her alimle oturmayın! Sadece sizi beş şeyi terk edip, beş haslete davet eden; yani şekden yakin&#8217;e, kibirden tevazuya, riya&#8217;dan ihlasa, rağmetten rahbete, adavetten nasihate davet eden alimlerle oturun.” Kurtubi&#8217;ye göre nasihatin zıddı ihanettir. Buna göre Allah&#8217;a Rasulüne, ve Kitabına karşı nasihat (samimiyet) içinde olmayanlar ihanet içindedirler. Beyhaki&#8217;ye göre Müslümanların birbirlerine karşı nasihat (samimiyet) içinde olmanın üç alameti vardır.<br />
Bunlar:<br />
1. Kalbin Müslümanların elem ve kederlerinden dolayı hüzün duyması<br />
2. Müslümanların acılarına katlanmak<br />
3. Müslümanları faydalı olan her işte bilgilendirmek.<br />
Ebu Abdillah Muhammed b. Nasr el-Mervezi, nasihat kelimesinin asıl anlamı kim olursa olsun kalben bağlanmaktır. Nasihat farz ve nafile olmak üzere ikiye ayrılır. Farz olan nasihat Allah&#8217;ın emirlerini yerine getirmek ve haram kıldıklarından kaçınmak derecesinde bağlanmaktır, demektedir.<br />
Bütün bu anlatılanlara rağmen gerek ülkemizde, gerekse İslam aleminin diğer bölgelerinde nasihat kelimesini aldatılmak, kandırılmak, ihanet, adavet ve iki yüzlü davranmanın zıddı olarak “ ihlas samimiyet, içten davranmak, gönülden bağlanmak” anlamı değil de “öğüt vermek, vaaz ve tavsiye, ihtar etme” gibi anlamları ön plana çıkmış ve bu hadis “din samimiyettir” yerine “din vaaz ve irşaddır” şeklinde anlaşılarak, hem dinin dörtte biri olduğu kabul edilen bu hadisin yanlış anlaşılmasına hem de Hz. Peygamberin yaptığı tek din tanımımın gözlerden kaybolmasına yol açmıştır.<br />
Şimdi dinin dörtte birine denk gelen bu hadisin anahtar kelimesi olan ‘nasihat&#8217;i yanlış anladığımızda dinin dörtte biri vaaz ve irşad, doğru anladığımızda ise dinin dörtte biri ihlas ve samimiyet olacaktır.<br />
Öyleyse din nasihattir, nasihat ise ihlas ve samimiyettir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/din-nasihattir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Resulullah&#8217;ın Dilinden Bazı Dualar.</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/resulullahin-dilinden-bazi-dualar.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/resulullahin-dilinden-bazi-dualar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Sep 2011 13:40:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[acizlikten]]></category>
		<category><![CDATA[allahım]]></category>
		<category><![CDATA[azamet-i Kibriyân ve nûr-i vechin hürmetine]]></category>
		<category><![CDATA[biz müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem azabından]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem azabından bizi koru]]></category>
		<category><![CDATA[Cenneti ve Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[Cenneti ve Cennete götürecek söz ve işleri senden ister]]></category>
		<category><![CDATA[cimrilikten]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[fakirlik]]></category>
		<category><![CDATA[fakirlik ve kabir azabından]]></category>
		<category><![CDATA[gece ve gündüz gelecek kötülüklerden]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[her çeşit hastalıktan]]></category>
		<category><![CDATA[hidâyet]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[ıkıntılardan kötü arkadaştan]]></category>
		<category><![CDATA[îman]]></category>
		<category><![CDATA[İsa aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[kabir azabından]]></category>
		<category><![CDATA[Kaza]]></category>
		<category><![CDATA[korkaklıktan]]></category>
		<category><![CDATA[Küfürden]]></category>
		<category><![CDATA[Kur’ân-ı Kerîm]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvet]]></category>
		<category><![CDATA[Mesih Deccâl]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[Mûsâ aleyhisselâm]]></category>
