<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslami Yol...</title>
	<atom:link href="http://www.islamiyol.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamiyol.com</link>
	<description>Kur&#039;an&#039;ın Işığında...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 May 2012 19:20:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Resullah&#8217;ın Davet Metodu</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/resullahin-davet-metodu.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/resullahin-davet-metodu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 19:07:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[256]]></category>
		<category><![CDATA[28]]></category>
		<category><![CDATA[Alem]]></category>
		<category><![CDATA[ayet]]></category>
		<category><![CDATA[Bakara suresi]]></category>
		<category><![CDATA[cihad]]></category>
		<category><![CDATA[Cihad-ı]]></category>
		<category><![CDATA[cihad-ı kebir]]></category>
		<category><![CDATA[fiil]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[ilim ve fikir]]></category>
		<category><![CDATA[îman]]></category>
		<category><![CDATA[İnsân]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[isra suresi]]></category>
		<category><![CDATA[Kıyâmet]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Resulüm]]></category>
		<category><![CDATA[taha suresi]]></category>
		<category><![CDATA[teşhir]]></category>
		<category><![CDATA[zorba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7629</guid>
		<description><![CDATA[İslamda cihadın bir cephesi de, dini tebliğ etmektir, dinin kutsi mesajını bütün aleme duyurmaktır. Bunun da metodunu Kuran-ı Kerim çizmiş, Hz. Muhammed (asm.) de fiilen uygulamıştır. İslamda davet terim olarak, insanları İslama çağrı, İslam esaslarının uygulamasına çağrı anlamına gelir. Peygamberlerin gönderilmesinden asıl maksat, Kuran-ı Kerimde büyük mücahade (Cihad-ı Kebir) olarak ifade edilen tebliğ görevidir. Fakat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/05/resllullah.jpg" alt="" title="resllullah" width="456" height="358" class="alignright size-full wp-image-7630" /><br />
 İslamda cihadın bir cephesi de, dini tebliğ etmektir, dinin kutsi mesajını bütün aleme duyurmaktır. Bunun da metodunu Kuran-ı Kerim çizmiş, Hz. Muhammed (asm.) de fiilen uygulamıştır. İslamda davet terim olarak, insanları İslama çağrı, İslam esaslarının uygulamasına çağrı anlamına gelir. </p>
<p> Peygamberlerin gönderilmesinden asıl maksat, Kuran-ı Kerimde büyük mücahade (Cihad-ı Kebir) olarak ifade edilen tebliğ görevidir. Fakat evrensel uyarıcılık görevini sana verdik) O halde asla kafirlere boyun eğme ve Kurana dayanarak onlarla büyük mücahedeyi (cihad-ı kebir) gerçekleştirFurkan Sûresi, 52). Bu ayet, Cihad-ı Kebirin önemini açık bir biçimde ortaya koymaktadır. </p>
<p> İslam dini, bütün beşere en son ilahi bir çağrıdır. Bu çağrı, Kuran-ı Kerimde islama çağrı (Saff Sûuresi, 7), Allah yoluna çağrı (Nahl Sûresi, 125), imana çağrıHadid Sûresi, 8), Allahın kitabına çağrı (Al-i İmran Sûresi, 23), Hakka çağrıRad Sûresi,14), hayra çağrıAl-i İmran Sûresi,104), kurtuluşa çağrıMümin Sûresi, 41), hayat kaynağına çağrıEnfal Sûresi, 24), esenliğe çağrı(Muhammed Sûresi,35) gibi ifadelerle beyan edilmektedir </p>
<p> Kuran-ı Kerim incelendiğinde Hz. Peygamberin misyonunun davet esası üzerine bina edildiği görülmektedir. Kuran, Hz. Peygamberin ve müslümanların vet ile ilgili çalışmalarında uymaları gereken yöntemleri de açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bu yöntemlerden birincisi : Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et onlarla tartışmanı en güzel bir şekilde sürdür (Nahl Sûresi, 25) ayet-i kerimesidir. Bu ayet ile, cihadın en kalıcı, en etkin yönteminin, insanlara hikmetle yaklaşmak ve güzel öğüt ile tebliğ görevini sürdürmek olduğu ortaya çıkmaktadır. </p>
