<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslami Yol... &#187; Hanım Sâhabîler</title>
	<atom:link href="http://www.islamiyol.com/kategori/islam-buyukleri/sahabe-i-kiram-islam-buyukleri/hanim-sahabiler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamiyol.com</link>
	<description>Kur&#039;an&#039;ın Işığında...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 16:27:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Hanım Sahabeler</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/hanim-sahabeler.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/hanim-sahabeler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jul 2011 18:55:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hanım Sâhabîler]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[Afra Hatun]]></category>
		<category><![CDATA[Aişe Binti Sad]]></category>
		<category><![CDATA[Âtike Binti Zeyd]]></category>
		<category><![CDATA[Ayse-i Siddiyka]]></category>
		<category><![CDATA[Cemile Binti Sabit]]></category>
		<category><![CDATA[Cemile Binti Übey]]></category>
		<category><![CDATA[Cuveyriye Bint-i Haris]]></category>
		<category><![CDATA[Diğer Hanım Sahabilerden]]></category>
		<category><![CDATA[Dürre Bint-i Ebi Leheb]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Emame Bint-i Ebi'l As]]></category>
		<category><![CDATA[Erva Binti Abdülmüttalib]]></category>
		<category><![CDATA[Esma Bint-i Amr]]></category>
		<category><![CDATA[Esma Bint-i Umeys]]></category>
		<category><![CDATA[Esma Binti Yezid]]></category>
		<category><![CDATA[Fatıma]]></category>
		<category><![CDATA[Fatima Bin Esed]]></category>
		<category><![CDATA[Fatıma Binti Yeman]]></category>
		<category><![CDATA[Fatime Binti Hattab]]></category>
		<category><![CDATA[Fatime Binti Kays]]></category>
		<category><![CDATA[Habibe Binti Cahş]]></category>
		<category><![CDATA[Hafsa]]></category>
		<category><![CDATA[Hala ve Teyzeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Halide binti Esved]]></category>
		<category><![CDATA[Hanım Sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[Hatice-yi Kübra]]></category>
		<category><![CDATA[Meymune bint-i Haris]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Hanımları]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Kızları]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Torunları]]></category>
		<category><![CDATA[Rukiyye]]></category>
		<category><![CDATA[Safiye Bint-i Hayy]]></category>
		<category><![CDATA[Safiyye Binti Abdülmuttalib]]></category>
		<category><![CDATA[sahabeler]]></category>
		<category><![CDATA[Sûde Bint-i Zem'a]]></category>
		<category><![CDATA[Ümm-i Habibe]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmü Gülsum]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmü Haram]]></category>
		<category><![CDATA[Zeyneb Bint-i Cahş]]></category>
		<category><![CDATA[Zeyneb Bint-i Huzeyme]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Bint-i Ali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=5003</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/hanım-sahabeler.bmp"><img class="alignnone size-full wp-image-5005" title="hanım sahabeler" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/07/hanım-sahabeler.bmp" alt="" /></a><span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/hanim-sahabeler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.Fatıma(r.a)’nın İsimleri</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/hz-fatimar-a%e2%80%99nin-isimleri.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/hz-fatimar-a%e2%80%99nin-isimleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 22:24:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hanım Sâhabîler]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Büyükleri]]></category>
		<category><![CDATA[hz fatima]]></category>
		<category><![CDATA[hz fatima'nın isimleri]]></category>
		<category><![CDATA[hz fatma]]></category>
		<category><![CDATA[hz fatma isimleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4188</guid>
		<description><![CDATA[Sıddıka; çok tasdik eden (Allah”ın selâmı ona olsun). Hz. Fatıma babasının sözlerini tasdik eder, onları davranışlarıyla da doğrulardı. Sözlerini eksiksiz yerine getirirdi. O, es-Sıddıkatu”l-Kübra idi. Torunu İmam Sadık”tan da rivayet edildiği gibi, asırlar onun marifeti ekseninde döndüler. Mübareke: Ondan çok hayır kaynaklandığı için bu ismi almıştır. Kur”ân onu Kevser diye isimlendirir. Bunun nedeni de Hz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-4189" title="hzfatima" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2010/06/hzfatima-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Sıddıka</strong>; çok tasdik eden (Allah”ın selâmı ona  olsun). Hz. Fatıma babasının sözlerini tasdik eder, onları  davranışlarıyla da doğrulardı. Sözlerini eksiksiz yerine getirirdi. O,  es-Sıddıkatu”l-Kübra idi. Torunu İmam Sadık”tan da rivayet edildiği  gibi, asırlar onun marifeti ekseninde döndüler.</p>
<p><strong>Mübareke</strong>: Ondan çok hayır kaynaklandığı için bu ismi  almıştır. Kur”ân onu Kevser diye isimlendirir. Bunun nedeni de Hz.  Peygamber”in (s.a.v) soyunun onun aracılığıyla devam etmesidir. Ya da  Allah”ın, Resul”üne verdiği çok hayrın en önemli göstergelerinden  biridir. Nitekim Kevser Suresi”nde buna değinilir.</p>
<p>İbn Abbas, Peygamberimizin (s.a.v) şöyle dediğini rivayet eder:  “Kızım Fatıma beşerî bir huridir. Hayız kanı görmez, Allah onu ve  sevenlerini ateşten koruduğu için ”Fatıma” adını almıştır.”[1]</p>
<p>Resulullah (s.a.v) bir diğer hadiste de şöyle buyuruyor: “Fatıma,  insan hurilerdendir. Cenneti özlediğimde, onu öperdim.”[2]</p>
<p>Enes b. Malik”in annesi şöyle der: “Fatıma,  dolunay gibiydi. Ya da  bulutların ardından çıkan güneş gibiydi. Kızıla çalan bir beyazlığı  vardı. Saçları simsiyahtı. İnsanlar içinde Resulullah”a (s.a.a) en çok  benzeyen oydu.”[3]</p>
<p>Her türlü kirden ve pislikten arındığı için, kendisine Tahire lakabı  verilmişti. Nitekim Kur”ân-ı Kerim Tathir Ayeti”nde onun her türlü  kirden temizlenmiş olduğuna tanıklık etmiştir.</p>
<p>Hz. Fatıma”nın bir lakabı “<strong>Raziye</strong>“, bir diğeri de “<strong>Merziyye</strong>“dir.  Çünkü o, kendisi için takdir edilen dünyanın acılarına, zorluklarına,  musibetlerine ve bunlardan dolayı alacağı sevaba razıydı. Kur”ân-ı  Kerim”in “İnsân Suresi”nde haber verdiği gibi, Rabbinin katında razı  olunmuş biriydi. Rabbi, onun çabasından razı olmuş ve onu en büyük  korkudan emin kılmıştı. O, haklarında “Allah onlardan razıdır, onlar da  Allah”tan razıdırlar.”[4] buyurulanlardan biridir. Rabbinden çok  korktuğundan kuşku yoktur; onun hayatı bunun tanığıdır.</p>
<p>Resulullah (s.a.v) ona “<strong>Ümmü Ebîha</strong>” yani “<strong>Babasının  Anası</strong>” lakabını takmıştı. Bu, onun değerine, saygınlığına  yönelik bir işaretti. Çünkü hiç kimseyi, Peygamberimiz (s.a.v), onu  sevdiği kadar sevmiyordu. Hiç kimse Peygamber (s.a.v) yanında onun  derecesine ve konumuna yetişememiştir. Hz. Peygamber (s.a.v), ona,  evlâdın annesine yaptığı muamelenin aynısını yapıyordu. Nitekim o da,  Hz. Peygamber”e (s.a.v) annenin evlâdına davrandığı gibi davranıyordu.  Çünkü Peygamber”i (s.a.v) kucaklıyor, yaralarını sarıyor ve acılarını  hafifletiyordu.<br />
————————————————————-<br />
[1]- Tarih-i Bağdad, 12/331, Hadis no: 6772<br />
[2]- Tarih-i Hatib el-Bağdadî, 5/87; el-Gadîr, 3/18<br />
[3]- el-Müstedrek, Hakim, 3/161<br />
[4]- Mâide, 119</p>
<p><a href="http://www.islamidavet.com/hz-fatimaasnin-isimleri.html" target="_blank">Kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/hz-fatimar-a%e2%80%99nin-isimleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.Peygamber(s.a.v)’in gözünde Hz.Hatice(r.a)</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/hz-peygambers-a-v%e2%80%99in-gozunde-hz-haticer-a.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/hz-peygambers-a-v%e2%80%99in-gozunde-hz-haticer-a.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 22:20:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hanım Sâhabîler]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Büyükleri]]></category>
		<category><![CDATA[hatice bint-i huveylid]]></category>