		<category><![CDATA[ötü komşudan sana sığınırım]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[rahmet]]></category>
		<category><![CDATA[Resûlullah]]></category>
		<category><![CDATA[Resûlün Muhammed sallâllahü aleyhi ve sellem]]></category>
		<category><![CDATA[Rûh]]></category>
		<category><![CDATA[sana sığınırım]]></category>
		<category><![CDATA[sana sığınırım ya rabbim]]></category>
		<category><![CDATA[tembellikten]]></category>
		<category><![CDATA[Tevrât]]></category>
		<category><![CDATA[zulme uğramaktan]]></category>
		<category><![CDATA[zulmetmekten]]></category>
		<category><![CDATA[zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5714</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; Peygamber efendimiz, biz müslümanların nasıl duâ etmesi gerektiğini bildirmiştir. Bu duâlardan bazıları şunlardır: Allahım, bana kendi katından hidâyet ihsân eyle, kendi fazlu kereminden bana ihsân eyle, rahmetini bana akıt ve bereketlerinden bana inzâl eyle. Allahım! Ben âcizim, sen beni kuvvetlendir. Ben zelil bir kimseyim, sen beni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/09/010203.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-5717" title="010203" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/09/010203-350x231.jpg" alt="" width="350" height="231" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Peygamber efendimiz, biz müslümanların nasıl duâ etmesi gerektiğini bildirmiştir. Bu duâlardan bazıları şunlardır:</p>
<p>Allahım, bana kendi katından hidâyet ihsân eyle, kendi fazlu kereminden bana ihsân eyle, rahmetini bana akıt ve bereketlerinden bana inzâl eyle.</p>
<p>Allahım! Ben âcizim, sen beni kuvvetlendir. Ben zelil bir kimseyim, sen beni izzetlendir. Ben fakirim, sen beni zenginleştir yâ erhamerrahimîn.</p>
<p>Allahım ben senin kulunum, kulunun ve câriyenin oğluyum. Perçemim senin elindedir. Bende hükmün geçerlidir, hakkımdaki kaza&#8217;n, adalettir. Senin olan, senin kendine isim verdiğin veya kitabında indirdiğin yahut yaratıklarından birine bildirdiğin veya katında, gayb ilminde kendine tahsis ettiğin bir isimle senden dilerim ki Kur&#8217;ân&#8217;ı kalbimin baharı, üzüntümün cilâsı, keder ve tasamın giderilmesi için vesile kılasın.</p>
<p>Allahım! Ben, senin pak, güzel, mübarek ve yüce nezdinde en sevimli olan, onunla dua edildiği taktirde hemen icabet ettiğin, onunla senden istenince hemen verdiğin, onunla rahmetin talep edilince rahmetini esirgemediğin, onunla kurtuluş talep edilince kurtuluş verdiğin isminle senden istiyorum.&#8221;</p>
<p><span id="more-5714"></span></p>
<p>Allahım! Benim için takdir ettiğin herşeyin sonu hayır olmasını senden, senin merhametinden dilerim. Ey merhamet edenlerin en merhametlisi</p>
<p>Allahım! Cehennem azabından, kabir azabından, Mesih Deccâl&#8217;in fitnesinden, hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım.&#8221;<br />
Allahım! Cenneti ve Cennete götürecek söz ve işleri senden ister, Cehennemden ve Cehenneme sürükleyecek söz ve hareketlerden sana<br />
sığınırım.<br />
Allahım! Hâlde ve gelecekte bildiğim ve bilmediğim bütün iyilikleri senden ister, bildiğim ve bilmediğim hâlde ve gelecekte bütün kötülüklerden sana sığınırım.</p>
<p>Allahım! Kulun ve Resûlün Muhammed sallâllahü aleyhi ve sellemin senden istediği hayır ve iyilikleri senden ister ve sana sığınıp ilticâ ettiği her şeyden ben de sana sığınırım.</p>
<p>Allahım! Kur’ân-ı kerîm hürmetine bana rahmet eyle, Kur’ânı bana îmân, nûr, hidâyet ve rahmet kıl, Allahım Kur’ân-ı nasib et, Kur’ân-ı kerîmi lehimde hüccet kıl. Ey âlemlerin Rabbi.</p>
<p>Allahım! Peygamberin Muhammed aleyhisselam, dostun İbrahim aleyhisselam, sırdaşın Mûsâ aleyhisselam, Kelîme ve ruhundan olan Îsâ aleyhisselam hürmetine, Mûsâ’ya inen Tevrat, Îsâ’ya inen İncil, Dâvûd’a inen Zebûr, Muhammed aleyhisselâma inen Kur’ân hürmetine, bütün peygamberlerine yaptığın vahiy hürmetine,</p>
