<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslami Yol... &#187; Oruç</title>
	<atom:link href="http://www.islamiyol.com/kategori/islam-iman-ibadet/oruc-islam-iman-ibadet/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamiyol.com</link>
	<description>Kur&#039;an&#039;ın Işığında...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 16:27:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>KALP HUZURU, NAMAZIN RUHUDUR</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/kalp-huzuru-namazin-ruhudur.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/kalp-huzuru-namazin-ruhudur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Sep 2011 21:51:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>baysal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nâmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Zekât]]></category>
		<category><![CDATA[gaflet]]></category>
		<category><![CDATA[hamd-u sena]]></category>
		<category><![CDATA[hamd-ü senaya]]></category>
		<category><![CDATA[kalb]]></category>
		<category><![CDATA[KALP HUZURU]]></category>
		<category><![CDATA[Müminin miracı namaz]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[namaz kılmak]]></category>
		<category><![CDATA[Namazın önemi]]></category>
		<category><![CDATA[NAMAZIN RUHUDUR]]></category>
		<category><![CDATA[şükür]]></category>
		<category><![CDATA[Vahdehu lâ şerike leh]]></category>
		<category><![CDATA[Yüce Allah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5727</guid>
		<description><![CDATA[Her şeyin bir bedeni, bir de ruhu vardır. Namazın ruhu da, “kalp huzuru”dur; kalp huzuru olmayan bir namaz, sadece kelime, hareket ve şekillerden ibarettir. Namazda kalbî huzurun manası; insanın Allah’a kalben yönelerek O’ndan gaflet etmemesi, namazı idrak etmesi, ayrıca insanın ne istiyor, hareket ve fiillerinin manası nedir, kime yönelmiş, kıblesi neresidir, niçin namaz kılmaktadır, nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/kalp-huzuru-namazin-ruhudur.html/namaz-5" rel="attachment wp-att-5729"><img class="alignleft size-full wp-image-5729" title="namaz" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/09/namaz1.jpg" alt="" width="179" height="202" /></a></p>
<p>Her şeyin bir bedeni, bir de ruhu vardır. Namazın ruhu da, “kalp huzuru”dur; kalp huzuru olmayan bir namaz, sadece kelime, hareket ve şekillerden ibarettir.</p>
<p>Namazda kalbî huzurun manası; insanın Allah’a kalben yönelerek O’ndan gaflet etmemesi, namazı idrak etmesi, ayrıca insanın ne istiyor, hareket ve fiillerinin manası nedir, kime yönelmiş, kıblesi neresidir, niçin namaz kılmaktadır, nasıl bir ilâh karşısında dua ve niyaza, hamd-ü senaya, kulluk ve ibadete durduğunu iyice bilmesidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Eğer insanın zihni diğer meselelerle meşgul olursa, insan dalgınlığa düşerse, her ses, her manzara, her geliş-gidiş, her yazı ve resim kendisini meşgul eder, nerede durduğunu, ne yapmakta olduğunu bilmez, namazda olduğunu unutursa, bu, kalbî huzurun bulunmadığı manasına gelir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Namazda kalp huzurunu elde etmenin yolu, insanın, namazın manasını, okuduğu şeylerin anlamını bilmesidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Diğer bir yolu, gidiş-gelişlerin, seslerin, resim ve tabloların dikkatini çekmeyeceği bir yerde namaz kılmasıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span id="more-5727"></span>Bir başka yolu, namazdan önce ve namaz sırasında, namaz kılan kimseye dikkat ve maneviyat veren, Allah’la olan irtibat ve bağını kuvvetlendirip kendi kulluğunu kendisine hatırlatan sünnet ve müstehapları yerine getirmesidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Önemli bir şahsiyetle görüşmeye gittiğimizde, en iyi elbiselerinizi giyinir, edepli bir şekilde, onun huzurunda durur veya oturur ve her türlü edep dışı hareketten kaçınırsınız. Onun ve kendinizin sözlerine dikkat eder ve görüşme müddeti boyunca o önemli şahsiyete hürmetle davranırsınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yüce Allah, varlıkların en üstünüdür; kâinat ve bütün varlıkların kaynağı O’dur. Biz, O’nun nimetlerinden yararlanan zayıf ve muhtaç kullar olarak, verdiği nimetler karşılığında, şükür vazifesini yerine getirmek için namaz kılar ve ibadet için huzurunda dururuz.Allah huzurundaki bu konumumuza dikkat etmemiz, kalbi yumuşatır; tevazu, huşu ve alçakgönüllülük meydana getirir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Namaz “Allah’ın zikridir. Elimizden geldiği kadar, yüce Allah’ın azamet ve yüceliği, bizim ise muhtaç birer kul olduğumuz konusunu devamlı kalbimizde diri tutarsak kılacağımız namaz daha yapıcı olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Unutmamamız gerekir ki, rükularımızda, yüce yaratıcının azameti karşısında eğiliyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Secdelerimiz, bütün varlıklarla birlikte yüce Allah’a huşuyla itaat edip teslim olmamızdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tesbihatımız, yüce Allah’a secde edip tesbih eden kâinatın bütün zerreleriyle eşlik etmemiz demektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Değil sadece insanoğlu O’nu tesbih etmede / Daldaki bülbül de lisan-ı haliyle O’nu tesbih etmede.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sadece biz değil, bütün âlem, kendine has lisanıyla Allah’ı takdis ve tesbih etmektedir. Ve bu, O’nun hikmet ve kudretinin nişanesidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Gün yüzüne çıkan her bitkinin ilk sözüdür, “Vahdehu lâ şerike leh!”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kalbin huzuru, namazın can damarıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İbadet ve namazlarımızda, Allah’tan başka hiç kimseyi düşünmemeye, kalbimizin, fikrimizin ve dikkatimizin başka yerlere dağılmamasına gayret edelim.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/kalp-huzuru-namazin-ruhudur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan Ayı Duaları</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/ramazan-ayi-dualari.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/ramazan-ayi-dualari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Aug 2011 13:41:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[(c.c)]]></category>
		<category><![CDATA[(s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed (sav)]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan ayı]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan ayı ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan ayı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[ramzna]]></category>
		<category><![CDATA[rasûlallah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5065</guid>
		<description><![CDATA[Dua: “Allahummec’al siyamî fîhi siyam’es-saimîn ve giyamî fîhi giyam’el-gâimîn ve nebbihnî an nevmet’il-ğâfilîn ve heb lî curmî fîhi ya ilâh’el-âlemin ve’fu annî ya âfiyen an’il-mucrimîn.” Anlamı: Allah’ım! Bu günde tuttuğum orucu gerçek oruç tutanların orucu gibi ve ibadetimi gerçek ibadet edenlerin ibadeti gibi kıl; bu günde beni gafillerin uykusundan uyandır; suçumu bu günde bağışla; ey [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/08/fd.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-5066" title="fd" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/08/fd-350x382.jpg" alt="" width="350" height="382" /></a></p>
