<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslami Yol... &#187; Dua,Niyaz,Münacaat</title>
	<atom:link href="http://www.islamiyol.com/kategori/dua-niyaz-munacaat/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamiyol.com</link>
	<description>Kur&#039;an&#039;ın Işığında...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 16:27:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kur&#8217;ân&#8217;da Duâ</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/kuranda-dua.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/kuranda-dua.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 16:18:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[allah u teala]]></category>
		<category><![CDATA[ayet]]></category>
		<category><![CDATA[âyet-i celîl]]></category>
		<category><![CDATA[Bakara suresi]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[Ey Resûlüm]]></category>
		<category><![CDATA[icabett]]></category>
		<category><![CDATA[îman]]></category>
		<category><![CDATA[islami yol]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Rab]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbi-miz]]></category>
		<category><![CDATA[Resul]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7469</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Ey Resûl-i Ekremim! Benim kullarım &#8220;Rabbi-miz uzakta mıdır, yakında mıdır?&#8221; diyerek sana beni sordukları zaman sen onlara cevap ver ki: Ben onlara pek yakınımdır. Bana duâ eden kulumun duasını kabul ederim. Duâ ettiğinde benden duâlarının kabulünü istesinler. Ve bana îman etsinler. Umulur ki onlar îmanları ve duâları sebebiyle doğru yola vâsıl olurlar ve irşâd olunurlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/02/Untitled-2.jpg" alt="" title="Untitled-2" width="600" height="320" class="alignright size-full wp-image-7473" /><br />
&#8220;Ey Resûl-i Ekremim! Benim kullarım &#8220;Rabbi-miz uzakta mıdır, yakında mıdır?&#8221; diyerek sana beni sordukları zaman sen onlara cevap ver ki: Ben onlara pek yakınımdır. Bana duâ eden kulumun duasını kabul ederim. Duâ ettiğinde benden duâlarının kabulünü istesinler. Ve bana îman etsinler. Umulur ki onlar îmanları ve duâları sebebiyle doğru yola vâsıl olurlar ve irşâd olunurlar. &#8220;(Bakara Sûresi, 186)<br />
 Fahr-i Râzî, Kâzı Beyzâyi ve Hâzin&#8217;in beyânlarına göre ashâb-ı kiramdan bazı kimselerin: &#8220;Ya Re-sûlallah! Rabbimiz bize yakîn ise hafif sesle yahud gizlice duâ edelim. Eğer uzak ise yüksek sesle duâ edelim&#8221; demeleri üzerine bu âyet-i celîlenin nâzil olduğu mervîdir.</p>
<p> Başka bir rivâyette ise yahûdilerin: &#8220;Yâ Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-! Sen yer ile gök arasını pek uzak haber veriyorsun. Rabbimiz duâmızı nasıl işidir?&#8221; demeleri üzerine nâzil olduğu mervîdir. Bu sebeb-i nûzullere göre âyetin ma&#8217;nası şöyle olur:</p>
<p> &#8220;Ey Resûlüm! Benim kullarım sana benim evsâfımdan suâl edip Rabbimizin lutfu bize yakın mı? Duâmızı gizlice kendi içimizde mi yapalım? Yoksa uzakta mı? Duamızı yüksek sadâ ile yapalım? dediklerinde: &#8220;Sen onlara Benim tarafımdan cevâb ver. Ben onların gizli duâlarını işitirim. Zira Benim ilmim onlara pek yakındır. Binâenaleyh onların işlerini bilip sözlerini işiterek hallerine muttali&#8217; olduğumdan duâ eden kimsenin duâsı ihlâs üzere olursa icâbet ederim. Şu hâlde onlar benden icâbet talep etsinler. Ben de onlara icâbet ederim. Senin vâsıtan ile onları îmana davet etdiğimde derhal îman etsinler. Zîra ben onların duâlarına icabet edince onların da benim da&#8217;-vetime icabet ve emrime itaat etmeleri vâcibdir ve onlar davetime icabetle doğru yolu muhakkak bulurlar.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/kuranda-dua.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dua Etmek ve Duaların Kabulü</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/dua-etmek-ve-dualarin-kabulu.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/dua-etmek-ve-dualarin-kabulu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 19:23:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Âkaîd - Kelâm]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allahü teâlâ]]></category>
		<category><![CDATA[Allah’a yakaran]]></category>
		<category><![CDATA[Bakara suresi]]></category>
		<category><![CDATA[çaresiz]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[dua etmek]]></category>
		<category><![CDATA[dualar]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyâ]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[hayır]]></category>
		<category><![CDATA[husus]]></category>
		<category><![CDATA[kul]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[samimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7462</guid>
		<description><![CDATA[Kur’an-ı Kerim ayetlerinde pek çok kere, Allah’a gönülden teslim olan kullar olarak dua etmek ve Allah’ın yüceliğini ifade etmek emredilmiştir. Dua mana itibariyle çağırmak, seslenmek, istemek; yardım talep etmek gibi anlamlara gelmektedir. Dua kulun Allah’a olan bir yönelişidir. Dua kul üzerinde psikolojik manada bir rahatlama, huzur ve gönül tatmini doğurur. Duada Allah ile kul arasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-7463" title="021030212" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/02/021030212.jpg" alt="" width="600" height="350" /><br />
