Kategori Arşivi: Şiir

Kurban…

kurban

Kurban ola bu can Rahmana
Uymaya nefse, şeytana
Rahmeti ilahiyi umana
Bir olan Hak için yaşayana
Ahirette Rasule komşuluk düşer hakkına
Nice şehit, şüheda imrenir tahtına

kurban-ve-gul

Kesilir senede bir defa
Umulur haktan rıza
Rahmeti bol olan Allah’a
Bağışlanır canlar bir daha
Ahir zamanda nefsine hakim olana
Nasib olur cenneti âla

Devamı »

Selam Sana Şanlı Kavga…

selam-sana-sanli-kavga

Her çaldığında kapım,
Her güneş açtığında,
Her çocuk sesinde,
Her meleyişinde bir kuzunun,
Her ‘yavrum’ deyişinde bir ananın,
Dökülüverir ansızın…

Bir yudum kahveye
Bir lokma ekmeğe
Bir gülü tutmaya,
Bir kuşa yem vermeye bırakmaz,
Bırakmaz ki gideyim…

Atar koynuna karamsarlığın,
Aymazlığın o denli karanlığına.
Ezer secdedeyken bile kokusu çocuk kanının,
Cennet kuşlarının kanat sesleri…

İlk mabedim,
Miracım,ecdadım,şehadetim…
Çiğnenen onurum,
Dörpülenen şahdamarım…
Bırakmaz ki kollarımı duaya kaldırayım…

Bırakmaz ki şanlı direnişleri
Söz söylemeye uzaktan…

Ancak bu cümle kadar yakınım
İhlas abidelerine.

‘İntifada,intifada
Selam sana şanlı kavga…’

Yüzüm tutmaz nutuklar atmaya
Söz söylemeye uzaktan…

Devamı »

Kutlu Doğum Haftası Özel Videosu - Dursun Ali Erzincanlı

Kutlu Doğum…

Âlemleri aşıp gelir Efendim,
Duygularla taşıp gelir Efendim,
Sırattan geçerken ümmetlerini,
Tutmak için koşup gelir Efendim…

Dikenler bile hoş, her yer gül kokar,
Âsumanda gezip semâya çıkar…
On sekiz bin âlem mahzun O yokken,
Nûr-i ilâhî hep,O’nunla akar…

Sırrı; gözyaşının özünde saklı,
Kur’ân-ı Kerîm’in sözünde saklı,
Gül kokar Muhammed’in geçtiği yer,
Her şey O’nun gönül izinde saklı…

O bize, hoş ahlâkından dokutan,
Şefaatiyle cennet ehli okutan!
Aşkın, gönlündeki îman balını,
Peteğine damla damla akıtan…

Gönlüm; mahşere bu sevda kalır mı?
Muhammed bizlere vekil olur mu?
Ümmeti gönlünden çıkan sözleri,
Uçursam katına acep alır mı?

Sevenin gönlünde bir yâr Muhammed,
Kalpleri eriten bir har Muhammed,
Cemaline cennet bile âşıktır,
Âlemlere rahmet bir nur Muhammed…

Mîracla cenneti görüp seyretti
Arş’a yönelmeyi bize öğretti.
Arslan Ahmet bil ki; yüce Yaradan
Ümmetini bir bir O’na yâr etti… Devamı »

Fahr-i Kâinat Efendimiz…

Âlemlerin Efendisi! «Levlâke» mazharı!
Sâyende indi insana cennet anahtarı!
Mîraçla açtın ümmete ulvî semâları,
Sen’dendir insanoğluna Cebrâilî kanat;
Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Cehlin avuçlarındaki taşlar selâmlıyor,
Mazlumların gözündeki yaşlar selâmlıyor,
Hicrette Sevr önündeki kuşlar selâmlıyor,
Kurdun gönüller içre, muhabbetle saltanat,
Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Her çağ Sen’inle asr-ı saâdet yudumlasın,
Her kul peşinde hicreti bir bir adımlasın,
Her gül, cemâl-i pâkini tekrar yorumlasın,
Zîrâ güzelliğin Sen’in, en mûtenâ sanat;
Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Her sağ adımda bizlere rehber olur sesin,
Rûyâların dahî bize rahmettir, ey Emîn,
Sen mağfiret ümîdisin ukbâda herkesin,
Ukbâda enbiyâ bile Sen’den sorar necat,
Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Tavrın edepte zirvedir, ahlâkın en yüce,
Dâim dilinde merhamet ispâtı üç hece,
Geldin Sen, «ümmetî» diyerek, doğduğun gece,
Rabbim ve tüm melekleri etmektedir salât;
Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Sıddîk Ebû Bekir gibi, Fârûk Ömer gibi,
Osmân-ı pür-hayâ gibi, nûreyn sâhibi,
Kerrâr-ı Murtazâ gibi, irfân tâlibi,
Ashab bıraktın ardına doksan dokuz kırat;
Sonsuz salât selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Kılsın revâ şu na‘tımı, Allah, habîbine.
Lâyık değil şiirlerim Allah habîbine,
Bir arz-ı hâl sâdece sevdâ tabîbine,
Sen’den alır şifâsını Sen’den bütün hayat;
Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Metheylemekten âcizim elbette şânını,
Metheyliyor Hudâ nice âyette şânını,
Tâlî okur, cihâna tilâvette şânını,
Kur’ân adıyla methin için gökten indi na‘t;
Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Vezni: mef’ûlü / fâilâtü / mefâîlü / fâilün
 TÂLÎ