<p>Dua: “Allahummec’al siyamî fîhi siyam’es-saimîn ve giyamî fîhi giyam’el-gâimîn ve nebbihnî an nevmet’il-ğâfilîn ve heb lî curmî fîhi ya ilâh’el-âlemin ve’fu annî ya âfiyen an’il-mucrimîn.”</p>
<p>Anlamı: Allah’ım! Bu günde tuttuğum orucu gerçek oruç tutanların orucu gibi ve ibadetimi gerçek ibadet edenlerin ibadeti gibi kıl; bu günde beni gafillerin uykusundan uyandır; suçumu bu günde bağışla; ey alemlerin ilâhı! Affet beni, ey suçları affeden. Rabbim!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/ramazan-ayi-dualari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İftitah Duası</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/iftitah-duasi.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/iftitah-duasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Aug 2011 13:37:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[(cc)]]></category>
		<category><![CDATA[(s.v.a)]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[İftitah Duası]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi yardım]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[niyaz]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[rasûlallah]]></category>
		<category><![CDATA[Yardım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5061</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan Ayının Gecelerinde Okunan Dua: Allah’ım! Hamd ederek, seni sena etmeye başlıyorum. Kendi lütfünle doğru olanı yapmaya muvaffak kılan sensin: Af ve rahmette rahmet edenlerin en merhametlisi, ceza ve intikamda cezalandıranların en şiddetlisi, ululukta güçlülerin en büyüğü olduğuna yakin ettim. Allah’ım! Sana dua etme ve senden bir şey dileme hususunda bana izin verdin; öyleyse ey [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/08/Untitled-1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-5062" title="Untitled-1" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/08/Untitled-1.jpg" alt="" width="254" height="229" /></a><br />
Ramazan Ayının Gecelerinde Okunan Dua:</p>
<p>Allah’ım! Hamd ederek, seni sena etmeye başlıyorum. Kendi lütfünle doğru olanı yapmaya muvaffak kılan sensin: Af ve rahmette rahmet edenlerin en merhametlisi, ceza ve intikamda cezalandıranların en şiddetlisi, ululukta güçlülerin en büyüğü olduğuna yakin ettim.</p>
<p>Allah’ım! Sana dua etme ve senden bir şey dileme hususunda bana izin verdin; öyleyse ey her sesi işiten, övgülerimi işit; ey Rahim, çağrıma icabet et; ey affeden, sürçmemi affet.</p>
<p>Ey Rabbim! Nice gamları benden giderdin, nice zorlukları yok ettin, nice günahları affettin, nice rahmetlerini hakkımda yaydın ve nice bela halkasını kırdın.</p>
<p>Hamd, eş ve oğul edinmeyen, saltanatta ortağı olmayan ve kimseyi acizliğinden dost edinmemiş olan yüce Allah içindir. Bütün nimetleri için tüm övgülerle Allah’a hamt olsun; Hamt saltanatında zıddı, işlerinde kendisine karşı koyan Allah’a olsun.</p>
<p>Hamt yaratıklarında ortağı, azametinde bir benzeri olmayan Allah’a olsun. Hamt, emri mahlûkat arasında apaçık, övgüsü aşikâr, keremiyle izzeti belli, eli bağışa açık, rahmet hazineleri eksilmez, çok bağışı (ondan bir şey eksiltmeyip) sadece cömertlik ve keremini artıran Allah’a olsun. O çok yüce ve çok bağışlayandır.</p>
<p>Allah’ım! İhtiyacım fazla olmasına rağmen çok kerem ve merhametinden azını istiyorum; oysaki benim bu az merhamete ihtiyacım çoktur ve sen ezelden beri ondan müstağnisin. Merhametinle ihtiyacım karşılaman benim yanımda büyüktür; oysa o sana çok kolaydır.</p>
<p>Allah’ım! Günahımı affetmen, hatamdan geçmen, yaptığım zulmü bağışlaman, kötü amelimi örtmen, bilerek veya bilmeyerek işlediğim çok suçlara karşı sabırlı davranman, senden layık olmadığım şeyleri istemeğe beni özendirmektedir. Sen rahmetinden dolayı beni rızıklandırdın, kudretini bana gösterdin, çağrıma icabet ettiğini bana bildirdin; bundan dolayı güvenle seni çağırıyorum, korkmadan ve çekinmeden samimiyet ve ünsiyetle senden istekte bulunuyorum, her zaman dileğimi sana açıyorum.</p>
<p>İstediğim şeyleri geciktirdiğin takdirde, cahillikle darılıyorum. Oysa işlerin sonunu bildiğinden dolayı onları geciktirmen, benim için şayet daha hayırlıdır. Bu hakir kul için, senden daha sabırlı ve kerim bir mevla olmaz.</p>
<p>Ey Rabbim! Sen beni çağırıyorsun, ama ben senden yüz çeviriyorum, sen bana muhabbet ediyorsun, ama ben sana buğz ve inat ediyorum, sen kendini bana sevdirmek istiyorsun ben ise kabul etmiyorum; sanki benim sana bir üstünlüğüm vardır; bu nankörlüğüm, lütuf ve kereminden kaynaklanan rahmet ve ihsanını benden alıkoymuyor (öyleyse) cahil kuluna merhamet et, lütuf ve ihsanınla bana bağışta bulun; şüphesiz sen çok bağışlayan ve kerimsin.</p>
<p>Övgü, evrenin sahibi, gemiyi yürüten, rüzgârları estiren, sabah aydınlığını karanlıktan yarıp çıkaran, kıyamet gününün hâkimi ve âlemlerin Rabbi Allah içindir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/iftitah-duasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan Ayının Mana ve Maksadı.</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/ramazan-ayinin-mana-ve-maksadi.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/ramazan-ayinin-mana-ve-maksadi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Aug 2011 13:30:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[a.s]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[allah (cc)]]></category>
		<category><![CDATA[allh ın seçkin kıldığı günler]]></category>
		<category><![CDATA[Bayram]]></category>
		<category><![CDATA[bizlerin ahlarının kabul olunduğu günle]]></category>
		<category><![CDATA[istifhar]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed (s.v.a.)]]></category>
		<category><![CDATA[önemli günle]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[sallahu aleyhi velselam]]></category>
		<category><![CDATA[Tevbe]]></category>
		<category><![CDATA[tevbeyi istifhar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5057</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan ayının mana ve maksadı Her Ramazan ayı girdiğinde Kur’ân-ı Kerim Bakara Suresi’ndeki 183, 184 ve 185’inci ayetlerinden anladığımıza göre Bu ayetlerde bizlere; *Ramazan ayını, *Orucu, *Kur’ân-ı Kerim’i, *Allah’ın bize kolaylıklar lutfettiğini, doğru yola sevkettiğini bundan dolayı da: *Allah’ı yüceltmemizi ve * O’na şükretmemizi beyan eder. Tekâsür Suresi’nin son ayetinde de: “Allah bir kula hangi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/08/rmzan.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-5058" title="rmzan" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/08/rmzan-350x233.jpg" alt="" width="350" height="233" /></a><span></span></p>
<p>Ramazan ayının mana ve maksadı<br />
Her Ramazan ayı girdiğinde Kur’ân-ı Kerim Bakara Suresi’ndeki 183, 184 ve 185’inci ayetlerinden anladığımıza göre Bu ayetlerde bizlere;<br />
*Ramazan ayını,</p>
<p>*Orucu,</p>
<p>*Kur’ân-ı Kerim’i,</p>
<p>*Allah’ın bize kolaylıklar lutfettiğini, doğru yola sevkettiğini bundan dolayı da:</p>
<p>*Allah’ı yüceltmemizi ve</p>
<p>* O’na şükretmemizi beyan eder.</p>