		<category><![CDATA[hz muhammed hz hatice]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Hatice]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=4185</guid>
		<description><![CDATA[Hatice, kadınlar içinde Hz. Muhammed’in (s.a.a) davetine ilk inanan kimseydi. Onun kutsal hedefleri uğrunda sahip olduğu her şeyi feda etti. Bütün servetini Hz. Resulullah’ın (s.a.a) önüne koydu ve şöyle dedi: Sahip olduğum her şey senin önünde ve senin emrindedir. Allah sözünün yücelmesi ve dininin yayılması uğruna bu malı dilediğin gibi kullan. Hz. Peygamber’le birlikte Kureyş’in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-4186" title="hzmuhammed" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2010/06/hzmuhammed-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />Hatice, kadınlar içinde Hz. Muhammed’in (s.a.a) davetine ilk inanan kimseydi. Onun kutsal hedefleri uğrunda sahip olduğu her şeyi feda etti. Bütün servetini Hz. Resulullah’ın (s.a.a) önüne koydu ve şöyle dedi: Sahip olduğum her şey senin önünde ve senin emrindedir. Allah sözünün yücelmesi ve dininin yayılması uğruna bu malı dilediğin gibi kullan.<br />
Hz. Peygamber’le birlikte Kureyş’in işkencelerine, boykotuna, kuşatmasına katlandı. Kuşkusuz Hatice’nin bu benzersiz ihlâsı, bu samimi imanı, bu içten sevgisi, Resulullah’tan (s.a.a) gerekli karşılığı alacaktı. Hak ettiği sevgiyle, ihlâsla ve saygıyla karşılık görecekti. Resulullah (s.a.a) onu öylesine derin bir sevgiyle seviyordu ki, ona o denli vefa duygusuyla bağlıydı ki, bu sevgi Hatice’nin ölümünden sonra da devam etti. Diğer eşlerinden hiç kimse Hatice’nin yerini tutamadı. Nitekim Peygamberimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur:<br />
Ümmetimin kadınlarının en hayırlısı, Hatice bint-i Huveylid’dir.[1]<br />
Aişe’nin şöyle dediği rivayet edilir:<br />
Hz. Resulullah’ın (s.a.a) yanında Hatice anıldığı zaman, onu övmekten ve onun için bağışlanma dilemekten üşenmezdi. Bir gün yine onu andı. Bu, kıskançlık duygularımın kabarmasına neden oldu. Dedim ki: “Bir kocakarı değil miydi? Allah sana ondan daha iyisini vermedi mi?” Peygamber (s.a.a) bu sözümden dolayı o kadar öfkelendi ki, saçlarının ön tarafları titriyordu. Dedi ki:<br />
“Allah’a yemin ederim ki, ondan daha iyisi bana verilmiş değildir. İnsanların inkâr ettikleri bir zamanda o bana inandı, insanların beni yalanladıkları bir sırada o beni doğruladı. İnsanların beni her şeyden yoksun bıraktıkları bir sırada o sahip olduğu her şeyi benim için harcadı. Diğer eşlerim beni evlâttan yoksun bırakırken, Allah ondan bana evlât bahşetti.”<br />
Aişe diyor ki: “Bunun üzerine kendi kendime şöyle dedim: Allah’a yemin ederim ki, bir daha onun hakkında kötü bir şey söylemeyeceğim.”[2]<br />
Bir rivayette Cebrail’in (a.s) Resulullah’a (s.a.a) inip şöyle dediği yer alır:<br />
Yanına gelen Hatice’dir. Rabbinin selâmını ona söyle. Onu cennette gürültüsü olmayan ve bitkinliğin yaşanmayacağı kamıştan bir evle müjdele.[3]<br />
Hz. Peygamber (s.a.a) ona derin bir saygı beslediği ve takdir ettiği için onun arkadaşlarına da saygı gösterir ve onlara ikramda bulunurdu. Nitekim Enes şöyle rivayet eder: Hz. Peygamber’e bir hediye verildiği zaman şöyle derdi:<br />
Bu hediyeyi falan kadının evine götürün. O Hatice’nin arkadaşıydı. Hatice onu severdi.[4]<br />
Rivayet edilir ki: Peygamber efendimiz (s.a.a) bir koyun kestiği zaman, “Bunu Hatice’nin arkadaşlarına gönderin.” derdi. Aişe bunun sebebini sorduğunda ise, “Ben, onun sevdiklerini severim.” derdi.<br />
Rivayet edilir ki: Bir gün, Hz. Peygamber (s.a.a) Aişe’nin evinde bulunurken bir kadın gelir. Hz. Peygamber (s.a.a) bu kadını karşılar, onunla sıcak ve samimi bir şekilde ilgilenir. Bir an önce kadının ihtiyacını gidermeye çabalar. Aişe buna şaşırır. Resulullah (s.a.a) şöyle der: “Bu kadın Hatice yaşarken bize gelip giderdi.”<span id="more-4185"></span><br />
Hatice, Allah katında yüce bir makama ve yüksek bir dereceye eriştikten sonra, Resulullah’ın (s.a.a) takdir ve saygısını hak etmişti. Allah ona cennette yüksek bir derece bahşetti. Resulullah (s.a.a) onun cennetteki yerini açıklarken şöyle derdi:<br />
Cennet kadınlarının en üstünleri Hatice bint-i Huveylid, Fatıma bint-i Muhammed, Meryem bint-i İmran ve Firavun’un karısı Asiye bint-i Mezahim’dir.[5]<br />
[1]-Tezkiretu’l-Havas, s.302, Necef basımı; Müsned-i İmam Ahmed, 1/143<br />
[2]-Tezkirtu’l-Havas, s.303<br />
[3]- age.<br />
[4]-Sefinetu’l-Bihar, 2/570, tahkikli baskı<br />
[5]-Zehairu’l-Ukba, Taberî, s.52; el-Müstedrek, Hakim, 3/160, 185</p>
<p><a href="http://www.islamidavet.com/hz-peygambersaain-nezdinde-hz-haticera.html" target="_blank">Kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/hz-peygambers-a-v%e2%80%99in-gozunde-hz-haticer-a.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efendimiz’in Kayınvalidesi, Hz. Ebu Bekir&#8217;in Eşi Ümmü Ruman (r.a)</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/efendimiz%e2%80%99in-kayinvalidesi-hz-ebu-bekirin-esi-ummu-ruman-ra.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/efendimiz%e2%80%99in-kayinvalidesi-hz-ebu-bekirin-esi-ummu-ruman-ra.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2009 15:30:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hanım Sâhabîler]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Büyükleri]]></category>
		<category><![CDATA[Allah Rasulü’nün hanımını yetiştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz’in Kayınvalidesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Aişenin annesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ayşenini annesi Ümmü Ruman]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ebu Bekir'in Eşi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ebu Bekir'in Eşi Ümmü Ruman]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmü Ruman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=2970</guid>
		<description><![CDATA[Ümmü Ruman (r.a) Mekke’ye sonradan gelip yerleşen bir ailenin, asıl adı Zeynep olan kızıdır. Kadın sahabilerin belki de en kutlu, en mutlu olanıdır. Çünkü o, alemin yaratılış sebebi fahr-i kainat Efendimiz’e (s.a.v) kayınvalide, sadık dost diye anılan Hz. Ebu Bekir’e (r.a) eş ve Hz. Aişe (r.a) gibi bir peygamber hanımına, Rasul’ün incisine anne olmuştur… Ümmü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2009/04/efendimize28099in-kayinvalidesi-hz-ebu-bekirin-esi-ummu-ruman-ra.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-2971" title="efendimize28099in-kayinvalidesi-hz-ebu-bekirin-esi-ummu-ruman-ra" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2009/04/efendimize28099in-kayinvalidesi-hz-ebu-bekirin-esi-ummu-ruman-ra.gif" alt="efendimize28099in-kayinvalidesi-hz-ebu-bekirin-esi-ummu-ruman-ra" width="140" height="200" /></a>Ümmü Ruman (r.a) Mekke’ye sonradan gelip yerleşen bir ailenin, asıl adı Zeynep olan kızıdır. Kadın sahabilerin belki de en kutlu, en mutlu olanıdır. Çünkü o, alemin yaratılış sebebi fahr-i kainat Efendimiz’e (s.a.v) kayınvalide, sadık dost diye anılan Hz. Ebu Bekir’e (r.a) eş ve Hz. Aişe (r.a) gibi bir peygamber hanımına, Rasul’ün incisine anne olmuştur…</p>
<p>Ümmü Ruman daha İslam’ın geldiği ilk günlerde Müslüman olmuş ve Hz. Ebu Bekir’i (r.a) yalnız bırakmamıştır. Kocası ile birlikte müşriklerin işkencelerine sabretmiş ve ona desteğini esirgememiştir. Hz. Ebu Bekir’in en sadık dostu olduğu Peygamberimiz’i pek çok kez evinde misafir etme bahtiyarlığına eren Ümmü Ruman bundan her zaman büyük mutluluk ve onur duymuştur.</p>
<p>“Aişe’yi koruyup ona iyi muamele etmenizi tavsiye ederim”<span id="more-2970"></span></p>
<p>Efendimiz (s.a.v) yine Ümmü Ruman’ın (r.a) evini şereflendirir. Bu gelişe hayli memnun olan Ümmü Ruman’a Efendimiz (s.a.v) bir tavsiyede bulunur. “Aişe’yi koruyup ona iyi muamele etmenizi tavsiye ederim” der. Ümmü Ruman (r.a) bu tavsiyede mutlaka bir hikmet olduğunu düşünerek; kendisine söyleneni harfiyen yerine getirmeye çalışır. Rasul-i Ekrem’in (s.a.v) niçin böyle bir öneride bulunduğunu tam olarak bilmemektedir. Fakat her şeyden önce Allah Rasulü’nün sözüne itaati tamdır. Hz. Aişe’nin (r.a) eğitiminin dört dörtlük olmasına her zamankinden daha fazla itina gösterir.</p>