Besmele

besmele

Besmele Âdem’e ilk inen âyet,

Besmele “Be”deki sırr-ı hikmettir…

Besmele Rahmân’dan ezelî rahmet,

Besmele Allah’a teslimiyettir…

Besmele Kur’ân’ın özeti, özü,

Besmele Tevhîd’in bir başka yüzü,

Besmele mü’minin değişmez sözü,

Besmele yemindir, mesûliyettir…

Besmele Mushaf’ta baştâcı fermân,

Besmele şafaksız geceye dermân,

Besmele sınırsız bir ilm-i irfân,

Besmele Hüdâ’dan kula himmettir…

Besmele dünyadan ukbâya köprü,

Besmele en güzel esmâya köprü,

Besmele Rabbânî sevdâya köprü,

Besmele vuslattır, aşk-ı vahdettir…

Besmele her daim Allah’ı anmak,

Besmele her şartta, şartsız inanmak,

Besmele hakkıyla Hakk’a bağlanmak,

Besmele İslâm’a mensûbiyettir…

Besmele tesbîhât, Besmele bîat,

Besmele münâcât, Besmele tâat,

Besmele yürekten Hakk’a itâat,

Besmele Mevlâ’ya ubûdiyettir…

Besmele tezekkür, Besmele zikir,

Besmele tefekkür, Besmele fikir,

Besmele tekemmül, Besmele Tekbir,

Besmele ebedî nûr-ı ismettir…

Besmele kalpteki sevdâ nefesi,

Besmele semânın efsunkâr sesi,

Besmele her hayrın mukaddimesi,

Besmele hem “miftâh”*, hem muhabbettir

Besmele vefâyı bize yâr eyler,

Besmele mânâyı tâcîdâr eyler,

Besmele belâyı târumâr eyler,

Besmele güç-kuvvet, bahr-i izzettir…

Besmele dildeki mukaddes düstûr,

Besmele gönülde İlâhî sürûr,

Besmele Güneş’i aydınlatan nûr,

Besmele mü’mine feyz ü nusrettir…

Hadîs-i Şerif: “Bismillâhirrahmanirrahîm,

miftâh-u küll-i kitâbin,” Devamı »

Gül Efendim

 GÜL EFENDİM

Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana.
Elimin müjdesi, dilimin muştusu,
Gönlümün hakikat ruhu, ufkumun kahramanı, dünyamın zimamdarı,
Hilkaten fatiham, Nübüvveten hatimem, ezelen ve ebeden Efendim.
Varoluş varlığım, gül çağında gül ıtırım,
Gül Efendim.
Canların cananı, güllerin gülistanı,
Sonsuzluk aşkımın nur-u ummanı, gönül dünyamın mihveri,
Hayat eksenimin odağı, en mühim nokta-i nazarım,
Her halükarda başvuru kaynağım, rehberi furkanım,
Yegane sığınağım, barınağım ve limanım,

Devamı »

Gâzel - Beni Candan Usandırdı

GAZEL

Benî candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı

Kamû bîmârınâ cânan devâ-yî derd eder ihsan
Niçin kılmaz banâ derman benî bîmâr sanmaz mı

Gamım pinhan dutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
Desem ol bî vefâ bilmen inânır mı inanmaz mı

Şeb-î hicran yanar cânım töker kan çeşm-i giryânım
Uyârır halkı efgaanım karâ bahtım uyanmaz mı

Gül’î ruhsârına karşû gözümden kanlu âkar sû
Habîbım fasl-ı güldür bû akar sûlar bulanmaz mı

Değildim ben sanâ mâil sen etdin aklımı zâil
Bana ta’n eyleyen gaafil senî görgeç utanmaz mı

Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
Sorun kim bû ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı

Fuzûli

Bedir Şiiri - Dursun Ali Erzincanlı

dae-bedir

Go get Adobe Flash Player!