<p>Tekâsür Suresi’nin son ayetinde de:</p>
<p>“Allah bir kula hangi nimeti vermiş ise o kula o nimetin hesabını sormadan mahşerden sevketmiyecek.” buyurulmuştur.</p>
<p>Yeryüzünde nimetler çok. Bunlardan biri de Şehr-u Ramazan (Ramazan ayı)’dır. Çünkü bu ay değerlendirebilenler için azabtan, ızdıraptan kurtuluş ayıdır. Bu nimetin hesabını veremeyenlerin vay hallerine. Onların hesap yerindeki talepleri “Keşke hayvanlar gibi toprak oluverseydik” (Amme Suresi, son ayet) olacaktır. Allah (c.c.) herkesi o duruma düşmekten kurusun ve kurtarsın&#8230;</p>
<p>Allah (c.c.), Ramazan ayının sayılı günlerde olduğunu bildiriyor. (Bakara 184) “Sayılı günler” demek, verilen hayatın hesabı sorulacak demektir. Mümkün olduğunca yanlış yapmadan yaşamak gerekiyor. Çünkü bizim hayatımız şuna benziyor! Ticari taksiye biniyoruz. Şoför taksimetreyi hemen açıyor. Taksimetreden tek tek atmaya başlıyor. Bu tak tukalar cüzdanımızdakileri eksiltiyor! Bunun gibi Sayılı günler” de ömrümüzü tüketiyor. Ramazan ayında mutlaka bu şuuru kazanmamız lazımdır.<br />
Bizlerin allah ın rahmetine tam bir samimi bir şekilde bağlanmalıyız ki allah ın rahmeti bizlerle olsun&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/ramazan-ayinin-mana-ve-maksadi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Gün Allah İçin Ne Yaptık</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/bu-gun-allah-icin-ne-yaptik.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/bu-gun-allah-icin-ne-yaptik.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jul 2011 17:42:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Nâmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[allah için çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[allah ın yolunda çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[ayet oku]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Gün Allah İçin Ne Yaptık]]></category>
		<category><![CDATA[Hac]]></category>
		<category><![CDATA[hesap]]></category>
		<category><![CDATA[hesap günü]]></category>
		<category><![CDATA[hz ömer]]></category>
		<category><![CDATA[hz ömer Bu Gün Allah İçin Ne Yaptık]]></category>
		<category><![CDATA[hz ömer kimdir hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hz ömerin sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islam için çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[islami çaba]]></category>
		<category><![CDATA[islami davet]]></category>
		<category><![CDATA[islami faliyet]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyol]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyol üzere olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[sorgu]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[Zekât]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5035</guid>
		<description><![CDATA[Bu, Hz. Ömer(a.s.)&#8217;in her gün kendine sorduğu güzel bir sorudur. Bu soru, aslında bütün Müslümanların her gün kendine sorması gereken bir sorudur. Bizi yaratan Yüce Allah&#8217;ın, bizi yaratma gayesini hatırlamak ve onu aklında/ruhunda canlı tutmak gerekir her gün. Acaba neden geldik bu dünyaya? Neden insanlar Allah&#8217;ın yeryüzündeki halifesi olarak seçildi? Neden doğup, büyüyüp ve kaçınılmaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/terazisi.gif"><img class="alignnone size-large wp-image-5037" title="terazisi" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/terazisi-350x352.gif" alt="" width="350" height="352" /></a><br />
Bu, Hz. Ömer(a.s.)&#8217;in her gün kendine sorduğu güzel bir sorudur.<br />
Bu soru, aslında bütün Müslümanların her gün kendine sorması<br />
gereken bir sorudur. Bizi yaratan Yüce Allah&#8217;ın, bizi yaratma<br />
gayesini hatırlamak ve onu aklında/ruhunda canlı tutmak gerekir her<br />
gün.</p>
<p>Acaba neden geldik bu dünyaya? Neden insanlar Allah&#8217;ın<br />
yeryüzündeki halifesi olarak seçildi? Neden doğup, büyüyüp ve<br />
kaçınılmaz son olan ölümü tadıyoruz? Bu soruları her akşam<br />
yastığa kafamızı bıraktığımız zaman kendimize tekrar tekrar<br />
sormak gerekir. Çünkü insan unutkan bir varlıktır. Ve hele bir de,<br />
ona kendi yaratılış gayesini ve görevlerini unutturacak birçok<br />
günlük meşgale ve uzun emeller her tarafını böylesine<br />
kuşatmışsa, bu unutkan varlık (insan) söz konusu kuşatmayı<br />
yaramayabilir ve asıl hedefini daha çabuk unutabilir.</p>
<p>Biliyoruz ki her nefis ölümü tadıcıdır. Yarın hesap gününde<br />
Allah&#8217;ın huzuruna çıktığımız zaman Allah-u Teala soracaktır.<br />
&#8220;Ey kulum! Dünyada yaşadığın süre içinde benim için ne<br />
yaptın?&#8221; Bu soruya cevap verirken halimiz nice olur biliyor musunuz?</p>
<p>Zaten yaşanan hayatın her anı imtihanın bir parçasıdır. Yani<br />
imtihanın kapsamına, sadece günlük yaşam içinde yerine getirilen<br />
bazı ibadetler ve yapılan bazı güzel ameller girmiyor. Yaşamın<br />
her alanında; neler gördüğümüz, neler duyduğumuz, neler<br />
söylediğimiz, neler yediğimiz, neler içtiğimiz, neleri niye<br />
yaptığımız, nelere karşı niye sustuğumuz ve bunlara benzer her<br />
durumumuz ve anımız bu imtihana dahildir. Evet aklımızdan,<br />
kalbimizden, gözlerimizden, kulaklarımızdan, dilimizden, midemizden,<br />
el ve ayaklarımızdan ve bunların amellerinden dolayı çetin bir<br />
hesaba çekileceğiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/bu-gun-allah-icin-ne-yaptik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mübarek Üç Ayları Nasıl Değerlendirmeliyiz?</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/uc-aylari-nasil-degerlendirmeliyiz.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/uc-aylari-nasil-degerlendirmeliyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2011 14:00:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Aylar ve Mübârek Günler, Geceler]]></category>
		<category><![CDATA[Zekât]]></category>
		<category><![CDATA[islamda üç aylar]]></category>
		<category><![CDATA[MÜBAREK ÜÇ AYLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan ayı]]></category>
		<category><![CDATA[sadaka nedir]]></category>
		<category><![CDATA[üç aylar]]></category>
		<category><![CDATA[üç ayları nasıl değerlendirmaliyiz]]></category>
		<category><![CDATA[üç ayları nasıl değerlendirmeliyiz]]></category>
		<category><![CDATA[zekat fitre sadaka nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4576</guid>
		<description><![CDATA[*Öncelikle böyle zamanlarda kulluğumuzu gözden geçirerek, eksik ve hatalarımızı ele almalı ve bunları düzeltmenin yolarını aramalıyız.Yani hesaba çekilmeden önce burada kendi kendimizi hesaba çekmeliyiz ki , ahiretteki hesabımız kolay olsun. *Üç ayları günahlarımızın affı için bir fırsat bilmeli, bol bol tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız.Müslümanların içinde bulunduğu sıkıntıları düşünerek dua edip Allah’a yalvarmalıyız. *Eğer kaza namazlarımız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/06/3aylar.png"><img class="alignnone size-medium wp-image-4579" title="3aylar" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/06/3aylar-300x232.png" alt="" width="300" height="232" /></a></p>