<p>Ancak Hz. Aişe henüz küçüktür, bazı hataları olmaktadır ve bir anne çocuğuna her zaman çok müşfik davranamayabilir. Bir gün yine böyle bir durumda Ümmü Ruman, (r.a) kızı Aişe’nin kalbini kırar. Hz. Ebu Bekir’i ziyarete gelen Efendimiz (s.a.v) Aişe’yi (r.a) ağlar halde görür ve niçin ağladığını sorar. Hz. Aişe kendisini annesinin ağlattığını söyler. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v) Ümmü Ruman’a “Sana Aişe’ye iyi davranmanı söylemedim mi?” diyerek sitem eder. Ümmü Ruman (r.a) bu olayın ardından kızıyla ilgili konularda daha dikkatli davranmaya özen gösterir. Zira Efendimiz’in sitemi konunun ciddiyetini ortaya koymaya yetmiştir.</p>
<p><strong>Allah Rasulü’nün hanımını yetiştirmek</strong></p>
<p>Hz. Hatice’nin (r.a) vefatının üzerinden üç yıl geçtiğinde Osman ibni Muaz’ın hanımı Havle, Efendimiz’e (s.a.v) gelerek, Aişe ile nikahlanmasını teklif eder. Bu evliliğe sıcak bakan Rasul-i Ekrem, onu Hz. Ebu Bekir’in (r.a) evine gönderir. Havle sevinçle Hz. Ebu Bekir’in evine gider ve kapıyı açan Ümmü Ruman’a (r.a): “Ya Ümmü Ruman! Allah sana hayır ve bereket ihsan etti. Sen bunun ne olduğunu biliyor musun?” diye sorar. Ümmü Ruman’ın merak içinde kaldığını gören Havle anlatmaya başlar, kendisini Rasulullah’ın (s.a.v) yolladığını söyler önce. Daha sonra sebeb-i ziyaretini açıklar. Aişe’ye dünür gelmiştir. Bu teklife çok sevinen Ümmü Ruman cevabı eşinin vereceğini belirtir. Böylece Havle Hz. Ebu Bekir’in eve dönmesini bekler ve gelir gelmez konuyu ona da açar. Hz. Ebu Bekir (r.a) için bu çok büyük bir saadettir. Fakat aklına takılan bir husus vardır. Havle’ye “Aişe onun kardeşinin kızıdır. Bu uygun olur mu?” diye sorar. Havle (r.a) bu şüpheyi ondan kaldırmak için Rasulullah’a (s.a.v) gider ve aralarında geçen diyaloğu aktarır. Efendimiz “Git ona söyle. O benim din kardeşimdir. Kızı bana helaldir” buyurur. Böylece Hz. Ebu Bekir kızını Efendimiz’e verir.</p>
<p>Bu nişan hadisesinin ardından Ümmü Ruman’ın omuzlarına daha ağır bir yük binmiştir. Çünkü artık o bir kız çocuğu yetiştirmekten ziyade; Allah’ın Rasulü’ne eş olacak bir hanım yetiştirmektedir. Bu nedenle kızı Aişe’ye daha titiz, daha dikkatli bir şekilde davranmaya başlar, eğitiminde her türlü ayrıntıya dikkat eder. Adeta gözünden sakınır. Zira onun için kızı, Rasulullah’ın (s.a.v) bir emanetidir bundan böyle.</p>
<p>Efendimiz (s.a.v) ve Hz. Ebu Bekir (r.a) hicret ettiklerinde ailelerini Mekke’de bırakmışlardır. Bir müddet sonra Zeyd ve Hz. Ebu Bekir’in oğlu Abdullah ev halkını getirmek için Mekke’ye gelirler. Efendimiz’in ehl-i beyti ve Hz. Ebu Bekir’in ailesini de alıp Medine yolunu tutarlar. Yolda bir ara Hz. Aişe’nin devesi farklı bir yöne gider. Bu durum Ümmü Ruman’ı fazlasıyla telaşlandırır. Gözünden bile sakındığı, Allah Rasulü’nün emaneti olarak gördüğü kızına bir şey olmasından korkarak “Eyvah kızım! Eyvah gelinciğim!” diye feryad eder. Yüce Allah’ın inayeti ile deve geri geldiğinde yüreğine su serpilen Ümmü Ruman ve kafiledeki diğer sahabiler güvenlice Medine’ye varırlar.<br />
“Allahım! Senin ve Rasulü’nün yolunda Ümmü Ruman’ın neler çektiği Sana gizli değildir.”</p>
<p>Efendimiz ile Hz. Aişe’nin Medine’de kıyılan nikahlarının ardından Ümmü Ruman (r.a) dünyanın en bahtiyar insanları arasına girer. Zira o artık Efendimiz’le akraba olma şerefine ermiştir. Hicretin ardından Medine’de geçirdikleri altıncı yılda vefat eden Ümmü Ruman’ın (r.a) cenaze işleriyle bizzat Efendimiz (s.a.v) ilgilenmiştir. Onu kabrine indirmiş ve kendisi için Allah’tan af dilemiştir. Ümmü Ruman’ın Baki Kabristanı’ndaki mezarı başında söylediği şu söz ona verdiği değeri de gösterir: “Allahım! Senin ve Rasulü’nün yolunda Ümmü Ruman’ın neler çektiği sana gizli değildir.”</p>
<p>İbadet, edep ve teslimiyet konusunda bizlere örnek olan Ümmü Ruman (r.a) hakkında Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kim cennet hurilerinden birine bakmaktan hoşlanırsa Ümmü Ruman’a baksın.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/efendimiz%e2%80%99in-kayinvalidesi-hz-ebu-bekirin-esi-ummu-ruman-ra.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efendimiz’e Annelik Yaptı; Ebu Talib&#8217;in Eşi Fatıma Binti Esed</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/efendimiz%e2%80%99e-annelik-yapti-ebu-talibin-esi-fatima-binti-esed.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/efendimiz%e2%80%99e-annelik-yapti-ebu-talibin-esi-fatima-binti-esed.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2009 15:26:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hanım Sâhabîler]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Büyükleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu Talib'in Eşi]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu Talib'in Eşi Fatıma Binti Esed]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimizin Yengesi Fatıma]]></category>
		<category><![CDATA[Efendimiz’e Annelik Yaptı]]></category>
		<category><![CDATA[Fatıma Binti Esed]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali’nin annesi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin yengesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=2966</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Ali’nin annesi, Efendimiz’in amcası Ebu Talib’in eşi Fatıma binti Esed Mekke’deki Haşimoğulları kabilesindendi. Amcasının oğlu Ebu Talib ile evlenmiş, bu evlilikten Talib, Akil, Cafer ve Ali adında dört oğlu; Ümmü Hani, Cümane, Rayta ve Esma adında da dört kızı dünyaya gelmişti. Henüz sekiz yaşındayken dedesi vefat eden Efendimiz (s.a.v), amcası Ebu Talib’in himayesi altındaydı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2009/04/efendimize28099e-annelik-yapti-ebu-talibin-esi-fatima-binti-esed.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-2967" title="efendimize28099e-annelik-yapti-ebu-talibin-esi-fatima-binti-esed" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2009/04/efendimize28099e-annelik-yapti-ebu-talibin-esi-fatima-binti-esed.gif" alt="efendimize28099e-annelik-yapti-ebu-talibin-esi-fatima-binti-esed" width="140" height="200" /></a>Hz. Ali’nin annesi, Efendimiz’in amcası Ebu Talib’in eşi Fatıma binti Esed Mekke’deki Haşimoğulları kabilesindendi. Amcasının oğlu Ebu Talib ile evlenmiş, bu evlilikten Talib, Akil, Cafer ve Ali adında dört oğlu; Ümmü Hani, Cümane, Rayta ve Esma adında da dört kızı dünyaya gelmişti. Henüz sekiz yaşındayken dedesi vefat eden Efendimiz (s.a.v), amcası Ebu Talib’in himayesi altındaydı. Gerek amcası gerekse yengesi Fatıma (r.a), Efendimiz’e manevi bir baba ve annelik yaparak yetimlik acısını tattırmamaya gayret ediyorlardı.</p>
<p>Yengesi Fatıma, daha ilk günden Efendimiz’i kendi çocuklarından ayırt etmemiş, hatta ona daha çok ilgi, sevgi ve şefkat göstermişti. Onda diğer çocuklarda olmayan bir hal olduğu hemen her gün dikkatini çekiyordu. Yemeğe oturduklarında kendi çocukları önlerindekini çekiştirirken, o yemeğini edeple yiyordu. Fatıma, bazen onun bir şey yemediğini görünce yemeği beğenmediğini düşünüyor ve onun beğeneceği yemekleri yapıyordu. Efendimiz evde yokken onun yemeğini ayırmaya dikkat ederdi. Öyle ki, karı koca, kendi çocuklarından önce onu doyurup gözetirlerdi. <span id="more-2966"></span>Her konuda onu çocuklarına tercih ederlerdi. Efendimiz’in (s.a.v), amcasının çocuklarıyla yemek yediğinde, az olmasına rağmen yemeğin bereketlendiği de amcası ve eşinin dikkatinden kaçmamıştı. Günler geçtikçe Muhammed (s.a.v) yaşıtlarının üstünde bir gelişme göstererek büyüyordu. Hira Dağı’nda gelen ilk vahiyle Allah’ın Rasulü olarak görevlendirilen Efendimiz’e önce yakın akraba ve hısımlarını Allah’a davet etmesi emrolundu. Efendimiz, aile ve akrabalarını bir araya toplandığında yengesi Fatıma ve oğlu Ali de onların arasındaydı.</p>
<p>Efendimiz’e iman eden Fatıma binti Esed, Ebu Talib’e “Ey kavminin efendisi; Allah, Muhammed’i (s.a.v) tek olan Allah’a davet eden bir elçi göndermiştir. O, doğrudur, emindir. Ona icabete en layık sensin” diyerek soran gözlerle bakar. Ebu Talib “Kavmimin dininden ayrılmayacağım ama Muhammed bana oğlumdan daha sevimlidir. Benim onun doğruluğundan en küçük bir şüphem yoktur” der. Fatıma binti Esed yine bir ümitle eşine “Ey kavminin efendisi; sen, Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğunu biliyorsun. Rahip Bahira ve Lehebli kahin sana anlattı” diyerek eşini bir an yıllar öncesine götürür ve Ebu Talib’in ağzından şu sözler dökülür: “Söylediğin doğru.”</p>