Bedir
Hazırlanın uzunca bir yolculuk var şimdi.
Asr-ı saadete Cezîretül araba gidiyoruz.
Bismillah diyin  Bedir’e öyle girin  Gökte melekler, yerde siz
Ve bekleyin sessiz…  Gelince  İyi bakın onlara;
Hem kendi zamanlarının
Hem tüm zamanların en cesur yiğitleridir onlar
Gökte yıldız; yerde arslandır onlar  Yüz yirmi beş bin beden
Ama bir tek ruh,  Muhammedî ruhtur onlar
Aslanlar çıkmıştır Medine’den  Şimdi yoldadır Bedrin Arslanları
İşte bakın şu Hz.Umeyr  Aslan yavrusu.
Yaşı küçük diye geri çevirecek rasulullah
Ama öyle ağlıyor ki umeyr izin veriyor nebi
Ey sad bin ebi vakkas!  Sen bağla kardeşin Umeyr’in kılıcını
Boyu kısa bağlayamıyor.
Hz.Hamza’nın belinde iki kılıç duruyor.
Attığı her adım bir kalbi durduruyor.
Ey Hamza  Gördüğün hiçbir şeyden korkmazsın bu doğru
Ama heybetini gizli tut   Yürüyüşün ölümü korkutuyor.
Dinleyin Âlemlerin sultânını  O konuşunca rüzgar bile susuyor;
“Ey ashap! Hazır mısınız?”  Sad bin muaz ayakta:
“Ya Rasulallah!” diyor  “Seni hak dinle gönderen Allah’a andolsun ki,
Sen bize şu denizi gösterip dalarsan,  Biz de seninle birlikte dalarız.
Allah’ın bereketiyle yürüt bizi!”  Tebessüm buyuruyor Habîb-i Zîşan!
O, gülünce suya kanıyor susamışlar.  Güller açıyor yüreklerde.
Kederler unutuluyor.  O gülünce, cennetler yaratılıyor.
Gülüyor nebi ve yürüyorlar!  Mekke’de çekilen acılar dinmiş
Yürüyorlar!  Sanki yıldızlar yere inmiş.  Önlerinde Kâinatın Güneşi
İşte Hz.Ömer ve Hz. Ali  Biri Hattaboğlu! Biri Haydâr-ı Kerrar!
Ve kolkola   Ölümün ağzına giriyorlar! Devamı »

40 Yaşındasın Şiiri - Dursun Ali Erzincanlı

dae-40-yasindasin

Go get Adobe Flash Player! Şiiri indirmek için tıklayınız

Fon müziği: indirmek için tıklayınız

Go get Adobe Flash Player!

Rar şifresi: www.islamiyol.com

Kırk Yaşındasın

Rahmetini umarak  Günahkar bir dille;  Allah azze ve celle

Ya rasulallah,   Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,
Kalbimizden seyrediyoruz seni.

İşte  Bir yaşındasın,  Beni sa’d yurdundasın Sana süt anne olmadı kadınlar
Bu yüzden dargın bulutlar  Bir damla yağmur indirmiyor
Kıtlık hüküm sürüyor beni sa’d yurdunda  Minicik bir bulut var gökyüzünde
Sana aşık…  Ayrılmıyor başucundan  Ve insanlar yağmur duasında…
Hz.halime kucağına alıyor seni  Yeryüzünde bir gölgelik…seni güneşten korumak için   Oysa minicik bulut gökyüzünde
Sana meftun, sana kilitli…  Ve dua eden rahibin kucağındasın
Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip  Kıtlığı da unutuyor,
yağmuru da, duayı da  Ama sen unutmuyorsun
Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun
O minicik bulut ilişiyor bakışlarına  Büyüyor, büyüyor…
Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan
Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini
Çoğusu bilmiyor seni…

Altı yaşındasın  Medine-i münevvere yolundasın
Yanında aziz annen ve ümmü eymen  Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında
Sonra yolda, ebva’da öksüzlük karşılıyor seni  Mekke’ye annesiz giriyorsun
Abdulmuttalip bir başka seviyor seni  Ebu talip bir başka seviyor

Ya rasulallah  Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında
Onlar anne deyince sen yere mi bakardın  Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı ebva’ya  Kaç gece anne diye hıçkırdın
Efendim!   Senin yerine de anne dedik annemize
Senin yerine de baba dedik Devamı »