<p>*Öncelikle böyle zamanlarda kulluğumuzu gözden geçirerek, eksik ve hatalarımızı ele almalı ve bunları düzeltmenin yolarını aramalıyız.Yani hesaba çekilmeden önce burada kendi kendimizi hesaba çekmeliyiz ki , ahiretteki hesabımız kolay olsun.</p>
<p>*Üç ayları günahlarımızın affı için bir fırsat bilmeli, bol bol tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız.Müslümanların içinde bulunduğu sıkıntıları düşünerek dua edip Allah’a yalvarmalıyız.</p>
<p>*Eğer kaza namazlarımız varsa bunları kılma yollarına gitmeli, kaza namazımız yoksa bile, çokça nafile namaz kılmaya çalışmalı ve özellikle geceleri iyi değerlendirmeliyiz.</p>
<p>*İmkanımız nisbetinde çokça Kur’an  okumalıyız.</p>
<p>*Akrabalarla, komşularla ve dostlarımızla olan yakınlığı bir kat daha arttırmalı ve yapacağımız ziyaretlerde onların gönlünü almalıyız.</p>
<p>*Etrafımızdaki fakir, fukaraya yardım etmeli, İmkanımız ölçüsünde sadaka vermeli, fakir öğrencilerin okuması için onların elinden tutmalıyız. Çünkü bu zaman dilimlerinde vereceğimiz sadakalar veya zekatlarımız bize kat kat fazla sevap getirecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/uc-aylari-nasil-degerlendirmeliyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oruç, Yemin, Adak ve İtikaf &#8211; Büyük İslam İlmihali</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/oruc-yemin-adak-ve-itikaf-buyuk-islam-ilmihali.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/oruc-yemin-adak-ve-itikaf-buyuk-islam-ilmihali.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2009 09:45:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[adak]]></category>
		<category><![CDATA[Belirli ve Belirsiz]]></category>
		<category><![CDATA[İtikaf Büyük İslam İlmihali]]></category>
		<category><![CDATA[İtikâfa Dair Bazı Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[İtikâfı Bozan ve Bozmayan Şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[İtikâfın Edebleri]]></category>
		<category><![CDATA[İtikâfın Mahiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[itikafın şartları]]></category>
		<category><![CDATA[İtikfak]]></category>
		<category><![CDATA[kasem]]></category>
		<category><![CDATA[Kasem Suretiyle Olan Yeminin Nevileri ve Hükümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kaza Edilmesi Gereken ve Gerekmeyen Oruçlar]]></category>
		<category><![CDATA[Keffareti Gerektirmeyen Oruçlar]]></category>
		<category><![CDATA[Keffaretin Mahiyeti ve Nevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlak ve Muallak Adaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Nevileri ve Teşriî Hikmeti]]></category>
		<category><![CDATA[Nezir]]></category>
		<category><![CDATA[Nezrin öMahiyeti ve Nevileri]]></category>
		<category><![CDATA[Nezrin Şartları]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç Tutmamayı Mubah Kılan Özürler]]></category>
		<category><![CDATA[Oruçlara Ait Niyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Oruçların Farz ve Vacip Olmasındaki Sebebler]]></category>
		<category><![CDATA[Oruçlu İçin Mekruh Olan ve Olmayan Şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[Oruçlu için Müstahab Olan Şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[Orucu Bozan ve Bozmayan Şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[Orucun Mahiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Orucun Meşru Olmasındaki Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Orucun Nevileri]]></category>
		<category><![CDATA[orucun şartları]]></category>
		<category><![CDATA[orucun vakti]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan Hilâli İle Diğer Hilâllerin Sübutu]]></category>
		<category><![CDATA[Savm]]></category>
		<category><![CDATA[yemin]]></category>
		<category><![CDATA[Yemine Dair Çeşitli Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[Yeminin Mahiyeti ve Yemin Sayılıp Sayılmayan Şeyler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=3376</guid>
		<description><![CDATA[Oruç(Savm);           Orucun Mahiyeti           Orucun Nevileri           Oruçların Farz ve Vacip Olmasındaki Sebebler           Orucun Meşru Olmasındaki Hikmet           Oruçlu için Müstahab Olan Şeyler           Orucun Şartları           Orucun Vakti           Ramazan Hilâli İle Diğer Hilâllerin Sübutu           Oruçlara Ait Niyetler           Oruçlu İçin Mekruh Olan ve Olmayan Şeyler           Orucu Bozan ve Bozmayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Oruç(Savm);<br />
          <a href="http://www.islamiyol.com/orucun-mahiyeti.html">Orucun Mahiyeti<br />
</a>          <a href="http://www.islamiyol.com/orucun-nevileri.html">Orucun Nevileri<br />
</a>          <a href="http://www.islamiyol.com/oruclarin-farz-ve-vacip-olmasindaki-sebebler.html">Oruçların Farz ve Vacip Olmasındaki Sebebler<br />
</a>          <a href="http://www.islamiyol.com/orucun-mesru-olmasindaki-hikmet.html">Orucun Meşru Olmasındaki Hikmet</a><br />
          <a href="http://www.islamiyol.com/oruclu-icin-mustahab-olan-seyler.html">Oruçlu için Müstahab Olan Şeyler</a><br />
          <a href="http://www.islamiyol.com/orucun-sartlari.html">Orucun Şartları</a><br />
          <a href="http://www.islamiyol.com/orucun-vakti.html">Orucun Vakti<br />
</a>          <a href="http://www.islamiyol.com/ramazan-hilali-ile-diger-hilallerin-subutu.html">Ramazan Hilâli İle Diğer Hilâllerin Sübutu<br />
</a>          <a href="http://www.islamiyol.com/oruclara-ait-niyetler.html">Oruçlara Ait Niyetler</a><br />
          <a href="http://www.islamiyol.com/oruclu-icin-mekruh-olan-ve-olmayan-seyler.html">Oruçlu İçin Mekruh Olan ve Olmayan Şeyler</a><br />
          <a href="http://www.islamiyol.com/orucu-bozan-ve-bozmayan-seyler.html">Orucu Bozan ve Bozmayan Şeyler</a><br />
          <a href="http://www.islamiyol.com/kaza-edilmesi-gereken-ve-gerekmeyen-oruclar.html">Kaza Edilmesi Gereken ve Gerekmeyen Oruçlar<br />
</a>          <a href="http://www.islamiyol.com/keffareti-gerektirmeyen-oruclar.html">Keffareti Gerektirmeyen Oruçlar</a><br />
          <a href="http://www.islamiyol.com/oruc-tutmamayi-mubah-kilan-ozurler.html">Oruç Tutmamayı Mubah Kılan Özürler</a><br />
          <a href="http://www.islamiyol.com/keffaretin-mahiyeti-ve-nevileri.html">Keffaretin Mahiyeti ve Nevileri</a></p>
<p>Yemin(Kasem);<br />
          <a href="http://www.islamiyol.com/yeminin-mahiyeti-ve-yemin-sayilip-sayilmayan-seyler.html">Yeminin Mahiyeti ve Yemin Sayılıp Sayılmayan Şeyler<br />
</a>          <a href="http://www.islamiyol.com/kasem-suretiyle-olan-yeminin-nevileri-ve-hukumleri.html">Kasem Suretiyle Olan Yeminin Nevileri ve Hükümleri<br />
</a>          <a href="http://www.islamiyol.com/yemine-dair-cesitli-meseleler.html">Yemine Dair Çeşitli Meseleler</a></p>
<p>Adak(Nezir);<br />
          <a href="http://www.islamiyol.com/nezrinadak-mahiyeti-ve-nevileri.html">Nezrin(Adak) Mahiyeti ve Nevileri</a><br />
          <a href="http://www.islamiyol.com/nezrin-sartlari.html">Nezrin Şartları</a><br />
          <a href="http://www.islamiyol.com/belirli-ve-belirsiz-mutlak-ve-muallak-adaklar.html">Belirli ve Belirsiz, Mutlak ve Muallak Adaklar</a></p>
<p>İtikfak;<br />
          <a href="http://www.islamiyol.com/itikafin-mahiyeti-nevileri-ve-tesrii-hikmeti.html">İtikâfın Mahiyeti, Nevileri ve Teşriî Hikmeti<br />