<p>Mahlûkâtın üzerindeki kazâ ve takdîrin, senden isteyenlere verdiğin, fakir ettiğin zenginler, zengin ettiğin fakirler, hidâyete ulaştırdığın kimseler hürmetine;</p>
<p>Mûsâ Aleyhisselâma bildirdiğin, kulların rızıklarını böldüğün yeryüzünün, hareketten sükûna erdirdiğin dağların, ayakta tuttuğun, arş-ı âzamı taşıttığın ism-i âzamın hürmetine;</p>
<p>Kur’ân-ı Kerîmde nâzil olan samed, ahad ve tâhir isimlerinin hürmetine; gündüzleri aydınlatıp geceleri karartan ismin hürmetine; azamet-i Kibriyân ve nûr-i vechin hürmetine,Senin kuvvet ve kudretinle</p>
<p>Kur’ân-ı Kerîmi okuyup anlamağı ve onu bütün vücûduma duyurmanı ve bütün hareketlerimi ona uydurmamı senden dilerim. Kuvvet ve kudret ancak sendendir. Yâ erhamerrahimîn.</p>
<p>Bildiğimiz-bilmediğimiz bütün iyilikleri ver, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün kötülüklerden muhafaza et, her işimizin sonunu güzel eyle, dünya sıkıntılarından ve ahıret azabından bizi koru!<br />
Bizi dostlarına dost, düşmanlarına düşman olanlardan ve sabreden ve şükredenlerden eyle!</p>
<p>Ey hayy u kayyûm olan Allahım! Bütün işlerimi düzeltmeni, bir an bile beni kendi başıma bırakmamanı, rahmetine sığınarak senden isterim.</p>
<p>Kulağıma, gözüme sıhhat ver! Küfürden, fakirlik ve kabir azabından, zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım.<br />
Ya Rabbi, bize dünya ve ahırette güzellik ver ve Cehennem azabından bizi koru!</p>
<p>Ya Rabbi, faydasız ilimden, makbul olmıyan ibâdetten ve kabul edilmiyen duâdan, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten ve her çeşit hastalıktan, gece ve gündüz gelecek kötülüklerden, sıkıntılardan kötü arkadaştan ve kötü komşudan sana sığınırım!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/resulullahin-dilinden-bazi-dualar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.Peygamber(saa)’in Sabrı</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/hz-peygambersaa%e2%80%99in-sabri-2.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/hz-peygambersaa%e2%80%99in-sabri-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Sep 2011 08:29:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[Hazret-i Eyyûb'un İmtihanlara Karşı Sabrı ve Mükâfât]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Eyyubun sabrı]]></category>
		<category><![CDATA[hz. muhammet sav sabrı]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimizin sabrı]]></category>
		<category><![CDATA[sabır ile ilgili ayetler ve hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[sabır nedemek]]></category>
		<category><![CDATA[sabır nedir]]></category>
		<category><![CDATA[sabr]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5528</guid>
		<description><![CDATA[İslam peygamberi Allah tarafından sabırlı olmakla görevlendirilmişti. “(Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret.”[1] “Sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez.”[2] “(Ey Muhammed!) O halde yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret.”[3] “Rabbinin rızasına ermek için sabret.”[4] “Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/hz-peygambersaa%e2%80%99in-sabri-2.html/dsad" rel="attachment wp-att-5529"><img class="alignleft size-full wp-image-5529" title="dsad" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/09/dsad.jpg" alt="" width="149" height="149" /></a></p>
<p>İslam peygamberi Allah tarafından sabırlı olmakla görevlendirilmişti.</p>
<p>“(Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret.”[1]</p>
<p>“Sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez.”[2]</p>
<p>“(Ey Muhammed!) O halde yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret.”[3]</p>
<p>“Rabbinin rızasına ermek için sabret.”[4]</p>
