Kategori Arşivi: Kur'an'dan Damlalar

Zikir; En Büyük İbadet’tir…

zikir

Allah’tan sakının ki felan bulasınız!

94220734

Ölüm Gelmeden Önce…

İbn-i Abbâs -radıyallahü anh-:

“Kimin hacca gidecek veya zekât farz olacak kadar malı bulunur da bu farzları ifâ etmezse, ölüm sırasında geri dönüş (rec’a) taleb eder” buyurmuş ve şu âyetleri okumuştur:

“Ey iman edenler, mallarınız ve evlâtlarınız sizi Allah’ın zikrinden alıkoymasın! Kim bunu yaparsa işte onlar hüsrâna uğrayanların tâ kendileridir. Herhangi birinize ölüm gelip de: «Ey Rabbim, beni yakın bir müddete kadar geciktirsen de sadaka versem ve sâlihlerden olsam» demesinden evvel size rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak edin! Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi asla tehir etmez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Münâfıkûn, 9-11) Devamı »

Evvab

Ni’mel abdu! İnnehu evvebun…

“O ne güzel kuldu! Daima Allah’a yönelirdi.”

Allah Tebareke ve Teâlâ, Kur-an’ı Kerim’de Davut, Süleyman ve Eyyüb (a.s.) kıssalarını birbiri ardınca zikrederek, imtihanlarına gösterdikleri sabrı övmüş ve onları ‘evvab’ olarak nitelemiştir.

Bu kıssalara baktığımız zaman bu dünyanın keder, üzüntü ve meşakkatlerle dolu bir yer olduğunu, Allah’a yakınlaşmanın da adeta, bu meşakkatlere sabırla orantılı olduğunu anlıyoruz. Hani tabiri caizse, her düştüğünde annesinin kucağına koşan çocuğun hali gibi, her üzüntü ve kederde Allah’a yönelmemiz gerektiğine işaret edilmiştir.

Evvab, Müfredat’ta, günahları terk edip, emirleri yerine getirerek Yüce Allah’a dönen, irade ve seçime dayalı dönüş yapan kişi olarak açıklanmıştır. Ayrıca Elmalı’da Mücahit, ‘evvab’ kelimesini “Ey dağlar! Onunla beraber tespih edin” (Sure-i Sebe 34/10) ayetine istinaden, “müsebbih” yani “çok tespih eden” manasında da tefsir ettiğine yer vermiştir.

Fahruddin Er-Razi de Tefsir-i Kebirde: “Evvab, Allah Teâlâ’ya çok dönen tövbekâr” demek olduğuna göre çok tövbe edenin âdeti, çok zikir, tespih ve takdis etmektir. Allah’a çok dönen, rücu eden, her işde Allah’a başvuran yani ‘evvab’ olan herkesin ‘güzel bir kul’ olması gerektiği sabit olmuş olur.” Diyerek, kalbe gayret veren şu rivayeti bizlere anlatmıştır:

“Cenab-ı Hakk’ın  Hz. Süleyman (a.s.) hakkındaki, “O ne güzel kuldu!” (Sad, 30) ifadesiyle yine bir keresinde Hz. Eyyûb (a.s.) hakkında aynı ifade nazil olunca, ümmet-i Muhammed’in (ashabın) kalbindeki keder büyüdü ve “Cenab-ı Hakk’ın Hz. Eyyûb a.s hakkındaki bu ayet, onun için büyük bir şerefi ifade eder. Böylesi bir şerefi elde edebilmemiz için, Süleyman a.s un mülkü gibi bir mülk elde etmeye, kalksak buna gücümüz yetmez. Eğer Eyyûb a.s gibi, bir belayı taşımak istesek, buna da gücümüz yetmez. Şu halde böylesi bir şerefi elde etmemiz nasıl mümkün olur acaba?” dediler. Devamı »

Kime Uzun Ömür Verirsek !!!

yasin-68

Küffar ile Dost Olmamak…

Allah Teâlâ buyuruyor:

“Mü’minler, mü’minlerin gayrı kâfirleri dost ittihâz etmesinler! Ve eğer bir kimse mü’minin gayri kâfiri dost ittihâz ederse o kimse Allah’ın dostluğundan bir şey üzre değildir.» (Âl-i İmran Sûresi, 28)

Yine:

«Münafıklar şu kimselerdir ki, onlar kâfirleri mü’minlerin dûnunda (mü’minleri bırakıp) dost ittihâz ederler. Kâfirler indinde ululukla izzet ve nusratı mı talep ederler? Eğer böyle itikad ederlerse itikadları fâsittir. Zîrâ izzet-i hakikiyye ve kuvvet-i asliyye ve galebe-i maneviyyenin cümlesi Allahü Teâlâ’ya mahsustur.»  (Nisâ Sûresi, 139)