  Kur’an-ı Kerim ayetlerinde pek çok kere, Allah’a gönülden teslim olan kullar olarak dua etmek ve Allah’ın yüceliğini ifade etmek emredilmiştir. Dua mana itibariyle çağırmak, seslenmek, istemek; yardım talep etmek gibi anlamlara gelmektedir. Dua kulun Allah’a olan bir yönelişidir. Dua kul üzerinde psikolojik manada bir rahatlama, huzur ve gönül tatmini doğurur. Duada Allah ile kul arasında bir vasıta yoktur. Kul, Yaratanına halini arz eder ve niyazda bulunur. Bu yüzden kul açısından dua etmek oldukça önemli bir ibadettir.</p>
<p><span id="more-7462"></span></p>
<p>Bizim için gerçek manada neyin hayırlı olacağını sadece Allah bilmektedir. Bizim zahiren hayır gördüğümüz ve istediğimiz bir şey aslında hayırlı olmayabilir. Bu durum pek çok insanın başına gelmiş ve gelmekte olan bir husustur. Bu yüzden Allah bazen bizim için hayırlı olmayacak bir şeyi nasip etmediği gibi hayırlı olacak olsa da kulunu sabır imtihanına tutmak için de nasip etmeyebilir. Tüm bunlardan dolayı dua etmekte ve Allah’a gönülden bağlanmakta ısrarlı ve samimi olmak gerekmektedir. Olaya dua ettim ama kabul olmadı şeklinde yaklaşmak bir mümine yakışan tavır değildir. Her şeyde hayır aramak ve tatmin olmak en doğru olanıdır. Duanın samimiyet içerisinde ve ne söylendiğinin bilinerek yapılması amacına daha uygun olacaktır.</p>
<p>Allah kullarını bazen türlü imtihanlarla zorluk ve sıkıntılarla sınar. Bazen de insanlar bu dünya hayatında yapmış oldukları birtakım hataların bedelini öderler. Her ne durumda olunursa olunsun Allah’tan yardım dilemeyi ve Allah’a yönelmeyi hayatın temel prensibi edinmek gerekir. Kul Allah’a dayanır ve güvenirse ve gerçek dost olarak sadece Allah’ı bilirse mutlaka yardım görecektir. Ancak pek çok kişide görüldüğü gibi Allah’ı sadece zor zamanlarda hatırlamak ve çaresiz kalındığında O’na dua etmek yanlış bir tutumdur. Zorda ve çaresiz kaldığı anlarda Allah’a yakaran sonra sıkıntısı giderildiğinde tekrardan eski hayatına dönerek Allah’ı adeta unutan pek çok örnekle karşılaşırız. Bu gibi örnekler tekrardan çaresiz kalana kadar Allah’ı hiç düşünmez ve hatalardan uzak durmazlar. Oysa kulun Allah’a muhtaç olmadığı tek bir an dahi yoktur ki kul sadece ihtiyaç duyduğu zaman Allah’a yönelsin.</p>
<p>Dualar gönülden ve samimi bir biçimde yapıldığında Allah mutlaka en olumlu ve güzel bir biçimde cevap verecektir. Dualarda dünyevi maddi isteklerden çok hem bu dünya hayatında hem de ahirette hayırlı iman ve ihlâs sahibi kullardan olunmasının dilenmesi ve Allah’ın bize sunmuş olduğu sayısız nimet ve imkândan dolayı şükredilmesi daha uygun bir tutum olacaktır. İstenilen mal ve mülk şayet kişiyi bu dünya hayatında saptıracak ve azgınlık yapmasına sebep olacaksa böyle bir kişi için sahip olduğu ve olacağı malın şerden başka bir tarafı bulunmamaktadır. Kula düşen Allah’a gönülden bağlanarak dua etmektir. Neyin hayırlı olduğu ya da neyin nasip olacağı sadece Allah’ın bilgisindedir.</p>
<p>Kullarım, beni sana soracak olurlarsa, gerçektende ben pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin çağrısına cevap veririm. Öyleyse onlarda bana cevap versinler ve bana inansınlar ki doğruya erişsinler. Bakara Suresi Ayet 186</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/dua-etmek-ve-dualarin-kabulu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mevlid Kandilimiz mübarek olsun</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/mevlid-kandilimiz-mubarek-olsun.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/mevlid-kandilimiz-mubarek-olsun.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 11:54:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[Bu mübarek gece Mevlid Kandili]]></category>
		<category><![CDATA[cehâlet]]></category>
		<category><![CDATA[derman]]></category>
		<category><![CDATA[gözyaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Hâlık-ı Kâinat]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[inşallah]]></category>
		<category><![CDATA[İnsân]]></category>
		<category><![CDATA[küfür]]></category>
		<category><![CDATA[mevlid]]></category>
		<category><![CDATA[mevlid kandili]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlid Kandilimiz mübarek olsun]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[mübarek]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[risale]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[Rûh]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgili Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[sima]]></category>
		<category><![CDATA[şirk]]></category>
		<category><![CDATA[tesbih]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[Varlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yeryüzü]]></category>
		<category><![CDATA[zikir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7451</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü&#8217;l-evvel ayının 12. gecesi doğmuştur. Bu mübarek geceye &#8220;Mevlid Kandili&#8221; denir. O&#8217;nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/02/mevlid-kandili.jpg" alt="" title="mevlid-kandili" width="500" height="333" class="alignright size-full wp-image-7452" /></p>
