<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslami Yol... &#187; Kur&#8217;an-ı Kerim</title>
	<atom:link href="http://www.islamiyol.com/kategori/kuran-i-kerim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamiyol.com</link>
	<description>Kur&#039;an&#039;ın Işığında...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 16:27:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>İnsan ve Şeytan</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/insan-ve-seytan.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/insan-ve-seytan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jan 2012 09:40:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[balçık]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[hak- batıl]]></category>
		<category><![CDATA[İhlâs]]></category>
		<category><![CDATA[İnsân]]></category>
		<category><![CDATA[Mü'min]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7359</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; Bu iki mahlûk yaratıldıkları günden itibaren, kıyamet sabahına kadar birbirleriyle amansız bir muharebenin içinde olacaklardır. Bu savaş, hak- batıl muharebesi şeklinde yürütülecektir. İnsanlar için bir imtihan vesilesi olan bu savaşın neticesi, ya cennet veya cehennem kazancı olacaktır. İnsan ve şeytanla alakalı bazı ayetleri naklederek, insanlığın ve Müslümanların düştüğü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/01/Untitled-11.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-7360" title="Untitled-1" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/01/Untitled-11-350x175.jpg" alt="" width="350" height="175" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu iki mahlûk yaratıldıkları günden itibaren, kıyamet sabahına kadar birbirleriyle amansız bir muharebenin içinde olacaklardır. Bu savaş, hak- batıl muharebesi şeklinde yürütülecektir. İnsanlar için bir imtihan vesilesi olan bu savaşın neticesi, ya cennet veya cehennem kazancı olacaktır.</p>
<p>İnsan ve şeytanla alakalı bazı ayetleri naklederek, insanlığın ve Müslümanların düştüğü vahim tabloyu kısaca önünüze koymak istiyorum. İnsanın ve şeytanın yaratılışları ile alakalı hikmeti, Yüce Allah bizlere şöyle haber veriyor.</p>
<p>“ (Ey Habibim), o vakti hatırla ki Rabbin Meleklere; ‘Ben yeryüzünde (hükümlerimi yerine getirecek) bir halife (insan) yaratacağım’ demişti. Melekler de; Biz seni hamd ile tespih ettiğimiz halde orada fesat çıkaracak kan dökecek kimse mi yaratacaksın? Demişlerdi. Allah: “ Ben sizin bilmeyeceğiniz şeyleri bilirim” buyurdu.(Bakara 30)</p>
<p><span id="more-7359"></span></p>
<p>“ Allah, Âdem’e: Ey Âdem eşyanın isimlerini meleklere haber ver buyurdu. Âdem (as) meleklere o isimleri haber verince, Allah; Ben size demedim mi ki göklerin ve yerin gayblarını ben bilirim…(Bakara 33)</p>
<p>“onu hatırla ki, meleklere; Âdem’e (hürmet olarak) secde edin demiştik de bütün melekler emrimizi yerine getirerek secde etmişlerdi. Ancak İblis secde etmekten yüz çevirip kibirlendi de kâfirlerden oldu.( Bakara 34)</p>
<p>“Allah İblis’e – Ben sana secde ile emretmiş iken, seni, secde etmekten alıkoyan neydi? Buyurdu. İblis şöyle dedi,- Ben Âdem’den hayırlıyım, çünkü beni ateşten onu çamurdan yarattın.(Araf 12)</p>
<p>“.. Kuru bir çamurdan şekillenmiş bir balçıktan yarattığın bir insana, benim secde etmem doğru olmaz”(Hiçir 33)</p>
<p>“Allah (cc) söyle buyurdu; Hemen in oradan, sana cennette kibirlenmek gerekmez. Haydi, çık, çünkü sen hor ve bayağı kimselerdensin. İblis; bana kıyamete kadar ömür ve mühlet ver dedi. Allah’ da; sen mühlet verilenlerdensin buyurdu. (Araf 13–14)</p>
<p>“İblis; öyle ise beni kovmana ve azdırmana karşılık, yemin ederim ki, insanoğullarını saptırmak için, muhakkak senin hak yoluna oturacağım vesvese verip pusu kuracağım.( Araf 16)</p>
<p>“ Ancak içlerinden ihlas sahibi müminleri aldatamayacağım onlar benim vesveselerimden müstesnadır…”(Hicir 40)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/insan-ve-seytan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuran&#8217;da islami vahdet</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/kuranda-islami-vahdet.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/kuranda-islami-vahdet.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 13:48:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim Meali]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret günü]]></category>
		<category><![CDATA[AL-İ İMRAN]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Enfâl]]></category>
		<category><![CDATA[Enfal 42]]></category>
		<category><![CDATA[İslam millet]]></category>
		<category><![CDATA[kervan]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap ehli]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Rab]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[Toptan Allah’ın ipine sımsıkı sarılın]]></category>
		<category><![CDATA[ümmet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7317</guid>
		<description><![CDATA[ “Toptan Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzaklaştırıp ısındırdı ve siz onun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardu. Umulur k, hidayete erersiniz diye, Allah ayetlerini işte böyle açıklar.” (Al-i İmran/103)  “Kendilerine açık deliller [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/12/cfh.jpg"><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/12/cfh-350x171.jpg" alt="" title="cfh" width="350" height="171" class="alignnone size-large wp-image-7318" /></a></p>
<p> “Toptan Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzaklaştırıp ısındırdı ve siz onun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardu. Umulur k, hidayete erersiniz diye, Allah ayetlerini işte böyle açıklar.” (Al-i İmran/103)</p>
<p> “Kendilerine açık deliller getirdikten sonra ayrılığa düşüp ihtilaf edenler gibi olmayın. İşte onlar (evet) onlar için büyük bir azap vardır.” (Al-i İmran/105)</p>
<p> “Muhakkak müminler kardeştirler…” (Hucurat/10)</p>
<p>  “……. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız onu Allâh’a ve elçiye götürün. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.” (Nisa 59)</p>
<p> “Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah’a aittir…” (Şura 10)</p>
<p><span id="more-7317"></span></p>
<p> “Ey insanlar, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah yanında en üstün olanınınz, (Allah’ın buyrukları dışına çıkmaktan) en çok korkanınızdır…” (Hucurat 13)</p>
<p> “Senden önce hiçbir Rasul ve Nebi göndermemiştik ki o, (bir şey) arzu ettiği zaman, şeytan onun arzusu içerisine mutlaka (onu dünya ile meşgul edecek bir düşünce) atmış olmasın. Fakat Allah, şeytanın attığını derhal iptal eder, sonra kendi ayetlerini sağlamlaştırır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Müminun/52)</p>
<p> Ve topluca Allah’ın ipine (cemian) tek cemaat halinde yapışın. Fırkalaşıp ayrılmayın. (Ali İmran 103)</p>
<p> …. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. (Maide 2)</p>
<p>  O gün siz, vadinin yakın kenarında idiniz, onlar da uzak kenarında idiler. Kervanda sizden daha aşağıda idi. Eğer sözleşmiş olsaydınız dahi, sözleştiğiniz vakitte öyle buluşamazdınız. Fakat Allah, yapılması gereken bir işi yerine getirmek için (sizi böyle buluşturdu) ki helak olan açık delille helak olsun; yaşayanda açık delille yaşasın. Çünkü Allah işitendir bilendir. (Enfal 42)</p>
<p>  ……. Birbirinizde kusur aramayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İnandıktan sonra fısk adı (ile çağırmak) ne kötü bir şeydir!&#8230;. (Hucurat 11)</p>
<p>  Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz…. (Ali İmran 110)</p>
<p>  İşte bu sizin ümmetiniz (olan Tevhid ve İslam milleti), bir tek ümmettir. Rabbiniz de benim. Yalnız bana kulluk edin. (Enbiya 92)</p>
<p>  Ey inanlar, hepiniz birlikte İslam’a (veya barışa) girin şeytanın adımlarını izlemeyin, çünkü o size apaçık düşmandır. (Bakara 208)</p>
<p> Deki: “Ey Kitap ehli, bizim ve sizin aranızda eşit olan bir kelimeye gelin. Yalnız Allah’a tapalım, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Birbirimize Allah’tan başka Rabler edinmeyelim. Eğer yüz çevirirlerse; Şahid olun, biz Müslümanlarız! deyin.” (Ali İmran 64)</p>
<p> Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar varya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur…. (En’âm 159).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/kuranda-islami-vahdet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kur’an Nedir? Tarifi Nasıldır?</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/kur%e2%80%99an-nedir-tarifi-nasildir.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/kur%e2%80%99an-nedir-tarifi-nasildir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Sep 2011 08:38:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Rîsâle-i Nûr]]></category>
		<category><![CDATA[Sorularınız, Sorunlarınız]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an Meali]]></category>
		<category><![CDATA[kur'an nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[kur'an'ın tarifi nasıldır]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim Meali]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Said Nursi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5758</guid>
		<description><![CDATA[&#160; K u r’ a n: Şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi.. ve âyât-ı tekviniyeyi okuyan mütenevvi dillerinin tercüman-ı ebedîsi.. ve şu âlem-i gayb ve şehadet kitabının müfessiri.. ve zeminde ve gökde gizli Esma-i İlahiyyenin mânevî hazinelerinin keşşâfı.. ve sutûr-u hâdisatın altında muzmer hakaikın miftahı.. ve âlem-i şehadette âlem-i gaybın lisanı.. ve şu âlem-i [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.islamiyol.com/kur%e2%80%99an-nedir-tarifi-nasildir.html/thumbs_kuran-4" rel="attachment wp-att-5760"><img class="alignleft size-full wp-image-5760" title="thumbs_kuran" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/09/thumbs_kuran3.jpg" alt="" width="190" height="155" /></a></p>