</a>          <a href="http://www.islamiyol.com/itikafin-sartlari.html">İtikâfın Şartları<br />
</a>          <a href="http://www.islamiyol.com/itikafin-edebleri.html">İtikâfın Edebleri<br />
</a>          <a href="http://www.islamiyol.com/itikafa-dair-bazi-meseleler.html">İtikâfa Dair Bazı Meseleler<br />
</a>          <a href="http://www.islamiyol.com/itikafi-bozan-ve-bozmayan-seyler.html">İtikâfı Bozan ve Bozmayan Şeyler</a></p>
<p><span id="more-3376"></span></p>
<p> <br />
Kaynak: Büyük İslam İlmihali &#8211; -Ömer Nasuhi Bilmen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/oruc-yemin-adak-ve-itikaf-buyuk-islam-ilmihali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nezrin(Adak) Mahiyeti ve Nevileri</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/nezrinadak-mahiyeti-ve-nevileri.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/nezrinadak-mahiyeti-ve-nevileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2009 09:18:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[adağın hükm]]></category>
		<category><![CDATA[adağın mahiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[adak]]></category>
		<category><![CDATA[Nezir]]></category>
		<category><![CDATA[nezrin hükmü]]></category>
		<category><![CDATA[Nezrin mahiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Nezrin Mahiyeti ve Nevileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=3352</guid>
		<description><![CDATA[                 Nezir, Yüce Allah&#8217;a saygı için yasak olmayan bir işin yapılmasını üzerine alıp yüklenmektir. Böyle bir işin yapılmasını kendine vacib kılmaktır. Nezrin çoğulu &#8220;Nuzûr&#8221;dur. Necr edene de &#8220;Nâzir&#8221; denir. Nezrin Türkçesi adaktır.                  Sadece Yüce Allah&#8217;ın rızası için ibadet sayılacak bazı şeyleri adamak geçerlidir ve sevaba bir yoldur. &#8220;Nezrim olsun, yarın Allah rızası için oruç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>                 Nezir, Yüce Allah&#8217;a saygı için yasak olmayan bir işin yapılmasını üzerine alıp yüklenmektir. Böyle bir işin yapılmasını kendine vacib kılmaktır. Nezrin çoğulu &#8220;Nuzûr&#8221;dur. Necr edene de &#8220;Nâzir&#8221; denir. Nezrin Türkçesi adaktır.<br />
                 Sadece Yüce Allah&#8217;ın rızası için ibadet sayılacak bazı şeyleri adamak geçerlidir ve sevaba bir yoldur. &#8220;Nezrim olsun, yarın Allah rızası için oruç tutayım veya fakire şu kadar para vereyim&#8221; denilmesi gibi. Fakat dünyalık sağlamak için yapılacak adak makbul değildir. &#8220;Falan işim yoluna girerse, üç gün oruç tutayım, fakire para vereyim&#8221; gibi. Böyle dünyaya ait bir maksad için yapılan bir ibadet ve taat, kutsal bir maksada değil, dünyaya ait bir isteğe ve amaca dayanmış olur. Bu ise, ibadet ve taatlarda aranılan ihlâsa aykırıdır. Böyle bir adak kaderi değiştiremez. Mukadder ne ise, yine o meydana gelir. Şu kadar var ki, bazan böyle bir adak için cimriden bir mal çıkmış olur.<span id="more-3352"></span><br />
Bununla beraber adaklara riayet etmek gerekir. Çünkü adak yapan Yüce Allah ile sözleşme yapmış demektir. Onun için yapılan adağa vefa gösterilmesi, verilen sözün yerine getirilmesi gerekir. Yüce Allah, adaklarını yerine getirenleri Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de övmüştür.<br />
                 Adaklar, zaman, yer, şahıs ve adanan şey bakımından belirli ve belirsiz nevilerine ayrıldıkları gibi, bir şarta bağlı olup olmamak bakımından da mutlak ve muallak nevilerine ayrılmıştır. Bunlar ileride görülecektir.</p>
<p> </p>
<p> <br />
Kaynak: Büyük İslam İlmihali &#8211; Ömer Nasuhi Bilmen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/nezrinadak-mahiyeti-ve-nevileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemine Dair Çeşitli Meseleler</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/yemine-dair-cesitli-meseleler.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/yemine-dair-cesitli-meseleler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2009 09:15:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[yemin]]></category>
		<category><![CDATA[yemin çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[yemin etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Yemine Dair Çeşitli Meseleler]]></category>
		<category><![CDATA[yeminle ilgili meseleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=3349</guid>
		<description><![CDATA[                 Yemin birkaç tane olunca, keffaretler de ona göre olur. Yeminlerin yapıldığı yer değişmese de yine hüküm böyledir. Buna göre, bir kimse şöyle yapacağına veya yapmayacağına &#8220;Vallahi&#8221; diye yemin ettikten sonra başka başka yerlerde benzeri yeminler yapsa, yeminler birkaç tane olur. Bozduğu bu yeminlerin her birinden dolayı ayrı ayrı keffaret ödemesi gerekir. Fakat İmam Muhammed&#8217;e [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>                 Yemin birkaç tane olunca, keffaretler de ona göre olur. Yeminlerin yapıldığı yer değişmese de yine hüküm böyledir. Buna göre, bir kimse şöyle yapacağına veya yapmayacağına &#8220;Vallahi&#8221; diye yemin ettikten sonra başka başka yerlerde benzeri yeminler yapsa, yeminler birkaç tane olur. Bozduğu bu yeminlerin her birinden dolayı ayrı ayrı keffaret ödemesi gerekir. Fakat İmam Muhammed&#8217;e göre, yemin keffaretleri çoğalınca, bunlar bir keffaret ile ödenir. Tercin edilen görüş budur.<br />
                 &#8220;Vallahi falan ve falan kimselerle konuşmayacağım&#8221; yahut &#8220;falan ve falan yerlere gitmeyeceğim&#8221; gibi sözler bir yemin sayılır. Onun için o iki kimseden yalnız birisiyle konuşulsa veya o iki yerden yalnız birine gidilse, yemin bozulmuş olmaz.<br />
&#8220;Vallahi yemek ve su tatmam&#8221; denilmesi de öyledir. Bunlardan birini tatmakla yemin bozulmuş olmaz. Ancak bunlardan herhangi birini tatmaya niyet etmişse, o zaman bunlardan birini tatmakla yemin bozulur.<span id="more-3349"></span><br />
                 Olumsuz bir ek ilâvesiyle: &#8220;Vallahi ne falan ve ne de falanla konuşurum&#8221; veya : &#8220;Vallahi ne yemek ve ne de su tadarım&#8221; denilse bu, iki yemin olmuş olur. Hangi biri ile konuşulsa veya herhangi biri tadılsa, yemin bozulmuş olur ve keffaret gerekir.<br />
                 Yeminlerin hükmü, örf de kullanılan sözlere göredir. Yemin edenin maksad ve niyetine göre değildir. Onun için bir kimse, bir şahsa hiç bir şey vermemek maksadı ile: &#8220;Ben sana para vermeyeceğim,&#8221; diye yemin etse, ona paradan başka bir şey vermekle yeminini bozmuş olmaz. Çünkü söz ve yemin para lâfzı ile yapılmıştır. Örfde (gelenekte) başka şeye para denmez. Yine bir kimse: &#8220;Evde oturup dışarıya çıkmam&#8221; diye yemin etse, o evin bacasından veya penceresinden çıkmakla yemininde hanis (yeminin bozmuş) olmaz.<br />
&#8220;Şu odaya girmem&#8221; diye yemin edildiği halde, onun harabesine girildiği takdirde de hüküm böyledir. Çünkü harabe örfde oda sayılmaz.<br />
                 Yeminler, yapıldıkları beldelerin örfüne (geleneğine) göre değerlendirilir. Onun için bir kimse: &#8220;Baş yemeyeceğine&#8221; yemin etse, bu yemini, bulunduğu beldede satılan başlara bağlı kalır. Serçe ve çekirgi gibi hayvanların başlarını kapsamaz. Bunları yemekle yeminini bozmuş olmaz.<br />
