Kur'an'ın Işığında…
Bu ism-i şerif ile ilgili olarak söylenenler daha çok Kur’ân-ı Kerîm’de, Maide Sûresi 48. âyeti ve sözlük anlamından hareketle ulaşılanlardır. Biz de önce sözlük olarak anlamından sonra da Maide 48. âyetiyle ilgili olarak yapılan yorumlardan sözederek başlayalım. Bir gurup dil bilimcisine göre bu kelime HEYMENE “ هيمن ” dendir. Bir kimsenin bir şey üzerinde gözcü [...]
Emn, ve emân masdarından. Kur’ân-ı Kerîm’de yalnız bir yerde geçer. Kelimenin bütün sözlük anlamları ve bunların çağrışımları dikkate alınarak anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Genel olarak da İNANAN (taşdik eden) ve GÜVEN VEREN anlamları etrafında yoğunlaşılmıştır. Her iki anlamla ilgili olarak Allah (c.c) hakkında ifade ettikleri hususlar şunlardır : GÜVEN VERİCİ : Bu da umûmî ve hususi olmak [...]
Asılda masdardır. Ayıplardan, âfetlerden uzak ve salim olmak anlamındadır. Masdarın lâzımî veya müteaddi oluşuna göre ayrı anlamları vardır. Kimisi lâzımî anlamı üzerinde kimisi de müetaddi anlamı üzerinde yoğunlaşmışlardır. Müteaddi olarak kullanıldığını gösteren âyetler: “Denildi ki : Ey Nuh sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selâm ve bereketlerle in. Kendilerini faydalandıracağımız sonra da bizden kendilerine [...]
Temiz olmak manasında 5. bâbtan ( ) KDS masdarından türemiş, mübalağa bildiren bir sıfattır. Pak, temiz, kusurlardan arınmış anlamındadır. Gözlerle görülebilen pisliği gidermek anlamındaki tathirden farklıdır. Kuddûs isminin sadece zât-ı ilâhî için kullanılabileceği ve her türlü eksiklik ve kusurdan münezzeh olma manasına geldiği konusunda görüş birliği vardır. Zât-ı ilâhînin takdis yoluyla tenzih edilmesi: O’nun kemâle [...]
Kuvvet manasında ortak olan mülk veya milk masdarındandır. Mülk hükümranlık anlamında olup, memleketinde hükmünü yürütmek, istediği şekilde tasarruf etmek demektir. Melik de bu mülk masdarından sıfat-ı müşebbehedir. Bağımsız bir hükümranlık (velâyet-i âmme) ifade eder. Umum faydasına olacak şekilde hak ve yetki sahipliği ile aklı olan insanlar üzerinde tasarruf ve hükmederek toplumu düzene sokmak ve o [...]
RAHMET, MERHAMET : Acıyı dindirip sevinmeye yönelik bir iyilik duygusu. Acı, dünyevî olabileceği gibi uhrevî de olabilir. Öyle insanlar vardır ki dünyada yapıp ettiklerinin, ahirette kendilerini elem verici acılarla karşılaştıracağını bilmezler, ona doğru giderler. Onların karşı karşıya kalacakları azabı bilenlerinse, bu durum iyilik duygularının harekete geçmesine sebep olur. Emri maruf, nehyi münker, davet, tebliğ, cihad [...]
El- Mucîb: Tüm yönelenlerin dileklerine cevap Verendir Allah (azze ve celle). İcabet eden, isteyene karşılık veren, teklifleri bilen ve O’na yalvaranların isteklerine icabet eden ve karşılık Verendir. Allah (azze ve celle) duaları kabul Edendir. Kendine dua edip yalvaranların isteklerini işitip cevap veren, onları cevapsız Bırakmayandır Allah (azze ve celle) Allah (azze ve celle)kendisine dua edip [...]