<p>İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü&#8217;l-evvel ayının 12. gecesi doğmuştur. Bu mübarek geceye &#8220;Mevlid Kandili&#8221; denir. </p>
<p> O&#8217;nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti. </p>
<p> Sevgili Peygamberimizin tebliğ ettiği İslâm dini ile dünya aydınlandı, tek Allah inancı ile kalpler nurlandı. Eşitlik, adalet ve kardeşlik geldi. O&#8217;na inanan toplumlar gerçek huzura kavuştu. O&#8217;nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır. </p>
<p> Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı &#8220;Vesiletün&#8217;necat&#8221; olan mevlid kitabı O&#8217;nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir. </p>
<p><span id="more-7451"></span></p>
<p> Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O&#8217;nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir. </p>
<p> Bununla beraber, O&#8217;nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O&#8217;nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.<br />
 Yeryüzünü mânevî bir karanlık kaplamıştı. </p>
<p> Mevcudat, beşerin zulüm ve vahşetinden adeta mâteme bürünmüştü. Gözyaşı döken gözler değil, ruh ve kalpler idi. Kalp ve ruhların keder, elem ve gözyaşına âlem de iştirak etmiş, sanki umumî yas ilan edilmişti! </p>
<p> Yeryüzü saadetin, sevincin ve huzurun kaynağı olan “tevhid” inancından mahrumdu. Küfür ve şirk fırtınası, ruhları ve kalpleri kasıp kavurmuştu. Gö­nüllerde tek mâbud yerine, birçok bâtıl ilâh yer almıştı! Hakikî sahibini arayan ruhların feryadı ortalığı çınlatıyordu. </p>
<p> İnsanlar, birbirini yiyen canavarlar misâli vahşîleşmiş, küfür, şirk, cehalet ve zulüm bataklığında boğulmaya yüz tutmuşlardı. Zâlimin zulüm kamçısı al­tında mazlum inim inim inler hale gelmişti. </p>
<p> Âlem mahzun, varlıklar mahzun, gönüller mahzun ve simalar mahzundu.</p>
<p>Mübarek gece vesilesi ile Risale-i Nur’dan 19.Mektupta yer alan “BU PARÇA ALTIN VE ELMAS İLE YAZILSA LİYAKATI VAR” bölümünü aşağıda sunuyoruz…</p>
<p>Evet sâbıkan bahsi geçmiş: Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi; وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ sırrıyla aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hükmünde onları inhizama sevketmesi; وَ انْشَقَّ الْقَمَرُ nassı ile aynı avucunun parmağıyla Kamer’i iki parça etmesi; ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir orduya içirmesi; ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, elbette o mübarek el, ne kadar hârika bir mu’cize-i kudret-i İlâhiye olduğunu gösterir. Güya ahbab içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhanîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse, zikir ve tesbih ederler. Ve a’daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmanîdir ki, hangi derde temas etse derman olur. Ve celâl ile kalktığı vakit, Kamer’i parçalayıp Kab-ı Kavseyn şeklini verir; ve cemâl ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın bir tek eli, böyle acib mu’cizata mazhar ve medar olsa; o zâtın Hâlık-ı Kâinat yanında ne kadar makbul olduğu ve davasında ne kadar sâdık bulunduğu ve o el ile biat edenler, ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşılmaz mı?</p>
<p>Bediüzzaman Said Nursi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/mevlid-kandilimiz-mubarek-olsun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslami Tebliğde Kur&#8217;an Metodu</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/islami-tebligde-kuran-metodu.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/islami-tebligde-kuran-metodu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 11:09:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Âile İlmihâli]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[ayet]]></category>
		<category><![CDATA[Ey Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[grup]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[güzel öğütler]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[inkılâb]]></category>
		<category><![CDATA[İnsân]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[İslami Tebliğde Kur'an Metodu]]></category>
		<category><![CDATA[Kıyâmet]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Metod]]></category>
		<category><![CDATA[nüfuz]]></category>
		<category><![CDATA[Rab]]></category>
		<category><![CDATA[tebliğ]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7443</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlara en doğru yolu göstermek için gönderilmiş olan Kur’an-ı Kerim, yirmi üç yıllık bir zaman içerisinde, tarihte eşine rastlanmayan büyük bir inkılâp gerçekleştirmiştir. Kur’an, hiçbir düzen ve hiçbir hukuk tanımayan sorumsuz fertlerden, kıyamete kadar her dönemde insanlara örnek olabilecek, derin bir hukuk anlayışına sahip bir topluluğun meydana gelmesini sağlamıştır. Bunu da insanlık tarihi açısından yirmi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/02/İslami-Tebliğde-Kuran-Metodu.jpg" alt="" title="İslami Tebliğde Kur&#039;an Metodu" width="625" height="325" class="alignright size-full wp-image-7444" /> İnsanlara en doğru yolu göstermek için gönderilmiş olan Kur’an-ı Kerim, yirmi üç yıllık bir zaman içerisinde, tarihte eşine rastlanmayan büyük bir inkılâp gerçekleştirmiştir.</p>
