06 Temmuz 2010
Hani evi ( Kabe’yi ) insanlar için bir toplanma ve güvenlik yeri kılmıştık . ” İbrahim’in makamını namaz yeri edinin ” İbrahim ve İsmaile’de ” Evimi tavaf edenler, itikafa çekilenler,rüku ve secde edenler için temizleyin ” diye ahid verdik .
Hani İbrahim; ” Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve halkından ALLAH’a ve ahiret gününe inananları ürünlerler rızıklandır ” demişti de ( ALLAH , ” sadece inananları değil ) inkar edenide az bir süre yararlandırır, sonra onu ateşin azabına uğratırım, ne kötü bir dönüştür o ” demişti ..
İbrahim, İsmail’le birlikte evin ( Kabe’nin ) sütunlarını yükselttiğinde ( İkisi şöyle dua etmişti ) ” Rabbimiz bizden ( bunu ) kabul et . Şüphesiz Sen İşiten ve Bilensin . Rabbimiz ikimizi Sana teslim olmuş ( müslümanlar ) kıl ve soyumuzdan Sana teslim olmuş ( müslüman ) bir ümmet ver . Bize ibadet yöntemlerini göster ve tevbemizi kabul et . Şüphesiz Sen tevbeleri kabul Eden ve Esiyergensin . Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi Gönder, onlara Ayetlerini okusun, Kitabı ve Hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz Sen Güçlü ve Üstün olansın, Hüküm ve Hikmet sahibisin . “
Bakara 125 – 126 – 127 – 128 – 129
09 Mayıs 2010
Günümüzde sık sık şâhid olduğumuz bazı hâdiseler, içinde bulunduğumuz mânevî boşluğun derinliğini fazlasıyla ortaya koymaktadır. Bu öyle bir derinlik ki; âdeta inançlarımız sarsılmış, en ufak sallantıda yıkılmaya mahkûm durumdadır.
Çevremizde hep duyarız:
“-Oğlum iş bulamadı, falanca türbeye gidip bozuk para attım. Kızımın kısmeti kapalı, filanca türbeden taş topladım. Çocuğum olmadı, bilmem hangi türbeye bebek patiği bıraktım. Ev almak istiyorum, bir evliyânın mezarına anahtar sürdüm…”
Günümüzde oldukça yaygın olan bir şey daha var. Özellikle küçük çocuklara, nazar değmesin diye “mavi boncuk” takarlar. Kul yapısı bir boncuktan ne beklenir ki? Varlıkları, asıl sahibinden daha iyi, kim muhafaza edebilir? Hem Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de nazar, büyü, sihir… gibi kötülüklerden nasıl korunacağımızı bildirmiyor mu? Yüce Kitabımızda “muavvizeteyn” (Felak-Nâs) sûreleri yok mu? Bize gelecek fenalığı engellemek, bir boncuğa mı kaldı? Hem Rabbimiz, Zümer Sûresi’nin 38. âyetinde:
“Andolsun ki onlara: «Gökleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan, «Elbette Allah’tır.» derler. De ki: «Öyleyse bana söyler misiniz? Allah, bana bir zarar vermek isterse, Allâh’ı bırakıp da taptıklarınız, O’nun verdiği bir zararı giderebilirler mi? Yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar O’nun verdiği bu rahmeti önleyebilirler mi?» De ki: «Allah bana yeter. Tevekkül edenler, ancak O’na güvenip dayanırlar.»” diye buyurmuyor mu?
Ayrıca son dönemlerde de çok yaygınlaşan bir şey daha var. “Bir duâ yazıp, sonuna da bu duâyı dokuz kişiye gönderirsen, akşama kadar dileklerin gerçekleşecek veya sevinçli bir haber alacaksın…” gibi e-mail ya da mesajlar gönderiyorlar. Nerden biliyorsun ki? Bunu, ancak Rabbim bilir! İşimiz, bir mesaja mı kaldı? Toplumumuzda bu tür şeylere olan rağbetin artışı, inanç dünyamızdaki noksanlıkların göstergesidir.
Üstelik abdest alıp namaz kılan, dinimizi yaşama gayreti içinde olan kişiler de böyle hatalara düşebiliyorlar. Peki, nerde kaldı, Rabbimize namazlarımızın her rekâtında:
“İyyâke na’budü ve iyyâke nesteîn”
(Yalnız Sana kulluk eder, yalnız Sen’den yardım dileriz.) diye seslenişimiz!… Devamı »
Yazıya ait diğer kategoriler Makâle –
06 Mayıs 2010
Abdestten sonra dua okumak, Abdestin adaplarındandır. Hanbelilere göre ise bu duayı gusülden sonra okumak menduptur.