<p> İslamı tebliğde ikinci bir yöntem, yumuşak konuşmaktır. İncitmeden, kırmadan, insan şahsiyetine itibar ederek muhatabına yumuşak bir üslup ile yaklaşmaktır. Kuran-ı Kerimde, Hz. Musa (a.s)nın Firavuna dini tebliğ etme tarzı Git onunla yumuşak konuş, umulur ki belki döner (Taha Sûresi,44 )ayeti ile beyan edilirken, kıyamete kadar geçerli bir tebliğ yöntemi de müminlere öğretilmektedir: Muhatap Firavun derecesinde azgın ve yoldan çıkmış biri de olsa, ona hakkı tebliğ etmede yumuşak konuşmak gerekmektedir. </p>
<p><span id="more-7629"></span></p>
<p> Üçüncü bir tebliğ yöntemi ise, Hz. Peygamberin insanlara akıllarına göre konuşunBkz. Suyuti, ed-Dürer, s: 12)emridir. Bu emir ile, muhatabın yaş, idrak ve intikal kabiliyeti ve kültür seviyesini dikkate alarak konuşmak gerektiği vurgulanmaktadır. Özellikle bu asrın mizacı dikkate alındığında insanların ilk önce aklını doyurmak gerekmektedir. Dolayısıyla tebliğ yöntemi, muhataplara ilim ve fikirle, delil ve hüccetle konuşmayı zorunlu kılmaktadır. Gerçekten tebliğ görevine bu açıdan bakıldığında, İslamiyetin bu konuda da fevkalade doyurucu olduğu görülmektedir. </p>
<p> İslamda davetin can alıcı noktası, ilim ve fikir derinliğinin yanında bir de, İslamın güzelliğini hayatında fiilen sergilemektir, lisan-ı hal ile dinin güzelliğini kendi dünyasında yansıtarak, fiilen yaşamak ve bu güzelliği sevdikleriyle ve diğer insanlarla paylaşmaktır. Davetin tadı ve kıvamı, müminin söylediğini yaşaması, yaşadığını da konuşmasıdır. Böylece, Yaşayan bir hakikat olarak, gerçek insaniyeti, şefkat ve merhameti, adalet ve hakkaniyeti hayatında fiilen teşhir etmesidir. </p>
<p> İslamda tebliğ, hem müslümanlara hem de gayr-i müslimlere yönelik bir faaliyettir; Müslümanlara Kuranın hakikatlerini ders ve talim ettirmek, vaaz ve nasihatte bulunmak, gayr-i müslimlere de dini tebliğ etmek, ilahi mesajı ulaştırmak ve irşad faaliyetlerinde bulunmak demektir. </p>
<p> Kuran, İslam dininin yayılmasının yegane yolunun bu davet ve tebliğ olduğunu göstermektedir. Nitekim, Kuran-ı Kerim de, Hz. Muhammed (s.a.v) Allahın davetçisi olarak nitelendirilmiş (Ahkaf Sûresi,31) ve görevinin ancak tebliğ olduğu zikredilmiştir.(Al-i İmran 20; maide Sûresi,92 ; Rad Sûresi,40) </p>
<p> Hz. Peygamber, tebliğ görevini yürütürken, insanların Hak dine yönelmeleri ve tek bir Allaha iman etmeleri konusunda azim gayret göstermiş, adeta kendisini helak edercesine çalışmıştır.Onun bu saffet ve samimiyetini Kuran şu ifadeler ile dile getirmektedir: </p>
<p> (Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın (Şuara Sûresi,3),<br />
 Bu yeni kitaba İnanmazlarsa(ve bu yüzden helak olurlarsa), arkalarından üzüntü ile neredeyse kendini harap edeceksinKehf Sûresi,6)<br />
 Hz. Peygamberin daveti ile ilgili incelikleri açıklayan ayetleri tetkik ettiğimizde şu temel mesajlar ortaya çıkmaktadır:<br />
 Hz. Peygamber insanlar üzerinde bir zorba değildir (Gaşiye Sûresi,22; Kaf Sûresi,45)<br />
 Hz. Muhammedin görevi insanları irşad, tebliğ ve davetten ibarettir (Al-i imran Sûresi,20; Maide Sûresi,92; Şura Sûresi,48)<br />
 Bu din, Rabbin dosdoğru yoludur. Öğüt alacaklar için Allahın ayetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır.(Enam Sûresi,26)<br />
 Dinde zorlama yoktur. Doğru yol, sapıklıktan hak batıldan ayrılıp belli olmuştur. Artık kim tağutu (putları, batıl mabutları) reddedip Allaha iman ederse, işte o kopması mümkün olmayan en sağlam bir kulpa yapışmıştır. (Bakara Sûresi,256)<br />
