Evlenirken gerekli tetkikâtı yapmamış veya yapma fırsatını bulamamış kimselere, iş gelip boşanma kertesine dayanınca, en âkilâne kriterlerin dahi hiçbir yararı olmayacaktır. Evet, mesele yuvadaki yangından az zararla kurtulmak değil; önemli olan, yangın çıkaracak unsurların yuvaya sokulmamasıdır.
Aile,cemiyetin en önemli rüknüdür. Ailenin sağlamlığı millet ve insanlığın da sağlamlığı demektir. Bu konudaki bir ihmal bütün millet adına bir ihmal sayılır. Keyifler, ihtiraslar, kıskançlıklar ve gelip geçici hevesler üzerine bina edilen hedefsiz bir yuva istikbal vaat etmeyeceği gibi, millet bünyesinde de potansiyel bir huzursuzluk odağı olarak duracaktır. Zira o kurulurken, yümün ve bereket getireceği hesap ve plânıyla kurulmamıştır. Bu plânın vazgeçilmez temel taşı nikâhtır. Nikâha giden yolda nefsânîlik ve heveslerin bir yana bırakılarak mantığın, fikrin ve kalbin hâkim olması gerekir. Böyle bir izdivaçta dinî duygu ve düşüncenin esas alınmasının yararı ise tartışmadan varestedir. Zira kadın ve erkeğin Allah’la münasebeti yoksa onlardan meydana gelecek çocukların da şuurlu, hisli, dengeli, düzenli olmaları ve mesuliyet duygusu taşımaları da zor olacaktır. Devamı »
Kategori Arşivi: İslam’da Evlilik ve Aile
Mevlânâ’ya Göre Evlilik ve Aile
Allah Resûlû’nün (s.a.s) Eşleri O’na Karşı Nasıl Davranırdı?
Yüce Yaratıcı’nın insanlığa en son rehber olarak gönderdiği Allah Resûlü’nün (s.a.s.) ve ailesinin hayatı, Müslümanlar için güzel misâllerle doludur. Bu güzel misâllerden biri de ezvâc-ı tâhirâtın Efendimiz’e (s.a.s.) karşı davranışlarıdır. Zira onları eğiten, yetiştiren, onlara hayatın her alanında nasıl davranılması gerektiğini öğreten bizzat Resûlullah’ın (s.a.s.) kendisidir. Kendisidir; zîrâ O’nun en yakın ve müdavim talebeleri, o kutlu hanenin sakinleri olan ezvâc-ı tâhirâttır. Bu makalede, Kur’ân-ı Kerîm’in, annelerimiz olarak takdim ettiği Resûlullah’ın (s.a.s.) eşlerinin, O’na karşı davranışları, münasebetleri ve O’nunla nasıl geçindikleri gibi hususlar ele alınacak, böylece mü’min kadınlar için, ideal bir eş olmanın mükemmel örnekleri sergilenmiş olacaktır.
1. Eşleri, Resûlullah’ın (s.a.s.) yakınlarına her türlü iyiliği yaparlardı
Evlilik, sadece iki kişinin beraberliğini değil, en yakın ve dar daireden en uzak ve geniş daireye kadar pek çok insanın yakınlaşmasını, birbirleriyle akraba olmasını da temin eder. Eşlerin anne-babası, dayı, hala, teyze, onların çocukları… derken geniş bir aile meydana gelmiş olur. İşte bu geniş ailede her iki tarafın herhangi bir ayrıma gitmeden, birbirinin akrabasını kendi akrabası gibi bilmesi, saygı ve sevgi göstermesi gerekir. Günümüzde parçalanan evliliklere bakıldığında, bunun temel sebeplerinden birinin bu olduğu görülür. Hanım, eşinin baba ve annesini kendi öz baba ve annesi; bey de hanımının ebeveynini kendi baba ve annesi görmelidir. Böyle bir davranış, eşlerin birbirlerine karşı sevgi ve saygılarının bir belirtisi olduğu gibi bu sevgi ve saygının daha da artmasına bir vesiledir. Zira bir kişinin sevdiğinin sevdiği, o kişinin de dostu ve sevdiği konumundadır. Devamı »
Dinimizde ve Örfümüzde Nişanlanma
Evlenecek kimseler, birbirlerinin üstlerine-başlarına, kılık ve kıyafetlerine, hatta servet ve dış güzelliklerine göre değil; bu en ciddî meselede, ruh güzelliği, namus ve ahlâk anlayışı, fezilet ve karakter yüksekliğine göre karar vermelidirler.
İslâm’a göre evlenmek, sadece zevk ve haz için değil; aile teşkili, milletin bekâ ve devamı, ferdin duygu ve düşüncelerinin dağınıklıktan kurtarılması ve cismânî hazlarının zapturapt altına alınması içindir. Bu konuda zevk ve hazlar ise, fıtratın çok meselelerinde olduğu gibi, birer avans ve imrendirmeden ibarettir.
Fıkıh literatürümüzde evlenmenin başlangıcı kabul edilen nişanlanma müstakil bir başlık altında incelenmez. Bu, nişanlanmayla ilgili hükümlerden bahsedilmediği mânâsına da gelmez. Meselâ nişanlanacak kişilerin görüşmelerinde riâyet etmeleri gereken mahremiyet sınırı, iddet süresi içerisindeki kadına evlenme teklifinde bulunma, nikâh kıyıldıktan sonra zifaf gerçekleşmeden boşanma ve halvet-i sahiha konuları çeşitli yerlerde anlatılmıştır. Devamı »