<p>Ebu Talib ve hanımı Fatıma binti Esed sevgili yeğenlerine arka çıktılar; çocukluğunda olduğu gibi yine onu himayeleri altına aldılar. Artık Mekkeli müşrikler Efendimiz’e karşı savaş başlatmış, eza ve cefaların sonu gelmez olmuştu. Eşini kaybeden yengesi İslam’ı kabul etmiş ve Efendimiz’in yoluna gönül vermişti. Haksızlıklara maruz kalmasına üzülüyordu. Nihayet Medine’ye hicret gerçekleşti. Efendimiz de ailesiyle Medine’ye göçtü. Mekke’de kalan Fatıma ise bu ayrılığa dayanamadı ve diğer Müslümanlar gibi Medine’ye hicret etti.</p>
<p>Ev işlerinin paylaşımı</p>
<p>Efendimiz’in yengesi aynı zamanda “Fatıma benden bir parçadır” dediği sevgili kızı Hz. Fatıma’nın kayınvalidesiydi. Hz. Ali (r.a), annesi Fatıma binti Esed’e “Anne, su taşıma ve dışarıdaki ihtiyaçları temin etme görevi sana ait. Ama un öğütme ve hamur yoğurma işi Fatıma’ya aittir” diyerek evdeki görev paylaşımını düzenlemişti. Bu şekilde devam eden gelin kayınvalide ilişkileri asırlar sonraya bile en güzel örnek olur. Efendimiz yengesi Hz. Fatıma binti Esed’in iyiliklerini hiç unutmaz. Ona karşı vefasını, ona olan kadirbilirliğini her fırsatta göstermeye çalışırdı. Medine’deki evinde devamlı ziyaretine gider, halini, hatırını sorar; çeşitli yardımlarda bulunarak onu gözetirdi. Bir evladın annesine yapması gereken hizmeti ona yapmaya gayret ederdi. Ona “anne” diye hitap etti ve hep o şekilde yad etti. Zaman zaman öğle üzeri onu ziyaret eder, yanında kaylule (öğle istirahati) yapardı.</p>
<p>Bugün annem vefat etti</p>
<p>Medine’ye yerleşmesinin üzerinden dört sene geçtiğinde Efendimiz yengesi Hz. Fatıma’nın vefat haberini alır. O gün o kadar üzülür ki “İşte annem bugün vefat etti” buyurur. Efendimiz kendisine annelik yapan bu muhterem hanıma, vefanın en güzel örneğini gösterir. Kendi sırtındaki gömleği çıkarıp annesine kefen yapması için Hz. Ali’ye verir. Cenaze namazını da bizzat kendisi kıldırır. Onun kabrine iner ve yanı üzerine biraz uzanır. Gözyaşları içerisinde kabirden çıktığında, yaşların kabri ıslattığı görülür. Sonra Hz. Fatıma binti Esed’in (r.a) nazik bedeni kabre konur. Ashab-ı kiram o güne kadar böyle bir şey görmemiştir. Merakla Efendimiz’e “Ya Rasulallah! Sizin bu kadına tutumunuzu başka hiç bir kimseye gösterdiğinizi görmedik” dediklerinde Fahr-i Kainat Efendimiz “O benim annemden sonra annemdi. Amcam Ebu Talib’ten sonra, bu kadıncağız kadar bana iyiliği dokunan bir kimse olmamıştı. Ona cennet elbiselerinden giydirilsin diye gömleğimi kefen olarak verdim. Kabir hayatı kendisine kolay ve rahat gelsin diye de bir müddet kabrinde uzandım” buyurur.</p>
<p>Hz. Fatıma binti Esed’in (r.a) kabri üzerine toprak atıldıktan sonra Rasul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz sevgili annesi için dua etti ve son vazifesini yaptıktan sonra tebessüm etmeye başladı. Ashabına dönerek “Cebrail geldi ve ‘Bu kadın cennetliklerdendir’ diye bana haber getirdi. Ayrıca yüce Allah meleklerinden yetmiş binine bu kadının cenaze namazına katılmalarını emretti. Melekler de onun cenaze namazını kıldılar” buyurdu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/efendimiz%e2%80%99e-annelik-yapti-ebu-talibin-esi-fatima-binti-esed.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ümmü Sinan (radıyallahu anhâ)</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/ummu-sinan-radiyallahu-anha.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/ummu-sinan-radiyallahu-anha.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 21:15:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hanım Sâhabîler]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Büyükleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sahâbe-i Kîram]]></category>
		<category><![CDATA[Hayber savaşına katılan kahraman bir hanım sahâbi]]></category>
		<category><![CDATA[hayber savaşına katılmış bir hanım sahabi]]></category>
		<category><![CDATA[ümmü]]></category>
		<category><![CDATA[ümmü sinan]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmü Sinan radıyallahu anhâ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=2208</guid>
		<description><![CDATA[Ümmü Sinan radıyallahu anha, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizle Hayber savaşına katılan kahraman bir hanım sahâbî!.. Hazreti Safiyye radıyallahu anha annemizin mutlu gününde beraber olan,düğün hazırlıklarında candan koşturan, onun saçını başını tarayan, güzel kokular sürerek elbisesini giydiren ve ona en yakın hizmet etme fırsatını yakalayan bir bahtiyar!.. O, Medine’li olup Eslemoğulları kabilesine mensuptur. Asıl adı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ümmü Sinan radıyallahu anha, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizle Hayber savaşına katılan kahraman bir hanım sahâbî!..</p>
<p>Hazreti Safiyye radıyallahu anha annemizin mutlu gününde beraber olan,düğün hazırlıklarında candan koşturan, onun saçını başını tarayan, güzel kokular sürerek elbisesini giydiren ve ona en yakın hizmet etme fırsatını yakalayan bir bahtiyar!..<br />
<span id="more-2208"></span><br />
O, Medine’li olup Eslemoğulları kabilesine mensuptur. Asıl adı ve nesebi hakkında kaynaklarda geniş bir bilgiye rastlanmamaktadır. Eslemiyye ve Ensariyye şeklinde iki ayrı isim gibi gösterilmektedir. İkisi de Ümmü Sinan künyesiyle geçmektedir.</p>
<p>Ümmü Sinan, Sevgili Peygamberimizin hicretinden sonra İslâm’dan haberdar olmuştur. Son din ve son Peygamber ile ilgili bilgileri duyunca ; Ensar’dan bir gurup hanımla Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin huzuruna gelerek biat etmiş ve İslâm’la şereflenmiştir.</p>
<p>İki Cihan Güneşi Efendimiz bey’at için gelen Ensar’lı hanımlardan:</p>
<p>Allah’tan başka hiç bir ilâha inanmayacaklarına, ibadet etmeyeceklerine,</p>
<p>Allah’a ve Rasûlüne itaat edeceklerine,</p>
<p>Yalan konuşmayacaklarına,</p>
<p>İçki içmeyeceklerine,</p>
<p>Zina yapmayacaklarına ,</p>
<p>Çoçuklarını öldürmeyeceklerine dâir söz almıştır.</p>
<p>Ümmü Sinan (r.anha) ilim sevdalısı bir hanımdı. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizden yeni şeyler öğrenmek için mescide giderdi. Vaaz ve nasîhatlarını dinlerdi. Kütüb-i sitte hadisleri arasında bir tane hadis rivayeti geçmektedir. O da şudur:</p>
<p>Abdullah ibni Abbas (r.anhümâ) anlatıyor:</p>
<p>“- Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Ensar’dan Ümmü Sinan adındaki bir kadına:</p>
<p>“- Bizimle haccetmekten seni ne alıkoydu?” diye sordu.</p>
<p>Kadın:</p>
<p>“- Ebû Fülânın (kocasını kastederek) sadece iki sulama devesi var. Birine o ve oğlu biniyor. Öbürü ile de arâzimi suluyorum” dedi.</p>
<p>Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:</p>
<p>“- Öyleyse Ramazan gelince umre yap. Zira Ramazanda yapacağın bir umre, nafile haccın sevabına muâdil olur” buyurdu. (Buhari, Umre 4, Müslim, Hacc 222 )</p>
<p>Sübeyte binti Hanzala(r.anha)’ nın rivayet ettiğine göre Ümmü Sinan (r.anha) şöyle derdi:</p>
<p>“ Biz Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ile beraber Cuma ve Bayram namazlarına çıkardık.” (el-İsâbe, IV , 98 )</p>
<p>Ümmü Sinan(r.anha) hizmet ehli, becerikli, kahraman ruhlu, gözüpek bir hanımdı. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin Hayber Savaşı için hazırlık yaptığı haberini aldı. Bir çok hanım sahabinin de katılacağını duydu. Kendisi de bu savaşta hizmet etmek istiyordu. Efendimiz’in huzuruna giderek talebini şöyle arz eyledi:</p>
<p>“ – Yâ Rasûlallah seninle birlikte savaşa çıkmak istiyorum. Orada su taşır, hasta ve yaralıları tedâvi ederim” dedi.</p>
<p>O dönemlerde yapılan savaşlara kadınlar da iştirak ederdi. Hastaların bakımını yapar, ordunun su ihtiyacını giderirlerdi. Bu sebebten Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz, Ümmü Sinan(r.anha)’nın savaşa katılarak hizmet etme isteğinden memnun kaldı. Ona izin verdi ve şöyle buyurdu:</p>
<p>“ – Allah’ın bereketi üzerine olsun. Senin için kadın arkadaş da var. Dilersen kavminle birlikte, dilersen bizim beraberimizde savaşa katılırsın.”</p>
<p>O da:</p>
<p>“- Sizinle, beraberinizde olmak istiyorum” dedi.</p>
<p>Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem efendimiz:</p>
<p>“- O halde zevcem Ümmü Seleme ile beraber bulun” buyurdu.</p>
<p>Ümmü Sinan(r.anha) harbe katıldı ve büyük hizmetler gördü.</p>
<p>O, Hayber Savaşı hâtırâlarını şöyle anlatır:</p>