Yine, bir kimse &#8220;Meyve yemeyeceğim&#8221; diye yemin etse, yemini beldesinde örfen meyve sayılan şeylere bağlı kalır. Yaş üzüm gibi, meyve sayılmayan şeyleri kapsamaz. Anlaşılıyor ki, yeminde kullanılan bu gibi umumi ifadeler, örf ile özelleştirilip kısıtlanıyor.<br />
                 Aklen mümkün olup da âdet bakımından muhal olan bir şeye yemin, hemen hanis olmayı gerektirir. Bunun için bir kimse: &#8220;Ben göğe çıkacağım, ben şu taşı altın yapacağım&#8221; diye yemin etse, hemen hanis olur (yemini bozulur ve keffaret ödemesi gerekir.) Fakat böyle bir yemin, bir vakte bağlanmış olursa, o vakit çıkmadıkça hanis olmaz. &#8220;Vallahi şu demiri on güne kadar elmas yapacağım&#8221; diye yemin edilmesi gibi. Bu yemin üzerinden on gün geçmeden hanis olmayacağı gibi, on günden önce ölse yine hanis olmaz, keffaret de gerekmez.<br />
                 Zaman belirlemeksizin yapılan yeminlerde, yemin edilen şey imkânsız hale gelmedikçe yemin bozulmaz. Fakat iş imkânsız hale gelince, yemin bozulur ve keffaret gerekir. Bir kimse bir zata hitaben: &#8220;Vallahi ben seni ziyaret edeceğim&#8221; dediği halde uzun bir müddet ziyaret etmese, yemini bozulmaz. Fakat ziyeret etmeden o yemin eden veya ziyaret edilecek zat ölürse, yemin bozulur (hanis olur.)<br />
Zaman belirlenince, o zamanın sonuna bakılır, &#8220;Ben seni yarın ziyaret edeceğim &#8221; yemin edilmesi gibi ki, o günün güneş batması zamanına kadar devam eder. O gün ziyaret yapılmadan güneş batınca yemini bozulur.<br />
                 Bir hududa bağlı olan bir yemin, o hududun kalkması ile geçersiz olur. Çünkü yeminde durmaya bir imkân kalmamıştır. Bunun için bir kimse: &#8220;falan zat izin vermedikçe, ben şu kimse ile konuşmam&#8221; diye yemin edip de, o zat izin vermeden ölse, artık yeminin bir hükmü kalmaz. Yemin eden şahıs, o kimse ile konuşur ve bundan dolayı da keffaret gerekmez.<br />
&#8220;Sen borcunu vermedikçe senden ayrılmam&#8221; diye yemin yaptıktan sonra, borcun bağışlanması da bu türdendir. Artık yemin kalkmış olur.<br />
Fakat İmam Ebû Yusuf&#8217;a göre, bu gibi hallerde yemin devamlılığını sürdürür. Artık şart (mesela konuşma) ne zaman gerçekleşirse yemin bozulur ve keffaret veya şarta bağlanan ceza gerekli olur.<br />
                 Yemin edilen şeyin yok olması veya gitmesi, yemin bağlantısına engel olur. Buna göre bir insan: &#8220;Falana şu hakkını yarın veririm&#8221; diye yemin ettiği halde, bugün verecek olsa yemininde hanis olmaz (yemini bozulmaz) ve keffaret gerekmez. Bu mesele İmam Azam ile Muhammed&#8217;e göredir. İmam Ebû Yusuf&#8217;a göre, ertesi gün olunca hanis olur.<br />
                 Yeminler evvelce söylenmiş bir söz veya işle bağlantılı olur. Buna göre bir kimse, hazırlanan belli bir yemeğe davet edilmekle: &#8220;Vallahi ben yemem&#8221; diye yemin etse, bu yemini o belli yemeğe bağlı kalır. Başka bir yemek yemesi ile hanis (yeminini bozmuş) olmaz.<br />
                 Yeminler mümkün olan bir mertebe ile bağlı kalır. Bunun için: &#8220;Falan şahsı şu eve sokmayacağım&#8221; diye yemin edilse, bakılır: Eğer yemin eden o evin sahibi ise, o şahsı eve girmekten hem söz, hem de fiil ile mümkün olduğu kadar engellenmesi lâzım gelir. Değilse, eve girmekle hanis olur. Fakat ev başkasının olduğu takdirde, yalnız sözle engellemesi yeterlidir. Çünkü kiracılıktan dolayı onu bilfiil çıkarmak hakkına sahib değildir. Yemin eden için mümkün olan böyle sözle çıkarmaya teşebbüs etmektir.<br />
Yine, bir şahsa hitaben: &#8220;Ben, seni hapsettirmem&#8221;, diye yemin eden kimse, o şahsı hapsettirmek isteyen alacaklılara karşı sözü ile engel olmaya çalıştığı halde, engel olamazsa hanis olmaz (yemini bozulmaz).<br />
Yine, &#8220;Falan şahıstaki alacağımı bugün onda bırakmayacağım&#8221; diye yemin eden kimse, o gün hakime başvurup alacağını istese (dava etse), borçlunun da inkârı üzerine ona yemin teklif edilmesini istese, artık hanis olmaz. Çünkü kendisi için mümkün olan bundan başka bir şey yoktur.<br />
                 Yeminler nisbetin kaybolması ile son bulur. Şöyle ki: &#8220;Falan şahsın evine girmem&#8221; veya &#8220;yemeğinden yemem, elbisesini giymem, zevcesiyle ve dostu ile konuşmam&#8221; diye yemin eden kimse, ev satıldıktan sonra o şahsın evine girse veya yemeğinden yese veya elbisesini giyinse veya kendisinden tamamen ayrılan zevcesi ile veya o adama düşman kesilen dostu ile konuşsa, yemini bozulmuş olmaz. Fakat yeniden satın alacağı bir eve girse veya yemeğinden yese veya elbisesini giyse veya nikahlayacağı yeni zevcesi ile veya edineceği yeni bir dostu ile konuşsa, yemini bozulur ve keffaret gerekir.<br />
Ev, yemek ve elbise işaretle belirtilmiş olsun veya olmasın fark etmez. Çünkü bunlardan dolayı sahiblerine düşmanlık edilmez. Fakat zevceye veya dosta işaret ederek: &#8220;Şu karısı ile, şu dostu ile konuşmam&#8221; diye yemin edilirse, yemin bunlara bağlı kalır. Bunlarla zevciyet veya dostluk ilgisinin kalkmasından sonra da, onlarla konuşulursa hanis olur (yemin bozulur ve keffaret gerekir). Çünkü bunların zatlarına düşmanlıktan dolayı yemin edilmiş olması mümkündür.<br />
                 Bir kimse karısına veya borçlusuna: &#8220;Benim iznim olmadıkça evimden veya şehirden bir tarafa çıkmayacaksın&#8221;, diye yemin etse, bu yemin zevciyet ve alacağın devamına bağlanır. Zevciyet kalktıktan veya borç ödendikten sonra çıkacak olsalar, artık o yemin eden kimse hanis olmaz (yemini bozulmuş olmaz)<br />
                 Yeminin bir cümlesinde bulunan bir belirsizlik, aynı cümledeki diğer bir belirsize dahil olur. Fakat belirli olan bir şey, belirsize dahil olmaz. Buna göre, bir insan: &#8220;Şu eve kim girerse, şöyle olsun&#8221; diye yemin etse, o eve kendisinin girmesi ile de hanis olur. O ister kendisine ait olsun, ister olmasın fark etmez. Fakat: &#8220;Şu evime her kim girerse, şöyle olsun&#8221; diye yemin ederse, oraya kendisinin girmesi ile hanis olmaz. Çünkü evi kendisine nisbet etmekle kendisi belirlenmiş oluyor. Artık aynı cümlede bulunan belirsiz bir anlama dahil olmaz.<br />
Başkasına hitaben: &#8220;Senin şu evine her kim girerse, senin yemeğinden her kim yerse, şöyle şöyle olsun&#8221; diye yapılan bir yeminde de, muhatabın o eve girmesiyle veya o yemekten yemesiyle yemin bozulmuş olmaz (keffaret gerekmez).<br />
                 Yemin ifadesinin bir cümlesindeki belirlilik, diğer bir cümlesindeki belirsizliğe dahil olur.<br />
Örnek: Bir kişi kendi kölesine hitaben: &#8220;Bana şu haberi her kim müjdelerse, sen azad ol&#8221; diye şarta bağlayarak yemin ederse, o haberi bizzat kölesi de müjdelese, köle azad olur. Demek ki, bu durumda, &#8220;Sen azad ol&#8221; hüküm cümlesine muhatap olan köle &#8220;her kim müjdelerse&#8221; şart cümlesinin kapsamı içine girmiş oluyor.<br />
                 Bir kimse âdete göre bizzat kendisinin de yapabileceği bir işi yapmamaya yemin ettiği halde, o işi kendisi için başkasına vekâlet ve emir suretiyle yaptırsa, bakılır: Eğer o işlem, hukuku bizzat yapana ait işlemlerden ise, bunun yapılmasından dolayı o kimse hanis olmaz. Alım, satım, kiraya verme, kiralama, bir maldan ikrar yolu ile sulh olma, bir malı bölme, bir davayı ikrar veya inkâr yolu ile cevablama, akıl ve baliğ olan bir çocuğu evlendirme gibi işlemler bu türdendir.<br />