 Hz. Muhammed insanlığa bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderilmiştir.(Sebe Sûresi,28)<br />
 Onun yolu aydınlıktır. Ona uyanlar aydınlık bir yol üzerindedir.(Yusuf Sûresi,108)<br />
 Onlara yumuşak, yatıştırıcı söz söylemesi beyan buyrulmuştur. (İsra Sûresi,28)<br />
 Müslümanlar sadece en güzel şekilde tebliğ yapmakla mükelleftirler. (Maide5/ 67 ; Nahl 16/125; Ankebut Sûresi, 46)<br />
 Birine dini kabul ettirmek için baskı yapılamaz ve baskı altında gerçekleşen iman geçersizdir.(Bakara Sûresi,256 ; Yunus Sûresi,99 ; Kehf Sûresi,29 ; Hucurat Sûresi,14)<br />
 Bundan sonra artık iman edip etmemenin insanların kendi istemelerine bağlı bulunduğu ifade edilmiştir. (Kehf Sûresi,29) </p>
<p> Hz. Peygamberin davet ile ilgili uygulamasına bakıldığında, onun davet metodunun son derece mantıki, gerçekçi, tutarlı, makul, sistemli, olayların gelişimine muvafık ve insan fıtratına uygun olduğu görülmektedir. O, davetini en yakınlarından başlayarak kademe kademe diğer insanlara ulaştırma metodunu benimsemiştir. </p>
<p> Hz. Peygamberin 23 yıl gibi kısa bir zamanda bu derece başarılı olması katiyen tesadüfi değildir. Bu çalışmaların arkasında şu gerçekler yatmaktadır:<br />
 a) Hz. Peygamber tebliğ ettiği dininde samimidir. Çünkü getirdiği ahkama herkesten ziyade riayet etmiş, İslamı bizzat nefsinde en ileri derecede bilfiil yaşamıştır.<br />
 b) Cenab-ı Hak Onu en güzel bir ahlak üzerine yaratmıştır (Kalem Sûresi, 4).<br />
 c) Hz. Peygamber, emindir, bütün tarihçe-i hayatının şahadetiyle hiçbir yalanı işitilmemiş, hiçbir hilesi görülmemiştir. Onun en azılı düşmanları bile Onun sıdk ve doğruluğunu kabul etmiştir. Hatta risalet görevinden evvel kavim ve kabilesi, dost ve düşmanın ittifakı ile Ona Muhammed-ül Emin sıfatını vermişlerdir.<br />
 d) Hz. Peygamber, bütün insanlara değer vermiş, siyah, beyaz, kavim ve kabile gözetmeksizin bütün insanları aynı samimiyet ve içtenlikle kucaklamıştır, insan şahsiyetine itibar etmiştir.<br />
 e) Hz. Peygamber, af, müsamaha, hilm, şefikat ve merhameti kin, öfke, zorbalık ve düşmanlığa tercih etmiş, katiyen kaba ve sert davranmamıştır.(Al-i imran Sûresi,159)<br />
 f) Çevresini ümitsizlik ve karamsarlığa götürmemiş ( Feth Sûresi,1; Nasr Sûresi,1-2) çalışmalarını daima azim, sabır, inanç ve karalılıkla sürdürmüştür. (Al-i İmran Sûresi,159)<br />
 g) Hz. Peygamber tebliğ ve davet faaliyetlerini sürdürürken insanlardan hiçbir maddi menfaat ve şahsi çıkar düşünmemiş, onlardan hiçbir ecir ve ücret talebinde de bulunmamıştır. ( Sebe Sûresi,47 ;Yunus Sûresi,72; Hud Sûresi,29 ;Yasin Sûresi,21 )<br />
 h) İnsanlarla olan sosyal münasebetlerini kesmemiş, müslüman olan veya olmayan akraba ve çevresiyle ilgisini ısrarla devam ettirmiştir.(Duha Sûresi,9-10 ; Şuara Sûresi,214)<br />
 i) İnsanların toplu bulunduğu her yerde (evde, çarşı ve pazarda, panayırlarda) tebliğ faaliyetini hikmetle ve ısrarla sürdürmüştür (Maide Sûresi,67). O davet mesajını komşu devlet reislerine de ulaştırmış ve onları İslama ve selamete davet etmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/resullahin-davet-metodu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şehadet Kokan Sözler</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/sehadet-kokan-sozler.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/sehadet-kokan-sozler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Apr 2012 21:46:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah (c.c)]]></category>