<p>“Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir halde Rabbine yakarmıştı.” [5]</p>
<p>“Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir”[6]</p>
<p>“Ey Muhammed! Onların (kötü ve çirkin konuşmalarına, iftiralarına, alay etmelerine, küçümsemelerine ve kötü davranışlarına) söylediklerine karşı sabret.”[7]</p>
<p>Muhaliflerin sözlerine karşı sabırlı olma emri dört kez gelmişse, bahane aramaların, yanlış propagandaların, insanları kuşkulandırmaların, bitmeyen ve gereksiz isteklerin, dilleriyle yaptıkları eziyetlerin Hz. peygamberi daha fazla üzen şeyler olduğunun bir göstergesidir.</p>
<p>Peki, bunların tamamının karşısında Hz. peygamberi (s.a.a) sabırlı kılan şey neydi?</p>
<p>Kuran ayetlerine baktığımızda Allah Teâlâ’nın çeşitli yollarla onlara karşı sabırlı kıldığını rahtlıkla görmekteyiz. Allah Teâlâ, İslam dinini tüm dinlere galip geleceği vaadini vermiştir.</p>
<p>“O, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Şahit olarak Allah yeter”[8]</p>
<p>“O, Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar da dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir.”[9]</p>
<p>“Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.”[10]</p>
<p>“İşte durum bu: (Allah müminleri güzel bir şekilde dener), bir de Allah kâfirlerin tuzağını zayıf düşürendir.”[11]</p>
<p>“Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilah edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler.”[12]</p>
<p>Kuranı koruyacağını vaat etmiştir.</p>
<p><span id="more-5528"></span></p>
<p>“- Şüphesiz o zikri (Kuran’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.”[13]</p>
<p>“Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebur’da da, “Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık.”[14]</p>
<p>“Allah, içinizden, iman edip de Salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaat de bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.”[15]</p>
<p>“Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti, “Onlara mutlaka yardım edilecektir.” “Şüphesiz ordularımız galip gelecektir.”[16]</p>
<p>—————————————————<br />
[1] – Yunus 109<br />
[2] – Hud 115<br />
[3] – Ahkaf 35<br />
[4] – Müddesir 7<br />
[5] – Kalem 48<br />
[6] – Mümin 77<br />
[7] – Sad 17<br />
[8] . Feth 28<br />
[9] – Tevbe 33<br />
[10] – Tevbe 32<br />
[11] – Enfal 18<br />
[12] – Hicr 95<br />
[13] – Hicr 9<br />
[14] – Enbiya 105<br />
[15] – Nur 55<br />
[16] – Saffat 171-173</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/hz-peygambersaa%e2%80%99in-sabri-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.Peygamber(saa)’in Sabrı</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/hz-peygambersaa%e2%80%99in-sabri.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/hz-peygambersaa%e2%80%99in-sabri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Aug 2011 11:09:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[hz. muhammet]]></category>
		<category><![CDATA[hz. muhammet sav sabrı]]></category>
		<category><![CDATA[hz.muhammet sav]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimizin sabrı]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber sabrı]]></category>
		<category><![CDATA[sabr]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5351</guid>
		<description><![CDATA[İslam peygamberi Allah tarafından sabırlı olmakla görevlendirilmişti. “(Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret.”[1] “Sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez.”[2] “(Ey Muhammed!) O halde yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret.”[3] “Rabbinin rızasına ermek için sabret.”[4] “Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.islamiyol.com/hz-peygambersaa%e2%80%99in-sabri.html/thumbs_muhammed-3" rel="attachment wp-att-5353"><img class="size-full wp-image-5353" title="thumbs_muhammed" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/08/thumbs_muhammed2.jpg" alt="" width="149" height="149" /></a></p>