<p>“- Savaşta yaralananları yanımızda bulunan ilaçlarla tedâvi ediyordum. Onlar da iyileşiyordu.”</p>
<p>Savaş sonrasında kendisine ganimet olarak; gümüş takılar, Fedek kadifesi, Yemen elbiseleri ve bir deve verildi.</p>
<p>Ümmü Sinan(r.anha)bu savaşta esir düşen, sonradan Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimizle evlenen Hazreti Safiyye (r.anha) annemizin düğün hazırlıklarında candan hizmet etmiştir. Onu süsleyerek, saçını,başını tarayarak ve güzel kokular sürerek hazırlamıştır.</p>
<p>Ümmü Sinan (r. anha)’nın kocası Ebû Sinan(r.a) ‘ın rivayet ettiği bir hadis de kaynaklarda şöyle geçmektedir:</p>
<p>“- Oğlum Sinan’ı defnettiğimde kabrin kenarında Ebu Talha el-Havlânî oturuyordu. Defin işi bitince bana:</p>
<p>“-Sana müjde vereyim mi?” dedi. Ben:</p>
<p>“- Tabi, söyle!” dedim.</p>
<p>“- Ebu Musa el- Eş’arî (r.a)bana anlattı” diye söze başlayıp Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in şu sözlerini nakletti:</p>
<p>“- Bir kulun çocuğu ölürse, Allah meleklere:</p>
<p>“- Kulumun çocuğunu mu kabzettiniz?” der.</p>
<p>Melekler de: “ – Evet “ derler.</p>
<p>Allah Teâlâ tekrar:</p>
<p>“- Yani kalbinin meyvesini mi elinden aldınız?” diye sorar.</p>
<p>Melekler yine: “ Evet” derler.</p>
<p>Allah Teâlâ:</p>
<p>“- Kulum bu esnâda ne dedi?” diye sorar.</p>
<p>Melekler de:</p>
<p>“- Sana hamdetti ve istircâda bulundu.” ( yani, biz Allah’ın kuluyuz ve O’na dönücüleriz) âyetini okudu derler.</p>
<p>Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle emreder:</p>
<p>“- Öyleyse, kulum için cennette bir köşk inşâ edin ve bunu Beytü’l-hamd(hamd evi) diye isimlendirin.” (Tirmizi, Cenâiz 36)</p>
<p>Ümmü Sinan(r.anha) bir defasında da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna gelerek:</p>
<p>“-Yâ Rasûlallah, utanarak sana geldim. Bir ihtiyacımdan dolayı gelmeye mecbur kaldım” dedi.</p>
<p>Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem :</p>
<p>“- Keşke müstağni olsaydın, senin için daha hayırlı olurdu” buyurdu.</p>
<p>Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizden birkaç hadis-i şerifin bizlere kadar ulaşmasına vesile olan Ümmü Sinan(r.anha)’dan Allah razı olsun.</p>
<h6><span style="color: #888888;">Mustafa Eriş</span></h6>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/ummu-sinan-radiyallahu-anha.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazreti Osman ra’ın Hanımı Nâile Binti Ferâfisa Radıyallahu anhâ</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/hazreti-osman-ra%e2%80%99in-hanimi-naile-binti-ferafisa-radiyallahu-anha.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/hazreti-osman-ra%e2%80%99in-hanimi-naile-binti-ferafisa-radiyallahu-anha.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 20:57:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hanım Sâhabîler]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Büyükleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sahâbe-i Kîram]]></category>
		<category><![CDATA[binti]]></category>
		<category><![CDATA[ferafisa]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Osman]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Osman ra’ın Hanımı Nâile Binti Ferâfisa Radıyallahu anhâ]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Osmanın Hanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Nâile Binti Ferâfisa]]></category>
		<category><![CDATA[Nâile Binti Ferâfisa Radıyallahu anhâ]]></category>
		<category><![CDATA[Neile]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=2205</guid>
		<description><![CDATA[Nâile binti Ferâfisa radıyallahu anha , Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin iki kerîmesinin vefatından sonra Hazreti Osman radıyallahu anh ile evlenen bahtiyar bir hanım sahâbi… Âsîler tarafından evi muhasara altına alınan Hazreti Osman (r.a)’ın , şehit edilirken yanından ayrılmayan vefakâr ve fedakâr bir eşi… Evin içine giren gözü dönmüş kişilere nezaketle direnen, onları nasihatla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nâile binti Ferâfisa radıyallahu anha , Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin iki kerîmesinin vefatından sonra Hazreti Osman radıyallahu anh ile evlenen bahtiyar bir hanım sahâbi…</p>
<p>Âsîler tarafından evi muhasara altına alınan Hazreti Osman (r.a)’ın , şehit edilirken yanından ayrılmayan vefakâr ve fedakâr bir eşi…</p>
<p>Evin içine giren gözü dönmüş kişilere nezaketle direnen, onları nasihatla uyaran, sözü müessir, ifadesi güçlü, lisanı fasih bir hatip…</p>
<p>Isyankârların hücumlarına ve kılınç darbelerine karşı korkusuzca karşı koyan, parmaklarını kaybeden, kahraman, cesur bir hanım…</p>
<p>Kendisine hürmet edilen , halk içinde itibarı yüksek, anlayışlı, zeki, yufka yürekli, şâir ruhlu bir bahtiyar…<br />
<span id="more-2205"></span><br />
O, Beni Kelb kabilesine mensuptur. Hırıstiyan bir babası vardır. Adı Ferâfisa bin el-Ahvas’dır. Babası anlayışlı bir kimse olup, kavmi içinde hürmet edilen efendi bir insan. Çocuklarının dürüst , ahlaklı, bilgili ve kültürlü yetişmeleri için gayret eden bir baba.</p>
<p>Nâile binti Ferâfisa hırıstiyan bir âile ortamında büyüdü. Fakat o, şair ruhlu, okuyan, araştıran bir insandı. Son din ve son Peygamber hakkında bilgiler toplamağa başladı. İslâm’ın güzel ahlâkına dair öğrendiği bilgiler onun gönül dünyasını aydınlattı. Kısa bir zaman sonra müslüman olmağa karar verdi. İki kardeşiyle birlikte İslâm’ı kabul edip kelime-i şehadet getirerek İslâm’la şereflendi.</p>
<p>Babası, Hırıstiyan dini üzere devam ederken, kızlarının müslüman olmalarına karşı çıkmadı. Hatta kızlarının ikisinin de müslüman erkeklerle evlenmelerine izin verdi.</p>
<p>Birinci kızı Hind(r.anha), Kûfe valisi Said ibni Âs (r.a) ile; ikinci kızı Nâile (r.anha) da Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin damadı ve müslümanların üçüncü halifesi Hazreti Osman (r.a) ile evlendiler.</p>
<p>Nâile binti Ferâfisa radıyallahu anha , zeki, anlayışlı , bilgili , kültürlü ve şair ruhlu bir hanımdı. Evliliği şöyle gerçekleşmiştir:</p>
<p>Said ibni Âs (r.a) , Hazreti Osman (r.a)’ın hilâfetinden önce Kûfe valisi idi. Bu vazîfede iken Ferafisa’nın kızı Hint ile evlenmişti. Bunu duyan Hazreti Osman (r.a) , Said ibni Âs (r.a)’ha özel bir mektup yazdı.</p>
<p>Mektupta: “ İşittiğime göre Beni Kelb kabilesinden bir kadınla evlenmişsin. Onun nesebi ve huyu hakkında bilgi veresin ” diye bir açıklama istedi. O da cevap olarak:</p>
<p>“Aldığım kız Ferafisa bin el-Ahvas’ın kızıdır. Hırıstiyan bir âile ocağında yetişmiş, sonradan müslüman olmuş bilgili , görgülü, zeki bir hanımdır. Dürüstlüğü ve ahlâkı mükemmeldir ” şeklinde bir mektup yazarak açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Hazreti Osman (r.a) bu mektubu ve içindeki bilgileri alınca , Said ibni Âs (r.a)’ha tekrar bir mektup yazdı. Gönlündeki arzusunu bildirerek şöyle dedi :</p>
<p>“- Eğer onun kızkardeşi varsa onu da benimle evlendiresin ” diye talebde bulundu. Kendisini vekil tayin etti.</p>
<p>Bunun üzerine Said ibni Âs (r.a) kayınpederine bir mektup yazarak Hazreti Osman (r.a)’ın talebini iletti. Hırıstiyan baba hiç tereddüt etmeden kızı Nâile’yi evlendirmesi için abisi Dabb’ı vekil tayin etti.</p>
<p>Nâile (r.anha) genç yaşta Hazreti Osman (r.a) gibi yaşlı bir kimse ile evleneceğini öğrenince biraz düşünmüştü. Fakat onun soylu, şerefli ve Cennetle müjdelenmiş bir sahâbe olması, Nâile (r.anha)’nın bu evliliğe müsbet cevap vermesine vesile oldu.</p>
<p>Müslüman olan abisi Dabb ile birlikte âilesiyle vedalaşarak Medine-i Münevvere’de Hazreti Osman (r.a)’ın evine geldi.</p>
<p>Hazreti Osman (r.a) yeni hanımı Nâile (r.anha)’yı yüksekce bir yere oturttu. Onunla karşılıklı sohbet etti. Aralarında geçen konuşmalarda onun söz ve tavırlarından memnun kaldı.</p>
<p>Nâile (r.anha) vefakâr ve fedakâr bir hanımdı. Kocasına karşı hürmette ve hizmette hiç kusur etmedi. O dönemin fitne dolu günlerinde eşinin en büyük destekcisi oldu.</p>
<p>Hazreti Osman (r.a) muhasara edilip, evinde mahsur kaldığı gün, yanından ayrılmadı. Gözü dönmüş hâin kişilerin kocasını öldürmek için dalkılıç yanına girdiklerini görünce eşinin üzerine kapanıp onu korumağa çalıştı. Ona çekilen kılıçları eliyle tutmağa çalıştı. Bu hengâmede parmaklarını kılıç kesti.</p>
<p>O böylesine vefakâr,cesur bir eş idi.</p>
<p>Nâile (r.anha) bu muhâsara ânını şöyle nakleder:</p>