<p>K u r’ a n: Şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi.. ve âyât-ı tekviniyeyi okuyan mütenevvi dillerinin tercüman-ı ebedîsi.. ve şu âlem-i gayb ve şehadet kitabının müfessiri.. ve zeminde ve gökde gizli Esma-i İlahiyyenin mânevî hazinelerinin keşşâfı.. ve sutûr-u hâdisatın altında muzmer hakaikın miftahı.. ve âlem-i şehadette âlem-i gaybın lisanı.. ve şu âlem-i şehadet perdesi arkasında olan ve âlem-i gayb cihetinden gelen iltifâtât-ı ebediye-i Rahmaniye ve hitâbât-ı ezeliye-i Sübhaniyenin hazinesi.. ve şu İslâmiyet âlem-i mânevisinin güneşi, temeli, hendesesi.. ve avâlim-i uhreviyenin mukaddes haritası.. ve zât ve sıfât ve esmâ ve şuûn-u İlâhiyyenin kavl-i şârihi, tefsir-i vâzıhı, bürhan-ı katıı, tercürnan-ı sâtıı..ve şu âlem-i insaniyetin mürebbîsi.. ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetin ma’ ve ziyâsı.. ve nev-i beşerin hikmet-i hakikiyesi.. ve insaniyeti saadete sevkeden hakiki mürşidi ve hâdîsi.. ve insanlara hem bir kitab-ı şeriat, hem bir kitâb-ı dua, hem bir kitâb-ı hikmet, hem bir kitâb-ı ubûdiyet, hem bir kitâb-ı emir ve dâvet, hem bir kitâb-ı zikir, hem bir kitâb-ı fikir, hem insanın bütün hâcât-ı mâneviyesine merci olacak çok kitapları tazammun eden tek, câmi’ bir kitâb-ı mukaddes.. hem bütün evliya ve sıddîkinin ve urefa ve muhakkıkînin muhtelif meşreblerine ve ayrı ayrı mesleklerine, herbirindeki meşrebin mezâkına lâyık ve o meşrebi tenvir edecek; ve herbir mesleğin mesâkına muvafık ve onu tasvir edecek birer risale ibraz eden mukaddes bir kütübhane hükmünde bir kitâb-i semavîdir.</p>
<p>Kur’an; Arş-ı Azamdan, İsm-i Âzamdan, her ismin mertebe-i âzamından geldiği için, Onikinci Söz’de beyan ve isbat edildiği gibi Kur’an, bütün âlemlerin Rabbi itibariyle Allah’ın kelâmıdır. Hem bütün mevcudatın ilâhı ünvaniyle Allah’ın fermanıdır. Hem bütün semavat ve arzın Hâlikı namına bir hitaptır. Hem Rububiyet-i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir. Hem saltanat-ı âmme-i Sübhaniye hesabına bir hutbe-i ezeliyedir. Hem rahmet-i vâsia-i muhîta nokta-i nazarında bir defter-i iltifâtâtı-ı Rahmaniyyedir. Hem Ulûhiyetin azamet-i haşmeti haysiyetiyle, başlarında bazan şifre bulunan bir muhabere mecmuasıdır. Hem İsm-i Âzamın muhîtinden nüzul ile Arş-ı Âzamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. Ve şu sırdandır ki; Kelâmullah unvanı, kemal-i liyakatle Kur’ana verilmiş ve daima da veriliyor.</p>
<p>Kur’andan sonra, sair enbiyanın kütüb ve suhufları derecesi gelir. Sair nihayetsiz kelimat-ı İlâhiyenin ise, bir kısmı dahi; has bir itibarla, cüz’i bir unvan ile, hususî bir tecelli ile, cüz’î bir isim ile ve has bir Rububiyet ile ve mahsus bir saltanat ile ve hususî bir rahmet ile zâhir olan ilhamat suretinde bir mülkâlemedir. Melek ve beşer ve hayvanatın ihamları, külliyet ve hususiyet itibariyle çok muhteliftir.</p>
<p>Kur’an; asırları muhtelif bütün enbiyanın kitaplarını; ve meşrepleri muhtelif bütün evliyanın risalelerini; ve meslekleri muhtelif bütün asfiyanın eserlerini icmalen tazammun eden; ve cihat-ı sittesi parlak; ve evham ve şübehatın zulumatından musaffa; ve nokta-i istinadı, bilyakîn vahy-i semavî ve kelâm-ı ezelî; ve hedefi ve gayesi, bilmüşahede saadet-i ebediye; içi, bilbedahe hâlis hidayet; üstü, bizzarure envar-ı îman; altı, biilmelyakîn delil ve bürhan; sağı, bittecrübe teslim-i kalb ve vicdan; solu, biaynelyakîn teshir-i akıl ve iz’an; meyvesi, bihakkalyakîn rahmet-i Rahman ve dâr-ı cinân; makamı ve revacı, bihaddissâdık makbul-ü melek ve ins u cân bir kitab-ı semavîdir.</p>
<p>Said Nursî (r.a.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/kur%e2%80%99an-nedir-tarifi-nasildir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuran’da Münafıklar</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/kuran%e2%80%99da-munafiklar.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/kuran%e2%80%99da-munafiklar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2011 19:04:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[iftira]]></category>
		<category><![CDATA[kimler münafık olur]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda münafık]]></category>
		<category><![CDATA[münafık]]></category>
		<category><![CDATA[münafık nedir]]></category>
		<category><![CDATA[münafıkın belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[münafıkın özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Münafıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Münafıkların İhânetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Münafıkların İhânetleri ve Mescid-i Dırâr]]></category>
		<category><![CDATA[münafıkların vasıfları]]></category>
		<category><![CDATA[Münâfikûn Sûresi]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5520</guid>
		<description><![CDATA[MÜNAFIKLAR “İnsanlardan öyleleri vardır ki: “Biz Allah’a ve ahiret gününe iman ettik” derler; oysa inanmış değillerdir. (Sözde) Allah’ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller.Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azab vardır.” (Bakara Suresi, 8-10) MÜMİN TOPLULUĞUNUN İÇİNDEN ÇIKARLAR Doğrusu, uydurulmuş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/09/kuranı-kerim-01.jpg"><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/09/kuranı-kerim-01-350x257.jpg" alt="" title="kuranı kerim 01" width="350" height="257" class="alignnone size-large wp-image-5525" /></a></p>
<p>MÜNAFIKLAR</p>
<p>“İnsanlardan öyleleri vardır ki: “Biz Allah’a ve ahiret gününe iman ettik” derler; oysa inanmış değillerdir.<br />
(Sözde) Allah’ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller.Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını<br />
arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı,<br />
onlar için acı bir azab vardır.”<br />
(Bakara Suresi, 8-10)</p>
<p>MÜMİN TOPLULUĞUNUN İÇİNDEN ÇIKARLAR<br />
Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azab vardır. (Nur Suresi, 11)<br />
Göklerde ve yerde olanların tümünü bilir; sizin saklı tuttuklarınızı da, açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Teğabün Suresi, 4)</p>
<p>ALLAH’A İMAN ETMEZLER<br />
İnsanlardan öyleleri vardır ki: “Biz Allah’a ve ahiret gününe iman ettik” derler; oysa inanmış değillerdir. (Bakara Suresi, 8 )<br />
Bir sûre indirildiğinde onlardan bazısı: “Bu, hanginizin imanını arttırdı?” der. Ancak iman edenlere gelince; onların imanını arttırmıştır ve onlar müjdeleşmektedirler. (Tevbe Suresi, 124)<br />
İman edenlerle karşılaştıkları zaman: “İman ettik” derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: “Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz.” (Bakara Suresi, 14)</p>
<p>KURAN’I ANLAMAZLAR<br />
Bir sûre indirildiğinde, bazısı bazısına bakar (ve): “Sizi bir kimse görüyor mu?” (der.) Sonra sırt çevirir giderler. Gerçekten onlar, kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalblerini çevirmiştir. (Tevbe Suresi, 127)<br />
Bu, onların iman etmeleri sonra inkâr etmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar. (Münafikun Suresi, 3)<br />
“Ey Şuayb” dediler. “Senin söylediklerinin çoğunu biz ‘kavrayıp anlamıyoruz’. Doğrusu biz seni içimizde zayıf biri görüyoruz. Eğer yakın-çevren olmasaydı, gerçekten seni taşa tutar-öldürürdük. Sen bize karşı güçlü ve üstün değilsin.” (Hud Suresi, 91)</p>
<p>AHİRET HAKKINDA KUŞKU İÇİNDEDİRLER<br />
Dikkatli olun; gerçekten onlar, Rablerine kavuşmaktan yana derin bir kuşku içindedirler. Dikkatli olun; gerçekten O, her şeyi sarıp-kuşatandır. (Fussilet Suresi, 54)</p>
<p><span id="more-5520"></span><br />
KURAN’I ÇARPIK YORUMLARLAR<br />
Sana Kitabı indiren O’dur. O’ndan, Kitabın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkem’dir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Allah’tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise: “Biz ona inandık, tümü Rabbimizin katındandır” derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Al-i İmran Suresi, 7)</p>
<p>BAZILARI İMANDAN SONRA KÜFRE SAPMIŞLARDIR<br />
Bu, onların iman etmeleri sonra inkâr etmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar. (Münafikun Suresi, 3)<br />
Allah’a and içiyorlar ki (o inkâr sözünü) söylemediler. Oysa andolsun, onlar inkâr sözünü söylemişlerdir ve İslamlıklarından sonra inkâra sapmışlardır ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir. Oysa intikama kalkışmalarının, kendilerini Allah’ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından başka (bir nedeni) yoktu. Eğer tevbe ederlerse kendileri için hayırlı olur, eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahirette de acı bir azabla azablandırır. Onlar için yeryüzünde bir koruyucu-dost ve bir yardımcı yoktur. (Tevbe Suresi, 74)<br />
Onlara sorarsan, andolsun: “Biz dalmış, oyalanıyorduk” derler. De ki: “Allah ile, O’nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz?” Özür belirtmeyiniz. Siz, imanınızdan sonra inkâra saptınız. Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu-günahkar olmaları nedeniyle azablandıracağız. (Tevbe Suresi, 65-66)<br />
Kim imanından sonra Allah’a (karşı) inkara sapıp da, -kalbi imanla tatmin bulmuş olduğu halde baskı altında zorlanan hariç- inkara göğüs açarsa, işte onların üstünde Allah’tan bir gazab vardır ve büyük azab onlarındır. (Nahl Suresi, 106)</p>
<p>İMAN ETMEDİKLERİ HALDE MÜMİN OLDUKLARI İZLENİMİNİ UYANDIRMAK İSTERLER<br />
İman edenlerle karşılaştıkları zaman: “İman ettik” derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: “Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz.” (Bakara Suresi, 14)<br />
Münafıklar sana geldikleri zaman: “Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah’ın elçisisin” dediler. Allah da bilir ki sen elbette O’nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahidlik eder. (Münafikun Suresi, 1)<br />
İnsanlardan öyleleri vardır ki: “Biz Allah’a ve ahiret gününe iman ettik” derler; oysa inanmış değillerdir. (Bakara Suresi, 8 )</p>
<p>ALLAH’I VE MÜMİNLERİ ALDATMAYA ÇALIŞIRLAR<br />
(Sözde) Allah’ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlarlar ve şuurunda değiller. (Bakara Suresi, 9)<br />
Gerçekten sizden olduklarına dair Allah adına yemin ederler. Oysa onlar sizden değildirler. Ancak onlar ödleri kopan bir topluluktur. (Tevbe Suresi, 56)</p>
<p>KALPLERİNDE OLMAYANI SÖYLERLER<br />
İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün, size isabet eden ancak Allah’ın izniyle idi. (Bu, Allah’ın) mü’minleri ayırdetmesi; Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: “Gelin, Allah’ın yolunda savaşın ya da savunma yapın” denildiğinde, “Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik” dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir. (Al-i İmran Suresi, 166-167)</p>
<p>MÜMİNLERİN DÜŞMANIDIRLAR<br />
Ey Peygamber, kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı ‘sert ve caydırıcı’ davran. Onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü bir dönüş yeridir o. (Tahrim Suresi, 9)</p>
<p>İNKAR EDENLERİ DOST VE SIRDAŞ EDİNİRLER<br />