Örnek: Bir kimse: &#8220;Vallahi ben bu evi satın almayacağım&#8221; diye yemin ettiği halde, onu bir vekil aracılığı ile satın alsa, yemininde hanis olmaz. Fakat yemin edilen işlem, işi yapana ait olmayıp müvekkile ve emreden kimseye ait işlemlerden ise, bu işi vekil ve emir suretiyle yaptırmakla da o kimse hanis olur. Evlenme, boşanma, mal karşılığında boşanma, hibe, sadaka, havale, vasiyet, vakıf, emanet, ariyet verme ve alma, borç alma, kısastan dolayı sulh, emanet verip alma, borcu ödeme, borcu alma, elbise dikme, elbise giydirme, hayvan kesme, hayvana bindirme, küçük yaştaki çocuğu evlendirme gibi&#8230;<br />
Örnek: &#8220;Vallahi falan kadını nikahlamayacağım&#8221; diye yemin eden kimse, o kadını bir vekil aracılığı ile nikahlasa, yemininde hanis olmakla üzerine keffaret gerekir. Çünkü bu hususta vekil, bir araç ve bir elçiden başka bir şey değildir. Bu işlemin bütün hakları o yemin edene aittir.<br />
                 &#8220;Şunu , şu adama bağışlayacağım&#8221; diye yemin eden kimse, o şeyi bağışladığı halde, o adam kabul etmese hanis olmaz (yemini bozulmuş sayılmaz). Ariyet, vasiyet ikrar gibi, diğer bağış suretiyle olan sözleşmelerde de hüküm böyledir.<br />
Fakat: &#8220;Şu malı falan zata satacağım&#8221; diye yemin eden kimse, o malı sattığı halde o zat malı kabul etmese hanis olur (yemini bozulmuş olduğundan keffaret gerekir). Çünkü satma işlemi kabule bağlıdır. Yalnız sattım demekle bağlantı olmaz. Satma işlemi de yapılmamış olur. Kiralama, nikâh ve rehin gibi, iki tarafın icab ve kabulleri üzerine yapılan işlemlerde de hüküm böyledir. Bunlar üzerindeki yemin, olumsuz olarak yapıldığı takdirde de bu hüküm uygulanır. Örnek: Bir kimse: &#8220;Şu malı falan adama bağışlamayacağım&#8221; diye yemin ettiği halde, bağışlayıp da o adam kabul etmese, hanis olur. Aksine olarak: &#8220;Satmayacağım&#8221; diye yemin ettiği halde satsa da o adam kabul etmese, hanis olmaz.<br />
Demek oluyor ki, hibe gibi bağışlamalarda, yalnız bağışlayıcının icabı (tek taraflı irade beyanı) yeterli oluyor. Fakat alışveriş ve kiralama gibi karşılıklı irade beyanlarını (icap ve kabulü) gerektiren işlemlerde, yalnız bir taraftan yapılan icab beyanı yeterli olmuyor. Kabulün de bulunması gerekiyor.<br />
                 Sohbet ve birbiriyle anlaşıp yaklaşma, lezzet ve acı duyma, üzüntü ve sevinç gibi sağlığa bağlı bulunan işlerde yemin, yalnız sağlıkla kayıtlanır. Ölünün diriye ortak olacağı işlerde ise, hem hayat hem de ölüm hallerinde geçerli olur.<br />
Buna göre, bir kimse, bir adama hitaben: &#8220;Seninle konuşursam, senin yanına girersem, seni öpersem, seni döğersem şöyle olsun&#8221; şeklinde yemin ettikten sonra, o adam ölse, artık yeminin bir hükmü kalmaz. Ölü halinde olan o adama söz söylemekle veya yanına girmekle veya onu öpmekle veya onun cesedine vurup dövmekle yemin bozulmaz ve ceza gerekmez.<br />
Fakat: &#8220;Seni yıkarsam, sana elbise giydirirsem, sana dokunursam, seni bir şeye bindirirsem, seni taşırsam&#8221; şeklinde yemin etse, onu öldükten sonra yıkamakla, kefenlemekle, vücudunu okşamakla, bir şeye bindirmekle veya taşımakla hanis olur, kefffaret gerekir.<br />
                 &#8220;Falan kimse ile konuşmayacağım, söz söylemeyeceğim&#8221; diye yapılan yemin, o kimseye sadece işaret etmekle, mektub yazmakla veya haber göndermekle bozulmuş olmaz. Çünkü bu işler, konuşma ve söyleme sayılmaz.<br />
                 &#8220;Konuşmayacağım&#8221; diye yemin eden kimse, namazda Kur&#8217;ân okumakla veya tesbih çekmekle hanis olmaz (yemini bozulmaz). Namaz dışında ise bir görüşe göre hanis olur, diğer bir görüşe göre olmaz. Çünkü bu okuma, örfde konuşma sayılmaz. Diğer kitabları okumada da alimlerin ihtilâfı vardır.<br />
                 &#8220;Oruç tutmam&#8221; diye yemin eden kimse oruca niyet edip başlayınca hanis olur. Çünkü orucun mahiyeti mutlak surette imsaktan ibarettir. O da, oruca başlamakla gerçekleşmiş olur.<br />
&#8220;Namaz kılmamaya&#8221; yemin eden kimse, namaza başlayıp ilk rek&#8217;atta secdeye alnını koymakla hanis olur. Çünkü böyle bir rekât kılınmadıkça namazın mahiyeti tamamen bulunmuş olmaz.<br />
&#8220;Hac yapmamaya&#8221; yemin eden bir kimse de, sahih bir hacca başlayıp farz olan tavafın çoğunu yapınca hanis olur.<br />
                 &#8220;Zevcesini döğmemeğe&#8221; yemin eden kimse, onun saçlarını çekse veya gerdanını ısırsa veya sıkıştırsa veya burnuna dokunup kanatsa bakılır: Eğer bunları öfke halinde yapmışsa hanis olur. Oynaşma halinde yapmış ise, sahih olan görüşe göre hanis olmaz. Bununla beraber bu döğmekte acı vermek şarttır. Maksada gelince, bunda iki görüş vardır. Bir görüşe göre, kasıd da şarttır. Diğer bir görüşe göre şart değildir. Onun için böyle yemin eden kimse, başkasını döğmek isterken, yanlışlıkla zevcesine vuracak olsa, birinci görüşe göre hanis olmaz, çünkü kasıd bulunmamıştır. Buna örfen de döğme denmez. İkinci görüşe göre hanis olur; çünkü döğme işi gerçekleşmiştir (bunda kasıd aranmaz).<br />
                 &#8220;Yeryüzünde oturmamaya&#8221; yemin eden kimse, yere bitişik olmayan bir sergi, bir hasır, deri veya tahta üzerine otursa hanis olmaz.<br />
Yine: &#8220;Şu döşek üzerinde uyumamaya&#8221; yemin eden kimse, o döşek üzerine konulan başka bir döşek üzerinde uyusa hanis olmaz.<br />
Yine: &#8220;Şu tahta üzerinde uyumamaya&#8221; yemin eden kimse, onun üzerine konulan diğer bir tahta üzerinde uyusa, yemininde hanis olmaz. Fakat döşek üzerine bir yüz takılsa veya tahtanın üzerine bir sergi çekilse, bir hasır döşense hanis olur.<br />
                 &#8220;Yatağımda&#8221; veya &#8220;şu yatakta uyumam&#8221; diye yemin eden kimse, bedenin çoğunluğu ile o yatağa girip uyumadıkça hanis olmaz.<br />
                 &#8220;Bir yere veya bir eve ayağını basmayacağına&#8221; yemin eden kimse, o yere sonradan yürüyerek veya bir şeye binerek gidecek olsa hanis olur. Çünkü bir yere ayak basmak, örfde oraya girmek demektir. Fakat böyle yemin ederken yürüyerek girmeyeceğini kasdetmiş bulunursa, binitli olarak girmekle hanis olmaz. Çünkü sözünün gerçeğini dilemiş olur.<br />
                 &#8220;Bir yere girmeyeceğine&#8221; yemin eden kimse, oraya tutulup sokulsa, hanis olmaz. Bu davranışa karşı çıkmasa da hüküm aynıdır. Çünkü yemini, bizzat kendisinin gitmesi ile ilgilidir. Fakat bu yere sonradan kendisi girecek olsa, hanis olur.<br />
                 Şiddet ve zorlama, bir maksadı gidermeyeceği cihetle, yeminin akdine engel olmaz. Buna göre: &#8220;Şu belli şeyi yemeyeceğim&#8221; diye zorla veya rızası üzere yemin eden kimse, o şeyi sonradan şiddet ve zorlama ile yiyecek olsa hanis olur. Yine baygın veya mecnun olduğu halde yediği takdirde de hüküm böyledir.<br />
Fakat: &#8220;İçmeyeceğine&#8221; yemin ettiği bir şeyi, başkaları zorla boğazına akıtacak olsalar hanis olmaz. Çünkü bunda kendi işi bulunmamıştır. Sonradan kendi rızası ile içerse hanis olur.<br />
(İmam Şafiîye göre zorlama, yemin bağlantısına engel olur.)<br />
                 &#8220;Vallahi yersem, içersem, giyersem şöyle olsun&#8221; şeklinde yemin eden kimse, her ne yese, ne içse, ne giyinse hanis olur. Eğer ben şu yemeği, şu suyu veya şu elbiseyi kasdettim dese, benimsenen görüşe göre gerek kaza (mahkeme hükmü), gerekse diyanet bakımından sözü kabul edilmez.<br />
