<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslami Yol... &#187; Kategorilenmemiş</title>
	<atom:link href="http://www.islamiyol.com/kategori/kategorisiz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamiyol.com</link>
	<description>Kur&#039;an&#039;ın Işığında...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 16:27:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>İslam Dininde Akraba İlişkilerinin ve Ziyaretlerinin Önemi</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/islam-dininde-akraba-iliskilerinin-ve-ziyaretlerinin-onemi.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/islam-dininde-akraba-iliskilerinin-ve-ziyaretlerinin-onemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Oct 2011 12:58:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5822</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; Sosyal hayatta dikkat edilmesi gereken ilişkilerin başında akraba ilişkileri gelmektedir. Kur’an-ı Kerim ve hadislerde akrabalık bağlarının karşılıklı ziyaret, haberleşme, maddi ve manevi yardımlaşma gibi çeşitli yollarla korunması ve güçlendirilmesi üzerinde hassasiyetle durulur. Akraba arasındaki bu ilişkiye “Sıla-i Rahim” denmektedir. Akrabalık bağlarının koparılmaması, hakka ve hukuka riayet etmek şartıyla ister [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/10/komşuluk-ilişkisi.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-5823" title="komşuluk ilişkisi" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/10/komşuluk-ilişkisi-350x187.jpg" alt="" width="350" height="187" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sosyal hayatta dikkat edilmesi gereken ilişkilerin başında akraba ilişkileri gelmektedir. Kur’an-ı Kerim ve hadislerde akrabalık bağlarının karşılıklı ziyaret, haberleşme, maddi ve manevi yardımlaşma gibi çeşitli yollarla korunması ve güçlendirilmesi üzerinde hassasiyetle durulur. Akraba arasındaki bu ilişkiye “Sıla-i Rahim” denmektedir. Akrabalık bağlarının koparılmaması, hakka ve hukuka riayet etmek şartıyla ister maddi isterse manevi ilişkilerin korunup gözetilmesi İslam Dininin üzerinde durduğu konuların başında gelir.</p>
<p>Akraba ilişkileri anlamına gelen &#8220;sıla-i rahim&#8221; kavramı ile; amca, hala, teyze, dayı ve bunların çocukları, kayın valide, kayın peder ve kayın birader gibi yakınlara karşı insânî, ahlâkî ve sosyal görevler ifade edilir. Sıla-i rahim görevi genelde iki şekilde yapılır:</p>
<p>a) Ziyaret etmek, maddî ve manevi yardımda bulunmak, sevinçli ve acılı günlerinde yanlarında olmak.</p>
<p>b) Onlara fiilî veya sözlü olarak her hangi bir zarar vermemek, onları kötülememek, unutmamak ve dargın durmamak.</p>
<p>Akrabalık ilişkilerini sürdürmek farz, bu ilişkileri koparmak ise haramdır. Akrabasını unutmayan, onlar ile ilişkisini sürdüren kimse sevap, aksi davranan kimse ise günah kazanmış olur.[1]</p>
<p><span id="more-5822"></span></p>
<p>Akrabalar arasındaki ilişkiler, hukûkî ve ahlâkı olmak üzere ikiye ayrılır:</p>
<p>Akrabalığın Hukukî Neticeleri</p>
<p>1. Evlenme yasağı; kan, süt ve evlenmeden meydana gelen her üç akrabalıkta, belli bir sınıra kadar, evliliğe manîdir. Evlenilmesi haram olan akrabaları, Kur&#8217;an şöyle sıralamaktadır:</p>
<p>&#8220;Sizlere; analarınız, kızlarınız kızkardeşleriniz, halalarınız teyzeleriniz, kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızın yanınızda kalan üvey kızlarınız -ki onlarla gerdeğe girmemişseniz size bir engel yoktur-, öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada almak suretiyle evlenmek, -geçmişte olanlar artık geçmiştir- size haram kılındı. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder. Kocalı kadınlar ile evlenme de haram kılınmıştır&#8230;”[2]</p>
<p>2. Mirasçı olmak; Yakınlık derecelerine göre akrabalar birbirine mirasçı olur. Kimin kime hangi oranda mirasçı olacağı Kur&#8217;an ve Sünnetle tesbit edilmiştir.</p>
<p>3. Nafaka temini: Bir kimse, usûl (sulbünden geldiği kimseler) ve fürûunun (kendi sulbünden gelenlerin) nafakasını, muhtaç durumda olan yakın akrabalarının dilerlerse nafakalarını, teminle yükümlü olur. Ayrıca, erkeğin kadınına karşı yiyecek, içecek, giyecek, tedavi ve taşınma vb. gibi hususlarda İslam Dininin erkeğe yüklemiş olduğu bir mükellefiyettir. Sevgili Peygamberimiz evlendiğimiz eşlerimiz hakkında Allah’tan korkmamızı istemekte onların bizlerin üzerinde durumlarına uygun olmak şartıyla yiyecek ve giyeceklerini karşılama yönünde emirleri vardır.[3]</p>
<p>Akrabalığın Ahlâkî Neticeleri</p>
<p>1. Sıla-i rahim: Akrabaların birbirleri ile ilişkilerini kesmeyip devam ettirmeleri, ahlâkî ve dînî bir görevdir. Peygamberimiz (s.a.s.) buyurur ki:</p>
<p>“Rahim (akrabalık), Allah&#8217;ın rahmetinin eserlerindendir. Kim bu bağı korursa, Allah ona merhamet eder. Kim onu koparırsa, Allah da ondan ihsan ve rahmetini keser.”[4]</p>
<p>&#8220;Akrabalarıyla ilişkiyi kesen Cennet&#8217;e giremez&#8221;[5]</p>
<p>2. Akrabalara ikram ve ihsanda bulunmak: Yukarıda geçen hadislerden de anlaşılacağı gibi akrabalara maddî ve manevi ikramlarda bulunmak Peygamberimizin bize tavsiye ettiği hususlardandır. Malını, Allah yolunda harcanması için hibe etmek isteyen Ebu Talha&#8217;ya Peygamberimiz, onu akrabalarına harcamasını tavsiye etmiştir.</p>
<p>Dînimiz, akrabalar arasındaki ilişkilerin sağlam, sıcak ve devamlı olmasına, akrabaların birbirine maddeten ve mânen destek olmalarına çok önem vermektedir. Hısımlık hakkını gözetmek, Allah ve Resulü&#8217;nün ısrarla emrettiği şeylerdendir. Konumuzla ilgili Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217; de Cenâb-ı Allah şöyle buyurur:</p>
<p>يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيراً وَنِسَاء وَاتَّقُواْ اللّهَ الَّذِي تَسَاءلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيباً</p>
<p>“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir.”[6]</p>
<p>وَاعْبُدُواْ اللّهَ وَلاَ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئاً وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَاناً وَبِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبَى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالجَنبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالاً فَخُوراً</p>
<p>“Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.”[7]</p>
<p>وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَلاَ تُبَذِّرْ تَبْذِيراً</p>
<p>“Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.”[8]</p>
<p>إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ وَإِيتَاء ذِي الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ</p>
<p>“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”[9]</p>
<p>Bir başka ayette ise mealen şöyle buyrulmaktadır. “Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.”[10]</p>
<p>Bugün özellikle şehirleşmenin, maddeye ve menfaate önem vermenin getirmiş olduğu aileler arasındaki soğukluğu, hatta parçalanmaları ve akrabalar arasındaki bağların yeniden canlılaştırmak kendi menfaatimize olacaktır. Çünkü biz insanız. Sevinçlerimizi paylaşmakla çoğaltır, üzüntülerimiz paylaşmakla azaltırız. Bu sebeple ana-babımızı, akrabalarımızı ve huzurevinde unuttuğumuz büyüklerimizi yeniden hatırlamalı onlara el uzatmalıyız.</p>