		<category><![CDATA[Ehli Beyt]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Büyükleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sahâbe-i Kîram]]></category>
		<category><![CDATA[Boğanın boynuzundan tutan adam]]></category>
		<category><![CDATA[CEHAR DUDAYEV]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[Hama şehidlerinin liderlerinden Şehid Edip el-Kıylânî]]></category>
		<category><![CDATA[Her Şehid Bir Adımdır Zafere]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Şamil]]></category>
		<category><![CDATA[kanla kurtulur]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Yüksel]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Şehade]]></category>
		<category><![CDATA[şehadet]]></category>
		<category><![CDATA[Şehadet Kokan]]></category>
		<category><![CDATA[Şehadet Kokan Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Şehîd]]></category>
		<category><![CDATA[Şehid Abdullah Azzam]]></category>
		<category><![CDATA[Şehid Ali Şeriatî]]></category>
		<category><![CDATA[Şehid Arif el-Basrî]]></category>
		<category><![CDATA[Şehid Malcolm X]]></category>
		<category><![CDATA[Şehid Metin Yüksel]]></category>
		<category><![CDATA[Şehid Muhammed Hüseyin Beheştî]]></category>
		<category><![CDATA[Şehid Mutahharî]]></category>
		<category><![CDATA[Şehid Safiyyullah Efzalî]]></category>
		<category><![CDATA[Şehid Sefa Eryağan]]></category>
		<category><![CDATA[Şehid Şeyhmus Durgun]]></category>
		<category><![CDATA[Şehid Seyyid Kutub]]></category>
		<category><![CDATA[Şehid Tekiner Tayfur]]></category>
		<category><![CDATA[ŞEYH ŞAMİL]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7612</guid>
		<description><![CDATA[Biz ölümü yenilgi defterine yazmayız hiçbir zaman! Dinimiz ve özgürlüğümüz için ölmek, zaferlerin en muhteşemi, en yücesidir bizim için!&#8230; İmam Şamil Şereflice ölümümüz, zillet içinde yapacağımız bir barıştan daha hayırlıdır. Kahramanca ölmek yenilgi değildir! Eğer ölüm yenilgi olsaydı, peygamberin sahabileri ölüme aşk derecesinde ilgi duymazlardı. İmam Hüseyin, öleceğini bile bile Kerbela Çölü’nde Yezid’in binlerce kişilik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/04/Şehadet-Konkan-Sözler.jpg" alt="" title="Şehadet Konkan Sözler" width="500" height="300" class="alignright size-full wp-image-7615" /></p>
<p>Biz ölümü yenilgi defterine yazmayız hiçbir zaman! Dinimiz ve özgürlüğümüz için ölmek, zaferlerin en muhteşemi, en yücesidir bizim için!&#8230; İmam Şamil</p>
<p>Şereflice ölümümüz, zillet içinde yapacağımız bir barıştan daha hayırlıdır. Kahramanca ölmek yenilgi değildir! Eğer ölüm yenilgi olsaydı, peygamberin sahabileri ölüme aşk derecesinde ilgi duymazlardı. İmam Hüseyin, öleceğini bile bile Kerbela Çölü’nde Yezid’in binlerce kişilik vahşi ordusuna, yetmiş iki adamıyla karşı durmazdı. Halkın kurtuluşu diyorsun halk ancak kanla kurtulur! Ne kadar çok kan dökülürse, halkın kurtuluşu o oranda hızlanır. Eğer izzet içinde ölürsek, bizden sonra ki nesillere ilham kaynağı oluruz! İmam Şamil</p>
<p>Özgürlüğü kimse bedava vermez! Müslüman’ca yaşamasını istiyorsak bu halkın, Müslüman’ca ölmesini de öğretmeliyiz&#8230; İmam Şamil</p>
<p>ONA RUS ÇARINA SÖYLEYİN&#8230;.BAŞINDA BULUNDUĞUM BU KAHRAMAN ORDUNUN KALPLERİNDE KÜTLEŞEN İMAN ZAFER YOK OLMADIKÇA TEK KURŞUN VE TEK KOLLARI KALINCAYA KADAR BU MÜBAREK VATANI SON DAĞINA SON KÖYÜNE SON KAYASONA KADAR SAVUNACAĞIMIZA VE BU UĞURDA BÜTÜN AHVALİMİ AİLEMİ KILIÇTAN GEÇİRSENİZVE SON MÜRİDİMİ YOK ETSENİZ DAHİ ASLA MÜBARAK VATANIMDAN VAZGEÇMEYECEĞİM&#8230;&#8230;.<br />
SON SÖZÜM BUDUR&#8230;&#8230;&#8230; </p>
<p>(&#8230;&#8230;..ŞEYH ŞAMİL&#8230;&#8230;. )</p>