Münafıklık edenleri görmüyor musun ki, Kitap Ehlinden inkâr eden kardeşlerine derler ki: “Andolsun, eğer siz (yurtlarınızdan) çıkarılacak olursanız, mutlaka biz de sizinle birlikte çıkarız ve size karşı olan hiç kimseye, hiç bir zaman itaat etmeyiz. “Eğer size karşı savaşılırsa elbette size yardım ederiz.” Oysa Allah, şahidlik etmektedir ki onlar, gerçekten yalancıdırlar. (Haşr Suresi, 11)<br />
Onlar, mü’minleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. ‘Kuvvet ve onuru (izzeti)’ onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, ‘bütün kuvvet ve onur,’ Allah’ındır. (Nisa Suresi, 139)<br />
Onlardan çoğunun inkâra sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün. Kendileri için nefislerinin takdim ettiği şey ne kötüdür. Allah onlara gazablandı ve onlar azabda ebedi kalacaklardır. (Maide Suresi, 80)</p>
<p>İNKAR EDENLERLE MÜMİNLERE KARŞI İŞBİRLİĞİ İÇİNDEDİRLER<br />
İşte böyle; çünkü gerçekten onlar, Allah’ın indirdiğini çirkin karşılayanlara dediler ki: “Size bazı işlerde itaat edeceğiz.” Oysa Allah, sakladıkları şeyleri (sır olarak konuştuklarını) biliyor. (Muhammed Suresi, 26)<br />
Ey Peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla “İnandık” diyenlerle Yahudiler’den küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar (haber toplayanlar)dır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, “Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının” derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık onun için sen Allah’tan hiç bir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah’ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette onlar için büyük bir azab vardır. (Maide Suresi, 41)</p>
<p>ŞEYTAN’IN ETKİSİ ALTINDADIRLAR<br />
Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. (Mücadele Suresi, 19)</p>
<p>ŞEYTAN’IN DOSTUDURLAR<br />
İman edenler Allah yolunda savaşırlar; inkar edenler ise tağut yolunda savaşırlar öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır. (Nisa Suresi, 76)<br />
Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. (Mücadele Suresi, 19)</p>
<p>ALLAH’I, YAPTIKLARI KÖTÜLÜKLERDEN HABERSİZ SANIRLAR<br />
‘Gizli toplantıların fısıldaşmalarından’ (kulis) men’ edilip sonra men’ edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygamber’e isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah’ın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine: “Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azab etse ya.” derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir. (Mücadele Suresi, 8 )</p>
<p>ALLAH’TAN DEĞİL İNSANLARDAN KORKARLAR<br />
Kendilerine; “Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin” denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah’tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: “Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?” dediler. De ki: “Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz ‘bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar’ bile haksızlığa uğratılmayacaksİnız.” (Nisa Suresi, 77)<br />
Herhalde içlerinde ‘dehşet ve yılgınlık uyandırma bakımından’ siz, Allah’tan daha çetinsiniz. Bu, şüphesiz onların ‘derin bir kavrayışa sahip olmamaları’ dolayısıyla böyledir. (Haşr Suresi, 13)</p>
<p>ALLAH’IN DEĞİL, İNSANLARIN RIZASINI GÖZETİRLER<br />
Kendilerinden hoşnut olmanız için size yemin ederler. Siz onlardan hoşnut olsanız bile şüphesiz Allah, fasıklar topluluğundan hoşnut olmaz. (Tevbe Suresi, 96)<br />
Sizi hoşnut kılmak için Allah’a yemin ederler; oysa mü’min iseler, hoşnut kılınmaya Allah ve elçisi daha layıktır. (Tevbe Suresi, 62)</p>
<p>ALLAH YOLUNDA MÜCADELE ETMEKTEN BAHANELER SÜREREK UZAK DURURLAR<br />
Oysa andolsun, daha önce ‘arkalarını dönüp kaçmayacaklarına’ dair Allah’a söz vermişlerdi; Allah’a verilen söz (ahid) ise, (ağır bir) sorumluluktur. (Ahzab Suresi, 15)<br />
Eğer gerçekten biz, onlara: “Kendinizi öldürün ya da yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık, onlardan az bir bölümü dışında, bunu yapmazlardı. Onlar, kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu şüphesiz onlar için hayırlı ve daha sağlam olurdu. (Nisa Suresi, 66)<br />
Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: “Gelin, Allah’ın yolunda savaşın ya da savunma yapın” denildiğinde, “Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik” dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir. (Al-i İmran Suresi, 167)<br />
Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: “Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün.” Onlardan bir topluluk da: “Gerçekten evlerimiz açıktır” diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı. (Ahzab Suresi, 13)<br />
Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: “Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile.” Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: “Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah’a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır.” (Fetih Suresi, 11)<br />
Gerçekten Allah, içinizden alıkoyanları ve kardeşlerine: “Bize gelin” diyenleri bilir. Bunlar, pek azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler. (Ahzab Suresi, 18 )<br />
Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah’a ve elçisine yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan inkâr edenlere pek acı bir azab isabet edecektir. (Tevbe Suresi, 90)<br />
Yol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (savaşa çıkmamak için) senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler. Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. Bundan dolayı onlar, bilmezler. (Tevbe Suresi, 93)<br />
Allah’ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: “Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir.” Bir kavrayıp-anlasalardı. (Tevbe Suresi, 81)</p>
<p>MÜCADELEDEN GERİ KALMAKTAN SEVİNÇ DUYARLAR<br />
Allah’ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: “Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir.” Bir kavrayıp-anlasalardı. (Tevbe Suresi, 81)</p>
<p>ALLAH’I ÇOK AZ ANARLAR<br />
Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah’ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı ancak çok az anarlar. (Nisa Suresi, 142)<br />
Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. (Mücadele Suresi, 19)</p>
<p>ALLAH’IN ANILMASINDAN RAHATSIZ OLURLAR<br />
Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o inkâr edenlerin yüzlerindeki ‘red ve inkarı’ tanıyabilirsin. Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler. De ki: “Size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş… Allah, onu inkâr edenlere va’detmiş bulunmaktadır; ne kötü bir duraktır.” (Hac Suresi, 72)</p>
<p>ALLAH’IN BEĞENDİKLERİNİ ÇİRKİN GÖRÜRLER<br />
“Andolsun, size hakkı getirdik, fakat sizin bir çoğunuz hakkı çirkin görüp-tiksinenlerdiniz.” (Zuhruf Suresi, 78 )<br />
İşte böyle; çünkü gerçekten onlar, Allah’ı gazablandıran şeye uydular ve O’nu razı edecek şeyleri çirkin karşıladılar; bundan dolayı (Allah,) amellerini boşa çıkardı. (Muhammed Suresi, 28 )<br />
Allah’ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: “Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir.” Bir kavrayıp-anlasalardı. (Tevbe Suresi, 81</p>
<p>İSTEKSİZCE İBADET EDERLER<br />
İnfak ettiklerinin kendilerinden kabulünü engelleyen şey, Allah’ı ve elçisini tanımamaları, namaza ancak isteksizce gelmeleri ve hoşlarına gitmiyorken infak etmeleridir. (Tevbe Suresi, 54)<br />
Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah’ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı ancak çok az anarlar. (Nisa Suresi, 142)</p>
<p>GÖSTERİŞ İÇİN İBADET EDERLER<br />
Ve onlar, mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak ederler, Allah’a ve ahiret gününe de inanmazlar. Şeytan, kime arkadaş olursa, artık ne kötü bir arkadaştır o. (Nisa Suresi, 38 )</p>
<p>İNFAK EDEN MÜMİNLERİ ALAYA ALIRLAR<br />
Sadakalar konusunda, mü’minlerden ek bağışlarda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) başkasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Allah (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir azab vardır. (Tevbe Suresi, 79)</p>
<p>ZOR İŞLERDEN KAÇARLAR, KOLAY İŞLERİ KABUL EDERLER<br />
Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ı onarmayı, Allah’a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 19)</p>
<p>MÜMİNLERDEN ELLERİNDEN GELDİĞİ KADAR UZAK DURMAYA ÇALIŞIRLAR<br />
Onlara: “Allah’ın indirdiğine ve elçiye gelin” denildiğinde, o münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün. (Nisa Suresi, 61)</p>
<p>MÜMİNLERE EZİYET ETMEYE ÇALIŞIRLAR<br />
Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. (Ahzab Suresi, 48 )</p>
<p>MÜMİNLERE KARŞI NEFRETLE DOLUDURLAR<br />
Ey iman edenler, sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz. (Al-i İmran Suresi, 118 )<br />
Ey iman edenler, sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz. (Al-i İmran Suresi, 118 )<br />
Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında “inandık” derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: “Kin ve öfkenizle ölün.” Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Al-i İmran Suresi, 119)</p>
<p>ÖZELLİKLE PEYGAMBERLERE KİN VE ÖFKE DUYARLAR<br />
Eğer seninle çekişip-tartışırlarsa, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah’a teslim ettim.” Ve kitap verilenlerle ümmilere de ki: “Siz de teslim oldunuz mu?” Eğer teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık sana düşen yalnızca tebliğ(etmek)dir. Allah, kulları hakkıyla görendir. (Al-i İmran Suresi, 20)<br />
Eğer seninle mücadeleye girişirlerse, de ki: “Allah, yapmakta olduklarınızı daha iyi bilir.” (Hac Suresi, 68 )<br />
(Bundan başka bu mallar,) Hicret eden fakirleredir ki, onlar, Allah’tan bir fazl (lütuf ve ihsan) arayıp, Allah’a ve O’nun Resûlü’ne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından sürülüp-çıkarılmışlardır. İşte bunlar, sadık olanlar bunlardır. (Haşr Suresi, 8 )<br />
Yeminlerini bozan, elçiyi (yurdundan) sürmeye çabalayan ve sizinle ilk defa (savaşa) başlayan bir toplulukla savaşmaz mısınız? Korkuyor musunuz onlardan? Eğer inanıyorsanız, kendisinden korkmanıza Allah daha layıktır. (Tevbe Suresi, 13)</p>
<p>İTAAT ÇOK AĞIRLARINA GİDER<br />
Eğer hak lehlerinde ise, ona boyun eğerek gelirler. (Nur Suresi, 49)<br />
Aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Resulüne çağrıldıkları zaman, onlardan bir grup yüz çevirir. (Nur Suresi, 48 )<br />