<p>Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) kendi akrabalarına her zaman yakın ilgi gösterdiği gibi, onlarla olan akrabalık bağlarını zayıflatıcı davranışlardan uzak durmuş, sütannesi ve onun akrabalarıyla, eşlerinin yakınlarına ilgi göstermiştir. Maddi ve manevi yardımları hiçbir zaman esirgememiştir. Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.v.) her bir vesile ile kendisine emeği geçen ve iyilikte bulunan kimseleri de akrabası gibi görüp onları da gözetmiştir.</p>
<p>Sevgili Peygamberimizin Akraba ilişkileri ve ziyaretleriyle ilgili hadis-i şerifleri şöyledir.</p>
<p>لَيْسَ الْواصِلُ بِالمُكافئ وَلكِنَّ الواصِلَ الَّذي إِذا قَطَعتْ رَحِمُهُ وصلَهَا</p>
<p>“Akrabasının yaptığı iyiliğe aynıyla karşılık veren, onları koruyup gözetmiş sayılmaz. Akrabayı koruyup gözeten adam, kendisiyle ilgiyi kestikleri zaman bile, onlara iyilik etmeye devam edendir.”[11]</p>
<p>الرَّحمُ مَعَلَّقَةٌ بِالعَرْشِ تَقُولُ : مَنْ وصلني وَصَلَهُ اللَّه ، وَمَن قَطَعَني ، قَطَعَهُ اللَّه</p>
<p>“Akrabalık bağı Arş-ı âlâ’ya tutunarak şöyle demiştir: Beni koruyup gözeteni, Allah koruyup gözetsin. Benimle ilgisini kesenden Allah rahmetini kessin.”[12]</p>
<p>مَنْ أَحبَّ أَنْ يُبْسَطَ له في رِزقِهِ ، ويُنْسأَ لَهُ في أَثرِهِ ، فَلْيصِلْ رحِمهُ</p>
<p>“Rızkının geniş ömrünün uzun olmasını arzu eden (akrabalarını ziyaret etsin) onlarla olan bağlantısını devam ettirsin.”[13]</p>
<p>مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ والْيوْمِ الآخِرِ ، فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ ، وَمَنْ كانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ والْيوم الآخِر ، فَلْيصلْ رَحِمَهُ ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّه وَالْيوْمِ الآخِرِ ، فلْيقُلْ خيراً أَوْ لِيَصمُتْ</p>
<p>“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse akrabasına iyilik etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!”[14]</p>
<p>Sevgili Peygamberimizin akrabalarıyla olan ilişkilerinden birkaç kesit sunmak isterim.</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.v), doğmadan önce babasını ve çok küçük yaşta annesini kaybetmiş olmasına rağmen anne babasını ve yetişmesine katkısı olan diğer yakınlarını hiçbir zaman unutmamış, onları hep hayırla yâd etmiştir. Bir hadislerinde Efendimiz şöyle buyurmaktadır.</p>
<p>رغِم أَنْفُ ، ثُم رغِم أَنْفُ ، ثُمَّ رَغِم أَنف مَنْ أَدرْكَ أَبَويْهِ عِنْدَ الْكِبرِ ، أَحدُهُمَا أَوْ كِلاهُما ، فَلمْ يدْخلِ الجَنَّةَ</p>
<p>“Ana ve babasının ihtiyarlık zamanlarında, bunlardan birine yahut ikisine yetişip de, bunlara gereken hürmet ve hizmette bulunarak Cennet’i hak edemeyen kimsenin burnu yerlerde sürünsün!”[15] Hz. Peygamber (s.a.s.) ana-baba hakkını yerine getirmemizi, onlara saygılı olmamızı, ayrıca sütannesini, sütkardeşini, baba dostunu sevip onların gönüllerini almayı da emretmiştir.</p>
<p>Medine&#8217;de dayılarını ziyaret ettikten sonra Mekke&#8217;ye dönerken Ebvâ denilen yerde kaybettiği annesi Âmine&#8217;nin kabrini Hudeybiye yolculuğunda Ebvâ köyüne uğrayarak ziyaret etmiş, kabrini eliyle düzeltip ağlamıştır. Niçin ağladığını soranlara da: &#8220;Merhamet duygusu beni duygulandırdı da onun için ağladım.&#8221; diye cevap vermiştir.</p>
<p>Doğumunda kendisini ilk olarak emziren Ebû Leheb&#8217;in cariyesi Süveybe&#8217;yi hiç unutmamış, Mekke’de iken onu ziyaret etmiş ve ona ikramlarda bulunmuştur. Hicret edince Medine’den ona giyecekler göndermiştir. Mekke Fethi’nde onun oğlunun durumunu sorup araştırmış, onun da annesinden önce vefat ettiğini öğrenmiştir.</p>
<p>Sütannesi Halime’yi gördükçe; &#8220;Benim annem, benim annem!&#8221; diyerek, kendisine içten sevgi ve saygı gösterip, omuz atkısını serip üzerine oturtmuş, istek ve arzularını hemen yerine getirmiştir. Hz. Hatice ile evlendiğinde, Halime Mekke&#8217;ye gelmiş, Peygamberimiz onu ağırlayıp kırk koyun ve bir deve hediye etmiştir.[16]</p>
<p>Huneyn Savaşı’nda esir düşen sütkardeşi Hz. Şeyma&#8217;yı elbisesinin üzerine oturtmuş ve &#8216;hoş geldin&#8217; buyurmuş, gözleri dolu dolu olmuş, ona sütanne ve sütbabasını sormuş, onların ölmüş olduklarını öğrenmiş, sonra Şeyma&#8217;ya şunları önermiştir: &#8220;İstersen sevgi ve saygıyla yanımda otur, istersen yararlanacağın mallar verip seni kavmine döndüreyim.&#8221; Şeyma ikinci teklifi kabul etmiş ve Müslüman olarak kavmine dönmüştür.[17] Onun bu davranışında, 60 yıl kadar sonra bile devam eden vefakarlığını görüyoruz.</p>
<p>Dadısı Ümmü Eymen&#8217;i sık sık ziyaret ederek kendisine &#8220;anne&#8221; diye hitap etmiştir. Yine onun için; &#8220;Anamdan sonra annem, benim ev halkımdan geride sağ kalan kimsedir.&#8221; diyerek iltifat etmiştir.[18]</p>
<p>Mute Savaşı’nda amcaoğlu Cafer şehit olunca evine giderek, onun oğullarını bağrına basmış, öpmüş, koklamış ve ağlamıştır. Sonra ev halkı için yemek hazırlatıp onlara ikram etmiş ve iki oğlunun bakımını üstlenmiştir.[19]</p>
<p>Ailevi huzurun korunması, dünyada yaşamaktan zevk almamız ve hayatımızın huzurla geçmesi, akrabalık ilişkilerini canlı tutmamızla mümkündür. Bu sebeple Müslüman aileler olarak bizler, başta akrabalarımız olmak üzere, birlikte yaşadığımız insanlarla samimi ve dürüst ilişkiler içerisinde olmak zorundayız. Unutmayalım ki, bir gün bizimde bünyelerimiz yaşlanacak ve bugün ailelerimizle, akrabalarımızla ve beraber yaşadığımız insanlarla kesmiş olduğumuz ilişkilerin benzerinin kendimize yapılmasını asla istemeyeceğiz.</p>
<p>Yukarıda açıklamış olduğumuz bilgiler ışığında akraba ilişkileri açısından yapmamız gerekenleri şu maddeler halinde zikredebiliriz.</p>
<p>-Akrabalık bağında en öncelik ana-babaya aittir. Bu sebeple Rabbimizin emri ve Sevgili Peygamberimizin tavsiyeleri olan ana-babaya iyilik en temel davranış şeklimiz olmalıdır. Çünkü ana-babaya itaat farz, onlara isyan ise büyük günahlar arasında zikredilmiştir. Unutmayalım ki, ana-babaya iyilik ve itaat kişiye çok büyük sevaplar kazandıracaktır.</p>
<p>-Akrabayı koruyup gözetmek, arada bulunan sıla-i rahim dinin temel esaslarındandır. Cennete girebilmenin ve cehennemden kurtulmanın yollarından biridir.</p>
<p>-Akrabalık ne kadar uzak olursa olsun (ister ana ister baba tarafından) akrabalık bağı korunmalı ve akrabalarımıza karşı iyi davranmalıyız.</p>
<p>-Yapacağımız bütün güzellikleri ilk önce akrabalarımıza ulaştırmalıyız. Sadaka vereceksek önce onları tercih etmeli, himaye edeceksek önce onları himayemiz altına almalıyız. İyilikleri emretmek ve kötülükleri nehyetmeyi öncelikle akrabalarımızdan başlamalı, doğru bildiklerimiz onlarla paylaşmalı, onların yanlış yollara sapmamalarına elimizden geldiği kadar yardımcı olmalıyız.</p>
<p>-Akrabalarımız içerisinde bizlere iyi davrananlar olabileceği, bizlere sıkıntı verebilenler de olacaktır. Akrabanın iyiliğine karşı iyilik göstermek güzel olsa da yeterli değildir. Bizlere sıkıntı çıkaranlara karşı ise affedici olmalı, onların da yapmış oldukları hataların neler olduğunu kendilerine hissettirmek suretiyle yardımcı olmalıyız.</p>
