Kategori Arşivi: Nasihâtler ve Öğütler Pınarı

Namaza Hazırlık Allah’ı Zikretmektir…

Allah adamlarından Muhammed Bekrî hazretlerine (r.a) bir gün, bâzı sevdikleri gelerek;

- Efendim, nefsimize en ağır gelen  ibâdet ve amel hangisidir? diye sordular.

Cevabında;
- Namaz kılmaktır. Hattâ namaz, Allahü teâlâyı zikretmenin en güzel ve mükemmel şeklidir, buyurdu.

Şaşırdılar:
- Namaz kılmak mı Allahü teâlâyı zikirdir efendim?

- Evet, hattâ sadece namaz kılmak değil, namaza hazırlanmak bile bir nevî Allahı zikretmektir.

Anlıyamadılar:
- Nasıl yâni efendim?

Buyurdu ki:
- Namazla ilgili olan konuşmalarımız, Mesela, “Namaz vakti yaklaşıyor”, veyahut, “Ezâna az zaman kaldı” veya “kalkıp abdest alayım” gibi konuşmaların tamamı, esâsen Allahü teâlâyı zikirdir.

Merak ettiler:
- Hikmeti ne efendim?

Buyurdu ki:
- Çünki böyle sözler, Allahü teâlânın mühim emri olan namazı, dolayısiyle Allahü teâlâyı hâtırlatıyor bizlere. Zikrin mânâsı da Allahü teâlâyı hâtırlamaktır zâten.

Alıntı

Öfke Zamanında Merhamet…

“Bir kişinin merkebi çamura batmıştı. Ne kadar gayret sarf ettiyse de bir türlü hayvanını battığı yerden çıkaramadı. Bu esnada da gökyüzünden sicim gibi yağmur yağıyor, soğuk hava ise ilikleri donduruyordu. Bütün bunlara ilâveten bir de yavaş yavaş üstüne çöken karanlık içerisinde kalan adamcağız, çok müteessir ve muzdarip bir hâldeydi.

O kişi, bu dert ve acı içerisinde sabaha kadar kötü sözler söyleyerek etrafa lânetler savurdu. Öyle ki, dilinden ne dost kurtuldu ne düşman, ne ahâlî kurtuldu ne de sultan…

Olacak bu ya, adam böyle sövüp saymakta, etrafa lânetler savurmakta iken, padişah oradan geçti. Durumun farkında olmayan adam, uygunsuz ve haddi aşan sözlerine devam etti. Pâdişâhın bu sözleri işittiğini anladığında ise adamcağız, mahcûbiyetten sanki yerin dibine girdi. Bu mahcûbiyetle ne cevap verebildi ne de özür dileyebildi.

Pâdişah buna çok kızdı ve etrafında bulunanlara hiddetle:

«−Eşeği çamura batmışsa benim suçum ne? Ben batırmadım ya! Benden ne istiyor, bana niçin kötü söz söylüyor?» dedi.

Beraberindekilerden biri pâdişâha:

«−Pâdişâhım, hemen boynunu vurdurun! Dünyadan nâm ve nişânı kalksın!..» dedi.

Büyük pâdişah, gönlünde çağlayan ilâhî rahmetle düşündü, taşındı. Baktı ve gördü ki adam, içine düştüğü dert dolayısıyla mihnet içinde bunalmış, eşeği de çamura batmıştır.

Zavallı adamın hâline acıdı. Kaba ve uygunsuz sözlerinden kabaran öfkesini yuttu. Bununla da yetinmeyip tuttu, ona altın, at ve kürklü kaftan ihsân etti. Zira pâdişah biliyordu ki; «Öfke zamanında merhamet, en güzel şeydir.»