<p><span id="more-7612"></span></p>
<p>ŞEHİTLİĞE SUSAYAN VE ÖLÜMÜ BİR SEVGİLİ GİBİ KUCAKLAYAN İNSANLARA ESARET TEKLİF ETMEK ÇOK BOŞ VE GÜLÜNÇ BİR UĞRAŞTIR&#8230; </p>
<p>(&#8230;.ŞEYH ŞAMİL&#8230;.. )</p>
<p>BİZİ ÖLDÜRABİLİR EZEBİLİR ÜSTÜMÜZDE TANKLARLA DANS EDEBİLİR VÜCUDUMUZU PARÇALAYABİLİRLER FAKAT BİZİM ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK RUHUMUZU ASLA YOK EDEMEZLER&#8230;. </p>
<p>(&#8230;&#8230;CEHAR DUDAYEV&#8230;&#8230;.. )</p>
<p>YÜZ YIL KÖLE OLARAK YAŞAMAKTANSA BİRGÜN ŞEREFLİ VE BAŞI DİK DURMAYI TERCİH EDERİM&#8230;. </p>
<p>(&#8230;.CEHAR DUDAYEV&#8230;.. )</p>
<p>“Gâyemiz Allah’tır, önderimiz Rasûlullah’tır. Anayasamız Kur’an, yolumuz cihaddır. En yüce temennîmiz Allah yolunda şehîd olmaktır.” (Şehid Hasan el-Bennâ)</p>
<p>“Normal bir insanın mantığı ile şehidin mantığı arasında büyük fark vardır. Şehid, aşk ehlidir; akıl ehli değil!” (Şehid Mutahharî)</p>
<p>“Şehid verdik’ demeyelim; ‘şehid kazandık’ diyelim. Çünkü, şehid, evet, zâhiren aramızdan ayrılıyor ama kanı daha büyük hizmetler görüyor. Biz aşk ehliyiz, akıl ehli değil. Akıl ehli, hayatta kalmanın bin bir yolunu hesap ederken; aşk ehli, şehâdet için bir yol bulma sevdâsındadır. Sırf akıl ehli olanlar, dâvâları için sadece tedbir peşinde koşarlar. Aşk ehli olanlar ise, dâvâları için önce kendilerini fedâ etmeyi göze alırlar. Her bir müslüman, inancına aşkla bağlanmalıdır; sadece akılla değil!” (Şehid Muhammed Hüseyin Beheştî)</p>
<p>“Kalem sahibi kimseler birçok büyük işler yapabilirler. Ancak; fikirlerinin yaşaması pahasına kendilerini fedâ etmeleri şartıyla&#8230; Fikirlerinin, kan ve canları karşılığında mânâlanması şartıyla&#8230; ‘Hak’ bildikleri şeyin ‘Hak’ olduğunu fütur etmeden söyleyip, gerekirse bu uğurda başlarını vermeleri şartıyla&#8230;” (Şehid Seyyid Kutub)</p>
<p>“Bu yolda ölümle karşılaşmamız şereftir bizim için. Zillete boyun eğmektense izzetle ölürüz! Müslüman, kula kulluk olmayacağını bilendir. Müslüman, gâyesinin Allah’a lâyıkıyla kulluk olduğunu bilendir. Müslüman, kolaya değil zora, sefâya değil cefâya, refaha değil çileye, savaşa değil barışa, kötülüğe değil iyiliğe, cehenneme değil cennete tâlip olandır.” (Şehid Şeyhmus Durgun) </p>
<p>“Ey İslâm dâvetçileri! Ölüm tutkunu olun ki, size hayat bağışlansın. Sakın amelleriniz sizi aldatmasın, aldatanlar sizi Allah ile aldatmasın. Okuduğunuz kitaplar, devam ettiğiniz nâfileler sakın sizi aldatmasın!” (Şehid Abdullah Azzam)</p>
<p>“Herkes ya kan, ya da mesajı&#8230; Ya Hüseyin ya da Zeynep olmayı&#8230; Ya öyle bir ölümü, ya da böyle bir kalımı&#8230; seçmesi gerektiğini bilmelidir&#8230;” (Şehid Ali Şeriatî)</p>
<p>Eğer idamı hak etmiş olarak Hakk’ın emri ile ipe çekiliyorsam, buna itiraz etmem haksızlıktır. Eğer bâtılın zulmüne kurban gidiyorsam; bâtıldan merhamet dileyecek kadar alçalamam!” (Şehid Seyyid Kutub)</p>
<p>“Zulüm, kısmak istediği sesi nâra yapar. Ve bazı ölüler, yaşayanlardan daha yüksek sesle konuşur.” (Boğanın boynuzundan tutan adam, Şehid Malcolm X)</p>
<p>“Biz, fikir ve sözlerimiz uğruna ölsek de; o fikir ve sözler, ruhlu birer vücut olarak kalacak; yahut da onları kanlarımızla sulayıp canlılar, ruhlular arasında yaşatacağız.” (Şehid Seyyid Kutub) </p>
<p>“Ben şehâdeti bütün nimetlere tercih etmeye hazırım.” ( Şehid Safiyyullah Efzalî)</p>
<p>“Yâ Rabbi! Kanımı, günahlarım için temizleyici kıl.” (Şehid Tekiner Tayfur)</p>
<p>“Size dinimi satmayı reddediyorum. Dinimi cellâtlara satmaktan Allah’a sığınırım. Hiç kimsenin, sahte dünya metâı karşılığında şehâdet tacını başımdan atmasına izin vermem!” (Şehid Arif el-Basrî)</p>