<p>-Ziyaretleşmek akrabalık bağının devam etmesine en büyük vesiledir. Bu sebeple aramızdaki diyalogları artırmak için ziyaretleşmeleri unutmayalım.</p>
<p>-Akrabalık korunacak diye haram yollara da düşülmemelidir. Alkol almak, zinaya bulaşmak, adam öldürmek gibi dinen haram kılınan bütün yollar terk edilmelidir. Haram fiiliyatta yardımlaşma, beraber olma, arada bulunan bağı gözetme diye bir husus söz konusu değildir.</p>
<p>Yüce Rabbim sevdiklerimizle beraber güzel bir hayat geçirmemizi, akrabalık bağlarımızı koparmamayı, birbirimizle olan diyaloglarımızı kesmemeyi nasip etsin. İyilikte ve kötülüğü engelleme adıyla bir araya gelmeyi bizlere ihsan etsin.</p>
<p>Cumanız mübarek olsun. Allah’a emanet olun.</p>
<p>Ahmet ÜNAL</p>
<p>Vaiz</p>
<p>[1] Dini Kavramlar Sözlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı yay. “Sıla-i Rahim” md.</p>
<p>[2] Nisâ, 4/93</p>
<p>[3] Buhari, Nafakat, Bab, 1-4</p>
<p>[4] Buhârî Edeb, 13</p>
<p>[5] Buhârî, Edeb, 11</p>
<p>[6] Nisa, 4/1</p>
<p>[7] Nisa, 4/36</p>
<p>[8] İsra, 17/26</p>
<p>[9] Nahl, 16/90</p>
<p>[10] Bakara,2/ 83</p>
<p>[11] Riyazü’s Salihin Hadis No: 324</p>
<p>[12] Riyazü’s Salihin Hadis No: 325</p>
<p>[13] Buhari, Edep 12</p>
<p>[14] Riyazü’s Salihin Hadis No: 316</p>
<p>[15] Müslim, Birr 9</p>
<p>[16] A. Köksal, İslâm Tarihi, II/167</p>
<p>[17] A. Köksal, age. c.XV, s.431-432</p>
<p>[18] A. Köksal, a.g.e., c.II, s.54</p>
<p>[19] A. Köksal, a.g.e., c.XV, s.74-76</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/islam-dininde-akraba-iliskilerinin-ve-ziyaretlerinin-onemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aziz Üstadım (Bediüzzaman Said Nursi)</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/aziz-ustadim-bediuzzaman-said-nursi.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/aziz-ustadim-bediuzzaman-said-nursi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Sep 2011 06:47:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslami Multimedya]]></category>
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi]]></category>
		<category><![CDATA[klıpü]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad Bediüzzaman kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad Bediüzzaman said nursi]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>
		<category><![CDATA[zikirli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5460</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/xUbmzHh-LTE" frameborder="0" width="420" height="345"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/aziz-ustadim-bediuzzaman-said-nursi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Samuel &#8211; Kısaca Hayatı</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/hz-samuel-kisaca-hayati.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/hz-samuel-kisaca-hayati.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jul 2011 22:46:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pehlivan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Samuel]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Samuel hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Samuel kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Samuel yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'ân-ı Kerîm'de Peygamberler ve Kıssaları]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler ve Kıssaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4982</guid>
		<description><![CDATA[Bismillahirrahmanirrahim İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Hârûn aleyhisselâmın neslinden olup, Mûsâ aleyhisselâmın dinini tebliğ etmiştir. İşmoil aleyhisselâm peygamber olarak gönderilmeden önce, Mısır ve Kudüs arasındaki Bahri Rûm (Rum denizi) sâhillerinde yaşayan Amâlikalılar, İsrâiloğullarına musallat olmuşlardı. Amâlikalılar, İsrâiloğullarına saldırıp pekçok kimseyi öldürdüler, on binlercesini de esir aldılar. Mûsâ aleyhisselâmdan beri içerisinde Tevrât’ın bulunduğu ve İsrâiloğulları için birlik ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></p>
<p align="left">İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Hârûn aleyhisselâmın neslinden olup, Mûsâ aleyhisselâmın dinini tebliğ etmiştir. İşmoil aleyhisselâm peygamber olarak gönderilmeden önce, Mısır ve Kudüs arasındaki Bahri Rûm (Rum denizi) sâhillerinde yaşayan Amâlikalılar, İsrâiloğullarına musallat olmuşlardı. Amâlikalılar, İsrâiloğullarına saldırıp pekçok kimseyi öldürdüler, on binlercesini de esir aldılar. Mûsâ aleyhisselâmdan beri içerisinde Tevrât’ın bulunduğu ve İsrâiloğulları için birlik ve berâberliğin sembolü olan Tâbût’u aldılar. Bilhassa Tâbût’un gitmesine çok üzülen İsrâiloğulları dağılıp, perişan bir hâle düştüler. Kendilerine bu durumdan kurtaracak bir peygamber göndermesi için duâ ettiler. Allahü teâlâ İşmoil aleyhisselâmı peygamber gönderdi. İsrâiloğullarına Tevrât’ın emir ve yasaklarını tebliğ etti. İsrâiloğulları önce İşmoil aleyhisselâmı yalanladılar. Sonra itâat ettiler. İşmoil aleyhisselâm, İsrâiloğullarına Allahü teâlâ tarafından Tâlû’un hükümdar tâyin edildiğini bildirdi. İsrâiloğulları Tâlût’un hükümdarlığını kabul etmedi. Nihâyet çeşitli itirâzlardan sonra Tâlût’un hükümdarlığını kabul ettiler. İçerisinde Tevrât’ın bulunduğu Tâbût’u Amâlikalılardan alıp, İsrâiloğullarına getiren Tâlût, İsrâiloğullarından büyük bir ordu kurdu. Amâlikalılara karşı harbe hazırladı. İşmoil aleyhisselâm Amâlikalılara karşı harbe giderken bir nehirden su içip içmemekle imtihân edileceklerini bildirdi. Bahsedilen nehre gelince, Tâlût’un emrini dinlemeyip nehirden su içen İsrâiloğullarından bazıları imtihanı kaybedip perişan ve sefil hâlde geri döndü. Aralarında Dâvûd adlı bir gencin de bulunduğu Tâlût’a itâat eden az sayıda kimse nehri geçip Amâlika kavmine gâlip geldi. Amâlika kavmi hükümdarı Câlût’u, Dâvûd adlı genç öldürdü. Nihâyet İsrâiloğulları düşmanlarına gâlip gelip kuvvetlendiler.</p>
<p align="left">İşmoil aleyhisselâm İsrâiloğullarına on bir sene peygamberlik yaptı. Peygamberliğin 11. senesinden sonra Tâlût’u İsrâiloğullarına hükümdar tâyin edip elli iki yaşında vefât etti<a href="http://www.islamiyol.com/islamiyolda-1000-konuya-imza-attik.html/gul" rel="attachment wp-att-4165"><img class="aligncenter size-full wp-image-4165" title="gül" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2010/06/gül.jpg" alt="" width="593" height="527" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/hz-samuel-kisaca-hayati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Celaleddin Ada &#8211; Hasret 2011</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/celaleddin-ada-hasret-2011.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/celaleddin-ada-hasret-2011.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jul 2011 17:56:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[2011]]></category>
		<category><![CDATA[celal]]></category>
		<category><![CDATA[celaleddin ada 2011]]></category>
		<category><![CDATA[CELALEDDİN ADA dinle]]></category>