Sonra birbiri peşi sıra elçilerimizi gönderdik; her ümmete kendi elçisi geldiğinde, onu yalanladılar. Böylece biz de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) kimini kiminin izinde yürüttük ve onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir olay kıldık. İman etmeyen kavim için yıkım olsun. (Mü’minun, 44)</p>
<p>MÜMİN TOPLULUĞUNUN DAĞILMASINI İSTERLER<br />
Onlar ki: “Allah’ın Resûlü yanında bulunanlara hiç bir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler,” derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar. (Münafikun Suresi, 7)</p>
<p>MÜMİNLERİN ARASINDAYKEN YALAN HABER YAYMAYA ÇALIŞIRLAR<br />
Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azab vardır. Onu işittiğiniz zaman, erkek mü’minler ile kadın mü’minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: “Bu, açıkca uydurulmuş iftira bir sözdür” demeleri gerekmez miydi? (Nur Suresi, 11-12)</p>
<p>MÜMİNLERİN ZOR DURUMA DÜŞMELERİNİ İSTERLER<br />
Size bir iyilik dokununca tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların ‘hileli düzenleri’ size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz, Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır. (Al-i İmran Suresi, 120)</p>
<p>MÜMİNLERİN ZENGİN OLMALARINI İSTEMEZLER<br />
Onlar ki: “Allah’ın Resûlü yanında bulunanlara hiç bir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler,” derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar. (Münafikun Suresi, 7)</p>
<p>MÜMİNLERE ZARAR VERMEK İÇİN MESKEN EDİNİRLER<br />
Zarar vermek, inkârı (pekiştirmek), mü’minlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah’a ve elçisine karşı savaşanı gözlemek için mescid edinenler ve: “Biz iyilikten başka bir şey istemedik” diye yemin edenler (var ya,) Allah onların şüphesiz yalancı olduklarına şahidlik etmektedir. Sen bunun (böyle bir mescidin) içinde hiç bir zaman durma. Daha ilk gününden takva temeli üzerine kurulan mescid, senin bunda (namaza ve diğer işlere) durmana daha uygundur. Onda, arınmayı içten-arzulayan adamlar vardır. Allah arınanları sever. (Tevbe Suresi, 107-108 )</p>
<p>MÜMİNLERE İYİLİK İSABET EDİNCE ÜZÜLÜRLER<br />
Sana iyilik dokunursa, bu onları fenalaştırır, bir musibet isabet edince ise: “Biz önceden tedbirimizi almıştık” derler ve sevinç içinde dönüp giderler. (Tevbe Suresi, 50)</p>
<p>GİZLİ TOPLANIP MÜMİNLERE KARŞI İSYAN VE DÜŞMANLIK PLANLARI KURARLAR<br />
‘Gizli toplantıların fısıldaşmalarından’ (kulis) men’ edilip sonra men’ edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygamber’e isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah’ın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine: “Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azab etse ya.” derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir. (Mücadele Suresi, 8 )<br />
Onlar, insanlardan gizlerler de Allah’tan gizlemezler. Oysa O, kendileri, sözden (plan olarak) hoşnut olmayacağı şeyi ‘geceleri düzenleyip kurarlarken,’ onlarla beraberdir. Allah, yaptıklarını kuşatandır. (Nisa Suresi, 108 )</p>
<p>MÜMİNLERİN YANINDAYKEN ONLARI HOŞNUT ETMEYE ÇALIŞIRLAR<br />
Münafıklar sana geldikleri zaman: “Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah’ın elçisisin” dediler. Allah da bilir ki sen elbette O’nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahidlik eder. (Münafikun Suresi, 1)<br />
Sizi hoşnut kılmak için Allah’a yemin ederler; oysa mü’min iseler, hoşnut kılınmaya Allah ve elçisi daha layıktır. (Tevbe Suresi, 62)<br />
Onlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler. De ki: “Özür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz. Allah bize, durumunuzu haber vermiştir. Yaptıklarınızı Allah görecektir, O’nun elçisi de. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen’e döndürüleceksiniz ve O, yaptıklarınızı size haber verecektir.” Onlara geri döndüğünüzde kendilerinden vazgeçmeniz için Allah’a and içecekler. Artık siz onlara sırt çevirin. Onlar gerçekten pistirler. Kazanmakta olduklarının bir cezası olarak, barınma yerleri cehennemdir. Kendilerinden hoşnut olmanız için size yemin ederler. Siz onlardan hoşnut olsanız bile şüphesiz Allah, fasıklar topluluğundan hoşnut olmaz. (Tevbe Suresi, 94-96)</p>
<p>MÜMİNLERİ KARALAMAYA ÇALIŞIRLAR<br />
Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa, size düşman kesilirler, ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar. Onlar sizin inkâr etmenizi içten arzu etmişlerdir. (Mümtehine Suresi, 2)</p>
<p>MÜMİNLERİN ARKALARINDAN ONLARI ALAYA ALIRLAR<br />
Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler. Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmalarındandır. (Maide Suresi, 58 )<br />
Sadakalar konusunda, mü’minlerden ek bağışlarda bulunanlarla emeklerinden (cehdlerinden) başkasını bulamayanları yadırgayarak bunlarla alay edenler; Allah (asıl) onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir azab vardır. (Tevbe Suresi, 79)<br />
İman edenlerle karşılaştıkları zaman: “İman ettik” derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: “Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz.” (Bakara Suresi, 14)<br />
Onlara sorarsan, andolsun: “Biz dalmış, oyalanıyorduk” derler. De ki: “Allah ile, O’nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz?” (Tevbe Suresi, 65)<br />
Ayetlerimizden bir şey öğrendiği zaman, alay konusu edinir. İşte onlar için aşağılatıcı bir azab vardır. (Casiye Suresi, 9)</p>
<p>MÜMİNLERİN YANILGI İÇİNDE OLDUKLARI KANAATİNDEDİRLER<br />
Münafıklar ve kalblerinde hastalık olanlar şöyle diyorlardı: “Bunları (müslümanları) dinleri aldattı.” Oysa kim Allah’a tevekkül ederse, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. Melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: “Yakıcı azabı tadın” diye o inkâr edenlerin canlarını alırken görmelisin. Bu, ellerinizin önceden takdim ettiği işler yüzündendir. Yoksa şüphesiz Allah kullara zulmedici değildir. (Enfal Suresi, 49-51)<br />
Ve (yine) kendilerine: “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin” denildiğinde: “Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler. Bilin ki, gerçekten asıl düşük-akıllılar kendileridir; ama bilmezler. (Bakara Suresi, 13)</p>
<p>MÜMİNLERİ DE ALLAH YOLUNDA MÜCADELEDEN ALIKOYMAK İSTERLER<br />
Gerçekten Allah, içinizden alıkoyanları ve kardeşlerine: “Bize gelin” diyenleri bilir. Bunlar, pek azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler. (Ahzab Suresi, 18 )<br />
Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: “Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün.” Onlardan bir topluluk da: “Gerçekten evlerimiz açıktır” diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı. (Ahzab Suresi, 13)<br />
Allah’ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: “Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın” dediler. De ki:<br />
“Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir.” Bir kavrayıp-anlasalardı. (Tevbe Suresi, 81)<br />
Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa, size düşman kesilirler, ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar. Onlar sizin inkar etmenizi içten arzu etmişlerdir. (Mümtehine Suresi, 2)</p>
<p>FİTNECİDİRLER<br />
Andolsun, daha önce onlar fitne aramışlardı. Ve sana karşı birtakım işler çevirmişlerdi. Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah’ın emri ortaya çıkıp-üstünlük sağladı. (Tevbe Suresi, 48 )<br />
Sizinle birlikte çıksalardı, size ‘kötülük ve zarardan’ başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara ‘haber taşıyanlar’ vardır. Allah, zulmedenleri bilir. (Tevbe Suresi, 47)<br />
Ki Allah’ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar, Allah’ın kendisiyle birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. Kayba uğrayanlar, işte bunlardır. (Bakara Suresi, 27)<br />
Eğer onlara (şehrin her) yanından girilseydi sonra da kendilerinden fitne (karışıklık çıkarmaları) istenmiş olsaydı, hiç şüphesiz buna yanaşır ve bunda pek az (zaman) dışında (kararsız) kalmazlardı. (Ahzab Suresi, 14)</p>
<p>DÜZELTMEK ADI ALTINDA BOZGUNCULUK YAPARLAR<br />
Kendilerine: “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde: “Biz sadece ıslah edicileriz” derler. Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler. (Bakara Suresi, 11-12)</p>
<p>YEMİNLERİNİ SİPER EDİNİP MÜMİNLERİ ALDATMAYA ÇALIŞIRLAR<br />
Onlar, yeminlerini bir siper edinip Allah’ın yolundan alıkoydular. Doğrusu ne kötü şey yapıyorlar. Bu, onların iman etmeleri sonra inkâr etmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar. (Münafikun Suresi, 2-3)</p>
<p>SÜREKLİ KARGAŞA ÇIKARMAK İÇİN UĞRAŞIRLAR<br />
Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler. (Ahzab Suresi, 60)<br />
İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider ve kalbindekine rağmen Allah’ı şahid getirir; oysa o azılı bir düşmandır. O, iş başına geçti mi (ya da sırtını çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu sevmez. (Bakara Suresi, 204-205)<br />
Çevrenizdeki bedevilerden münafık olanlar vardır ve Medine halkından da nifakı alışkanlığa çevirmiş olanlar vardır. Sen onları bilmezsin, biz onları biliriz. Biz onları iki kere azablandıracağız, sonra onlar büyük bir azaba döndürülecekler. (Tevbe Suresi, 101)<br />
Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan ‘sonuç-çıkarabilenler,’ onu bilirlerdi. Allah’ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz. (Nisa Suresi, 83)<br />
Diğerlerini de sizden ve kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor bulacaksınız. (Ama) Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış (şartların)ı size bırakmaz ve ellerini çekmezlerse, artık onları her nerede bulursanız tutun ve onları öldürün. İşte size, onların aleyhinde apaçık olan ‘destekleyici bir delil’ kıldık. (Nisa Suresi, 91)<br />
Eğer onlara (şehrin her) yanından girilseydi sonra da kendilerinden fitne (karışıklık çıkarmaları) istenmiş olsaydı, hiç şüphesiz buna yanaşır ve bunda pek az (zaman) dışında (kararsız) kalmazlardı. (Ahzab Suresi, 14)</p>
<p>MENFAATLERİ İÇİN MÜMİNLERİN ARASINDA MÜMİN GİBİ DAVRANMAYI SÜRDÜRÜRLER<br />
Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır. Şayet, size bir musibet isabet edecek olsa: “Doğrusu Allah, bana nimet verdi, çünkü onlarla birlikte olmadım” der. Eğer size Allah’tan bir fazl (zafer) isabet ederse, o zaman da, sanki onunla aranızda hiç bir yakınlık yokmuş gibi kuşkusuz şöyle der; “Keşke onlarla birlikte olsaydım, böylece ben de büyük ‘kurtuluş ve mutluluğa’ erseydim.” (Nisa Suresi, 72-73)</p>
<p>MENFAATLERİNİ KARŞILAYAMADIĞI ZAMAN MÜMİNLERDEN AYRILIRLAR<br />
Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. “Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık.” diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor. (Tevbe Suresi, 42)<br />
Kendilerine; “Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin” denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah’tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: “Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?” dediler. De ki: “Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz ‘bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar’ bile haksızlığa uğratılmayacaksınız.” (Nisa Suresi, 77)<br />
Dediler ki: “Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burada duracağız.” (Maide Suresi, 24)</p>
<p>MÜMİNLERE ZARAR VERMEK İÇİN MÜMİNLERİN KARŞILAŞACAKLARI ZOR ANLARI BEKLERLER<br />
Sizinle birlikte çıksalardı, size ‘kötülük ve zarardan’ başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara ‘haber taşıyanlar’ vardır. Allah, zulmedenleri bilir. (Tevbe Suresi, 47)</p>
<p>ZORLUK ZAMANINDA GERÇEK YÜZLERİ ORTAYA ÇIKAR<br />
Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: “Siz yakında zorlu savaşçı olan bir kavme çağrılacaksınız; onlarla (ya) savaşırsınız ya da (onlar) müslüman olurlar. Bu durumda eğer itaat ederseniz, Allah, size güzel bir ecir verir; eğer bundan önce sırt çevirdiğiniz gibi (yine) sırt çevirirseniz, sizi acı bir azab ile azablandırır.” (Fetih Suresi, 16)</p>
<p>MÜMİNLERİN DÜŞMANLARININ KENDİLERİNE DE ZARAR VERMESİNDEN ÇOK KORKARLAR<br />
İşte kalplerinde hastalık olanları: “Zamanın, felaketleriyle aleyhimize dönüp bize çarpmasından korkuyoruz” diyerek aralarında çabalar yürüttüklerini görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih veya katından bir emir getirecek de, onlar, nefislerinde gizli tuttuklarından dolayı pişman olacaklardır. (Maide Suresi, 52)</p>
<p>ÖZELLİKLE ZORLUK ZAMANINDA FİTNE ÇIKARIRLAR<br />
Onlar (münafıklar, düşman) birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Eğer (askeri) birlikler gelecek olsa, çölde bedevi-Araplar arasında olup sizin haberlerinizi (ordan) sormayı cidden arzu ediyorlardı. Fakat içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı. (Ahzab Suresi, 20)</p>
<p>ZORLUK ZAMANINDA SADAKATSİZLİK YAPARLAR<br />
İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah’a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu. (Muhammed Suresi, 21)<br />
Dediler ki: “Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burda duracağız.” (Musa:) “Rabbim, gerçekten kendimden ve kardeşimden başkasına malik olamıyorum. Öyleyse bizimle fasıklar topluluğunun arasını Sen ayır.” dedi. (Allah) Dedi: “Artık orası kendilerine kırk yıl haram kılınmıştır. Onlar yeryüzünde ‘şaşkınca dönüp duracaklar.’ Sen de o fasıklar topluluğuna üzülme.” (Maide Suresi, 24-26)</p>
<p>ZORLUKLARLA KARŞILAŞMADAN ÖNCE MÜMİN GİBİ KONUŞURLAR<br />
Andolsun, siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz. (Al-i İmran Suresi, 143)<br />
İman edenler, derler ki: “(Savaş izni için) Bir sûre indirilmeli değil miydi?” Fakat, içinde savaş (kıtal) zikri geçen muhkem bir sure indirildiği zaman, kalplerinde hastalık olanların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş olanların bakışı gibi sana baktıklarını gördün. Oysa onlara evla (olan): (Muhammed Suresi, 20)</p>
<p>KİBİRLİDİRLER<br />
Onlara: “Gelin Allah’ın Resûlü sizin için mağfiret (bağışlanma) dilesin,” denildiği zaman başlarını yana çevirdiler. Sen, onların büyüklük taslamışlar olarak yüz çevirmekte olduklarını görürsün. (Münafikun Suresi, 5)</p>
<p>MENFAATLERİ OLDUĞUNDA MÜMİNLERDEN GÖZÜKÜRLER<br />
Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır. Şayet, size bir musibet isabet edecek olsa: “Doğrusu Allah, bana nimet verdi, çünkü onlarla birlikte olmadım” der. Eğer size Allah’tan bir fazl (zafer) isabet ederse, o zaman da, sanki onunla aranızda hiç bir yakınlık yokmuş gibi kuşkusuz şöyle der; “Keşke onlarla birlikte olsaydım, böylece ben de büyük ‘kurtuluş ve mutluluğa’ erseydim.” (Nisa Suresi, 72-73)</p>
<p>YÜZLERİNDEN, BOZUK BAKIŞ VE KONUŞMALARINDAN TANINIRLAR<br />
Eğer biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir. (Muhammed Suresi, 30)</p>
<p>NANKÖRDÜRLER<br />
Sen, onlar için ister bağışlanma dile, istersen dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz. Bu, gerçekten onların Allah’a ve elçisine (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır. Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 80)</p>
<p>DIŞ GÖRÜNÜŞLERİ VE KONUŞMALARI GÖSTERİŞLİ OLABİLİR<br />
Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar. (Münafikun Suresi, 4)</p>
<p>AKILSIZDIRLAR<br />
Onlar, siz birbirinizi namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun (konusu) edinirler. Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmalarındandır. (Maide Suresi, 58 )<br />
Onlardan seni dinleyecekler vardır. Ama hiç duymayan -sağırlara -üstelik hiç akılları ermiyorsa- sen mi duyuracaksın? (Yunus, 42)<br />
Bir sûre indirildiğinde, bazısı bazısına bakar (ve): “Sizi bir kimse görüyor mu?” (der.) Sonra sırt çevirir giderler. Gerçekten onlar, kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalblerini çevirmiştir. (Tevbe Suresi, 127)<br />
Ve (yine) kendilerine: “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin” denildiğinde: “Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler. Bilin ki, gerçekten asıl düşük-akıllılar kendileridir; ama bilmezler. (Bakara Suresi, 13)</p>
<p>KENDİLERİNİ MÜMİNLERDEN DAHA AKILLI ZANNEDERLER<br />
Onlar, kendileri oturup kardeşleri için: “Eğer bize itaat etselerdi, öldürülmezlerdi” diyenlerdir. De ki: “Eğer doğru sözlüler iseniz, ölümü kendinizden savın öyleyse.” (Al-i İmran Suresi, 168 )</p>
<p>SÜREKLİ SIKINTI, TEDİRGİNLİK VE KORKU İÇİNDEDİRLER<br />
Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar. (Münafikun Suresi, 4)<br />
Gerçekten sizden olduklarına dair Allah adına yemin ederler. Oysa onlar sizden değildirler. Ancak onlar ödleri kopan bir topluluktur. (Tevbe Suresi, 56)</p>
<p>BAŞLARINA GELENLERDEN ÖĞÜT ALMAYI BİLMEZLER<br />
Görmüyorlar mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir veya iki defa belaya çarptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve öğüt alıp (ders çıkarıp) düşünmüyorlar. (Tevbe Suresi, 126)</p>
<p>SÜREKLİ KENDİLERİNİ ÖVER, TEMİZE ÇIKARMAYA ÇALIŞIRLAR<br />
Kendilerini (övgüyle) temize çıkaranları görmedin mi? Hayır; Allah, dilediğini temizleyip yüceltir. Onlar, ‘bir hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar’ bile haksızlığa uğratılmazlar. (Nisa Suresi, 49)</p>
<p>SÜREKLİ KURUNTULARA ALDANIR, KUŞKUYA KAPILIRLAR<br />
(Münafıklar) Onlara seslenirler: “Biz sizlerle birlikte değil miydik?” Derler ki: “Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz, (müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip-beklediniz, (Allah’a ve İslam’a karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp-aldattı. Sonunda Allah’ın emri (olan ölüm) geliverdi; ve o aldaltıcı da sizi Allah ile (Allah’ın adını kullanarak, hatta masumca sizden görünerek) aldatmış oldu.” (Hadid Suresi, 14)</p>
<p>KENDİ ARALARINDA DA ANLAŞMAZLIK İÇİNDEDİRLER<br />
Onlar, iyice korunmuş şehirlerde veya duvar arkasında olmaksızın sizinle toplu bir halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır. Bu, şüphesiz onların akletmeyen bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir. (Haşr Suresi, 14)</p>
<p>ALLAH’IN MÜMİNLERE OLAN DESTEĞİNİN FARKINDA DEĞİLDİRLER<br />
Onlar ki: “Allah’ın Resûlü yanında bulunanlara hiç bir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler,” derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar. Derler ki, “Andolsun, Medine’ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp-çıkaracaktır.” Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah’ın, O’nun Resûlü’nün ve mü’minlerindir. Ancak münafıklar bilmiyorlar. (Münafikun Suresi, 7-8 )</p>
<p>ALLAH YOLUNDA HARCAMA YAPMAZLAR<br />
Onlardan kimi de: “Andolsun, eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız” diye Allah’a ahdetmiştir. Onlara kendi bol ihsanından verince ise, onunla cimrilik yaptılar ve yüz çevirdiler; onlar böyle sırt dönenlerdir. Böylece O da, Allah’a verdikleri sözü tutmamaları ve yalan söylemeleri nedeniyle, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar, kalplerinde nifakı (sonuçta köklü bir duygu olarak) yerleşik kıldı.. (Tevbe Suresi, 75-77)</p>
<p>KÜFRE HABER TAŞIRLAR<br />
Sizinle birlikte çıksalardı, size ‘kötülük ve zarardan’ başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara ‘haber taşıyanlar’ vardır. Allah, zulmedenleri bilir. (Tevbe Suresi, 47)</p>
<p>KARŞILIKSIZ HİÇ BİR ŞEY YAPMAZLAR<br />
Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Alah’a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: “Bu işten bize ne var ki?” diyorlardı. De ki: “Şüphesiz işin tümü Allah’ındır.” Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, “Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik” diyorlar. De ki: “Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Al-i İmran Suresi, 154)</p>
<p>AMAÇLARININ HİÇBİRİNE ULAŞAMAZLAR<br />
Andolsun, daha önce onlar fitne aramışlardı. Ve sana karşı birtakım işler çevirmişlerdi. Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah’ın emri ortaya çıkıp-üstünlük sağladı. (Tevbe Suresi, 48 )</p>
<p>ALLAH ONLARIN DURUMLARINI MUTLAKA ORTAYA ÇIKARIR<br />
Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah’ın kinlerini hiç (ortaya) çıkarmayacağını mı sandılar? (Muhammed Suresi, 29)<br />
İki topluluğun karşı karşıya geldiği gün, size isabet eden ancak Allah’ın izniyle idi. (Bu, Allah’ın) mü’minleri ayırdetmesi; Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: “Gelin, Allah’ın yolunda savaşın ya da savunma yapın” denildiğinde, “Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik” dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir. (Al-i İmran Suresi, 166-167)</p>
<p>ALLAH ONLARI DÜNYADA HOR VE AŞAĞILIK KILAR<br />
Onlarla çarpışınız. Allah, onları sizin ellerinizle azablandırsın, hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size zafer versin, mü’minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun. (Tevbe Suresi, 14)</p>
<p>CEHENNEMİN EN AŞAĞI TABAKASINA ATILACAKLARDIR<br />
Gerçekten münafıklar, ateşin en alçak tabakasındadırlar. Onlara bir yardımcı bulamazsın. (Nisa Suresi, 145)<br />
Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azab vardır. (Nisa Suresi, 138 )<br />
“Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.”<br />
(Bakara Suresi, 32)</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/kuran%e2%80%99da-munafiklar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Takva ve Büyük Günahlar’dan kaçınma</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/takva-ve-buyuk-gunahlar%e2%80%99dan-kacinma.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/takva-ve-buyuk-gunahlar%e2%80%99dan-kacinma.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Sep 2011 12:49:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah (c.c)]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[büyük günahlar]]></category>
		<category><![CDATA[takva]]></category>
		<category><![CDATA[takva nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5428</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinden, Resul-i Ekrem’in (s.a.a) ve Ehl-i Beyti’nin hadislerinden anlaşıldığı gibi insanın kurtuluşuna vesile olacak şey takvadır. Takva lügatta korunmak ve sakınmak anlamına gelir. Şer’i açıdan takva bir insanın ahiretine zarar veren her şeyden sakınması ve Allah-u Teala’dan korkarak onun emir ve nehiylerine karşı gelmekten çekinmesidir. İmam Cafer-i Sadık (a.s) takvanın anlamı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/09/010014.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5448" title="010014" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/09/010014.jpg" alt="" width="300" height="269" /></a></p>
<p>Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinden, Resul-i Ekrem’in (s.a.a) ve Ehl-i Beyti’nin hadislerinden anlaşıldığı gibi insanın kurtuluşuna vesile olacak şey takvadır. Takva lügatta korunmak ve sakınmak anlamına gelir. Şer’i açıdan takva bir insanın ahiretine zarar veren her şeyden sakınması ve Allah-u Teala’dan korkarak onun emir ve nehiylerine karşı gelmekten çekinmesidir. İmam Cafer-i Sadık (a.s) takvanın anlamı sorulunca şöyle buyurdu: “Takva Allah’ın emir ettiği her yerde hazır olman ve nehyetiği yerden uzak durmandır.” (Sefinet-ül Bihar, c.2, s.678)</p>
<p>Görüldüğü gibi takvanın iki yönü vardır. Birinci yönü Allah-u Teala’nın bütün emirlerini yerine getirmektir. İkinci yönü ise Allah-u Teala’nın haram kıldığı her şeyden kaçınmaktır.</p>
<p>Kur’anı Kerim takva hakkında şöyle buyurmaktadır:<br />
“Takvalı olanları kurtuluşa erdiririz.” (Meryem, 72)<br />
“İman edip takvalı olanlara dünya ve ahirette müjde vardır.” (Yunus, 63-64)<br />
“Allah takvalı olanlarla birliktedir.” (Nahl, 128)<br />
“Allah sadece takvalı olanların amellerini kabul eder.” (Maide, 27)<br />
“Allah takvalı olanları sever.” (Al-i İmran, 76)<br />
“Sizin Allah katında en değerli olanınız, en çok takvalı olanınızdır.” (Hucurat, 13)…</p>
<p>Resul-i Ekrem’den (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: Kendi akrabalarına buyurdu ki demeyin ki Muhammet bizdendir, Allah onun sebebine bizi bağışlar; Allah’a ant olsun ki benim dostlarım sizin ve başkalarının içerisinden ancak takvalı olanlardır.”</p>
<p>Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Takva dinde doğruluğun ve sağlamlığın anahtarıdır. Ahiret için birikimdir. Her kötü huydan ve her felaketten uzaklaşmanın vesilesidir.”</p>
<p><span id="more-5428"></span></p>
<p>İşte görüldüğü gibi takva bu kadar önemlidir.<br />
Evet takva iki bölümden oluşmuştur. Farzları yerine getirmek ve günahlardan uzak durmak takvanın ikinci bölümü birinci bölümünden önce gelir. Zira günahlarla yapılan hayır ameller insanları manevi yönde ilerletmez. Zira Allah takvalılardan ve Allah’tan korkup günahlardan sakınanlardan amellerini kabul buyurur. Eğer günah olmazsa az ameller insana faydalı olur; onu manevi açıdan yüceltir, ilerletir. Ama günahla birlikte çok amelin bile faydası yoktur.<br />
Öte yandan bir çok büyük günahlar, insanın yaptığı hayırları batıl ve yok eder.</p>
<p>Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Haram bir lokmayı yemekten sakınmak iki bin sünnet namaz kılmaktan daha sevimlidir Allah katında.”</p>
<p>İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: “Bir dirhemi kendi sahibine geri çevirip onun rızası olmadan yememek, Allah katında yetmiş kabul olmuş hacca eşittir.”</p>
<p>Bir diğer hadiste ise şöyle buyurmuştur: “Haset etmek, aynı ateş odunu yakıp kül ettiği gibi imanı yakıp kül eder.”</p>
<p>Resul-i Ekrem (s.a.a) buyurdu: “Kim Subhanallah zikrini söylerse, Allah cennette onun için ağaç diker.” Kureyş’ten birisi “Ya Resulallah dedi, o zaman bizim cennette ağacımız bol olur”. Cevabında Resul-i Ekrem buyurdu ki: “Fakat kendi elinizle bu dünyadan bir ateş gönderip de onları yakmaya çalışmayın.” Yani yaptığımız günahlar, cennette kazandıklarınızı kaybetmemize sebep olur.<br />
Yine Resul-i Ekrem’den (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: “Allah’ın bir meleği her gece Beyt-ül Mukaddes’in üzerinde şöyle seslenir: “Kim haram yerse, Allah farz ve müstehap hiçbir amelini kabul etmez.”</p>
<p>Yine şöyle buyuruyor: Eğer zayıflıktan yere çakılmış kazıklar gibi oluncaya dek namaz kılıp yontulmuş çubuklar şekline dönüşünceye kadar oruç tutsanız, sizi günahtan alıkoyacak takvaya sahip olmadığınız müddetçe Allah sizden kabul buyurmaz.”</p>
<p>Yine buyurmuştur ki: “Dinin aslı günahtan kaçınmaktır; günahtan kaçının, o zaman insanların en abidi sayılırsınız.”</p>
<p>Evet bütün bu hadislerden de anlaşıldığı gibi takva ve günahlardan kaçınmak bu kadar önemlidir. Günah insanlar için bir azap vesilesi olmakla birlikte, insanların iyi amellerini de batıl eder, dualarının kabulünü önler ve insanı kötü bir akıbete doğru sürükler. Allah-u Teala cümlemizi bütün günahlardan korusun.<br />
Burada size önce “kebair günahlar” denen büyük günahlarla küçük günahlar arasındaki farkı açıkladıktan sonra sürekli aklımızda bulunması ve dikkat etmemizi sağlaması için büyük günahların bir fihristini vereceğiz.<br />
Bir kere Allah’a karşı yapılan bütün günahlar önemli ve büyük sayılır. Zira Yüce Rabbimize karşı her türlü isyan ve günah önemlidir. Ancak günahları birbirine karşı kıyasladığımızda bazıları bazılarından daha önemlidir. Hatırlatılması gereken başka bir nokta şudur ki eğer günahlar sık sık yapılır ve alışkanlık haline gelirse büyük günah sayılır.<br />
Büyük günahların ölçüsü bazı hadislerde şöyle açıklanmıştır. Büyük günah Kur’an’da veya hadislerde hakkında azap vaadi verilen günahlardır. Ki bu günahlar bazı büyük alimlerin de sayıp açıkladığı gibi altmış küsür günahtan ibarettir.</p>
<p><strong>BÜYÜK GÜNAHLAR</strong></p>
<p>1- Allah’a şirk koşmak ve Riya<br />
2- Kalben Allah’tan ümidi kesmek, dualarının kabul olmamasını<br />
zannetmek.<br />
3- Amelen Allah’ın rahmetinden ümidini kesmiş gibi davranıp Allah’a kötü zanda bulunmak.<br />
4- Allah’ın mekrinden azap ve gazabından kendini emniyette görmek.<br />
5- Haksız yere adam öldürmek<br />
6- Anne baba haklarını çiğnemek ve onlara eziyet etmek onlara karşı görevlerini yerine getirmemek<br />
7- Sılayı rahim yapmamak, akrabalarla ilişkiyi kesmek, onlara karşı vazifesini yerine getirmemek.<br />
8- Yetim malı yemek<br />
9- Faiz yemek<br />
10- Zina yapmak<br />
11- Livata yapmak<br />
12- Yalan yere birisine zina suçu atmak<br />
13- Şarap içmek<br />
14- Kumar oynamak<br />
15- Günah olan şeylerle eğlenmek<br />
16- Haram müzik dinlemek veya söylemek<br />
17- Yalan söylemek<br />
18- Yalan yere and içmek<br />
19- Yalan yere şahitlik yapmak<br />
20- Hak yere şehadet vermekten kaçınmak<br />
21- Verdiği ahdi bozmak, sözünde durmamak<br />
22- Emanete hıyanet etmek<br />
23- Hırsızlık yapmak<br />
24- Alış veriş yaparken tartıda hıyanet etmek<br />
25- Haram yemek<br />
26- İslam’ı öğrenip yaşayabileceği bir yerden, öğrenemeyeceği ve yaşayamayacağı bir yere gitmek<br />
27- Zalimlere zulüm yapmaları için yardım etmek<br />
28- İmkanı olduğu halde mazlumlara yardım etmemek<br />
29- Sihir yapmak<br />
30- İsraf etmek<br />
31- Kibirlenmek ve başkalarına üstün davranmak<br />
32- Müslümanlarla savaşmak<br />
33- Mundar kan ve domuz eti yemek<br />
34- Bilerek namazı terk etmek<br />
35- Zekat ve humus vermemek<br />
36- Hac üzerine farz olduğu halde önemsemeyip hac görevini yerine getirmemek<br />
37- Farzlardan birisini terk etmek<br />
38- Küçük günahlarda ısrarlı olup tekrar tekrar yapmak<br />
39- Gıybet etmek<br />
40- Bir müminin haysiyetine dokunup onu rezil etmek<br />
41- Müslümanlara hile yapmak<br />
42- Müslümanların ihtiyacı olan şeyleri stok yapıp ileride daha da pahalansın diye satışa sunmamak<br />
43- Haset etmek, kıskanmak<br />
44- Bir mümine düşmanlık etmek<br />
45- Kadının kadınla cinsel ilişkide bulunası (eşcinsellik)<br />
46- Söz taşımak<br />
47- Fehşa ve zinaya aracı olmak ve deyyusluk yapmak. Deyyusluk kendi haberi olduğu halde haberi yokmuş gibi davranıp karısının zina yapmasına göz yummak.<br />
48- İstimna yapmak (mastürbasyon)<br />
49- Dinde bidat koymak, yani dinde olmayan bir şeyi ona eklemek veya dinde olan bir şeyin onda olmamasını iddia etmek<br />
50- Haksız yere bir hüküm vermek<br />
51- Haram aylarda yani recep, zilkade, zilhicce ve muharrem aylarında savaşmak<br />
52- İnsanları Allah yolundan alı koymak<br />
53- Nimete nankörlük yapmak ve naşükür düşmek<br />
54- Müslümanlar arasında fitne çıkarıp onları birbirlerine düşürmek<br />
55- Kafirlere silah satmak<br />
56- Bühtan etmek, yani yalan yere birisine bir kötülüğü isnad etmek<br />
57- Kur’an a saygısızlık yapmak<br />
58- Ka’beye saygısızlık yapmak<br />
59- Cami ve mescitlere saygısızlık yapmak<br />
60- Mukaddes türbelere saygısızlık yapmak<br />
61- Kerbela’dan alınan Hz. Hüseyin’in türbesine, toprağına saygısızlık yapmak.</p>
<p><strong>BÜYÜK GÜNAH OLMASI MUHTEMEL OLAN GÜNAHLAR</strong></p>
<p>Buraya kadar büyük günah oldukları kesin olan günahların fihristini verdik. Şimdi günah oldukları kesin olan, aynı zamanda büyük günah olmaları muhtemel olan günahların fihristini vereceğiz.<br />
1- Necis olmuş bir şeyi yemek veya içmek<br />
2- İyiyi kötüden ayırt edebilen birisinin gördüğü yerde avret yerini açmak (karı-koca müstesna).<br />
3- Başka birisinin avret yerine bakmak (yine karı-koca müstesna)<br />
4- Kıbleyi arkaya veya öne alarak ihtiyaç gidermek.<br />
5- Hayızlı, nifaslı veya cenabetli bir şekilde camide durmak.<br />
6- Erkeklerin halis ipekten elbise giymeleri ve altın takmaları.<br />
7- Kadının kendisini erkeğe benzetmesi ve erkeğin kendisini kadına benzetmesi.<br />
8- Başka kişilere şehvet gözüyle bakmak (karı-koca müstesna)<br />
9- Başkasının izni olmadan mektubunu okumak.<br />