<p> Kur’an, hiçbir düzen ve hiçbir hukuk tanımayan sorumsuz fertlerden, kıyamete kadar her dönemde insanlara örnek olabilecek, derin bir hukuk anlayışına sahip bir topluluğun meydana gelmesini sağlamıştır. Bunu da insanlık tarihi açısından yirmi üç yıl gibi kısa bir sürede gerçekleştirmiştir. Bu kadar kısa bir zaman içerisinde yapılan bu değişiklikte en büyük âmil, şüphesiz ki, Kur’an’ın muhtevası, eşsiz üslubu ve gönüllere nüfuz eden derin manasıdır. </p>
<p> Bunun yanında hak ve hakikati sunuş biçimi yani, irşad ve tebliğ metodu da bu inkılâbı gerçekleştirmesinde büyük rol oynamıştır. Bir ilaç ne kadar tesirli olursa olsun, hastaya uygun dozajda verilmezse bir faydası görülemez. Bunun gibi, Kur’an’ın getirmiş olduğu evrensel esaslar, ne kadar yüce ve değerli olursa olsun, insanlara münasip bir üslup içinde anlatılmazsa, bundan da istenilen fayda sağlanamaz.</p>
<p><span id="more-7443"></span></p>
<p>İşte Kur’an, bu hususta nasıl bir yol takip etmiştir ki, az bir zamanda böyle bir başarıyı sağlayabilmiştir. Biz, burada Kur’an’ın insanları ikna etmede ve hakkı hakikati onlara ulaştırmadaki metodu üzerinde durup ayetler ışığında Kur’an’ın öngördüğü yöntemleri açıklamaya çalışacağız.</p>
<p>Kur’an’ın Tebliğ Metodu: </p>
<p>Kur’an insanları nasıl ikna ederek onlara Allah’ın varlığını ve birliğini kabul ettirmeye çalışmıştır? Yine Yüce Allah, Kur’an’da koymuş olduğu prensipleri insanlara benimsetirken nasıl bir yol takip etmiştir? Bu hususta ortaya koyduğu deliller nelerdir? İşte bu gibi sorulara ayetler ışığında cevap verildiğinde Kur’an’ın irşad ve tebliğ metodu da ortaya çıkmış olmaktadır. Kur’an’ın irşad metodunun en özlü bir şekilde şu ayette ifade edildiğini görmekteyiz:</p>
<p>“(Ey Muhammed!) Sen, Rabbin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Çünkü Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de en iyi bilendir.” (Nahl, 16/125) </p>
<p>Bu ayetteki “hikmet ve güzel öğütle Rabbinin yoluna, yani İslam dinine çağır” ifadesi açık ve kesin bir emirdir. Ama kimlerin hikmet ve güzel öğütle Allah’ın yoluna çağırılacağı ayette belirtilmemiştir. Müşrikler, Kitap Ehli, münafıklar ve müslümanlar, acaba bunlardan hangisi bu davetin muhatabıdır? Ayette mefulün zikredilmemesi, hitabın umumî oluşuna işaret etmektedir.(1) Kur’an, tek bir zümreyi hidayete çağırmak için değil, bütün insanları hidayete erdirmek için gönderilmiş bir kitaptır. O halde bütün insanlar bu kapsama girmektedirler.</p>
<p>Allah yoluna hikmet ve güzel öğütle çağırmayı ve en güzel biçimde mücadele etmeyi emreden bu ayet, İslam’da tebliğ metodunu ortaya koymaktadır. </p>
<p>Ayetin açık ifadesinden anlaşıldığına göre, Kur’an, hitap edilmek istenen insanları üç grup halinde değerlendirmekte ve bunların her birine ne şekilde hitap edilmesi gerektiği belirtilmektedir:</p>
<p>1. Allah yoluna hikmetle çağırmak.</p>
<p>2. Allah yoluna güzel öğütle çağırmak.</p>
<p>3. En güzel bir biçimde mücadelve etmek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/islami-tebligde-kuran-metodu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tefekkür</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/tefekkur.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/tefekkur.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 10:38:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah yolunda]]></category>
		<category><![CDATA[Göz]]></category>
		<category><![CDATA[günah]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Rab]]></category>
		<category><![CDATA[şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7384</guid>
		<description><![CDATA[Tefekkür; inceden inceye, tüm ayrıntıları gözönünde bulundurarak derin düşünmek, zihni yorarak işin bilincine varmak anlamlarını içerir. Kur’an’ın işaret ettiği ve bizlerden istenen tefekkür ise kısaca ; doğru düşünce yolu ile bilincin geliştirilmesi olarak tanımlanabilir. Kur’an’da, bir çok ayette insanlar tefekküre davet edilmekte ve tefekkür anlamını içeren pek çok kelime kullanılmaktadır. Düşüncenin en yüksek derecesi diye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/tefekkur.html/tefekkur02" rel="attachment wp-att-7416"><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/01/tefekkür02.jpg" alt="" title="tefekkür02" class="alignnone size-full wp-image-7416" /></a></p>
<p>Tefekkür; inceden inceye, tüm ayrıntıları gözönünde bulundurarak derin düşünmek, zihni yorarak işin bilincine varmak anlamlarını içerir. Kur’an’ın işaret ettiği ve bizlerden istenen tefekkür ise kısaca ; doğru düşünce yolu ile bilincin geliştirilmesi olarak tanımlanabilir. Kur’an’da, bir çok ayette insanlar tefekküre davet edilmekte ve tefekkür anlamını içeren pek çok kelime kullanılmaktadır. Düşüncenin en yüksek derecesi diye de adlandırabileceğimiz tefekkürü anlamak için, öncelikle “düşünmek” kavramı üzerinde durmak gerekir. Takvanın, günah işleme olasılığı doğuran şeylerden uzaklaşmak olduğunu belirtmiştik. Bir şeyin bizi günaha yaklaştırdığını anlamak için de, öncelikle o şeyin üzerinde düşünmemiz gerektirir.</p>
<p><span id="more-7384"></span></p>
<p>Kur’an’da düşünce ; iyi-olumlu-güzel ve kötü-olumsuz-çirkin olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Kötü düşünce; nefsin dünyaya dönük isteklerinin kışkırtması ya da şeytanın vesvesesi sonucunda oluşur;<br />
“ Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. “ (Fusilet 36) “ O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldar.” (Nas 5)<br />
“ Yemin olsun ki insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını da biz biliriz.” ( Kaf 16) “ Nefsimi ak-pak gösteremem. Çünkü nefs, Rabbimin merhamet ettiği durumlar hariç, olanca gücü ile kötülüğü emreder.” (Yusuf 53) ayetlerinde insan, nefsani ve şeytani vesveseler konusunda uyarılmaktadır ki bu konuya “Nefsimizi Bilelim” başlıklı bölümümüzde değinmiştik.</p>
<p>Kötü düşünce kişiyi, Allah yolundan saptırıp inkara sürükler. Müddesir Suresi’nde bu gerçeğe dikkat çekilmekte ve Kur’an’ı yalanlayan kişinin derin derin düşündüğü ve bu düşünce sonucunda inkara yöneldiği anlatılmaktadır ; “ Derin derin düşündü o; ölçtü-biçti. Kahrolası nasıl bir ölçü kullandı?” (Müddesir 18-19) Mantık denilen ölçü nefse yenik düştüğünde, gönül de esir alınır. Ve böylece, doğru bir çıkarım için derin derin düşünülse bile, akıl tek başına yeterli gelemez. Kısacası, kötü düşünce, yetersiz ya da yüzeysel bilginin nefs ile birleşmesi sonucunda doğar ve böyle bir düşünce de, gerçek bilgiye ulaşma yollarını kapatarak, “ Bu düşünce kalbinizde süslendi de, çirkin bir sanıya saplandınız” (Fetih 12) ayetinin de işaret ettiği gibi, kişiyi düşünmeden, zan ile hareket etmeye yöneltir.</p>
<p>Zan; sanmak, farzetmek ya da tahmin etmektir ki, zan ile hareket etmenin ne bilimsellikle ne de gerçek bilgi ile ilgisi vardır. Zandan kaçınılması gerektiği, Kur’an’da açık bir dille ifade edilmektedir;<br />
“ Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.” (Hucurat 12) Şeytani vesveseden doğan kötü düşünce şeytanla işbirliğinin göstergesidir ve bu düşünce, kötü eylemler ve kötü sonuçlar doğurur. Oysa zan ile hareket edenler, hala kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar; “ Onlar, Allah’ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Bir de kendilerinin hidayet üzere olduklarını sanırlar. “ (Araf 30) “ Bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin hala hidayet üzere olduklarını sanırlar!..” (Zuhruf 37)</p>
<p>İnsanları Allah yolundan çıkaran en önemli faktörlerden bazıları ; yeniden diriltilmeyeceklerini, kıyametin kopmayacağını (Fussilet 50), Allah’a döndürülmeyeceklerini (İnşikak 14) ya da cennete gideceklerini (Bakara 214, Hud 10) sanmalarıdır!.. Allah’ı inkar etmenin en önemli nedeni de, sistemin kusursuzluğunu gözardı edebilecek kadar nefse yenik düşmüş bir mantık ile düşünüp, yaradılışın rastlantısal olduğunu sanabilmektir!.. Kur’an, böyle düşünenler için bakın ne diyor; “ Biz şu göğü ve yeri ve ikisi arasındakileri boşuna yaratmadık. Böyle düşünmek, küfre sapanların sanısıdır!..” (Sad 27)<br />
Sonuç olarak; zan ile hareket etmek, kötü düşüncenin ürünüdür ve Kur’an’da şöyle açıklanmaktadır ;<br />
“ Onların çoğu, sanıdan başka birşeyin ardınca gitmiyor. Doğrusu da şu ki sanı, haktan hiçbir şey ifade etmez!..” (Yunus 36)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/tefekkur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İhlas Risale&#8217;si</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/ihlas-risalesi.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/ihlas-risalesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 17:25:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Rîsâle-i Nûr]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah’ın rızası]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[İhlâs]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7346</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; İbadetleri Allah emrettiği için yapmak ve neticesinde de Allah’ın rızasını kazanmak düşüncesi, Allah için&#8221; ifadesi, Allah rızası anlamında kullanılmıştır. Yoksa Allah’ın ne Zatı ne de isim ve sıfatları bizim hiçbir şeyimize muhtaç değildir. İbadetler insanın Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmasında sadece bir araç ve vasıtadır. Üstad Hazretleri ihlası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/01/Untitled-1.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-7347" title="Untitled-1" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/01/Untitled-1-350x175.jpg" alt="" width="350" height="175" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İbadetleri Allah emrettiği için yapmak ve neticesinde de Allah’ın rızasını kazanmak düşüncesi, Allah için&#8221; ifadesi, Allah rızası anlamında kullanılmıştır. Yoksa Allah’ın ne Zatı ne de isim ve sıfatları bizim hiçbir şeyimize muhtaç değildir. İbadetler insanın Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmasında sadece bir araç ve vasıtadır. Üstad Hazretleri ihlası şu şekilde tanımlıyor: &#8220;İhtar: İbadetin ruhu, ihlâstır. İhlâs ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. Eğer başka bir hikmet ve bir fayda ibadete illet gösterilse, o ibadet bâtıldır. Faydalar, hikmetler yalnız müreccih olabilirler, illet olamazlar.&#8221;(1) Şayet ibadetimizin derinliğinde, kendi menfaat ve çıkarlarımız esas gaye olursa, o ibadet ihlasa uygun olamaz. İhlas öyle safi bir şeydir ki, leke götürmez. Yani en küçük bir menfaat düşüncesi bile ihlası zedeler, safiyetini bozar. İbadetlerin esası ve temelinde sadede</p>
<p><span id="more-7346"></span></p>