		<category><![CDATA[celaleddin ada hasret]]></category>
		<category><![CDATA[Celaleddin Ada hasret ilahisi]]></category>
		<category><![CDATA[Celaleddin Ada izle]]></category>
		<category><![CDATA[Celaleddin Ada klipleri]]></category>
		<category><![CDATA[Celaleddin Ada müzikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Celaleddin Ada videolu]]></category>
		<category><![CDATA[Hasret]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi dinle]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi indir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4898</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe src="http://www.dailymotion.com/embed/video/xi9t2j" width="500" height="374" frameborder="0"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/celaleddin-ada-hasret-2011.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Miraç Kandili</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/mirac-kandili.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/mirac-kandili.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Jun 2011 20:51:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Aylar ve Mübârek Günler, Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[ayet oku]]></category>
		<category><![CDATA[ebu talip]]></category>
		<category><![CDATA[gece yürüyüşü nedir]]></category>
		<category><![CDATA[güncel haberler]]></category>
		<category><![CDATA[haber oku]]></category>
		<category><![CDATA[hadis nedir]]></category>
		<category><![CDATA[hadis oku]]></category>
		<category><![CDATA[hadisi şerif]]></category>
		<category><![CDATA[isra nedir]]></category>
		<category><![CDATA[isra suresi]]></category>
		<category><![CDATA[kandil]]></category>
		<category><![CDATA[Kudus]]></category>
		<category><![CDATA[kuran oku]]></category>
		<category><![CDATA[Medine dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[mekke dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[mescidi aksa]]></category>
		<category><![CDATA[mescidi haram]]></category>
		<category><![CDATA[miraç ayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mirac Gecesi]]></category>
		<category><![CDATA[miraç hadisleri]]></category>
		<category><![CDATA[miraç hakkında bilinmeyenler]]></category>
		<category><![CDATA[miraç hediyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[miraç kandili]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Kandili nasıl kutlanır]]></category>
		<category><![CDATA[miraç kandili ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[miraç kandili ne zaman 2011 2012]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Kandili nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Kandilinde yapıcak ibadetler]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç Kandiliniz Mübarek Olsun]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç kelime manası]]></category>
		<category><![CDATA[miraç nasıl oldu]]></category>
		<category><![CDATA[Mîrâc'ın Akisleri]]></category>
		<category><![CDATA[MÜBAREK ÜÇ AYLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4772</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm&#8217;dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ&#8217;ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.&#8221; (İsra :1) MİRAÇ NEDİR: Miraç, kelime manası itibariyle “merdiven”, “yükselecek yer”, “en yüksek makam” manalarına gelmektedir. Bu gecede İnsanlığın İftihar Tablosu (sas) bir mucize olarak Mekke’deki Mescid-i Haram’dan, Kudüs’teki Mescid-i [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-4773" href="http://www.islamiyol.com/mirac-kandili.html/mirac2"><img class="alignleft size-medium wp-image-4773" title="mirac2" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/06/mirac2-300x225.png" alt="" width="300" height="225" /></a>&#8220;Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm&#8217;dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ&#8217;ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.&#8221; <span style="color: #993300;">(İsra :1)</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">MİRAÇ NEDİR:</span></p>
<p><span style="color: #0000ff;">Miraç, kelime manası itibariyle “merdiven”, “yükselecek yer”, “en yüksek makam” manalarına gelmektedir. Bu gecede İnsanlığın İftihar Tablosu (sas) bir mucize olarak Mekke’deki Mescid-i Haram’dan, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya ve oradan da göklerin İlâhî derinliklerine doğru pervaz edip ruhen ve bedenen Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıkmıştır. Kur’an-ı Kerim (İsrâ, 17/1; Necm, 53/8-11) ve hadis-i şeriflerle (Buhari, Salat 1; Müslim, İman, 259) hakikati sabit olan Miraç hadisesi, beşer idrakinin üstünde ve zaman ve mekan hudutları dışında cereyan etmiş ulvî bir tecellidir.</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V)&#8217;İN MİRAÇ&#8217;A ÇIKIŞI:</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><span style="color: #ff6600;">Miraç, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)’ın ifa ettiği eşşiz kulluğuna mükafat olarak kulluk yoluyla kazandığı velayetin bir ifadesinden barettir. ALLAH, yerde eserleriyle kendisini beşere gösterdiği Peygamberimiz(sallallâhu aleyhi ve sellem)’i, gökler âleminin sakinlerine de göstermek için O’nu o yüce meclislerde dolaştırmış ve her yer üzerinde hükmünün geçtiğini bütün âleme göstermiştir.</span><br />
<span style="color: #003399;">Peygamberliğinin değil, kulluğunun bir semeresi ve neticesi olan Miraç yolculuğunda Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), kendisini çepeçevre saran kanun ve sebepleri aşarak, beşeriyete ait perdeleri geçip uzun mesâfeleri bir hamlede kat etmiş, yıldızları, sistemleri birer merdiven, birer basamak, birer atlama taşı gibi kullanıp, RABB’ini görmeye mâni buudları geride bırakmış, cismen ve rûhen vardığı makamdan Cenâb-ı Hakk’ı müşahede etmiştir. </span><span style="color: #0099ff;">Peygamberlerle selâmlaşmış, melekleri görmüş, Cennet’i ve güzelliklerini, Cehennem’i ve azâmetini temâşâ etmiştir. Melekler O’na teşrifatçılık yapmış, huriler perdedar olmuştur. Yıldızlar kaldırım taşı gibiayaklarının altına serilmiş, bineğiyle berk gibi bütün mekanı kat edip tekrar insanlık içine dönmüştür. İşte Miraç bu yüce yolculuğun adıdır. </span></strong></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bütün zorluklara rağmen, kulluğunda öyle olgunluğa ve dolgunluğa ermişti ki, kendisine açılan o kapıdan içeriye girerken, kulluğun zirvelerine çıkmıştır. Miraç, bir yönüyle bunun ifadesidir. Miraç, en zor şartlar altında dahi kulluğundan fedakârlıkta bulunmayan Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), insanların kendisine bütün bütün sırtlarını döndüğü, bütün sebeplerin kapandığı, “Bunlarla kız alıp vermeyeceksiniz. Çarşıda pazarda bir şey satmayacaksınız. Onlara hiçbir şekilde yardımda bulunmayacaksınız. Her türlü ilişkinizi keseceksiniz.” dedikleri dönemde ve zâhiren hiçbir çıkış yolunun görünmediği anda, Allahu Teala, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) kalbini taltif etmek ve kırılan gururunu, onurunu hoşnut etmek için O’nu katına almıştı. Hatta böylesi olumsuzlukların yaşandığı bir dönemde Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir de iki büyük yara almıştı. Hâmisi Ebû Talib’i ve biricik zevcesi Hz. Hatice annemizi kaybetmişti.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><br />