10- İzni olmadan başkasının evinin içindeki mahrem yerlere (genellikle bakılmasını istemediği yerlere) bakmak.<br />
11- Saptırıcı kitap ve yayınları okumak, onlarla meşgul olmak.<br />
12- Canlı varlıkların heykelini yapmak.<br />
13- Namahrem birisinin bedenine dokunmak<br />
14- Zalim birisini övmek, hatta övgüyü hak etmeyen birisini övmek medh etmek veya kınamayı hak etmeyen birisini kınamak.<br />
15- Altın ve gümüşten olan kapları kullanmak<br />
16- İtinasızlık yüzünden cemaatle namaz kılmamak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/takva-ve-buyuk-gunahlar%e2%80%99dan-kacinma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahir Zaman’da  İslam Ümmeti</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/ahir-zaman%e2%80%99da-islam-ummeti.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/ahir-zaman%e2%80%99da-islam-ummeti.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Aug 2011 20:34:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pehlivan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[ahir zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir Zaman alametleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir Zaman hadisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir Zaman hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir Zaman kıyamet]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir Zaman ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir Zaman nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir Zaman’da İslam Ümmeti]]></category>
		<category><![CDATA[Biharu’l-Envar]]></category>
		<category><![CDATA[Biharu’l-Envar nedir]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islam hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[İslam nedir]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ümmeti]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyol]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet nedir]]></category>
		<category><![CDATA[mehdi as]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5168</guid>
		<description><![CDATA[1)Resulullah  (s.a.v) şöyle buyurmuştur; İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki alimlere sadece güzel elbiseleri sebebiyle ikram edecekler ,  Kur’an’ı sadece güzel ses sebebiyle dinleyecekler ve Allah’a sadece Ramazan ayında ibadet edeceklerdir.Kadınların hayası kalmayacak , fakirlerinin sabrı tükenecek , zengilleri cömertlik etmeyecek  ve az ile yetinmeyecek , çok ile doymayacaklardır.Bütün himmetleri/gayretleri karınları olacak , dinleri dinar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/ahir-zaman%e2%80%99da-islam-ummeti.html/islamiyol-ahir-zaman" rel="attachment wp-att-5170"><img class="aligncenter size-large wp-image-5170" title="islamiyol-ahir zaman" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/08/islamiyol-ahir-zaman-350x224.jpg" alt="" width="350" height="224" /></a>1)Resulullah  (s.a.v) şöyle buyurmuştur;</p>
<p>İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki alimlere sadece güzel elbiseleri sebebiyle ikram edecekler ,  Kur’an’ı sadece güzel ses sebebiyle dinleyecekler ve Allah’a sadece Ramazan ayında ibadet edeceklerdir.Kadınların hayası kalmayacak , fakirlerinin sabrı tükenecek , zengilleri cömertlik etmeyecek  ve az ile yetinmeyecek , çok ile doymayacaklardır.Bütün himmetleri/gayretleri karınları olacak , dinleri dinar ve kıbleleri kadın olacaktır.evleri camileri olacak , alimlerinden koyunların kurtlardan kaçtığı gibi kaçacaklardır.</p>
<p>Böyle oldukları zaman Allah da onları üç şeye müptela kılar;</p>
<p>1)Evvela mallarından bereketi kaldırır.</p>
<p>2)Onlara zalim sultanları musallat eder .</p>
<div>
<p>3)Dünya’dan iman’sız olarak ayrılırlar.</p>
<p>Kaynak;(Vakayiu’l- Eyyam, s.439)</p>
</div>
<p>2)Resulullah  (s.a.v) şöyle buyurmuştur;</p>
<p>Ümmetime öyle bir zaman gelecek ki yöneticileri zalim , alimleri tamahkar ve takvasız olacaktır , ibadet edenleri riyakar , tacirleri faizci , ayıpları gizlemeleri sadece alışverişte olacaktır.Kadınları dünya süsüne kapılacaktır.O zaman kötüleri onlara musallat olur , iyileri dua eder de kendilerine icabet edilmez.</p>
<div>
<p>                                                                                                           Kaynak; (Biharu’l-Envar , c.23 , s.22)</p>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p>3)Hz.Peygamber  (s.a.v) şöyle buyurmuştur;</p>
<p>Ümmetime Öyle bir zaman gelecek ki beş şeyi sevecekler ve beş şeyi de unutacaklardır.</p>
<p>1)Dünya’yı sevecekler  ,  Ahiret’i unutacaklar.</p>
<p>2)Mali sevecekler  ,  Hesabı unutacaklar.</p>
<p>3)Kadınları sevecekler, Huru’l –İyn’i  unutacaklar.</p>
<p>4)Sarayları sevecekler  ,  Kabirleri unutacaklar.</p>
<p>5)Kendileri sevecekler  ,  Rablerini unutacaklar.</p>
<p>Onlar benden uzaktır  ,  Bende onlardan uzağım.</p>
<div>
<p>                                                                                                            Kaynak;(al-İsna Aşeriye , s.202)</p>
</div>
<p>Etiketler;    <strong><em><span style="text-decoration: underline;">Ahir Zaman’da  İslam Ümmeti , peygamber,Allah, Resulullah ,Allah (c.c) , ahir zaman, </span></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="text-decoration: underline;"> </span></em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/ahir-zaman%e2%80%99da-islam-ummeti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kur &#8216;an Sözlerin En Güzelidir&#8230;</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/sozlerin-en-guzelidir.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/sozlerin-en-guzelidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jul 2011 16:47:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim Meali]]></category>
		<category><![CDATA[allah teala]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[sözlerin en güzeli]]></category>
		<category><![CDATA[zikir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5030</guid>
		<description><![CDATA[Onlar, sözün en güzeline iletilmişlerdir ve övülen doğru yola iletilmişlerdir. (Hac Suresi, 24) Allah, müteşabih (benzeşmeli), ikişerli bir kitap olarak sözün en güzelini indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek-korkanların O’ndan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Allah’ın zikrine (karşı) yumuşar-yatışır. İşte bu, Allah’ın yol göstermesidir, onunla dilediğini hidayete erdirir. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/kuran.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-5031" title="kuran" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/kuran-350x267.jpg" alt="" width="350" height="267" /></a><br />
Onlar, sözün en güzeline iletilmişlerdir ve övülen doğru yola iletilmişlerdir. (Hac Suresi, 24)<br />
Allah, müteşabih (benzeşmeli), ikişerli bir kitap olarak sözün en güzelini indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek-korkanların O’ndan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Allah’ın zikrine (karşı) yumuşar-yatışır. İşte bu, Allah’ın yol göstermesidir, onunla dilediğini hidayete erdirir. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için de bir yol gösterici yoktur. (Zümer Suresi, 23)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/sozlerin-en-guzelidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Demir Hakkında</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/4999.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/4999.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jul 2011 18:32:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim Meali]]></category>
		<category><![CDATA[allah ın şefaat i]]></category>
		<category><![CDATA[allah ın yardımı]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[demir hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[demir nedir]]></category>
		<category><![CDATA[demir tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Dua Etmenin İlahi Yardımları]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi azamet]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi emir]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi güç]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[ilâhî tecellî]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi yardım]]></category>
		<category><![CDATA[insanların yardımcısı]]></category>
		<category><![CDATA[islamda demir]]></category>
		<category><![CDATA[kuran d DEMİR]]></category>
		<category><![CDATA[Yardım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4999</guid>
		<description><![CDATA[Demir, Kuran&#8217;da dikkat çekilen elementlerden biridir. Kuran&#8217;ın &#8220;Hadid&#8221;, yani &#8220;Demir&#8221; adlı suresinde şöyle buyrulur: “&#8230; Ve kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri de indirdik&#8230;„ (Hadid Suresi, 25) Ayette, demir için özel olarak kullanılan &#8220;indirme&#8221; kelimesi, mecazi olarak insanların hizmetine verilme anlamında düşünülebilir. Fakat kelimenin, &#8220;gökten fiziksel olarak indirme&#8221; şeklindeki gerçek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/demir.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5000" title="demir" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/demir.jpg" alt="" width="336" height="336" /></a><br />
Demir, Kuran&#8217;da dikkat çekilen elementlerden biridir. Kuran&#8217;ın &#8220;Hadid&#8221;, yani &#8220;Demir&#8221; adlı suresinde şöyle buyrulur:</p>
<p>“&#8230; Ve kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için<br />
(çeşitli) yararlar bulunan demiri de indirdik&#8230;„</p>
<p>(Hadid Suresi, 25)</p>
<p>Ayette, demir için özel olarak kullanılan &#8220;indirme&#8221; kelimesi, mecazi olarak insanların hizmetine verilme anlamında düşünülebilir. Fakat kelimenin, &#8220;gökten fiziksel olarak indirme&#8221; şeklindeki gerçek anlamı dikkate alındığında, ayetin çok önemli bir bilimsel mucize içerdiği görülmektedir.</p>
<p>Çünkü modern astronomik bulgular, Dünyamız&#8217;daki demir madeninin dış uzaydaki dev yıldızlardan geldiğini ortaya koymuştur.</p>
<p>Evrende ağır metaller, büyük yıldızların çekirdeklerinde üretilir. Güneş Sistemimiz ise demir elementini kendi bünyesinde üretebilecek bir yapıya sahip değildir. Demir ancak Güneş&#8217;ten çok daha büyük yıldızlarda birkaç yüz milyon dereceye varan sıcaklıklarda oluşabilmektedir. Nova veya süpernova olarak adlandırılan bu yıldızlardaki demir miktarı belli bir oranı geçince, artık yıldız bunu taşıyamaz ve patlar. Bu patlama sonucu, içinde demir bulunan gök taşları uzaya dağılır ve bir gök cisminin çekimine yakalanıp çarpana kadar boşlukta dolaşır.</p>