Yine:

«Ey mü’minler! Kendi kardeşleriniz olan mü’minlerin dûnunda kâfirleri dost ittihaz etmeyin! Kâfirleri dost ittihâz etmekle Allahu Teâlâ için aleyhinize açık ve zâhir beyyine, huccet kılmak mı murâd edersiniz? Ve bu sebeple nefsinizi nâra (ateşe) müstahak kılmak mı istersiniz?» (Nisâ Sûresi, 144)

Binâen-aleyh, bütün işlerinizde ve bilhâssa muztar olduğunuz zamanlarda Allah Teâlâ’dan yardım talep edin. Zirâ düşmanların şerrini sizden def edecek O’dur. O’ndan gayrı bir Mevlâ yoktur. Devamı »

Yoluna Diken Serene Gül Verebilir misin?

Leheb sûresini farklı bir atmosferde okumayı denemek…

Leheb sûresini hemen her okuyuşumda içim bir hoş olur. Yüreğimde hüznü çağıldatan fırtınalar kopar. Rasûlullah (s.a.v.) aşkına çölleri aşıp gelen Süheyb Rûmî’lerin, Üveys el-Karnî’lerin gönül sıcaklığı ile, Ebû Leheb’in ibretlik duruşunda sembolize edilen karakterin buz kesen soğukluğu arasında gidip geldiğimi düşünürüm. Sabırla beslenen umudun zaferle buluştuğu zirvelere yürümeye yeniden niyet ederim…

Leheb sûresinde şöyle buyruluyor:

“Ebû Leheb’in elleri kurusun! Kuru du da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O, alevli bir ateşte yanacak. Odun taşıyıcı olarak ve boynunda (hurma lifinden bükülmüş) bir ip olduğu halde karısı da (ateşe girecek.)” (111/1-5) Devamı »

Ayetlerle İbretlik Vesikalar - Süt Mucizesi…

Süt mucizesini biliyor musunuz? İşte sütün bizlere ulaşmasının ilginç anektodu ve bunun ayetle de desteklenmesi..

“Sağmal hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarında kan ve dışkı arasından çıkan ve içenlerin boğazından kolaylıkla geçen halis bir sütle sizi besleriz.”

[ Nahl Sûresi / 66  ]

Süt mucizesi, kâinat kitabının en hayret verici âyetlerinden biridir. Fakat bu mucize o kadar doğal bir şekilde cereyan eder ve bu besin öylesine zahmetsizce ele geçer ki, biz pek seyrek olarak durup da onun üzerinde düşünmek ihtiyacını duyarız.

Oysa en büyük mucizeler, en ziyade doğal görünen hadiseler arasında yatar. Kur’ân, birçok âyetinde olduğu gibi, yine bu âyetinde de bizim ibret nazarlarımızı, çevremizdeki bu doğallıklara çeviriyor.

Süt, çayırlarda yatan tonlarca besini bizim hoşlanacağımız ve yararlanabileceğimiz bir şekle çevirmek için, Yüce Yaratanın icad ettiği, taklidi mümkün olmayan bir mucizedir. Devamı »

“Harîsun Aleyküm” Ne Demek?

“Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe, 9/128)

Âyette “size çok düşkün” diye tercüme edilen “harîsun aleyküm” kelimeleri sözlükte; “bir şeyi şiddetle arzu etmek, rağbeti çok olmak, acımak, şefkatli olmak ve hidayeti için çabalamak” manalarına geliyor.

Bütün bunları “raûf ve rahîm” gibi esma-i ilâhiyeden iki isimle yan yana düşünmek Rasûlullah (s.a.v.)’in “üzerlerine titrercesine ümmetine düşkün olmasına” ayrı bir derinlik katıyor.

Merhum Hamdi Yazır bu iki kelimeyi şöyle açıklıyor: “Mü’minlere karşı rauftur; yani gayet ince bir şefkat ve merhameti vardır. Rahîmdir; min-tarafillah pek ziyade merhametlidir, günahkarlara bile acır.” Devamı »

Kalbin mi Kırıldı?

Ağladın mı…!

 

Daraldın mı…!

 

Kalbinmi kırıldı…!

 

Derdin mi çok…!

 

Neden daraldın…!

 

Rahat değil misin…!

 

(…)

BaK o zaman ne söyLeniLiyor:

“ELA BİZİKRİLLAHİ TATMEİNNÜL KULÜP”

 

“(Kalpler ancak Allah’ı zikir ile mutmâin olur)”

(Rad - 28)