</strong></span></p>
<p><span style="color: #0000ff;"> </span></p>
<p><span style="color: #0000ff;">Bu gece ile ilgili olan İsrâ sûresinde emredilen şu prensipler İslâm’ın bazı hususlardaki temel yaklaşımını göstermesi bakımından önemlidir:</span></p>
<p>1- Allah’tan başkasına kulluk etmemek,<br />
2- Ana-babaya iyi davranmak,<br />
3- Akrabaya,yoksula, yolda kalmışa hakkını vermek,<br />
4- Cimri olmamak ve israf etmemek,<br />
5- Yoksulluk endişesi ile çocukları öldürmemek,<br />
6- Fuhuş ve zinaya yaklaşmamak,<br />
7- Cana kıymamak,<br />
8- Yetim malına el uzatmamak,<br />
9- Verilen sözü yerine getirmek (ahde vefa),<br />
10- Ölçü ve tartıda doğruluğa dikkat etmek,<br />
11- Hakkında bilgi sahibi olunmayan bir konunun peşine düşmemek<br />
12- Yeryüzünde gurur ve kibirle yürümemek, büyüklük taslamamak (el-İsrâ 17/22-29).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/mirac-kandili.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maide 35</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/maide-35.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/maide-35.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2011 19:56:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslami Multimedya]]></category>
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim Meali]]></category>
		<category><![CDATA[ayet oku]]></category>
		<category><![CDATA[ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[dersler]]></category>
		<category><![CDATA[kuran dan dersler]]></category>
		<category><![CDATA[kuran ışığında ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[kuran oku]]></category>
		<category><![CDATA[Maide 35]]></category>
		<category><![CDATA[maide suresi oku]]></category>
		<category><![CDATA[sure oku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4390</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-4391" href="http://www.islamiyol.com/maide-35.html/maide-35-ayet"><img class="alignnone size-medium wp-image-4391" title="maide 35 ayet" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/06/maide-35-ayet-300x135.jpg" alt="Allah'tan sakının ki Kurtuluşa eresiniz..." width="300" height="135" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/maide-35.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgilendirme&#8230;</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/bilgilendirme.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/bilgilendirme.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Oct 2010 13:32:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4287</guid>
		<description><![CDATA[S.a Değerli islamiyol.com takipçileri, Sitemizin bulunduğu sunucuya yapılan saldırı sonucu 30.09.2010 ve 01.10.2010 tarihlerinde sitemizde gayri ahlaki içerikli reklamlar yayınlanmıştır. Bilgimiz dışında gelişen bu olay sebebiyle sizlerden özür diliyoruz. Selam ve dua ile&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>S.a</p>
<p>Değerli islamiyol.com takipçileri,</p>
<p>Sitemizin bulunduğu sunucuya yapılan saldırı sonucu 30.09.2010 ve 01.10.2010 tarihlerinde sitemizde gayri ahlaki içerikli reklamlar yayınlanmıştır. Bilgimiz dışında gelişen bu olay sebebiyle sizlerden özür diliyoruz.</p>
<p>Selam ve dua ile&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/bilgilendirme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Namaza Hazırlık Allah&#8217;ı Zikretmektir&#8230;</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/namaza-hazirlik-allahi-zikretmektir.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/namaza-hazirlik-allahi-zikretmektir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2010 12:56:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Allah zikir]]></category>
		<category><![CDATA[Allahı zikretmek]]></category>
		<category><![CDATA[menkıbe]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[namaza hazırlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4255</guid>
		<description><![CDATA[Allah adamlarından Muhammed Bekrî hazretlerine (r.a) bir gün, bâzı sevdikleri gelerek; - Efendim, nefsimize en ağır gelen  ibâdet ve amel hangisidir? diye sordular. Cevabında; - Namaz kılmaktır. Hattâ namaz, Allahü teâlâyı zikretmenin en güzel ve mükemmel şeklidir, buyurdu. Şaşırdılar: - Namaz kılmak mı Allahü teâlâyı zikirdir efendim? - Evet, hattâ sadece namaz kılmak değil, namaza [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Allah adamlarından Muhammed Bekrî hazretlerine (r.a) bir gün, bâzı  sevdikleri gelerek;</p>
<p>- Efendim, nefsimize en ağır gelen  ibâdet ve  amel hangisidir? diye sordular.</p>
<p>Cevabında;<br />
- Namaz kılmaktır.  Hattâ namaz, Allahü teâlâyı zikretmenin en güzel ve mükemmel şeklidir,  buyurdu.</p>
<p>Şaşırdılar:<br />
- Namaz kılmak mı Allahü teâlâyı zikirdir  efendim?</p>
<p>- Evet, hattâ sadece namaz kılmak değil, namaza  hazırlanmak bile bir nevî Allahı zikretmektir.</p>
<p>Anlıyamadılar:<br />
-  Nasıl yâni efendim?</p>
<p>Buyurdu ki:<br />
- Namazla ilgili olan  konuşmalarımız, Mesela, “Namaz vakti yaklaşıyor”, veyahut, “Ezâna az  zaman kaldı” veya “kalkıp abdest alayım” gibi konuşmaların tamamı,  esâsen Allahü teâlâyı zikirdir.</p>
<p>Merak ettiler:<br />
- Hikmeti ne  efendim?</p>
<p>Buyurdu ki:<br />
- Çünki böyle sözler, Allahü teâlânın  mühim emri olan namazı, dolayısiyle Allahü teâlâyı hâtırlatıyor bizlere.  Zikrin mânâsı da Allahü teâlâyı hâtırlamaktır zâten.</em></p>
<p>Alıntı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/namaza-hazirlik-allahi-zikretmektir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yalnızlık&#8230;</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/yalnizlik.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/yalnizlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Jul 2010 22:18:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4236</guid>
		<description><![CDATA[Dedim: Çok yalnızım. Dedin: &#8230; ; Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186 Dedim: Evet biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzagım, keske ben de sana yakın olabilseydim. Dedin: Rabbini sabah aksam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf-205 Dedim: Buda senin yardımını ister Dedin: ; ALLAH&#8217;ın sizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-4241" title="yalnizlik" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2010/07/yalnizlik-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Dedim: Çok yalnızım.<br />
<span style="color: #ff0000;">Dedin: &#8230; ; Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186</span></p>
<p>Dedim: Evet biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzagım, keske ben de sana yakın olabilseydim.<br />