<p>Allah’ın emir ve rızası olmalıdır. Böyle bir ihlasa ulaşmak ancak tahkiki iman ve marifetle mümkündür. Yani Allah’a öyle bir iman edilip, Allah öyle bir tanınacak ki, hiçbir küçük hesap ve menfaat bu imanı ve marifeti delip geçemesin. Bu zamanda hakiki imanı ve marifeti Risale-i Nurlar ders veriyor, ona bakılmalı, onunla meşgul olunmalıdır. Hangi risaleden başlamak gerektiği konusuna gelince; okunan her risaleden mutlaka istifade edilecektir. Ancak daha çok istifade edebilmek için, dikkat edilmesi gereken bazı prensipler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır; 1. Bulunduğumuz yerde, Risaleleri okuyan insanlarla mutlaka tanışmak ve sohbet ortamına katılmaktır. Bu ortam, başta Risalelerin anlaşılması olmak üzere, bize çok şeyi kazandıracaktır. Manevi ve temiz bir atmosferde, farkında olmadan çok faydalı şeyleri öğrendiğimizi ve yine farkında olmadan bunları yaşadığımızı anlayacağız. 2. Anlayamadığımız yerleri sormak, yanlış ise düzeltmek, doğru ise onaylama imkanı bulmuş olacağız. 3. Sırasıyla; Küçük Sözler, İman ve Küfür Muvazeneleri, Büyük Sözler, Tarihçe-i Hayat&#8217;ın ilk kısmı, Lem&#8217;alar, Mektubat, Şualar vs. şeklinde bir sıralama takip edilebilir. Ancak daha çok ihtiyaç duyduğumuz Risaleleri, daha fazla okuyabiliriz. Bazı risaleler üzerinde daha fazla yoğunlaşabiliriz. Vaktimiz nispetinde okuma miktarımızı belirleyerek, sistemli bir şekilde yapılan okumaların daha istifadeli olduğu tespit edilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/ihlas-risalesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vesvese ve Evham karanlığı</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/vesvese-ve-evham-karanligi.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/vesvese-ve-evham-karanligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 17:08:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[hadd-i şer]]></category>
		<category><![CDATA[Sema]]></category>
		<category><![CDATA[şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[tedellî]]></category>
		<category><![CDATA[tenezzül]]></category>
		<category><![CDATA[vesvese]]></category>
		<category><![CDATA[zulm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7338</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; Vesvese ve Evham karanlığında, sünnetler birer lamba vazifesi görür. Arkadaş! Vesvese ve evham zulmetleri içinde yürürken, Resul-i Ekrem&#8217;in (a.s.m.) sünnetleri birer yıldız, birer lâmba vazifesini gördüklerini gördüm. Her bir sünnet veya bir hadd-i şer&#8217;î, zulmetli dalâlet yollarında güneş gibi parlıyor. O yollarda, insan zerre miskal o sünnetlerden inhiraf [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/01/islami-hdfhjuuxfjt.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-7339" title="islami hdfhjuuxfjt" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/01/islami-hdfhjuuxfjt-350x175.jpg" alt="" width="350" height="175" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Vesvese ve Evham karanlığında, sünnetler birer lamba vazifesi görür. Arkadaş! Vesvese ve evham zulmetleri içinde yürürken, Resul-i Ekrem&#8217;in (a.s.m.) sünnetleri birer yıldız, birer lâmba vazifesini gördüklerini gördüm. Her bir sünnet veya bir hadd-i şer&#8217;î, zulmetli dalâlet yollarında güneş gibi parlıyor. O yollarda, insan zerre miskal o sünnetlerden inhiraf ve udûl ederse, şeytanlara mel&#8217;ab, evhama merkeb, tenezzül ve korkulara ma&#8217;rez ve dağlar kadar ağır yüklere matiye olacaktır. Ve keza, o sünnetleri, sanki semâdan tedellî ve tenezzül eden ipler gibi gördüm ki, onlara temessük eden yükselir, saadetlere nâil olur. Muhalefet edip de akla dayananlar ise, uzun bir minareyle semâya çıkmak hamakatinde bulunan Firavun gibi bir firavun olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/vesvese-ve-evham-karanligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Nefs&#8221; ile ilgili önemli bir hadi-i şerif</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/nefs-ile-ilgili-onemli-bir-hadi-i-serif.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/nefs-ile-ilgili-onemli-bir-hadi-i-serif.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 18:49:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük cihad]]></category>
		<category><![CDATA[cihad]]></category>
		<category><![CDATA[efs ile cihad]]></category>
		<category><![CDATA[küçük cihad]]></category>
		<category><![CDATA[nefs]]></category>
		<category><![CDATA[Rasûlullâh]]></category>
		<category><![CDATA[seriyye]]></category>