<p>İslam peygamberi Allah tarafından sabırlı olmakla görevlendirilmişti.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“(Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret.”[1]</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“Sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez.”[2]</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“(Ey Muhammed!) O halde yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret.”[3]</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“Rabbinin rızasına ermek için sabret.”[4]</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir halde Rabbine yakarmıştı.” [5]</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“Sen sabret! Şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir”[6]</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“Ey Muhammed! Onların (kötü ve çirkin konuşmalarına, iftiralarına, alay etmelerine, küçümsemelerine ve kötü davranışlarına) söylediklerine karşı sabret.”[7]</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>Muhaliflerin sözlerine karşı sabırlı olma emri dört kez gelmişse, bahane aramaların, yanlış propagandaların, insanları kuşkulandırmaların, bitmeyen ve gereksiz isteklerin, dilleriyle yaptıkları eziyetlerin Hz. peygamberi daha fazla üzen şeyler olduğunun bir göstergesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>Peki, bunların tamamının karşısında Hz. peygamberi (s.a.a) sabırlı kılan şey neydi?</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>Kuran ayetlerine baktığımızda Allah Teâlâ’nın çeşitli yollarla onlara karşı sabırlı kıldığını rahtlıkla görmekteyiz. Allah Teâlâ, İslam dinini tüm dinlere galip geleceği vaadini vermiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“O, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Şahit olarak Allah yeter”[8]</p>
<p><span id="more-5351"></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“O, Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar da dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir.”[9]</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.”[10]</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“İşte durum bu: (Allah müminleri güzel bir şekilde dener), bir de Allah kâfirlerin tuzağını zayıf düşürendir.”[11]</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“Şüphesiz biz, Allah ile beraber başka ilah edinen alaycılara karşı sana yeteriz. İlerde bilecekler.”[12]</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>Kuranı koruyacağını vaat etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“- Şüphesiz o zikri (Kuran’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.”[13]</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebur’da da, “Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık.”[14]</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“Allah, içinizden, iman edip de Salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaat de bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.”[15]</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>“Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti, “Onlara mutlaka yardım edilecektir.” “Şüphesiz ordularımız galip gelecektir.”[16]</p>
<p style="text-align: justify;">
<p>—————————————————<br />
[1] – Yunus 109<br />
[2] – Hud 115<br />
[3] – Ahkaf 35<br />
[4] – Müddesir 7<br />
[5] – Kalem 48<br />
[6] – Mümin 77<br />
[7] – Sad 17<br />
[8] . Feth 28<br />
[9] – Tevbe 33<br />
[10] – Tevbe 32<br />
[11] – Enfal 18<br />
[12] – Hicr 95<br />
[13] – Hicr 9<br />
[14] – Enbiya 105<br />
[15] – Nur 55<br />