<span style="color: #ff0000;">Dedin: Rabbini sabah aksam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf-205</span></p>
<p>Dedim: Buda senin yardımını ister<br />
<span style="color: #ff0000;">Dedin: ; ALLAH&#8217;ın sizi bagıslamasını istemez misiniz? Nur-22</span></p>
<p>Dedim: Tabii ki, beni affetmeni çok isterim.<br />
<span style="color: #ff0000;">Dedin: (Öyleyse)Rabbinizden bagıslanma dileyin, sonra O&#8217;na tövbe edin. Gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir. Hud-90</span></p>
<p>Dedim: Çok günahkârım, bu kadar günahla ben ne yaparım?<br />
<span style="color: #ff0000;">Dedin: ALLAH&#8217;ın, kullarının tövbesini kabul edecegini.. ve ALLAH&#8217;ın tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen oldugunu hâlâ bilmezler mi? Tevbe-104.</span></p>
<p>Dedim: Defalarca tövbe edip tövbemi bozdum, artık yüzüm kalmadı.<br />
<span style="color: #ff0000;">Dedin: ALLAH aziz ve bilendir, o günahlari bagislayan ve kullarinin tövbesini kabul edendir. Gafir-2/3.</span></p>
<p>Dedim: Bunca günahım var,hangisinin tövbesini yapayım?!<br />
<span style="color: #ff0000;">Dedin: ALLAH bütün günahları bagıslayandır. Zümer-53.</span></p>
<p>Dedim: Yani yine gelsem yine beni bagıslar mısın?<br />
<span style="color: #ff0000;">Dedin: ALLAH&#8217;tan baska günahları bagıslayacak olan yoktur. Ali ımran-135.</span></p>
<p>Dedim: Ne kadar güzelsin ALLAH&#8217;ım! Bilmiyorum bu sözlerin karssında niçin böylesine içim içime sıgmıyor ve erimeye baslıyorum, seni çok seviyorum.<br />
<span style="color: #ff0000;">Dedin: 1614; Süphesiz ki ALLAH tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.</span></p>
<p>Birden &#8220;Ilahım ve Rabbim benim senden baska kimim var&#8221; dedim.<br />
<span style="color: #ff0000;">Sen de : &#8220;ALLAH kuluna yetmez mi?&#8221; (Zümer-36) dedin.</span></p>
<p>Dedim: Sen ki beni bu kadar çok seviyorsun ve bana karsi bu kadar iyisin ben ne yapabilirim?<br />
<span style="color: #ff0000;">Dedin: Ey inananlar! ALLAH&#8217;ı çokça zikredin. Ve O&#8217;nu sabah-aksam tesbih edin. Sizi karanlıklardan aydınlıga çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen Odur. Melekleri de size istigfar eder. ALLAH, müminlere karsı çok merhametlidir. Ahzap-41/43.</span></p>
<p><span style="color: #008080;">Kendi kendime dedim: ALLAH&#8217;ım seni çok seviyorum&#8230; </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/yalnizlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah’ın Mü’minlere Cennette Hazırladığı Nimetler</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/allah%e2%80%99in-mu%e2%80%99minlere-cennette-hazirladigi-nimetler.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/allah%e2%80%99in-mu%e2%80%99minlere-cennette-hazirladigi-nimetler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 20:37:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Allah’ın Mü’minlere Cennette Hazırladığı Nimetler]]></category>
		<category><![CDATA[Cennette Hazırladığı Nimetler]]></category>
		<category><![CDATA[Riyaz-üs Salihin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4176</guid>
		<description><![CDATA[(372) Bu bölümdeki dört ayet ve onyedi hadis-i şeriften, Allah’ın iman eden kulları için cennette hazırladığı pınarları, kalplerden kin ve öfkenin orada sökülüp atılacağını, yorgunluğun da orada olmayacağını, korku ve üzüntüsüz bir hayat olacağını, altın tepsi, tabak ve kadehlerle yiyecek ve içecekler ikram edileceğini, ebedi kalınacak cennetlerde her türlü meyveden yenebileceğini, ipek ve atlas elbiseler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2010/06/23-65-large.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-4179" title="23-65-large" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2010/06/23-65-large-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>(372) Bu bölümdeki dört ayet ve onyedi hadis-i şeriften, Allah’ın iman eden kulları için cennette hazırladığı pınarları, kalplerden kin ve öfkenin orada sökülüp atılacağını, yorgunluğun da orada olmayacağını, korku ve üzüntüsüz bir hayat olacağını, altın tepsi, tabak ve kadehlerle yiyecek ve içecekler ikram edileceğini, ebedi kalınacak cennetlerde her türlü meyveden yenebileceğini, ipek ve atlas elbiseler içinde karşılıklı sohbetler edileceğini ve iri gözlü huriler verileceğini, cenneti elde edebilmek için insanların dünyada orayı kazanmak için yarış etmeleri gerektiğini, cennette her türlü yeme içmenin olup, idrar ve dışkının olmadığını, oradaki nimetlerin hiçbir göz tarafından görülmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir insanın hatırından geçiremediği ve hayal edemediği nimetler olduğunu, tarakların altından olup her tarafın güzel kokularla donatıldığını, cennetteki en aşağı seviyede olan kimseye dünyanın on misli büyüklüğünde yer verileceğini, altmış mil yüksekliğinde inciden yapılma çadırlar olduğunu, çok büyük ağaçlar olup bir ucundan diğer ucuna yüz senede varılamayacağını, köşklerdeki mü’minlerin birbirlerini semadaki yıldızlar gibi seyredeceğini, esen rüzgarın bile orada insanların güzelliklerine güzellik katacağını ve cennette ölüm, hastalık, ihtiyarlık olmayacağını, keder ve sıkıntı çekilmeyeceğini, cennetteki tüm nimetlerin en üstünü olarak da Allah’ın razı olduğunu kullarına bildireceğini, şu anda gökteki ayı nasıl görüyorsak orada da Rabbimizi öylece göreceğimizi ve en değerli şeyin de bu olduğunu öğreneceğiz. [1]</p>
<p><span id="more-4176"></span></p>
<p>“Muhakkak ki, yolunu Allah ve kitabıyla bulanlar, cennetlerde ve ırmak başlarındadırlar. Esenlik ve güvenlik içerisinde girin oraya! diyerek karşılanacaklar orada. Gönüllerindeki kini, hasedi kökünden söküp attık onların; Onlar mutluluk divanları üzerinde, karşı karşıya oturmuş kardeştirler. O cennetlerde onlara, hiçbir yorgunluk ve bitkinlik erişmez ve oradan çıkarılacak da değillerdir.” (Hıcr: 15/45-48)</p>
<p>“O gün Allah onlara: “Ey benim kullarım bugün ne korkacaksınız, ne de üzüleceksiniz!” diyecek. O kullarım ki, ayetlerime inanmışlar ve müslüman olmuşlardır. Ey kullarım! Siz ve mü’min eşleriniz girin cennete, orada ağırlanıp sevindirileceksiniz. Orada altın tepsiler ve kadehlerle onların etrafında dolaşılır. Orada canlarının çektiği, gözlerinin hoşlandığı herşey var. Ve sizler orada ebedi kalacaksınız. Dünyada yaptığınız doğru dürüst işler sayesinde, elde edeceğiniz cennet işte böyledir. Size orada pekçok meyveler de var, onlardan yersiniz.” (Zuhruf: 43/68-73)</p>
<p>“Buna karşılık yollarını Allah ve kitabıyla bulanlar, gerçekten güvenilir bir konumdadırlar. Bahçeler ve pınarlar arasında, ince ve kalın ipekten elbiseler giyerler ve karşı karşıya otururlar. İşte böyle olacak, biz o mü’minleri siyah iri gözlü hurilerle de evlendiririz. Orada güven içinde canlarının çektiği her türlü meyveyi isteyip getirtirler. Ve orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmayacaklar ve böylece Allah onları yakıcı ateşin azabından korumuş olacaktır. Bu Rabbinin bir lütfudur ve en büyük zafer de budur.” (Duhan: 44/51-57)</p>