<p>“Bir inanabilsem Allah’ım&#8230; Bir inanabilsem! Ben de bu mücâhidlerden, şehîd adaylarından biri miyim acaba?” (Hama şehidlerinin liderlerinden Şehid Edip el-Kıylânî)</p>
<p>“Ölümü hayata tercih eden kimse için ölümle hayat müsâvîdir. Peygamberimiz bize hak uğrunda ölmekten korkmamayı öğretmiştir. Hiçbir şey bizi korkutamayacaktır. Ölümü hayata tercih eden bir milletin önünde hiçbir şey duramayacaktır.” (Şehid Hasan el-Bennâ)</p>
<p>“Cânân yolunda canım giderse / Canıma minnet, el-Hükmü lillâh!” (Şehid Sefa Eryağan)</p>
<p>“Şehâdet, bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara!” (Şehid Metin Yüksel)</p>
<p>Cenabı Hak&#8217;tan bizleri kendi yolundan ayırmamasını ve şehidlerimizin mertebesine ulaştırmasını niyaz ederiz.</p>
<p>Unutmayın&#8230; Her Şehid Bir Adımdır Zafere!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/sehadet-kokan-sozler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tevhid İnancı!</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/tevhid-inanci.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/tevhid-inanci.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Apr 2012 07:42:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah (c.c)]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[(c.c)]]></category>
		<category><![CDATA[Alem]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[allah (c.c)]]></category>
		<category><![CDATA[Allah’tan başka ilâh yok]]></category>
		<category><![CDATA[amelî]]></category>
		<category><![CDATA[Ayet-i kerime]]></category>
		<category><![CDATA[Birlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Fatiha-i şerif]]></category>
		<category><![CDATA[fiil]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[Her varlık]]></category>
		<category><![CDATA[hidayete erdirmek]]></category>
		<category><![CDATA[İlmi]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[inanç esasları]]></category>
		<category><![CDATA[kainat]]></category>
		<category><![CDATA[kâinat sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[kelime-i tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[kudret]]></category>
		<category><![CDATA[rızk vermek]]></category>
		<category><![CDATA[şifa bahşetmek]]></category>
		<category><![CDATA[sıfat]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid İnancı!]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid-i Sıfat]]></category>
		<category><![CDATA[Varlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7598</guid>
		<description><![CDATA[Tevhid: “Birlemek” “ Allah’tan başka ilâh olmadığına inanmak.” “Lâ ilâhe illâllah sözünü tekrarlamak” manalarına gelir. Tevhid denilince akla hemen “lâ ilâhe illâllah” kelamı gelir. Bu kelama kelime-i tevhid denilir ve Allah’tan başka hak mabut olmadığını ifade eder. Şu varlık alemi için çeşitli teşbihler yapılmıştır. Bunlardan birisi de “kâinat sarayı.” İşte tevhid, bu sarayın sultanını bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/04/tevhid1.jpg" alt="" title="tevhid1" width="570" height="388" class="alignright size-full wp-image-7599" /></p>
<p>Tevhid: “Birlemek” “ Allah’tan başka ilâh olmadığına inanmak.” “Lâ ilâhe illâllah sözünü tekrarlamak” manalarına gelir. </p>
<p> Tevhid denilince akla hemen “lâ ilâhe illâllah” kelamı gelir. Bu kelama kelime-i tevhid denilir ve Allah’tan başka hak mabut olmadığını ifade eder.</p>
<p> Şu varlık alemi için çeşitli teşbihler yapılmıştır. Bunlardan birisi de “kâinat sarayı.” İşte tevhid, bu sarayın sultanını bir bilme, birleme ve Ona hiçbir şeyi ortak koşmama itikadıdır. </p>