		<category><![CDATA[Ya Rasulullah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7327</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; Rasulullah (günün birinde) bir seriyye gönderdi. Seriyye geri döndüğünde onlara şöyle buyurdu: &#8220;Aferin küçük cihadı yerine getirip de (üzerinde) büyük cihadı baki kalanlara.&#8221; Denildi ki, &#8220;Ya Rasulullah! Büyük cihad da neyin nesi? Hazret, &#8220;nefs ile cihad&#8221; buyurdu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/12/adfvgdbbh.jpg"><img class="alignnone size-large wp-image-7328" title="adfvgdbbh" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/12/adfvgdbbh-350x157.jpg" alt="" width="350" height="157" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Rasulullah (günün birinde) bir seriyye gönderdi. Seriyye geri döndüğünde onlara şöyle buyurdu: &#8220;Aferin küçük cihadı yerine getirip de (üzerinde) büyük cihadı baki kalanlara.&#8221; Denildi ki, &#8220;Ya Rasulullah! Büyük cihad da neyin nesi? Hazret, &#8220;nefs ile cihad&#8221; buyurdu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/nefs-ile-ilgili-onemli-bir-hadi-i-serif.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuran&#8217;da islami vahdet</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/kuranda-islami-vahdet.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/kuranda-islami-vahdet.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 13:48:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim Meali]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret günü]]></category>
		<category><![CDATA[AL-İ İMRAN]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Enfâl]]></category>
		<category><![CDATA[Enfal 42]]></category>
		<category><![CDATA[İslam millet]]></category>
		<category><![CDATA[kervan]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap ehli]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Rab]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[Toptan Allah’ın ipine sımsıkı sarılın]]></category>
		<category><![CDATA[ümmet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7317</guid>
		<description><![CDATA[ “Toptan Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzaklaştırıp ısındırdı ve siz onun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardu. Umulur k, hidayete erersiniz diye, Allah ayetlerini işte böyle açıklar.” (Al-i İmran/103)  “Kendilerine açık deliller [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/12/cfh.jpg"><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/12/cfh-350x171.jpg" alt="" title="cfh" width="350" height="171" class="alignnone size-large wp-image-7318" /></a></p>
<p> “Toptan Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzaklaştırıp ısındırdı ve siz onun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardu. Umulur k, hidayete erersiniz diye, Allah ayetlerini işte böyle açıklar.” (Al-i İmran/103)</p>
<p> “Kendilerine açık deliller getirdikten sonra ayrılığa düşüp ihtilaf edenler gibi olmayın. İşte onlar (evet) onlar için büyük bir azap vardır.” (Al-i İmran/105)</p>
<p> “Muhakkak müminler kardeştirler…” (Hucurat/10)</p>
<p>  “……. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız onu Allâh’a ve elçiye götürün. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.” (Nisa 59)</p>
<p> “Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah’a aittir…” (Şura 10)</p>
<p><span id="more-7317"></span></p>
<p> “Ey insanlar, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah yanında en üstün olanınınz, (Allah’ın buyrukları dışına çıkmaktan) en çok korkanınızdır…” (Hucurat 13)</p>
<p> “Senden önce hiçbir Rasul ve Nebi göndermemiştik ki o, (bir şey) arzu ettiği zaman, şeytan onun arzusu içerisine mutlaka (onu dünya ile meşgul edecek bir düşünce) atmış olmasın. Fakat Allah, şeytanın attığını derhal iptal eder, sonra kendi ayetlerini sağlamlaştırır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Müminun/52)</p>
<p> Ve topluca Allah’ın ipine (cemian) tek cemaat halinde yapışın. Fırkalaşıp ayrılmayın. (Ali İmran 103)</p>
<p> …. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. (Maide 2)</p>
<p>  O gün siz, vadinin yakın kenarında idiniz, onlar da uzak kenarında idiler. Kervanda sizden daha aşağıda idi. Eğer sözleşmiş olsaydınız dahi, sözleştiğiniz vakitte öyle buluşamazdınız. Fakat Allah, yapılması gereken bir işi yerine getirmek için (sizi böyle buluşturdu) ki helak olan açık delille helak olsun; yaşayanda açık delille yaşasın. Çünkü Allah işitendir bilendir. (Enfal 42)</p>
<p>  ……. Birbirinizde kusur aramayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İnandıktan sonra fısk adı (ile çağırmak) ne kötü bir şeydir!&#8230;. (Hucurat 11)</p>
<p>  Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz…. (Ali İmran 110)</p>
<p>  İşte bu sizin ümmetiniz (olan Tevhid ve İslam milleti), bir tek ümmettir. Rabbiniz de benim. Yalnız bana kulluk edin. (Enbiya 92)</p>
<p>  Ey inanlar, hepiniz birlikte İslam’a (veya barışa) girin şeytanın adımlarını izlemeyin, çünkü o size apaçık düşmandır. (Bakara 208)</p>
<p> Deki: “Ey Kitap ehli, bizim ve sizin aranızda eşit olan bir kelimeye gelin. Yalnız Allah’a tapalım, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Birbirimize Allah’tan başka Rabler edinmeyelim. Eğer yüz çevirirlerse; Şahid olun, biz Müslümanlarız! deyin.” (Ali İmran 64)</p>
<p> Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar varya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur…. (En’âm 159).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/kuranda-islami-vahdet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efedimizin Sabrı</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/peygamber-efedimizin-sabri.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/peygamber-efedimizin-sabri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 12:33:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[ağz]]></category>
		<category><![CDATA[arzu]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[eziyet]]></category>