[16] – Saffat 171-173</p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/hz-peygambersaa%e2%80%99in-sabri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimiz(saa)’in Güzel Ahlakı</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/peygamber-efendimizsaa%e2%80%99in-guzel-ahlaki.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/peygamber-efendimizsaa%e2%80%99in-guzel-ahlaki.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Aug 2011 22:12:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Ahlâk]]></category>
		<category><![CDATA[hz. muhammet]]></category>
		<category><![CDATA[hz.muhammet sav]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimizin ahlakı]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin ahlakı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5346</guid>
		<description><![CDATA[Allah Resulü’nün ahlâk, adap ve gidişatının en güzel, en yüce ahlâk, adap ve gidişat olduğunda şüphe yoktur. Bu açıdan Allah Resulü insanoğlu için en güzel örneği teşkil etmektedir. Öyle ki, Allah Tealâ, onun hakkında: “Şüphesiz sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin” buyurmuştur. Ümmetine Şefkati Allah Resulü, halkla güler yüz ve sevgiyle karşılaşırdı. Herkese, hatta çocuklara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/peygamber-efendimizsaa%e2%80%99in-guzel-ahlaki.html/thumbs_muhammed-2" rel="attachment wp-att-5348"><img class="alignleft size-full wp-image-5348" title="thumbs_muhammed" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/08/thumbs_muhammed1.jpg" alt="" width="149" height="149" /></a></p>
<p>Allah Resulü’nün ahlâk, adap ve gidişatının en güzel, en yüce ahlâk, adap ve gidişat olduğunda şüphe yoktur. Bu açıdan Allah Resulü insanoğlu için en güzel örneği teşkil etmektedir. Öyle ki, Allah Tealâ, onun hakkında: “Şüphesiz sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin” buyurmuştur.</p>
<p>Ümmetine Şefkati</p>
<p>Allah Resulü, halkla güler yüz ve sevgiyle karşılaşırdı. Herkese, hatta çocuklara dahi selâm vermede öncülük ederdi. Devamlı ashabını yoklar, eğer üç gün birini görmezse, derhal sorup soruşturur, hasta olanın ziyaretine giderdi. Ashabıyla oluşturduğu mecliste bakışlarını onların arasında eşit olarak bölerdi. Kendisi oturduğu hâlde başkalarının ona hizmet etmesini kabul etmezdi; yerinden kalkar onlarla beraber gerekeni yapar ve: “Allah, kendini başkalarından üstün gören kulunu hoş görmez.” buyururdu.</p>
<p>Enes bin Malik şöyle diyor: “Resulullah (s.a.a), ashaptan birini üç gün görmediğinde, onu sorup araştırırdı; eğer sefere gitmiş olsaydı, onun hakkında dua ederdi, eğer hazır olsaydı, onu ziyaret ederdi ve eğer hasta olmuş olsaydı, ziyaretine gidip hâlini sorardı.”</p>
<p>İbn-i Abbas şöyle diyor: “Resulullah (s.a.a) konuştuğunda veya ondan bir şey sorduklarında, iyice kavramaları için sözünü üç defa tekrarlardı.”</p>
<p>Cerir bin Abdullah şöyle diyor: “Resulullah (s.a.a), evlerinden birine girdi. Ev ashapla dolup taştı; ben evin dışarısında oturdum. Resulullah (s.a.a) beni görünce, elbisesini büküp bana atarak; “Onun üzerinde otur.” buyurdular. Ben de onu yüzüme sürüp öptüm.”<br />
Kararlılığı ve İstişaresi</p>
<p><span id="more-5346"></span></p>
<p>Resul-i Ekrem (s.a.a)’in emrinin ashabı arasında anında uygulanmasına ve onların; “Sana inanıyoruz, eğer kendimizi ateşe bile atmamızı emretsen, atarız.” demelerine rağmen, yine de Allah katından hakkında emir gelmeyen konularda ashabıyla istişare eder ve onların görüşlerini alır, onlara değer verirdi.</p>
<p>Tüm işlerine düzen hâkimdi. Vakitlerini taksim ederek değerlendirir ve bu hususta ashabına tavsiyede bulunurdu.</p>
<p>Savaşta taktik uygulardı. İslâm düşmanlarının casuslarını gafil avlamak için birtakım konuları açığa vurmadan ashabına uygulatır ve sonuçta başarılı olurdu.</p>
<p>Bir işin sağlam temel üzerine oturtulmasına önem verirdi. Ashaptan bazılarının herhangi bir konudaki eleştirilerini dinler ve onları kendi kararının doğruluğuna güzellikle ikna ederdi.</p>