<p> Kâinat sarayının tabanı başkasının, tavanı başkasının olmaz. Bu sarayın halıları, lâmbaları ve diğer eşyaları bir başka âlemden getirilip de buraya monte edilmiş değiller. Saraydaki her şey ve en önemlisi her misafir, saraydan doğuyor. Bir çiçeğe bakalım: Topraktan güneşe kadar sarayın her şeyinin onda bir hissesi vardır. İnsan bedenine nazar edelim: Bu sarayın temel taşları olan elementler onda da mevcut. </p>
<p> Dağlar ovalara birer koltuk gibi kurulmuş. Ama başka bir yerden getirilerek değil, ovanın içinde yükselerek. Meyveler dallara tutunmuş. Başka bir beldeden ithal edilerek değil, ağacın içinden çıkarılarak. </p>
<p> Yavru, annenin kucağına oturmuş. Bir başka ülkeden gelerek değil, onun rahminde büyüyerek. Güneş bu saraya lâmba olmuş. Bir başka yerden satın alınarak değil, sema ile birlikte yaratılarak. </p>
<p> Bu âlemde bulunan sonsuz denecek çok varlık tevhid edilmiş, birleştirilmiş, aralarında ilgiler kurulmuş ve bu varlık âlemi bir saray şekline sokulmuştur. Bunu düşünen insanlar kelime-i tevhidi okur ve bu sarayı her şeyiyle ancak Allah’ın mülkü ve mahluku bilirler. </p>
<p><span id="more-7598"></span></p>
<p> Kelime-i tevhid Allah’tan başka hak mabut olmadığı anlamına gelmekle birlikte, bu kelamda geçen Allah ismi, bütün İlâhî isimleri de içine aldığından, “Allah’tan başka Muhyi (hayat verici) yoktur, Allah’tan başka Halik (yaratıcı) yoktur, Allah’tan başka Malik yoktur.” gibi manaları da içinde saklar. Böylece bu tevhid içinde İlâhî isimler adedince tevhidler saklıdır. </p>
<p> Bazı âlimlerimiz, tevhidi, “ilmî ve amelî” olmak üzere ikiye ayırırlar. Bu sınıflandırmaya göre, Allah’ın bir olduğunu ve kainattaki bütün birliklerin Onun birliğini gösterdiğini bilmek, hep ilmî tevhiddir. Amelî tevhid ise, bu tevhid inancının insanın amel âleminde tam bir hâkimiyetle hükmetmesidir. </p>
<p> Fatiha-i şerife’nin “İyyake na’büdü ve iyyake nestain.” âyet-i kerimesi amelî tevhid dersi verir: “Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz.” Yalnız senin bildirdiğin yöne döner, yalnız senin huzurunda el bağlar, ancak sana rükû ve secde ederiz. Aklımızı sadece senin razı olduğun şeylere yorar, kalbimize ancak senin razı olacağın sevgileri koyarız.</p>
<p> Yalnız Allah’a ibadet eden bir insan batıl mabutlara tapma zilletinden kurtulduğu gibi, yalnız ondan yardım dileyen bir kul da sebeplerin ardına düşmekten, olayların kölesi olmaktan kurtulur. Ve tam bir tevekkül ile Rabbine sığınır. Bu çok ulvî bir haz olmakla beraber aynı zamanda çok üstün bir kuvvettir. </p>
<p> Zaten kâmil mü’min olmanın yolu da, hem ilmî hem de amelî tevhidde kemale ermekten geçer. </p>
<p> Tevhid sadece bunlarla sınırlı değildir. Sıfat, esma ve fiilleri için de tevhid söz konusudur. Bunları şöylece özetlemek mümkündür:</p>
<p>Tevhid-i Ef’al: “Eşyanın yaratılmasında ve idaresinde sebeplerin hiçbir tesiri olmadığını bilmek”,“Tek yaratıcının ancak Allah olduğunu itikat etmektir.”</p>
<p>Tevhid-i Sıfat: “Mahlûkata takılan ilim, kudret, irade gibi sıfatların da Allah’ın mahluku olduğunu bilerek onlara müstakil bir varlık isnat etmemek demektir.</p>
<p>Tevhid-i Zât: “Her varlığı O’nun zâtı ve varlığı yanında yok derecesinde bilmek.</p>