<p>“Şüphesiz ki erdem sahipleri ve iyi kişiler cennet nimetleri içindedirler. Koltuklara yaslanarak seyrederler. Onların yüzlerinde nimetin ve mutluluğun sevincini görürsün. Onlara ağızları mühürlenmiş yani bozulmama ve lezzetinin kaçmaması için vakumlanmış, sadece, içecek kimsenin yanında halis sarhoşluk vermeyen şaraplardan sunulur ve içirilir, dünyadaki içkilerin tersine bunların içiminden sonra etrafa kötü kokular değil, misk kokusu yayılır. Öyleyse bu değerli şeylere ulaşmak için can atanlar, yarışanlar bu nimetlerin bulunduğu cennete girmek için yarışsınlar. Ve bu şaraba tesnim pınarının suyu karıştırılmıştır. Bu su öyle bir kaynaktır ki, Allah’a yakın olma şerefine erişenler ondan içerler.” (Mutaffifin: 83/22-28)</p>
<p>1884. Câbir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Cennetlikler cennette yiyip içerler, ama büyük, küçük abdeste çıkmaz ve sümkürmezler. Sadece hoş kokulu bir geğirti ve ter çıkarırlar. İnsanın kendiliğinden nefes alması gibi, onlar da kendiliklerinden Cenâb–ı Hakk’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder, tekbir getirirler.”[2]</p>
<p>1885. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Allah Teâlâ, ‘Ben sâlih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir insanın hatır ve hayal edemediği nimetler hazırladım’ buyurdu.”</p>
<p>Ebû Hüreyre, isterseniz şu âyeti okuyunuz, dedi:</p>
<p>“Mü’minlerin yaptıkları ibadet ve iyiliklere karşılık olarak onlara ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez” (Secde: 32/17).[3]</p>
<p>1886. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Cennete ilk girecek kimselerin yüzleri, dolunay gibi parlak olacak. Onların ardından gireceklerin yüzleri, gökyüzündeki en parlak yıldız gibi aydınlık olacak. Orada insanlar ne küçük ne büyük abdest bozarlar ve ne de tükürüp sümkürürler. Onların tarakları altındandır. Kokuları mis gibidir. Buhurdanlıklarında tüten hoş koku, cennetin hoş kokulu ağacındandır. Eşleri hûrilerdir. Cennetliklerin hepsi de babaları Âdem’in şeklinde yaratılmış olup boyları altmış arşındır.”[4]</p>
<p>Buhârî ve Müslim’in diğer bir rivayetine göre Resûl–i Ekrem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Onların cennetteki kapları altındandır. Orada terleri mis gibi güzel kokacaktır. Orada her birine, baldırının iliği etinin üstünden görünecek kadar güzel ikişer kadın verilecektir. Onların kalpleri tek bir adamın kalbi gibi aynı duyguları taşıdığından, aralarında ne anlaşmazlık ne de çekişme meydana gelecektir. Akşam sabah Allah Teâlâ’yı ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan tenzih edeceklerdir.”[5]</p>
<p>1887. Muğîre İbni Şu‘be radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Mûsâ sallallahu aleyhi ve sellem Rabbine:</p>
<p>– Cennetliklerin en aşağı derecesi nedir? diye sordu. Allah Teâlâ da şöyle buyurdu:</p>
<p>– O, cennetlikler cennete girdikten sonra çıkagelen bir adamın derecesi olup kendisine:</p>
<p>– Cennete gir! denir.</p>
<p>– Yâ Rabbî! Herkes yerine yerleşmiş ve alacağını almışken ben nereye gideceğim? der. Ona:</p>
<p>– Sana dünya hükümdarlarından birinin mülkü kadar yer verilse razı olur musun? diye sorulur. O da:</p>
<p>– Razıyım yâ Rabbî! der. Bunun üzerine Allah Teâlâ ona:</p>
<p>– İşte öyle bir mülk senindir. Bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha buyurur. Beşincisinde o adam:</p>
<p>– Razı oldum yâ Rabbî! der. Allah Teâlâ ona:</p>
<p>– İşte bu kadar şey hep senindir. Onun on misli de senindir. Bir de neyi arzu ediyorsan, gözün neden hoşlanıyorsa hepsi senindir, buyurunca adam:</p>
<p>– Razı oldum yâ Rabbî! diyecek.</p>
<p>Daha sonra Mûsâ aleyhisselâm :</p>
<p>– Yâ Rabbî! Cennetliklerin en üstün derecesi nedir? diye sordu. Allah Teâlâ şöyle buyurdu:</p>
<p>– Onlar benim seçtiğim kullardır. Onların kerâmet fidanlarını kudret elimle ben dikip mühür altına aldım. Onlara hazırladığım nimetleri ne bir göz görmüş, ne bir kulak duymuş, ne de bir kimsenin hatır ve hayalinden geçmiştir.”[6]</p>
<p>1888. İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Ben cehennemden en son çıkacak (veya cennete en son girecek) kimseyi biliyorum. O adam cehennemden emekleye emekleye çıkar. Allah Teâlâ ona:</p>
<p>– Haydi git, cennete gir, buyurur. Adam cennete gider, fakat ona cennet doluymuş gibi gelir. Geri dönüp Allah Teâlâ’ya:</p>
<p>– Yâ Rabbî! Cennet ağzına kadar dolmuş! der. Allah Teâlâ ona:</p>
<p>– Git, cennete gir, buyurur. Tekrar oraya gider, yine cennetin dolu olduğunu zanneder. Bir daha geri dönüp Allah Teâlâ’ya:</p>
<p>– Yâ Rabbî! Orası dopdolu! der. Allah Teâlâ ona yine:</p>
<p>– Git, cennete gir, orada senin dünya kadar ve dünyanın on misli (veya dünyanın on misli büyüklüğünde) yerin var, buyurur. O Adam:</p>
<p>– Yâ Rabbî! Sen kâinâtın hükümdarı olduğun halde benimle alay mı ediyorsun? (veya benim halime mi gülüyorsun?) der.”</p>
<p>Hadisin râvisi İbni Mes’ûd şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in gerideki dişleri belirinceye kadar tebessüm ettiğini gördüm. Sonra şöyle buyurdu:</p>
<p>“İşte cennetliklerin en aşağı seviyesinde bulunan adamın derecesi budur.”[7]</p>
<p>1889. Ebû Mûsâ el–Eş&#8217;arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Şüphesiz mü’min için cennette, altmış mil yükseklikte içi boş inciden yapılma bir çadır vardır. Orada mü’minin gidip ziyaret ettiği aileleri vardır. Fakat bu aileler birbirlerini görmezler.”[8]</p>
<p>1890. Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Cennette öyle bir ağaç vardır ki, idmanlı bir ata binmiş olan kimse onun bir ucundan diğerine yüz senede varamaz.”[9]</p>
<p>1891. Yine Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Cennetlikler, kendilerinden yüksekteki köşklerde oturanları, aralarındaki derece farkı sebebiyle, sizin sabaha karşı doğu veya batı tarafında, gökyüzünün uzak bir noktasında batmak üzere olan parlak ve iri bir yıldızı gördüğünüz gibi göreceklerdir.” Bunun üzerine ashâb–ı kirâm:</p>
<p>– Yâ Resûlallah! O yerler, peygamberlere ait ve başkalarının ulaşamayacağı köşkler olmalıdır, dediler. Resûl–i Ekrem şöyle buyurdu:</p>
<p>– “Evet, öyledir. Canımı kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, o yerler, Allah’a iman edip peygamberlere bütün benlikleriyle inanan kimselerin de yurtlarıdır.”[10]</p>
<p>1892. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Cennette yay kadar bir yer, üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.”[11]</p>
<p>1893. Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Cennette, cennetliklerin her hafta gittikleri bir çarşı vardır. Orada, yüzlerine ve elbiselerine cennet kokuları üfleyen bir kuzey rüzgârı eser ve böylece güzellikleri daha da artar. Eskisinden daha güzel ve yakışıklı olarak eşlerinin yanına döndükleri zaman, aileleri onlara:</p>
<p>– Vallahi güzelliğinize güzellik katılmış, derler. Onlar da:</p>
<p>– Vallahi yanınızdan ayrılalı beri siz de daha bir güzel olmuşsunuz, derler.”[12]</p>
<p>1894. Sehl İbni Sa’d radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Cennetlikler, yükseklerdeki köşkleri, sizin gökyüzündeki yıldıza baktığınız gibi seyredeceklerdir.”[13]</p>