		<category><![CDATA[Felâket]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[İnsân]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[kavm]]></category>
		<category><![CDATA[lütuf]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed mustaf (sav)]]></category>
		<category><![CDATA[muhammed ul emin]]></category>
		<category><![CDATA[muhammmed]]></category>
		<category><![CDATA[musibet]]></category>
		<category><![CDATA[müşrik]]></category>
		<category><![CDATA[Nîmet]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Plan]]></category>
		<category><![CDATA[şahit]]></category>
		<category><![CDATA[tevekkül]]></category>
		<category><![CDATA[tuzak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7295</guid>
		<description><![CDATA[Pekçok hâdise insanın arzu ve isteği dışında gelişir. İnsan sıkıntıya düşer, üzülür, zulme uğrar, başına musibet ve felaketler gelebilir. Ancak başa gelen her şey Allah&#8217;tan olduğuna göre, ilk anda görülmese de, neticesi itibariyle o musibette insan için bir fayda gözetilmiştir. İşte, insan karşılaştığı bir hâdisede onun içindeki hayırlı neticeyi düşünüp içine sindirmelidir ki, tedirgin olmasın. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/12/yazıya.jpg"><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2011/12/yazıya-350x157.jpg" alt="" title="yazıya" width="350" height="157" class="alignnone size-large wp-image-7296" /></a></p>
<p>Pekçok hâdise insanın arzu ve isteği dışında gelişir. İnsan sıkıntıya düşer, üzülür, zulme uğrar, başına musibet ve felaketler gelebilir. Ancak başa gelen her şey Allah&#8217;tan olduğuna göre, ilk anda görülmese de, neticesi itibariyle o musibette insan için bir fayda gözetilmiştir. </p>
<p>İşte, insan karşılaştığı bir hâdisede onun içindeki hayırlı neticeyi düşünüp içine sindirmelidir ki, tedirgin olmasın. Bunu anlayınca tahammül edip bekler; Allah&#8217;a tevekkül eder, kendisini olayların akışına kaptırmaz. İşte bu davranışın adı sabırdır. </p>
<p>Diğer taraftan, bazen olur, pekçok nimetten istifade eder. Olaylar arzu ettiği şekilde gelişir. Birçok nimete sahip olur, yahut kendisinde bulunup da başkasında olmayan bazı nimetleri hatırlar, bir lütuf olarak kendisine verildiğini idrak eder. Böylece, verilen nimetleri, verenin emri yolunda kullanacağını anlar, şükreder. </p>
<p>İşte olgun insan, üzücü olaylar karşısında anında sabır silâhını kullanır. Başına daha büyük bir musibet gelmediği için Rabbine şükreder. </p>
<p>Peygamberimiz sabır kahramanı olduğu gibi, şükür deryasıdır da. Çünkü en büyük bela ve musibetler onun başına gelmiş; bununla birlikte en büyük nimet ve imkânlar da kendisine verilmiştir. </p>
<p>Bir hadiste ifade buyurduğu gibi, &#8220;En çok musibet ve meşakkate uğrayanlar, insanların en hayırlıları ve olgunlarıdır.&#8221; </p>
<p><span id="more-7295"></span></p>
<p>Peygamberimiz de insanların en olgunu ve en hayırlısı olduğundan, imtihan için, Cenab-ı Hak en çetin musibetleri ona vermiştir. </p>
<p>Efendimizin hayâtını gözden geçirdiğimizde, en çok onun bela ve musibetlere uğradığını görürüz. Daha dünyaya gelmeden babasını kaybetmiş; altı yaşında annesinin, iki sene sonra dedesinin vefatını görmüştü. Peygamberliğini müteakip düşmanlarına karşı kendisini koruyan amcası Ebû Talib&#8217;in ve en çok desteğini gören hanımı Hz. Hatice&#8217;nin vefatına şahit olmuştu. Hz. Fatıma&#8217;dan başka bütün çocukları, ya küçük yaşta veya genç yaşta vefat etmişlerdir. </p>
<p>Bütün bu musibetler Peygamberimizin gözlerini yaşartmış, fakat onun ağzından kaderi suçlayıcı biçimde tek bir söz duyulmamış, bir feryat işitilmemiştir. Bu felâketler karşısında asla sarsılmamış, yılgınlık duymamış, sadece sabretmiştir. </p>
<p>Peygamberliğinden sonra ise, insanları kurtuluşa çağırdığı için kendi kavmi, kabilesi ve yakın akrabaları tarafından ölümle tehdit edilmiş, işkence yapılmış, hakarete maruz kalmış, alaya alınmıştır. Bununla kalınmamış, varlığına tahammül edemeyenler, onu öldürmek için plân kurmuşlardır. </p>
<p>Bu kadar eziyetlere sabreden Peygamberimiz, sonunda doğup büyüdüğü, elli yıl hayâtını geçirdiği vatanını terk etme mecburiyetinde kalmıştır. Müşrikler, hicretine de engel olmak için her türlü yola başvurmuşlar; fakat kurdukları bütün tuzaklar sonuçsuz </p>
<p>kalmıştır. Aradan fazla bir zaman geçmeden de ordular düzenleyerek üzerine yürümüşlerdir. </p>
<p>Peygamberimiz müşriklerle yaptığı bu savaşlarda bir hayli zor anlar yaşadı, hayatî tehlikeler atlattı. Medine&#8217;yi savunmak için hendek kazdı, günlerce aç kaldı. O halde dahi en küçük bir bıkkınlık göstermeden sabır ve metanet gösterdi. Çünkü o biliyordu ki, sabreden, zafere erecektir. </p>
<p>İnsan geçici olan musibetlere dayanabilir, fakat peş peşe, arka arkaya gelen zincirleme felâketlere sabretmesi oldukça güçtür. İşte Peygamberimiz, hayâtı boyunca her çeşit musibete uğradığı halde, sabır ve azminden, tevekkül ve itimadından hiçbir şey kaybetmemiştir. Felâketler arttıkça onun da dayanma gücü artmıştır. </p>
<p>Bu sabrı sonunda düşmanlar dize gelmiş, yılmışlar, bazıları da düşman oldukları İslâmı kabul ederek, sonunda Peygamber safında yer almışlardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/peygamber-efedimizin-sabri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