<p>Yersiz övgüleri duymak istemezdi. Halkın cehaletten kaynaklanan yanlış algılamalarının gerçeğini onlara açıklardı. Peygamberimizin on sekiz aylık oğlu İbrahim vefat ettiği gün Güneş tutuldu. Halk Güneş tutulmasını İbrahim’in vefatıyla ilgili bir olay zannettiler. Resulullah halkın bu yanlış tasavvuru karşısında zaman kaybetmeden mescitte minbere çıktı ve; “Ey insanlar! Ay ve Güneş, Allah’ın iki büyük ayeti ve nişanesidir; birinin ölümü için tutulmazlar.” buyurarak halkı aydınlattı.</p>
<p>İlme Önem Vermesi</p>
<p>Resulullah (s.a.a), ilim ehline değer verir, bütün ashabını ilim öğrenmeye teşvik ederdi. Bu hususta şu kadarı yeter ki; “İlim öğrenmek, her Müslümana farzdır.” buyurarak ilim öğrenmeyi erkek kadın herkese farz kılmış, “Beşikten mezara kadar ilim talep edin.” buyurarak da ilmin yaşı olmadığını vurgulamış, “Çine gitmeniz gerekse de ilmi talep ediniz.” buyurarak da Müslümanlara ilmin tek kurtuluş yolu olduğunu belirtmiştir.<br />
İbadeti</p>
<p>Resulullah (s.a.a), gecelerini az bir istirahattan sonra hep ibadetle geçirirdi. Bir gün hanımlarından birisi ona; “Ey Allah’ın Habibi! Sen ki bağışlanmışsın, neden bu kadar ibadet ediyorsun?” deyince cevabında şöyle buyurdular: “Neden Allah’ın şükreden bir kulu olmayayım!”</p>
<p>Başkalarına ibadette orta yollu olmayı tavsiye ederdi. İnzivaya çekilen, ailesini terk ederek ibadetle meşgul olanları eleştirirdi. Ashaptan bazıları böyle yaptıkları için onlara; “Sizin vücudunuzun ve ailenizin üzerinizde hakları vardır; onlarla ilgilenmekle vazifenizi yerine getiriniz.” Buyurdular.</p>
<p>Cemaatle namaz kıldıklarında yaşlıların, zayıfların durumunu gözeterek çabuk bitirmeye çalışırdı. Tembelliği sevmezdi, ümmetini çalışmaya teşvik ederdi ve; “İbadet yetmiş kısımdır; en iyi ve makbul olanı ise, helâl yoldan kazanç elde etmektir.” buyururdu.<br />
Zühdü</p>
<p>Resulullah (s.a.a), dünyaya karşı hiç ilgi duymazdı. Kalbinde dünya sevgisi diye bir şey yoktu.</p>
<p>Hz. İmam Ali (a.s) Hz. Peygamber (s.a.a)’i şöyle anlatıyor: “O, yerde yemek yerdi, köleler gibi otururdu, ayakkabısını kendisi tamir ederdi, elbisesini kendisi yamardı. Eğersiz merkebe biner, biri daha varsa terkine bindirirdi. Evinin kapısına, üstünde resimler bulunan bir perde asılmıştı. Zevcelerinden birine; “Şunu kaldır; ona baktıkça dünya ziynetlerini hatırlıyorum.” buyurdular. Dünyayı gönlünden çıkarmıştı, onu anmayı hatırından geçirmezdi, dünyayı o kadar gözden çıkarmıştı ki, ne gönül bağlayacağı güzel bir elbisesi vardı, ne de üstünde oturacağı beğenilecek bir yaygısı. Gerçekten de yüce Allah, Muhammed’i (Allah’ın salâtı ona ve soyuna olsun) kıyametin bildiricisi, cennetin müjdeleyicisi ve azaptan korkutucu olarak gönderdi. Dünyadan karnı boş olarak çıkıp gitti; ahirete ayıplardan, suçlardan esen olarak vardı. Kendi namına tek taşı taş üstüne koymadan yolunu tuttu. Rabbinin davetine icabet etti. Allah bize ne de büyük bir lütufta bulunmuştur ki, onu bize örnek olarak göndermiştir. Onun izini izlemekteyiz, yolunda yürümekteyiz.”</p>
<p>Tevazusu</p>
<p>Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.a.a) bir eve girdiğinde, meclisin girişten en aşağı kısmında otururdu.”</p>
<p>Enes bin Malik şöyle diyor: “Resulullah (s.a.a) hastaların ziyaretine giderdi, cenazeleri teşyi ederdi, kölenin davetini kabul ederdi, merkebe binerdi. Hayber, Benî Kureyza ve Benî Nazir günleri (onlarla savaştığı günler) yularlı bir merkebe binmişti, altında liften bir palan vardı.”</p>
<p>Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.a.a) mebus olduğu günden, dünyadan göçene dek bir yere dayanarak yemek yemedi; köleler gibi yemek yerdi, onlar gibi otururdu.” Hadisi nakleden diyor ki: “Ben neden böyle yapıyordu?” dedim. İmam (a.s); “Allah Tealâ’ya tevazu etmek için.” buyurdular.</p>