<p>“ Hazreti Osman(r.a) evi muhâsara edildiği gün oruçlu idi. İftar vakti gelince su istedi. Âsîler alay edercesine; Şu aşağında kuyu var dediler. Pislik atılmış, kokuşmuş bir kuyuya işaret ettiler. O geceyi yemeden içmeden geçirdi. Sabah aydınlanırken komşular geldi. Onlardan da su istedi. Hemen koşup bir testi su getirildi. Bu esnada o, hafif dalmış ve uyuklamıştı. Su getirilince uyandırıldı. Bu arada uyur uyanık halde iken bir rüya görmüşdü. Kendisi şöyle anlatıyor:</p>
<p>“ Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bana şu tavandan baktı ve su dolu bir kova uzattı.</p>
<p>“-Ya Osman! Buyur, iç” dedi.</p>
<p>Ben de susuzluğumu gideresiye, kanasıya, doyasıya kadar tekrar tekrar içtim. Su hiç eksilmiyor, içtikçe artıyordu. Sonra bana şöyle buyurdu:</p>
<p>“- Ya Osman! Kavminden bir gurup senin üzerine yürüyecek. Eğer sen onlarla savaşırsan muzaffer olursun. Onlara karşı durmaz, mücâdele etmez,serbest bırakırsan yanımızda iftar edersin.” (Ali el- Müttakî, no: 36295)</p>
<p>Bunun üzerine Hazreti Osman (r.a) kadere boyun eğip, teslim oldu. Âsîler içeri girerek o edeb ve hayâ timsali insanı şehid ettiler.</p>
<p>Aynı konu, bir başka kaynakta şu şekilde geçmektedir:</p>
<p>Hazreti Osman (r.a)’ın hanımı Nâile binti Ferâfısa (r.anha)’dan rivayetle nakledilir ki:</p>
<p>“Emîrü’l- mü’minîn Hazreti Osman (r.a) azıcık uyuklamıştı. Uykudan kalkınca şöyle dedi:</p>
<p>“- Kavmim beni öldürecek.”</p>
<p>Ben de dedim ki;</p>
<p>“- Aslâ! İnşaallah bu arzularına ulaşamayacaklar. İstediklerini yapamayacaklar. Şüphesiz senin halkın seni gözetir,korur.”</p>
<p>Hazreti Osman (r.a) tekrar buyurdu ki;</p>
<p>“- Rüyamda Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’i, Ebû Bekir, Ömer radıyallahu anhüma’yı gördüm.”</p>
<p>Dediler ki:</p>
<p>“- Bu gece iftarı yanımızda açarsın.” (Ahmed bin Hanbel, I , 73)</p>
<p>Nâile binti Ferâfısa (r.anha) sözü müessir bir hatipti. İfadeleri güçlü,tesirli idi. O, Hazreti Osman(r.a)’ın evi kuşatıldığında âsîlere karşı şöyle hitap etmişti.</p>
<p>“- Siz onu öldürmek mi istiyorsunuz? Size şunu söyleyeyim de artık onu ister öldürün, ister bırakın.</p>
<p>O bütün geceyi, bir tek rekâtla ihya eder ve o rekâtta bütün Kur’ân’ı hatmeder” dedi. Onun fazîletini ve Kur’an dostu olduğunu hatırlattı. (Heysemî, IX, 94; Ebû Nuaym, Hilye, I, 57)</p>
<p>O, metânet ve sadakat sahibi cesur bir hanımdı. Hazreti Osman (r.a) şehid edildiğinde de metânetini kaybetmedi. Âsîlere aynı hatırlatmalarda bulunarak şöyle hitap etti:</p>
<p>“- Siz onu şehid ettiniz. Vallahi o, bütün geceyi tek rekâtta Kur’ân’ı hatmederek ihya ederdi” dedi. (İbni Sa’d, III , 76 )</p>
<p>Bu sözüyle o, kocasının edeb ve hayâ sahibi, Kur’an dostu, fazîletli bir insan olduğunu tasdik ediyordu. Onun yüce ahlâkını zikrederek kendini teselli etmeğe ve sükûnet bulmağa çalışıyordu.</p>
<p>Nâile (r.anha) böylesine acılı bir günü yaşamış ve hayat arkadaşını sonuna kadar yalnız bırakmamıştır.</p>
<p>Onun hayatı hakkında fazla bir bilgiye sahip değiliz.Kaynaklarda kendisinin nerede ve ne zaman vefat ettiği zikredilmemektedir.</p>
<h6><span style="color: #888888;">Mustafa Eriş</span></h6>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/hazreti-osman-ra%e2%80%99in-hanimi-naile-binti-ferafisa-radiyallahu-anha.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Selmâ Binti Kays (radıyallahu anhâ)</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/selma-binti-kays-radiyallahu-anha.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/selma-binti-kays-radiyallahu-anha.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 20:52:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hanım Sâhabîler]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Büyükleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sahâbe-i Kîram]]></category>
		<category><![CDATA[binti]]></category>
		<category><![CDATA[kays]]></category>
		<category><![CDATA[selma]]></category>
		<category><![CDATA[Selmâ Binti Kays]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=2202</guid>
		<description><![CDATA[Selma binti Kays radıyallahu anha, baba tarafından Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimize uzaktan akraba olan bir hanım sahâbi… Ümmü Münzir künyesi ile şöhret bulan, misafirperverliği ile tanınan bahtiyar bir hanım… Perhiz yapmak konusunda rivayet ettiği bir hadis-i şerif ile ümmete ışık tutan, iki kıbleye de namaz kılan bir iman eri… O, Medine’li olup; Neccaroğlu kabilesine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selma binti Kays radıyallahu anha, baba tarafından Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimize uzaktan akraba olan bir hanım sahâbi…</p>
<p>Ümmü Münzir künyesi ile şöhret bulan, misafirperverliği ile tanınan bahtiyar bir hanım…</p>
<p>Perhiz yapmak konusunda rivayet ettiği bir hadis-i şerif ile ümmete ışık tutan, iki kıbleye de namaz kılan bir iman eri…<br />
<span id="more-2202"></span><br />
O, Medine’li olup; Neccaroğlu kabilesine mensuptur. Babası, Kays ibni Amr’dır. Annesi, Ragîbe binti Zürâre’dir. Bedir Gazvesinde şehid düşen Süleyt ibni Kays (r.a)’ın kızkardeşidir.</p>
<p>Selma binti Kays radıyallahu anha, Kays ibni Sa’saa ile evlenmişti. Bu evliliklerinden “Münzir” isimli bir çocuğu olmuştu. Bu çocuğa nisbet edilerek o, “Ümmü Münzir” adıyla çağrılmış ve bu isimle şöhret bulmuştur. Kabilesi arasında da daha çok bu isimle tanınmıştır.</p>
<p>Selma binti Kays özgüvene sahip, akıllı, zeki ve becerikli bir hanımdı. Düşüncelerini anlaşılır bir şekilde, rahatlıkla ve açık olarak ifade ederdi. Baba tarafından da Sevgili Peygamberimizin uzaktan akrabası oluyordu. Hatta halalarından sayılmaktaydı.</p>
<p>O, hicretten sonra müslüman olmuştur. Kimseden çekinmeden İslâm’a girme kararını kendi iç dünyasında vermiş ve kabilesinden sekiz-on kişilik bir hanım gurubu ile gelerek Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimize biat etmiş bir kahraman hanımdır. İslâm’a girişini kendisi şöyle anlatıyor:</p>
<p>Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in Medine-i Münevvere’ye gelip yerleştiğini öğrenince; Neccaroğullarından sekiz-on kişilik bir gurup hanımla anlaşıp İslâm’a girmeğe karar verdik. Araya fazla vakit koymadan hemen ertesi gün Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e biat etmek üzere huzuruna vardık.</p>
<p>Allah Rasûlü biat için bize bir kaç şart ileri sürdü. Bunlara titizlikle riayet etmemizi isteyerek bizimle biat etti. Bu şartlar şöyle idi:</p>
<p>1. Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacağımıza</p>
<p>2. Hırsızlık etmeyeceğimize</p>
<p>3. Zina yapmayacağımıza</p>
<p>4. Çocuklarımızı öldürmeyeceğimize</p>
<p>5. Kimseye iftira etmeyeceğimize</p>
<p>6. İyilikte isyan etmeyeceğimize</p>
<p>7. Kocalarımızı aldatmayacağımıza dair bizden söz aldı.</p>
<p>Bizler de bu şartları yerine getireceğimize söz vererek biat edip, kelime-i şehadet getirerek müslüman olduk. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in huzûrundan ayrılıp dönerken hanımlardan biri bana:</p>
<p>“-Kocalarımızı aldatmamak ne demek?”</p>
<p>Sen bundan ne anlıyorsun diye sordu.</p>
<p>Ben de, bunu Peygamberimize soralım dedim.</p>
<p>Onlar da:</p>
<p>“-O halde sen geri dön! bunu bir sor, öğren gel!” dediler.</p>
<p>Ben de geri dönüp tekrar Efendimizin huzuruna çıktım ve:</p>
<p>“-Yâ Rasûlallah! Kocalarımızı aldatmamak ne demek?” dedim.</p>
<p>Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz tebessüm ederek:</p>
<p>“-Malını alırsınız, izni olmadan harcarsınız. Yahut hediye edersiniz. Veyahut ona başkasını tercih edersiniz. Bir başkasını ona üstün tutarsınız ” buyurdu.</p>
<p>Selma binti Kays (r.anha) ilim âşıklısı bir hanımdı. İslâm’la ilgili yeni şeyleri öğrenme konusunda meraklı, özgüvene sahip, düşüncelerini açık ve net bir şekilde ifade edebilen bir karaktere sahipti. Bu sebebten hanımlar onu seçmişti.</p>
<p>O, iki kıbleye doğru da namaz kılmış bir iman eridir.</p>
<p>Ümmü Münzir künyesiyle anılan Selma binti Kays(r.anha), Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimizden duyduğu hadisleri ezberlerdi. Onun mescidinden ayrılmak istemezdi.</p>
<p>O, misafirine ikram etmeyi de çok severdi. Sevgili Peygamberimiz onun bu misafirperverliğini bildiğinden dolayı evini sık sık ziyaret ederdi.</p>
<p>Bir ziyaretinde İki Cihan Güneşi Efendimiz’in perhiz konusunda bir hadisini duymuş ve hemen ezberlemişti.</p>