Fakat, &#8220;Vallahi bir şey yersem, bir şey içersem, bir şey giyersem şöyle olsun&#8221; diye yemin eden kimse, bununla belli bir şeyi kasdetmiş olduğunu söylerse, kaza (hüküm) bakımından değil de, diyanetçe tasdik olunur.<br />
                 &#8220;Falan şahsın kardeşleri, zevceleri, dostları ile konuşmayacağım&#8221; diye yemin eden kimse, bunların hepsi ile konuşmadıkça hanis olmaz. Kardeşlerinin veya dostlarının bir kısmı ile konuşmuş olsa da hanis olmaz; çünkü yeminde bunların tümü murad edilmiştir. Fakat o şahsın yalnız bir kardeşi veya bir zevcesi veya bir dostu olduğunu bildiği halde böyle yemin etse, yalnız biri ile konuşmakla hanis olur.<br />
                 Bir kimse, başkasındaki bir alacağını taksit taksit almayacağına yemin ettiği halde, ondan bir mikdarını alacak olsa, bundan sonra geri kalanını da almadıkça hanis olmaz.<br />
                 Bir kimse: &#8220;Malı bulunmadığına&#8221; dair yemin ettiği halde, ticaret için olmayan eşyası, akarı veya arazisi bulunsa, bununla hanis olmaz, çünkü bunlara örfde mal denmez, denilirse hanis olur.<br />
                 &#8220;Ben bu işi elbette yapacağım, şu adamı elbette ziyaret edeceğim&#8221; şeklinde yapılan yeminler, bir defa için geçerlidir. Bir defa ziyaret yapılınca yemin yerine gelmiş olur.<br />
                 Çocukların, delilerin, uykuda bulunanların yeminleri geçerli değildir. Fakat sarhoşluk veren içkilerden birini içmiş olan bir sarhoşun yemini, aklı başında onlanın yemini gibidir. Çünkü onun sarhoşluğu, kendi kasıd ve iradesine bağlıdır. Onun için ettiği yemine bağlı kalmazsa hanis olur.<br />
                 &#8220;İnşallah=Allah dilerse&#8221; şeklinde istisnada bulunarak Allah&#8217;ın dilemesine bağlanan yemin ve adaklarda, yemine veya adağa aykırı bulunmak hali düşünülmez. Bunun için bir kimse: &#8220;Allah&#8217;a kasem ederim ki, yarın inşallah şu işi yapacağım&#8221; diye yemin etse veya: &#8220;Şu işim olursa, İnşallah şu kadar gün oruç tutayım&#8221; diye adakta bulunsa da ertesi gün o işi yapmamış olsa veya işi olduğu halde adadığı orucu tutmasa hanis olmaz ve günah işlemiş olmaz. Çünkü bu halde o işin yapılması veya orucun tutulması, Yüce Allah&#8217;ın dilemesine bağlanmıştır. Allah&#8217;ın herhangi bir işi dileyip dilemediği, o iş meydana gelmeden önce bizim tarafımızdan bilinemez.<br />
Bu gibi istisnalar (Allah dilerse sözleri), İmam Azam ile İmam Muhammed&#8217;e göre sözün hükmünü geçersiz kılar. O sözü kesinlik halinde çıkarır. İmam EbûYusuf&#8217;a göre de, o bir şart yerindedir. Artık o şart bizce gerçekleşmedikçe (yemin anında o işin meydana gelmesi bizce bilinmedikçe) ceza gerekmez.<br />
(İmam Malik&#8217;e göre, bu istisna halinde de, yeminin ve nezrin hükmü lâzım gelir.Çünkü her şey Allah&#8217;ın dilemesine bağlıdır. İnşallah denmesi, teberrük içindir. Bundan dolayı onu söylemekle yapılan yeminin veya nezrin hükmü değişmez.)</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: Büyük İslam İlmihali &#8211; Ömer Nasuhi Bilmen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/yemine-dair-cesitli-meseleler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kasem Suretiyle Olan Yeminin Nevileri ve Hükümleri</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/kasem-suretiyle-olan-yeminin-nevileri-ve-hukumleri.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/kasem-suretiyle-olan-yeminin-nevileri-ve-hukumleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Jun 2009 09:08:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Gamus yemin]]></category>
		<category><![CDATA[kasem]]></category>
		<category><![CDATA[Kasem Suretiyle Olan Yeminin Nevileri ve Hükümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Lağıv yemin]]></category>
		<category><![CDATA[Mün'akid yemin]]></category>
		<category><![CDATA[yalan yere yemin etmek]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlıkla yemin etmek]]></category>
		<category><![CDATA[yemin çeşitlşeri]]></category>
		<category><![CDATA[yeminin hükmü]]></category>
		<category><![CDATA[yenimin gereklilikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=3346</guid>
		<description><![CDATA[                Kasem suretiyle olan yeminler: Lağıv (boş yere) yemin, Gamus (yalan yere) yemin ve mün&#8217;akıd (şarta bağlı yemin) kısımlarına ayrılır. Şöyle ki: 1) Lağıv yemin: Yanlışlıkla veya doğru olduğu zannı ile yalan yere yapılan yemindir. Bir kimsenin bir maksadı olmaksızın başka bir şey söylecek yerde &#8220;Vallahi&#8221; diye yemin etmesi bu kısımdandır. Yine, borcunu ödemediği halde, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>                Kasem suretiyle olan yeminler: Lağıv (boş yere) yemin, Gamus (yalan yere) yemin ve mün&#8217;akıd (şarta bağlı yemin) kısımlarına ayrılır. Şöyle ki:<br />
<strong>1) Lağıv yemin:</strong> Yanlışlıkla veya doğru olduğu zannı ile yalan yere yapılan yemindir. Bir kimsenin bir maksadı olmaksızın başka bir şey söylecek yerde &#8220;Vallahi&#8221; diye yemin etmesi bu kısımdandır.<br />
Yine, borcunu ödemediği halde, ödemiş olduğunu sanarak &#8220;Vallahi borcumu ödedim&#8221; diye yemin etmesi böyledir. Bu tür yeminden dolayı keffaret gerekmez. Bunun bağışlanacağı umulur.<br />
<strong>2) Gamus yemin:</strong> Yalan yere kasden yapılan yemindir. Borcunu ödemediğini bildiği halde bir şahsın: &#8220;Vallahi ben borcumu ödedim&#8221; diye yemin etmesi bu türdendir. Bu, pek büyük bir günahtır. Böyle yalan bir yemin evleri harab eder, yalancıları perişan bırakır.<span id="more-3346"></span> Bunun bağışlanması için keffaret yeterli olmaz. Bundan dolayı yalnız tevbe edip mağfiret dilemek ve bu yüzden bir kimsenin hakkını zayi etmişse onu yerine getirip helâllik almak gerekir.<br />
(İmam Şafiîye göre, Gamus yeminden dolayı da keffaret gerekir.)<br />
<strong>3) Mün&#8217;akid yemin:</strong> Mümkün olan ve geleceğe ait olan bir şey hakkında yapılan yemindir. &#8220;Vallahi ben yarın borcumu vereceğim, vallahi ben falan kimse ile konuşmayacağım&#8221; denilmesi gibi&#8230;<br />
Böyle bir yemin üzerinde durulursa keffaret gerekmez. Fakat yemin bozulursa, keffaret gerekir. Yukarıdaki yemininde borcunu ödemezse veya adamla konuşursa yemin bozulmuş olur ve keffaret ödenir.<br />
İşte bizce, yalnız bu tür yeminlere riayet edilmemesinden dolayı keffaret gerekir. İster riayetsizlik bir zorlama karşısında, ister unutarak, ister yanılarak olsun, hüküm aynıdır. Bu tür yeminin bozulmasında dinî bir görevi yerine getirme veya insanlar için bir yarar varsa, yemin bozulur ve keffaret ödenir. Bozulmasında bir yarar yoksa, yemine riayet edilmesi gerekir. Bu kimse borcunu ödememeye veya babası ile konuşmamaya yemin etse, bu yemine riayet edemez. Borcunu vermesi ve babası ile konuşması gerekir. Sonra da af dileyerek keffaretini yerine getirir.<br />
 </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: Büyük İslam İlmihali &#8211; Ömer Nasuhi Bilmen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/kasem-suretiyle-olan-yeminin-nevileri-ve-hukumleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