Bu hâdiseyi duyan biri, o ihtiyara:

«−Ey akılsız ihtiyar, ölümden nasıl kurtuldun, hayretteyim?» diye sordu. İhtiyarsa onun bu suâline şöyle cevap verdi:

«−Sus! Ben o sırada çok elemli idim. O dert de aklımı başımdan almıştı, yani kendime mâlik değildim. Bu sebepten ben, bana yakışmayan bir şey yaptım. Pâdişâha gelince, o sultânımız da kendisine yakışan ihsan ve ikrâmı yaptı.»”

Şeyh Sâdî-i Şîrâzî – Bostan

Zaman Yolu…

zaman

Duândaki devam ve ısrara rağmen

Lütuf ve ihsan vaktinin gecikmesi

Üzülmene ve ümidini kesmene sebeb olmasın.

Çünkü duâya icabet;

Senin istediğin vakitte değil,

Allah’ın senin için tercih ettiği zamanda tecelli edecektir.

Ataullah İskenderî

Bir Kere İnanırsam…

neden inanmıyorsun

Günahı Küçümsemek…

firtina

“-Ey günahkâr! Kötü sondan emin olma. İşlediğin günahı daha büyük bir günah takip eder. Günah işlerken sağ ve solundaki meleklerden hayanın azlığı o günahtan daha büyük bir günahtır. Allah’ın sana ne yapacağını bilmiyorken gülmen daha büyük bir günahtır. Yaptığın bir günaha sevinmen daha büyük bir günahtır. Yapamadığın bir günah için üzülmen daha büyük bir günahtır. Senin günah işlerken kapının örtüsünü hareket ettiren (kaldıran) rüzgardan korkman, Allah seni gördüğü halde kalbinin ürpermemesinden daha büyük bir günahtır.”

Devamı »

Gaflet Uykusuna Karşı Zırhlanmak…

gaflet-uykusu

Gaflet uykusuna karşı zırhlanmış bir insan görmek isteyen Muaz bin Cebel’in, Rasulullah (s.a.) Efendimiz’le şu mülakatına baksın:

Muaz bin Cebel (r.a) şöyle anlatıyor:

“-Bir gün Resûlullah’ın (s.a) huzuruna varmıştım. Bana: “Ey Muaz! Sen, bu akşam nasıl sabahladın?” buyurdu. Ben de: “Ya Resûlallah! Allahü Teâlâ’ya iman etmiş olarak sabahladım” dedim. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz: “Ey Muaz! Senin her sözünün doğruluğuna bir delilin vardır. Bu sözünün doğruluğunun delili nedir?” buyurdular. Ben de şöyle cevap verdim: “Ya Rasûlallah! Ben, geceden, gündüze çıktığım zaman, bir daha akşamı beklemem. Akşam olduğu zaman da, sabaha kadar yaşayacağımı hiç ümit etmem. Bir adım attığım zaman, İkinci adımı atacağımı sanmam. Her insanın bir eceli olduğunu bilirim. Ecelinin saati geldiği zaman, o anda ecelinin ona yetişeceğini bilirim. Bütün insanlar mahşerde haşr olunurlar. Kimisi Peygamberi ile beraberdir kimisi de tapdıkları ile beraber olacaktır. Ben ise,’kendimi sanki cehennemdeki insanların azaplarını ve cennetteki insanların nimetlerini her an görüyorum gibi düşünürüm.” Bunun üzerine Rasûlullah efendimiz buyurdu ki: “Ey Muaz! Sen çok iyi yapmışsın. Böyle düşünmeye devam et ve bundan hiç ayrılma!”

Devamı »

Günahkara Karşı Merhamet Etmek Meleklerin Ahlakındandır…

acan_cicek

Tâbiînden hadis ve fıkıh âlimi Mutarrif bin Abdullah buyurur ki:

“Günahkârlara karşı içinde bir merhamet hissi duymayan kimse, hiç olmazsa onların lehine (onlar için) tevbe ve istiğfâr ile duâ etsin. Zira yeryüzündekilere Allah Teâlâ’dan mağfiret dilemek, meleklerin ahlâkındandır.”