<p>Bu hadis-i şerifi; Ebu Davud, “Sünen” inde şöyle nakleder:</p>
<p>“Ümmü Münzir binti Kays el-Ensâriyye’den rivayet olunmuştur. Dedi ki:</p>
<p>Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem bir gün evimize geldi. Beraberinde Hazreti Ali radıyallahu anh da vardı.</p>
<p>Ali (r.a) henüz hastalıktan yeni kurtulmak üzereydi. (Yani hasta halinde gelmişti.)</p>
<p>O sırada bizim evde asılı hurma salkımlarımız bulunmaktaydı.</p>
<p>Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem kalkıp onlardan yemeye başladı.</p>
<p>Ali radıyallahu anh da onlardan yemek için ayağa kalktı.</p>
<p>Bu durumu görünce Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Ali radıyallahu anh’e yaklaşarak şöyle dedi:</p>
<p>“- Dur yâ Ali! Sen hastasın yeme. Sakın ha, sen hastalıktan yeni kurtuluyorsun” buyurdu.</p>
<p>Ali radıyallahu anh de o hurma salkımlarından yemekten vazgeçti.</p>
<p>Ümmü Münzir (r.anha) der ki:</p>
<p>Ben acele olarak onlara arpa unundan çorba ve silk, çoğandır otundan yemek yapıp getirdim.</p>
<p>Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem benim hazırladığım bu yemeği göstererek:</p>
<p>“- Ey Ali! İşte bundan ye. Bu senin için daha faydalıdır” buyurdu. (Sünen-i Ebû Dâvûd, Hadis no: 3856)</p>
<p>Hadis-i şerifte insan vücuduna zararlı ve faydalı olan şeyleri bilmenin, yani tıp ilminin fazîletine ve bu ilmi öğrenmeğe teşvik vardır.</p>
<p>Görüldüğü gibi Hazreti Peygamber (s.a), daha hastalıktan yeni kurtulmaya başlamış olan Hazreti Ali (r.a)’a bazı yiyecekleri yemeyi yasaklamıştır.</p>
<p>Bugün de modern tıpta bir çok hastalıkların tedavisi perhizle yapılmaktadır. Nitekim, “ Mide hastalık evidir. Perhiz ise her devânın başıdır.” (Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, II , 214) buyurulmuştur.</p>
<p>Perhiz, insanın bedenine zarar, mideye ağırlık veren yemeklerden sakınması demektir.</p>
<p>Selma binti Kays radıyallahu anha, insanoğlunun en çok aldandığı sağlık, sıhhat konusunda bir hadis-i şerifle de olsa ışık tutan bir bahtiyar hanım sahabidir. Hayatı ile ilgili kaynaklarda fazla bir bilgiye rastlanmamaktadır.</p>
<h6><span style="color: #888888;">Mustafa Eriş</span></h6>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/selma-binti-kays-radiyallahu-anha.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Selmâ Binti Umeys -radıyallahu anhâ-</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/selma-binti-umeys-radiyallahu-anha.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/selma-binti-umeys-radiyallahu-anha.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 20:50:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hanım Sâhabîler]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Büyükleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sahâbe-i Kîram]]></category>
		<category><![CDATA[binti]]></category>
		<category><![CDATA[Meymûne radıyallahu anha annemizin kızkardeşi]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimizin baldızı]]></category>
		<category><![CDATA[Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin baldız]]></category>
		<category><![CDATA[selma]]></category>
		<category><![CDATA[Selmâ Binti Umeys]]></category>
		<category><![CDATA[Selmâ Binti Umeys radıyallahu anhâ]]></category>
		<category><![CDATA[ümeys]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=2199</guid>
		<description><![CDATA[Selmâ binti Umeys radıyallahu anha, İslâm’ın ilk yıllarında müslüman olan bir hanım sahâbî… Sevgili amca seyyidü’ş- şühedâ, şehidler efendisi Hazreti Hamza radıyallahu anh’ın hanımı… Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin baldızı… Meymûne radıyallahu anha annemizin kızkardeşi… “Mümin kızkardeşler” iltifatına mazhar olmuş bir bahtiyar hanım… O, Mekke’de doğup büyüdü. İslâm’ın ilk günlerinde Allah Rasülüne teslim oldu. Babası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selmâ binti Umeys radıyallahu anha, İslâm’ın ilk yıllarında müslüman olan bir hanım sahâbî… Sevgili amca seyyidü’ş- şühedâ, şehidler efendisi Hazreti Hamza radıyallahu anh’ın hanımı…</p>
<p>Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin baldızı…</p>
<p>Meymûne radıyallahu anha annemizin kızkardeşi…</p>
<p>“Mümin kızkardeşler” iltifatına mazhar olmuş bir bahtiyar hanım…<br />
<span id="more-2199"></span><br />
O, Mekke’de doğup büyüdü. İslâm’ın ilk günlerinde Allah Rasülüne teslim oldu. Babası , Umeys ibni Sa’d olup annesi, Hind binti Avf’dır.</p>
<p>Selmâ radıyallahu anha dokuz kızkardeş idi. Hepsi de İslâm’la şereflenmişti. Bu sebebten Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem onlara “ mümin kızkardeşler” lakabını takmıştı. Onların üçü meşhur sahabilerle evlenmişti.</p>
<p>Ümmü’l-Fazl (r.anha), Hazreti Abbas (r.a) ile, Esmâ binti Umeys (r.anha), Hazreti Ca’fer (r.a) ile , Selmâ binti Umeys (r.anhâ) Hazreti Hamza (r.a) ile ve Meymûne (r.anha) da Sevgili Peygamberimiz ile evlenmişlerdi.</p>
<p>Selmâ binti Umeys(r.anha), Mekke’de Hazreti Hamza (r.a) ile huzur ve muhabbet dolu mutlu bir aile yuvası kurmuştu. Umâme adında bir de kız çocukları olmuştu. Mekke’li müşriklerin , inananlar üzerindeki zulmü artmağa başlayınca hicrete izin verildi. Hazreti Hamza (r.a) da Medine-i Münevvere’ye hicret etti.</p>
<p>Uhud Savaşında Hazreti Hamza radıyallahu anh şehid edilince; Selmâ (r.anha) dul, kızı Umâme de yetim kaldı.</p>
<p>Selmâ(r.anha) ıddet müddeti bitince Medine’de Şeddat(r.a) ile evlendi.</p>
<p>Hazreti Ali (r.a) Umâme’yi himâyesine almak istedi. Bunu duyan Zeyd ibni Hârise(r.a) ile Cafer ibni Talib(r.a) da himaye etmeye tâlib oldular. Meseleyi aralarında tartışmaya varacak kadar büyüttüler. Sonunda Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize müracat ederek hallettiler. Şöyleki:</p>
<p>Hazreti Hamza (r.a)&#8217;ın Selma bint-i Umeys&#8217;ten doğan kızı Ümâme, Medine’ye getirilince, üzerinde münakaşa çıktı.<br />
İki Cihan Güneşi Efendimiz, Zeyd b. Hârise(r.a) ile Hz. Hamza (r.a)&#8217;ı birbirine kardeş yapmıştı. Hz. Zeyd buna istinaden şehâdetinden sonra Hz. Hamza&#8217;nın çocuklarının velisi ve vâsîsinin kendisi olduğunu söyledi ve, &#8220;Kardeşimin kızını görüp gözetmeye, ben daha lâyık ve haklıyım!&#8221; dedi.</p>
<p>Hz. Cafer (r.a) bunu duyunca itiraz etti: &#8220;Teyze de bir annedir. Zevcem, Esmâ bint-i Umeys, Umâme&#8217;nin teyzesidir. Bu bakımdan onu görüp gözetmeye ben daha lâyıkım!&#8221;</p>
<p>Hz. Ali(r.a) ise, buna kendisinin daha lâyık olduğunu iddia etti. &#8220;Amcamın kızını müşriklerin arasından çıkarıp getiren benim&#8221; dedi. Ayrıca &#8220;siz ona, neseben benim kadar yakın değilsiniz. Onu görüp gözetmeye ben, sizden daha haklı ve lâyıkım!&#8221; dedi.<br />
Meseleyi neticeye bağlamak üzere Rasûlullah sallallahun aleyhi veselleme müracat ettiler. Fahr-i Kâinat sallallahu aleyhi vesellem bu güzîde sahâbelerine ayrı ayrı iltifat ederek önce onların gönüllerini yumuşattı. Sonra onlara yönelerek:</p>
<p>&#8220;Ey Zeyd!.. Sen, Allah&#8217;ın ve Resulünün dostusun!</p>
<p>Ey Ali, sen de benim kardeşim ve arkadaşımsın!</p>
<p>Ey Cafer, sen de bana yaratılış ve huyca en çok benzeyensin!&#8221; dedikten sonra kararını şöyle verdi:</p>
<p>&#8220;Ey Cafer!.. Ümâme&#8217;yi görüp gözetmeye, sen daha lâyık ve haklısın; çünkü, onun teyzesiyle evli bulunuyorsun! Kadın ne teyzesi, ne de halası üzerine nikahlanamaz&#8221; buyurdu. (Buhari, Nikâh, 27. Müslim , Nikâh, 33)</p>
<p>Fahr-i Kâinat sallallahu aleyhi vesellem efendimiz bu hükmü verince, Hz. Cafer (r.a) sevincinden birden ayağa kalktı ve Peygamber Efendimizin çevresinde tek ayak üzerinde seke seke yürümeye başladı.<br />
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem efendimiz tebessüm ederek:</p>
<p>&#8220;Ey Cafer!.. Hayrola!.. Nedir bu yaptığın?&#8221; diye sordu. O da heyacanlı heyacanlı:</p>
<p>&#8220;Yâ Rasûlallah!.. Habeşliler, sevinçlerinden, krallarına böyle yaparlardı. Necâşî de bir kimseden hoşlandı mı kalkıp böyle hareket ederdi!&#8221; diye açıklamada bulundu. ( İbn-i Sa&#8217;d, VII, 159-160.)</p>