<p>Tüm bunlardan anlaşılacağı gibi demir madeni Dünya&#8217;da oluşmamış, gök taşları vasıtasıyla süpernovalardan taşınarak, aynen ayette bildirildiği şekilde &#8220;Dünyaya indirilmiştir&#8221;. Bilginin Kuran&#8217;ın indirilmiş olduğu 7. yüzyılda bilimsel olarak tespit edilemeyeceği ise açıktır. Ancak bu gerçek, herşeyi sonsuz bilgisiyle kuşatan Allah&#8217;ın sözü olan Kuran&#8217;da yer almaktadır.</p>
<p>Bunun yanısıra içinde demirden bahsedilen Hadid Suresi&#8217;nin 25. ayeti oldukça ilginç iki matematiksel şifre içermektedir:</p>
<p>&#8220;El-Hadid&#8221; Kuran&#8217;ın 57. suresidir. &#8220;El hadid&#8221; kelimesinin Arapça&#8217;daki sayısal değeri, yani ebcedi hesaplandığında karşımıza çıkan rakam da aynıdır: &#8220;57&#8243;<br />
Sadece &#8220;hadid&#8221; kelimesinin sayısal değeri 26&#8242;dır. 26 sayısı ise demirin atom numarasıdır.<br />
El-Hadid Suresi Kuran&#8217;ın 57. suresidir, El-Hadid kelimesinin Arapça&#8217;daki sayısal değeri ise 57&#8242;dir. Sadece &#8220;hadid&#8221; kelimesinin sayısal değeri 26&#8242;dır. Yukarıdaki periyodik cetvelden de görüldüğü gibi 26 sayısı demirin atom numarasıdır. Üstün kudret sahibi olan Allah, Hadid Suresi&#8217;nde indirdiği ayetle hem demirin nasıl oluştuğuna dikkat çekmekte hem de ayetin içerdiği matematiksel şifreler ile bilimsel bir mucizeyi bize göstermektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/4999.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Berat Kandili ve Özellikleri</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/berat-kandili-ve-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/berat-kandili-ve-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2011 16:09:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim Meali]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Aylar ve Mübârek Günler, Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[ağışlanma zamanı]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[allah dan af dileme]]></category>
		<category><![CDATA[allah ın sevdiği günler allah ın bağışlandı günler]]></category>
		<category><![CDATA[Allahı zikretmek]]></category>
		<category><![CDATA[bağışlanma zamanı]]></category>
		<category><![CDATA[berat]]></category>
		<category><![CDATA[berat kandili]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili duaları]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili hadisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili hürmeti nedir]]></category>
		<category><![CDATA[berat kandili nasıl mübarektir]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Berat Kandili oku]]></category>
		<category><![CDATA[berat kandilinin manası]]></category>
		<category><![CDATA[Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[îman]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kandiller]]></category>
		<category><![CDATA[kullanrın tövbe günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Rasûllâh]]></category>
		<category><![CDATA[tövbe]]></category>
		<category><![CDATA[üç aylar]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Aylar ve Mübârek Günler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4938</guid>
		<description><![CDATA[Cenab-ı Hak buyuruyor: &#8216;Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur&#8217;an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir&#8230;&#8217;(Duhan, 44/1-4) Ayette geçen, &#8216;mübarek gece&#8217;den maksat; Berat gecesidir. Kur&#8217;ânın bu gecede, Yedinci semadan dünya semasına indirildi. Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı. Bu gecenin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cenab-ı Hak buyuruyor:</p>
<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/kase.gif"><img class="alignnone size-large wp-image-4939" title="kase" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/kase-350x98.gif" alt="" width="350" height="98" /></a></p>
<p>&#8216;Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur&#8217;an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir&#8230;&#8217;(Duhan, 44/1-4)</p>
<p>Ayette geçen, &#8216;mübarek gece&#8217;den maksat; Berat gecesidir. Kur&#8217;ânın bu gecede, Yedinci semadan dünya semasına indirildi. Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı.<br />
Bu gecenin, dört adı vardır. &#8220;Mübarek gece&#8221;, &#8220;Berae gecesi&#8221; &#8220;Sakk gecesi&#8221;, &#8220;Rahmet gecesi&#8221;. Ve denildi ki bununla Kadir Gecesi arasında kırk gün vardır. Berae ve Sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmiştir ki, haraç tamamen alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren bir sened yazıldığı gibi, Allah Teâlâ da bu gece mümin kullarına beraet yazar. Ve denilmiştir ki bu gecede beş özellik vardır:</p>
<p>Bu gecenin beş özelliği vardır:</p>
<p>1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.</p>
<p>2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.</p>
<p>3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.</p>
<p>4) Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.</p>
<p>5) Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban&#8217;ın onüçüncü günü, üçte biri Şaban&#8217;ın ondördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban&#8217;ın onbeşinci günü verilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/berat-kandili-ve-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yaratılışın Gayesi&#8221;Hakkında Bazı Hadis Ve Ayetler</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/yaratilisin-gayesihakkinda-bazi-hadis-ve-ayetler.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/yaratilisin-gayesihakkinda-bazi-hadis-ve-ayetler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jul 2011 16:26:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim Meali]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA["Yaratılışın Gayesi"Hakkında Bazı Hadis Ve Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[(sav)]]></category>
		<category><![CDATA[ahir zaman]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Bazı Hadis Ve Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[cinle]]></category>
		<category><![CDATA[cinler ve insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hayattaki yaşama amacımız]]></category>
		<category><![CDATA[İnsân]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islami davet]]></category>
		<category><![CDATA[islami yol]]></category>
		<category><![CDATA[nurlu yola davet]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış gayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılışın Gayesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4873</guid>
		<description><![CDATA[Yaratılışın gayesi: Allah’ı bilmek ve O’nu ibadetlerle birlemektir Bu hususta Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Allah’tan gayrı ilah olmadığını bil” Muhammed: 19 “Ben cinleri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım” Zâriyât: 56 “Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları eğlenmek için yaratmadık, onları gerçek bir sebeple yarattık Fakat onların çoğu bilmiyorlar” Duhân: 38, 39 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/son1.jpg"><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/son1-350x239.jpg" alt="" title="son" width="350" height="239" class="alignnone size-large wp-image-4877" /></a><br />
Yaratılışın gayesi: Allah’ı bilmek ve O’nu ibadetlerle birlemektir Bu hususta Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır:<br />
“Allah’tan gayrı ilah olmadığını bil”<br />
Muhammed: 19<br />
“Ben cinleri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım”<br />
Zâriyât: 56<br />
“Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları eğlenmek için yaratmadık, onları gerçek bir sebeple yarattık Fakat onların çoğu bilmiyorlar”<br />
Duhân: 38, 39<br />
Zâriyât suresi 56 ayette ifade edilen gerçek sebep Allah’a kulluk olduğu kesindir<br />
“Allah gökleri ve yeri gerçek olarak yarattı, ta ki her nefis kazandığının karşılığını alsın Onlara haksızlık edilmez” Casiye: 22 ayetinde de “her nefsin kazandığı” ifadesi kişinin kulluk edip etmemekle ilgili, kazandığı sevap veya günahı olduğuna şüphe yoktur Dolayısıyla kula gerekli olan, fıtratına uygun hareket edip Allah’a karşı ubudiyetini hakkıyla yerine getirmesidir Çünkü Allahu Teâlâ kuşların fıtratına uçma, balıkların fıtratına suda yaşama ve yüzme özelliği verdiği gibi insan ve cinlerin fıtratına da ibadet etme özelliği vermiştir Bu onlardan kaçınılmaz meydana gelecektir Bu nedenle onların bazısı Allah’a kulluk ederken diğer bazısı da ağaç, taş, kendi hevası vb Allah’tan gayrı şeylere kulluk etmektedir Bu tapınmaların yaklaşık hepsine Kur’an’dan delil bulmak mümkündür:<br />
“İbrahim dedi ki: Elinizle yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yaptığınız (bu şeyler)i de Allah yaratmıştır”<br />
Sâffât: 95, 96<br />
“O gün, onların hepsini mahşerde toplar sonra meleklere: Bunlar size mi tapıyorlardı? deriz (Melekler): ‘Seni tesbih ve tenzih ederiz Bizim velimiz sensin onlar değildir Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı Çokları onlara iman ediyorlardı’ derler”<br />
Sebe: 40<br />
“Heva ve hevesini ilah edinen kimseyi gördün mü, onun üstüne sen mi bekçi olacaksın?”<br />
Furkan: 43<br />
Yukarıda ifade edildiği gibi Allahu Teâlâ cin ve insanları kendisine kulluk etsin diye yaratmış ve kulluğu onların fıtratlarına bir özellik olarak nakşetmiştir Bunun akabinde onlardan fıtratlarının gereği kulluğu yerine getirmeleri için de mîsak almıştır:<br />
“Rabb’in Âdem oğullarından, bellerinden zürriyetlerini almış ve: Ben sizin Rabb’iniz değil miyim? diye onları kendilerine şahit tutmuştu evet buna şahidiz dediler Kıyamet günü, biz bundan habersizdik demeyesiniz”<br />
A’raf: 172</p>
<p>Allah, cin ve insanlardan istediği kulluğu onlara izah edip göstermek için rasuller göndermiş ve kitaplar indirmiştir Dünya ve ahiretin yaratılışı, kıyametin kopuşu, amel defterlerinin düzenlenmesi, sırat köprüsünün ve terazinin kuruluşu gibi şeylerin hepsi, yapmakla mükellef olduğumuz bu kulluk içindir Dolayısıyla kulun ilk öğreneceği kulluğunu gerçekleştireceği şeylerdir Ancak bu mîsak, kulun ehli cennet veya ehli nar olması için yeterli değildir</p>
<p>                               Devamı Vardır&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/yaratilisin-gayesihakkinda-bazi-hadis-ve-ayetler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