Abdest aldıktan sonra Hz. Peygamber’e salatû selam getirmek sünnettir. Kelime-i Şehadet ve dua ise mendup olup şu hadise dayanır; “Sizden biri, abdest alır ve abdestini eksiksiz olarak tamamlar, sonra da; “Allah’tan başka ilah olmadığına, O’nun ortağının bulunmadığına, tek ilah olduğuna şehadet ederim ve yine şehadet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve Rasûlüdür” diyecek olursa, şüphesiz ona cennetin sekiz kapısıda açılır, Rasûlullah Efendimiz ilavede bulunur: “Sen her türlü eksiklikten münezzehsin. Allah’ım sana hamd eder, senden başka hiç bir ilah olmadığına şahitlik ederim. Senden mağfiret diler ve sana tevbe ederim. Allah’ım Sen beni çok tevbe edenlerden ve temizlenenlerden kıl.”
{Müslim, Hacc, 276}
Not: Duayı büyütmek için üzerine tıklattınız…
kaynak:Delilleriyle İslam İlmihali – Prof. Dr. Hamdi Döndüren
24 Ocak 2010
Abdest Duaları
Abdest duaları, bizzat Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’den rivayet edilmiş olmasa da, selef-i salihînin bazen ilavelerde bulunarak bazen de biraz kısaltarak, zaman zaman daha farklı ifadelerle seslendirdikleri dualardır ve asıl itibarıyla yine Sevgili Peygamberimizin mübarek sözlerine gidip dayanırlar. Hak dostlarının dilinden dökülen ve onların engin mülahazalarının seslendirilmesinden ibaret olan bu içli niyazlar, okuyan kimseleri çok farklı iklimlere çeker götürür, gönüllerini en samimi hislerle doldurur ve içlerini ibadet aşk u şevkiyle donatırlar. Namaz yolcuları, elden geldiğince bu duaları okumaya özen göstermeli ya da hiç olmazsa onların ihtiva ettiği manaları zihinlerinden geçirip o yüce duygularla Cenâb-ı Hakk’a yönelmelidirler.
1. Abdeste Başlarken:

“Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm, Bismillâhi’r-rahmani’r-rahîm, Bismillâhilazîm ve’l-hamdülillâhi alâ dini’l-İslâm”
“Dergâh-ı İlâhi’den kovulmuş ve sonsuz rahmetten nasipsiz kalmış şeytandan Allah’a sığınırım; engin rahmet sahibi ve yegâne merhametli Rahman ü Rahîm’in adıyla başlarım; Yüce Allah’ın ismini anarak başlarken beni İslâm dini ve akidesi üzere yarattığı için O’na hamd ederim.”
2. Besmeleden Sonra Suya Temas Ederken: Devamı »
03 Ocak 2010
İstihâre Namazı Ve Duâsı
Buhârî’nin Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’-den rivayet etdiğine göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Sizden birinize bir iş hakkında tereddüd ve üzüntü çöktüğü zaman farz namazlarından başka olarak iki rek’at namaz kılsın,sonra şöyle desin:

Tükçe Okunuşu:
Devamı »
Yazıya ait diğer kategoriler Nâmaz –
25 Kasım 2009
Teşrik; doğuya doğru gitmek, parlamak, eti güneşe sermek demektir.
Teşrik tekbiri, Kurban bayramı günlerinde farz namazlardan sonra getirilen tekbirlerdir. Kurban Bayramının ilk gününe “yevm-i nahr“, diğer üç güne ise “eyyâmü’t-teşrîk (teşrîk günleri)” denir. Bayramdan bir gün önceki güne de “arefe günü” denir.
Arefe günü sabah namazından itibaren bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar, yirmiüç farz namazının arkasından birer defa;
Teşrik Tekbirini Dinle:
Go get Adobe Flash Player!

“Allahu ekber Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillahi’l-hamd”
diye tekbir getirilir ki, buna “teşrîk tekbiri” denir.
Anlamı şöyledir:
“Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir. Allah’tan başka ilâh yoktur. O Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir. Hamd Allah’a mahsustur”.
Tekbirlerin bu şekli Hz. Ali ve Abdullah b. Mes’ûd (r. anhümâ)’ya dayanır. Devamı »