<h6><span style="color: #888888;">Mustafa Eriş</span></h6>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/selma-binti-umeys-radiyallahu-anha.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ümeyme Binti Kurayka (radıyallahu anha)</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/umeyme-binti-kurayka-radiyallahu-anha.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/umeyme-binti-kurayka-radiyallahu-anha.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2009 22:56:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cevahir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hanım Sâhabîler]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Büyükleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sahâbe-i Kîram]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Ebu Bekirin para ile satın alıp kurtardığı âzadlılardan]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Hatice radıyallahu anha annemizin kız kardeşinin kızı]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Haticenin kız kardeşinin kızı]]></category>
		<category><![CDATA[Ümeyme Binti Kurayka]]></category>
		<category><![CDATA[Ümeyme Binti Kurayka radyallahu anha]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=2184</guid>
		<description><![CDATA[Ümeyme binti Rukayka radıyallahu anha kadınların biatı konusunda Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’den hadîs-i şerif rivayet etmiş bahtiyar bir hanım sahâbî… İnancı uğrunda bir çok ezâ ve cefâya mâruz kalmış, fakat imanından asla taviz vermemiş kahraman bir hanım… Hazreti Hatice radıyallahu anha annemizin kız kardeşinin kızı… Hazreti Ebu Bekir (r.a)’ın para ile satın alıp kurtardığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ümeyme binti Rukayka radıyallahu anha kadınların biatı konusunda Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’den hadîs-i şerif rivayet etmiş bahtiyar bir hanım sahâbî…</p>
<p>İnancı uğrunda bir çok ezâ ve cefâya mâruz kalmış, fakat imanından asla taviz vermemiş kahraman bir hanım…</p>
<p>Hazreti Hatice radıyallahu anha annemizin kız kardeşinin kızı…</p>
<p>Hazreti Ebu Bekir (r.a)’ın para ile satın alıp kurtardığı âzadlılardan…<span id="more-2184"></span></p>
<p>O, Mekke’nin karanlık ufuklarında İslâm güneşinin doğmaya başladığı ilk yıllarda teyzesi Hazreti Hatice (r.anha) annemizin vasıtasıyla müslüman oldu. Babası, Abdullah ibni Bicad, annesi de Rukayka binti Huveylid’dir.</p>
<p>Ümeyme binti Rukayka radıyallahu anha inancı uğrunda diğer sahâbîler gibi müşriklerin işkencelerine mâruz kaldı. Fakat imanından asla taviz vermedi.</p>
<p>İslâm’ın ilk yıllarında zayıf, garib, kimsesiz müslümanları müşrikler yakalar şehir dışına çıkarıp işkence yapardı. Hazreti Ebû Bekir (r.a) da onları para ile satın alarak kurtarırdı. Bir defasında birkaç hanım sahâbîyi birlikte satın alıp onları hürriyetlerine kavuşturdu. Bunu öğrenen babası , henüz müslüman olmamış bulunan Ebû Kuhafe , oğlu Ebû Bekir (r.a)’a şöyle dedi:</p>
<p>“-Oğlum! Sen bu adama (Hz. Peygamber’i kastederek) bağlandın. Kavmini terkettin. Bir de tutup şu üç-beş zayıf kadını satın aldın.” diyerek oğluna serzenişte bulundu.</p>
<p>Hazreti Ebû Bekir (r.a) yufka yürekli, kadri yüce bir zâttı. Merhamet dolu bir gönle sahipti. Yaptığının farkında olan sadâkat sahibi şuurlu bir iman eri idi. Rabbisinin rızasına erebilmek için herşeyini feda ederdi. Mü’min kardeşliğinin gerektirdiği hiçbir fedakârlıktan geri durmazdı. İmanda sadâkatini malıyla, canıyla her vesiyle ile göstermiştir. Babasının gönlünü almak için şöyle cevap verdi:</p>
<p>“- Baba sen merak etme! Ben ne yaptığımı çok iyi biliyorum” dedi. Onun gönlünü hoş edecek güzel sözlerle babasını teselli etti.</p>
<p>Ümeyme radıyallahu anha, belâ ve musıbetler karşısında sabır ve tahammülle davranabilecek bir şahsiyete sahipti. Her şeyin Allah’tan geldiğine inanır ve bu imanla hareket ederdi.</p>
<p>Birgün gözüne bir şey batmış ve gözü görmez olmuştu. Müşrikler bunu fırsat bilip ona :</p>
<p>“- Müslüman olduğun için Lat ve Uzza senin gözünü kör etti” diyerek eziyet etmişlerdi.</p>
<p>Ümeyme (r.anha) , îmânı kalbinde sebat bulmuş bir mü’mindi. Bu sözlere hiç aldırış etmedi.Gönlünden putlara zerre kadar bir meyil geçmedi. Bunun asla putlar tarafından olamıyacağını söyledi. Kalbinin derinliklerinden gelen îmânî bir heyacanla ve müşriklerin suratlarına vururcasına şöyle haykırdı:</p>
<p>“- Hayır!.. Aslâ!.. Vallahi öyle değil!&#8230; Bu Allah’tan olan bir şeydir. Sizin putlarınızdan değil, Allah’tan gelen bir şeydir.”</p>
<p>Ümeyme (r.anha)’nın imanda sadâkatini gösteren bu sözlerinin üzerinden çok geçmeden, Allah celle celâlühü onun gözlerine şifa verdi. Birden görmeye başladı. Görmeyen gözler görür oldu.</p>
<p>Allah Teâlâ her şeye kadirdi. Bir şeyin olmasını murad ettiği zaman ona sâdece; “ ol ” der. O da hemen; “oluverirdi.”</p>
<p>Her şey O’nun bilgisi dahilinde idi. O’nun ilmi, yerde gökde ne varsa hepsini kuşatmıştı. Bütün varlıklar O’nun kudretiyle hareket ederdi. O sonsuz güç ve kudret sahibi idi. Mülk O’nundu.</p>
<p>Allah’a ve Allah’ın kudretine inanmayan müşrikler her zaman olduğu gibi; “ Bu da Muhammed’in sihirlerinden bir tanesidir” dediler. Yine nasibsiz kaldılar.</p>
<p>İman ne yüce nimet!.. İmanla yaşamak ne büyük şeref!.. Ya Rabb!..bizleri bu şerefle haşret!..</p>
<p>Hubeyb ibni Ka’b (r.a) ile evlenen Ümeyme binti Rukayka (r.anha)’nın Nehdiyye adında bir çocuğu oldu.</p>
<p>Ümeyme (r.anha) Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in vefatından sonra da yaşadı. Kaynaklarda iki hadis-i şerif rivayeti geçmektedir. Onlardan bir tanesi hanımların biatı ile ilgilidir. Şöyle nakledilir:</p>
<p>Ümeyme binti Rukayka radıyallahu anha şöyle anlatır:</p>
<p>Ensar’dan bir grup kadınla Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’e gelip:</p>
<p>-Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarımızı öldürmemek, hiçbir zaman iftira atmamak, emirlerinde sana ısyan etmemek üzere bey’at ediyoruz, deyince Efendimiz hemen:</p>
<p>“- Gücünüz yettiği ve tâkat getirebileceğiniz hususlarda!” buyurdu.</p>
<p>Bu şefkat ve merhamet yüklü sözü üzerine biz:</p>
<p>-Allah Rasûlü bize karşı bizden daha merhametlidir, haydi bey’at edelim, dedik.</p>
<p>Kadınlar , bey’ati musâfaha ederek yapmak istediler. Ancak Allah Rasûlü sallallahu aleyhi vesellem:</p>
<p>“- Ben kadınlarla musâfaha etmem! Benim yüz kadına toptan söylediğim bir söz, her kadın için ayrı ayrı söylenmiş sayılır” buyurdu. ( Muvatta, Bey’at, 2; Tirmizi, Siyer, 37 )</p>
<p>Fahr-i Kâinat sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz bu vesîle ile belki de ilk defa İslâm’ın yeni bir âdâbını öğretmiş oluyordu. Birbirlerine nikah düşen kadın ve erkeğin el ele tutuşamayacağını bildiriyordu.</p>
<p>Bir başka rivayette de: &#8220;Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) elinde bir sevb (giyecek parçası) olmadıkça, bey&#8217;at sırasında kadınlarla müsâfaha etmezdi (tokalaşmazdı)&#8221; der.</p>
<p>Keza Buhârî&#8217;de Hz. Aişe (r.anha)&#8217;dan gelen bir rivayette: &#8220;Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem kadınlarla &#8220;Ey Peygamber! mümine kadınlar, Allah&#8217;a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnadda bulunmamak ve ma&#8217;ruf olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana bey&#8217;at etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et; onlara Allah&#8217;tan mağfiret dile&#8230;&#8221; (Mümtahine: 60/12) mealindeki ayetle bey&#8217;at yapardı. O&#8217;nun eli, ailesine mensup olanlar dışında hiçbir kadının eline değmedi&#8221; buyurulur.</p>
<p>Hülasa, bütün rivayetler, bilittifak, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem&#8217;in bey&#8217;at sırasında kadınların ellerine çıplak olarak değmediğini ifade eder.</p>
<p>Ümeyme (r.anha)’nın rivayet ettiği ikinci hadis de şudur.</p>
<p>Umeyme binti Rukayka(r.anha) şöyle rivayet etmiştir:</p>
<p>“ Nebî sallallahu aleyhi vesellem’in sedirinin altında bir kap vardı.Geceleyin ona küçük abdest bozardı.” (Ebu Davud Terceme ve Şerhi, c.1, s,52 Hadis no: 24)</p>
<p>Bu hadis-i şerif meşakkatli anlarda veya dışarıya çıkmaya engel durumlarda, zaruret hallerinde ümmete bir kolaylık yolu göstermiştir.</p>
<p>Ümeyme binti Rukayka radıyallahu anha hakkında kaynaklarda fazla bir bilgiye rastlanmamaktadır. Nerde ne zaman vefat ettiği de bilinmemektedir.</p>
<h6><span style="color: #999999;">Mustafa Eriş</span></h6>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/umeyme-binti-kurayka-radiyallahu-anha.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