<p>Ebuzer şöyle diyor: “Peygamber, ashabının arasında otururdu. Bu yüzden yabancı biri geldiğinde onu tanımaz ve; “Hanginiz peygambersiniz?” diye sorardı. Bunun üzerine biz, Nebiyy-i Ekrem’den yabancı biri geldiğinde onu tanıyabilecek bir yerde oturmasını istedik ve böylece çamurdan yüksek bir oturak yaptık. Hazret onun üzerinde otururdu, biz de onun etrafında otururduk.”</p>
<p>Hz. İmam Sadık (a.s), Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Ben ölene kadar beş şeyi benden sonra sünnet olması için terk etmem: Kölelerle yerde yemek yemeyi, semerli merkebe binmeyi, keçiyi elimle sağmayı, yünlü elbise giymeyi ve çocuklara selâm vermeyi.”<br />
Emanettarlığı</p>
<p>Peygamber’in emanettarlığı dost düşman tarafından kabul edilen en bariz sıfatlarındandı. O, bu yönüyle herkesin güvenini kazanmış ve bu özelliği sebebiyle kendine “Emin” lakabı verilmişti.</p>
<p>Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: “Emanetleri sahiplerine geri verin. Çünkü Resulullah (s.a.a) iğne ve ipliği bile sahibine geri verirdi.”</p>
<p>Cömertliği</p>
<p>Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hz. Resulullah (s.a.a) insanların en cömerdi, en şecaatlisi, en doğru konuşanı, en vefakârı, en yumuşak huylusu, en uyumlusu idi. Kim onu ilk gördüğünde heybeti altında kalırdı, ama onunla arkadaşlık edip tanıyınca ona aşık olurdu. Ben onun benzerini ne öncekilerden, ne de sonrakilerden görmedim.”</p>
<p>ah (s.a.a)’den daha cömert, daha yardım sever, daha şecaatli ve daha temiz bir kimseyi görmedim.”</p>
<p>Cabir bin Abdullah şöyle diyor: “Hz. Resulullah (s.a.a), kendisinden bir şey isteyen hiçbir kimseye hayır demedi.”</p>
<p>İbn-i Abbas, Hz. Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Ben Allah’ın terbiye ettiği kimseyim. Ali de benim terbiyemle terbiye edilmiştir. Rabbim bana cömertliği ve ihsanı emretmiş, cimrilik ve sertlikten de nehyetmiştir. Allah katında cimrilikten ve kötü huyluluktan daha sevilmeyen bir şey yoktur. Bu ikisi, sirkenin balı bozduğu gibi hayır ameli bozar.” [28]</p>
<p>Sabrı</p>
<p>Emir’ül-Müminin Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bir Yahudinin Resulullah (s.a.a)’den birkaç dinar alacağı vardı. Peygamber’den o parayı istedi. Resulullah (s.a.a); “Ey Yahudi! Şimdi yanımda sana verecek bir param yoktur.” buyurdu. Yahudi; “Ey Muhammed! Paramı vermedikçe senden ayrılmayacağım!” dedi. Resulullah (s.a.a) cevaben; “Bu durumda ben de seninle birlikte otururum!” buyurdular.</p>
<p>Resulullah (s.a.a) onunla birlikte oturdu. Öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarını da orada kıldı. Resulullah (s.a.a)’in ashabı o Yahudiyi tehdit etmeye başladılar. Resulullah (s.a.a) onlara bakıp şöyle buyurdu: “Onunla ne işiniz vardır?” Ashap; “Ey Resulullah! Bu Yahudi seni hapsetmiştir!” Resulullah (s.a.a) onların cevabında; “Allah Tealâ beni, bir zimmî veya başka birisine zulmetmek için mebus etmemiştir.” buyurdular.</p>
<p>Gün yükseldiğinde Yahudi şöyle dedi: “Allah’tan başka bir ilâh olmadığına ve Muhammed’in de O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ediyorum; malımın yarısını Allah yoluna bağışladım. Allah’a andolsun ki, sana karşı böyle davranmam, sırf senin Tevrat’taki vasfını sende görmem içindi. Ben senin Tevrat’taki vasfını okumuştum. Onda şöyle yazılmıştı: “Abdullah oğlu Muhammed Mekke’de dünyaya gelecektir, Teybe’ye (Medine’ye) hicret edecektir, sert ve katı kalpli değildir, sövüş etmez ve çirkin söz ağzına almaz.” Ben Allah’tan başka bir ilâhın olmadığına, senin de O’nun elçisi olduğuna şehadet ediyorum. Bu benim malımdır, Allah nerede emretmişse, onu orada harca.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/peygamber-efendimizsaa%e2%80%99in-guzel-ahlaki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