<p>1895. Sehl İbni Sa’d radıyallahu anh şöyle dedi:</p>
<p>Bir gün, Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’in cenneti geniş bir şekilde anlattığı bir sohbetinde bulundum. Sözünün sonunda şöyle buyurdu:</p>
<p>“Orada hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiç kimsenin hatırından bile geçirmediği nimetler vardır.” Sonra da şu âyeti okudu:</p>
<p>“Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere ibadet ettikleri için vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan da başkalarına harcarlar. Yaptıklarına karşılık olarak onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez” (Secde: 32/16–17)[14]</p>
<p>1896. Ebû Saîd ve Ebû Hüreyre radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Cennetlikler cennete girince bir kimse şöyle seslenir: Siz cennette ebediyyen yaşayacak, hiç ölmeyeceksiniz; hep sağlıklı olacak, hiç hastalanmayacaksınız; hep genç kalacak, hiç yaşlanmayacaksınız; hep nimet ve mutluluk içinde yaşayacak, hiç keder ve sıkıntı çekmeyeceksiniz.”[15]</p>
<p>1897. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Sizden cennetin en aşağı derecesinde olan birine (Allah Teâlâ veya bir meleği):</p>
<p>– Ne dilersen dile, diyecek. O da bütün dileklerini söyleyecek. Kendisine, kalbinden geçenlerin hepsini diledin mi? diye soracak. O da:</p>
<p>– Evet, diledim, diyecek. Bunun üzerine o kimseye:</p>
<p>– Bütün dileklerin bir misli fazlasıyla sana verilecektir, diyecek.”[16]</p>
<p>1898. Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Allah Teâlâ cennetliklere:</p>
<p>– Ey cennet sâkinleri! diye seslenir. Onlar da:</p>
<p>– Buyur Rabbimiz! Emret! Bütün hayır ve iyilikler senin elindedir, derler. Allah Teâlâ:</p>
<p>– Halinizden memnun musunuz? diye sorar. Onlar:</p>
<p>– Nasıl razı olmayalım, Rabbimiz. Sen bize, hiç kimseye vermediğin bunca nimetler ihsan ettin, derler. Allah Teâlâ:</p>
<p>– Size bunlardan daha değerlisini vereyim mi? buyurur. Cennetlikler:</p>
<p>– Bunlardan daha değerlisi ne olabilir, Rabbimiz! derler. Bunun üzerine Cenâb–ı Hak:</p>
<p>– Üzerinize rızâmı indiriyorum; bundan sonra size hiç gazap etmeyeceğim, buyurur.”[17]</p>
<p>1899. Cerîr İbni Abdullah radıyallahu anh şöyle dedi:</p>
<p>Bir gece Resûlullah’ın yanında bulunuyorduk. On dördüncü gecesindeki aya baktıktan sonra şöyle buyurdu:</p>
<p>“Şu ayı hiç bir sıkıntı çekmeden gördüğünüz gibi Rabbinizi de ayan beyan göreceksiniz.”[18]</p>
<p>1900. Suheyb radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:</p>
<p>“Cennetlikler cennete girince Allah Teâlâ onlara:</p>
<p>– Size vermemi istediğiniz bir şey var mı? diye soracak. Onlar:</p>
<p>– Yâ Rabbî! Yüzlerimizi ak etmedin mi? Bizi cennete koyup cehennemden kurtarmadın mı, daha ne isteyelim, diyecekler.</p>
<p>İşte o zaman Allah Teâlâ perdeyi kaldıracak. Onlara verilen en güzel ve en değerli şey Rablerine bakmak olacaktır.”[19]</p>
<p>Nevevi elimizdeki Riyazu’s-Salihin kitabını Allah’a hamdini ifade eden iki ayet ve bir dua ile bitirmektedir.</p>
<p>“Ama iman edip de yararlı işler yapanlara gelince; Rableri imanlarından dolayı onları doğru yola eriştirmektedir. Ahirette ise nimet dolu cennetlerde bulunacaklar ve onların konaklarının altlarından ırmaklar akmaktadır. Onlar, orada mutluluk makamında olup: “Ey Allah’ım! Sınırsız kudret ve izzetinle sen ne yücesin, seni her türlü noksanlardan tenzih ederiz” diye dua ederler. Orada, onların selamlaşmaları “selam olsun” şeklinde olacaktır. Dua ve niyazlarının sonu ise; “Eksiksiz bütün övgüler alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur” derler.” (Yunus: 10/9-10 )</p>
<p>“Mü’minler cennete girmezden önce, onların benliklerinde takılıp kalmış olabilecek düşünce ya da duygu türünden uygun olmayan ne varsa hepsini silip atacağız. Onların önlerinde dereler ve ırmaklar çağıldayacak ve onlar “Eksiksiz bütün övgüler bizi bu bahtiyarlığa eriştiren Allah’a yakışır. Çünkü o bize yol göstermeseydi, biz asla doğru yolu bulamazdık! Ve Rabbimizin elçileri bize gerçekten doğru söylemişler” diyecekler. Ve bir ses: “İşte geçmişte edip-eyledikleriniz sayesinde kazandığınız cennet bu” diye seslenecek.” (Araf: 7/43)</p>
<p>Allahım İbrahime ve onun âline rahmet ettiğin gibi kulun ve ümmî peygamber olan Rasûlün Muhammed (s.a.v.)’e onun hanımlarına ve zürriyetine hayır ve rahmetini esirgeme. İbrahim ve O’nun âline hayır ve bereket lutfettiğin gibi kulun ve ümmi peygamber olan Rasûlün Muhammed (s.a.v.)’e ve O’nun hanımlarına ve zürriyetine de hayır ve bereket ihsan eyle, şüphesiz sen övülmeye layık ve yücelerin yücesisin.</p>
<p>Bu eseri H. 670 yılı Ramazanı 14. pazartesi günü Dımışk’ta bitirdim.</p>
<p>Hafız, Fakîh Ebu Zekeriyya Muhyiddin Yahya en-Nevevî</p>
<p>Abdullah PARLIYAN</p>
<p>16 Zilkade 1419</p>
<p>4 Mart 1999[20]</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>[1] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 553.</p>
<p>[2] Müslim, Cennet 18. Ayrıca bk. Buhârî, Bed&#8217;ü&#8217;l–halk 8, Enbiyâ 1.</p>
<p>Bir benzeri 708’de geçmişti. 1889 ve 1898 arası benzeri hadislerdir.</p>
<p>[3] Buhârî, Bed&#8217;ü&#8217;l–halk 8, Tefsîru sûre (32), 1, Tevhîd 35; Müslim, Cennet 2–5. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru’l–Kur’ân 33, 57; İbni Mâce, Zühd 39.</p>
<p>[4] Buhârî, Bed&#8217;ü&#8217;l–halk 8, Enbiyâ 1; Müslim, Cennet 15. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 60, Cennet 5; İbni Mâce, Zühd 39.</p>
<p>[5] Buhârî, Bed&#8217;ü&#8217;l–halk 8, Enbiyâ 1; Müslim, Cennet 17.</p>
<p>[6] Müslim, Îmân 312.</p>
<p>[7] Buhârî, Rikak 51, Tevhîd 36; Müslim, Îmân 308. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 39.</p>
<p>[8] Buhârî, Bed&#8217;ü&#8217;l–halk 8, Tefsîru sûre (55) 2; Müslim, Cennet 23–25. Ayrıca bk. Tirmizî, Cennet 3.</p>
<p>[9] Buhârî, Rikak 51; Müslim, Cennet 8.</p>
<p>[10] Buhârî, Bed&#8217;ü&#8217;l–halk 8; Müslim, Cennet 11.</p>
<p>[11] Buhârî, Cihâd 5, 6, Bed&#8217;ü&#8217;l–halk 8, Rikak 51; (Hadisi Müslim rivayet etmemiştir). Ayrıca bk. Tirmizî, Fezâilü’l–cihâd 17.</p>
<p>[12] Müslim, Cennet 13.</p>
<p>[13] Buhârî, Rikak 51.</p>
<p>[14] Müslim, Cennet 5.</p>
<p>[15] Müslim, Cennet 22. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru’l–Kur’ân 41.</p>
<p>[16] Müslim, Îmân 301. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II, 315.</p>
<p>[17] Buhârî, Rikak 51, Tevhîd 38; Müslim, Cennet 9. Ayrıca bk. Tirmizî, Cennet 18.</p>
<p>[18] Buhârî, Mevâkîtü’s–salât 16, Tefsîru sûre (50), 2, Tevhîd 24; Müslim, Mesâcid 211. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet 19; Tirmizî, Cennet 16; İbni Mâce, Mukaddime 13.</p>
<p>[19] Müslim, Îmân 297. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru’l–Kur’ân 11.</p>
<p>[20] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 558.</p>
<p><strong>Riyazu’s-Salihin</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/allah%e2%80%99in-mu%e2%80%99minlere-cennette-hazirladigi-nimetler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