<p> Hayat vermek, öldürmek, şifa bahşetmek, hidayete erdirmek, rızk vermek her biri ayrı bir fiildir. Sonsuz denecek kadar çok olan bu fiiller aynı sıfatlara dayanıyor. Bu sıfatlar “hayat, ilim, kudret, sem’, basar, irade, kelâm, tekvin” sıfatlarıdır. İşte mahlûkat âleminde icra edilen sonsuz fiillerin hepsini bu ilâhî sıfatlardan bilmek, tevhid-i ef’aldir. Bu sıfatları bir tek zâta isnat etmek ise, tevhid-i zâtdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/tevhid-inanci.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tefekkürün dinimiz üzerindeki önemi.</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/7584.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/7584.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Mar 2012 14:44:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz (s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[Allahü teâlâ]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[azab]]></category>
		<category><![CDATA[Beyheki]]></category>
		<category><![CDATA[cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[Cennet]]></category>
		<category><![CDATA[dinimiz]]></category>
		<category><![CDATA[dinimiz islam]]></category>
		<category><![CDATA[Ebuşşeyh]]></category>
		<category><![CDATA[gazali]]></category>
		<category><![CDATA[HADİS-İ ŞERİF]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[İ. Gazali]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[İbni Hibban]]></category>
		<category><![CDATA[ibret]]></category>
		<category><![CDATA[K. Saadet]]></category>
		<category><![CDATA[saadet]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>
		<category><![CDATA[Tefekkür gibi kıymetli ibadet yoktur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7584</guid>
		<description><![CDATA[Tefekkür, dinimizde önemli bir ibadettir. Tefekkür, günahlarını, mahlukları ve kendini düşünmek Allahü teâlânın yarattığı şeylerden ibret almaktır. Kur’an-ı kerimde iyiler övülürken buyuruluyor ki: (Onlar ayakta iken, otururken, yanları üstüne yatarken hep Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışını inceden inceye düşünürler. “Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın. Sen [boş, manasız şeyler yaratmaktan] münezzehsin. Bizi Cehennem azabından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/03/tefekkür..jpg" alt="" title="tefekkür." width="500" height="275" class="alignright size-full wp-image-7587" /><br />
Tefekkür, dinimizde önemli bir ibadettir. Tefekkür, günahlarını, mahlukları ve kendini düşünmek Allahü teâlânın yarattığı şeylerden ibret almaktır. Kur’an-ı kerimde iyiler övülürken buyuruluyor ki:<br />
(Onlar ayakta iken, otururken, yanları üstüne yatarken hep Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışını inceden inceye düşünürler. “Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın. Sen [boş, manasız şeyler yaratmaktan] münezzehsin. Bizi Cehennem azabından koru” derler.) [A. İmran 191]</p>
<p>Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Allahü teâlânın azameti, Cennet ve Cehennem hakkında bir an tefekkür, bir geceyi ihya etmekten iyidir.) [Ebuşşeyh]</p>
<p>(Tefekkür, ibadetin yarısıdır.) [İ. Gazali]</p>
<p>(Tefekkür gibi kıymetli ibadet yoktur.) [İbni Hibban]</p>
<p>(Biraz tefekkür, bir sene [nafile] ibadetten kıymetlidir.) [K. Saadet]</p>
<p>(“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardından gelişinde [uzayıp kısalmasında] akıl sahipleri için elbette ibret verici deliller var” [A. İmran 190.] âyeti varken nasıl ağlamayım? Bu âyeti okuyup da tefekkür etmeyene yazıklar olsun!) [İ. Hibban]</p>
<p>(Allahü teâlânın yarattıkları üzerinde düşünün, zatı hakkında düşünmeyin!) [Beyheki]</p>
<p>(Sükûtu tefekkür, bakışı ibret olup çok istiğfar eden kurtuldu.) [Deylemi]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/7584.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuran&#8217;ı Kerim&#8217;de  Sabır Ayetleri</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/kurani-kerimde-sabir-ayetleri.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/kurani-kerimde-sabir-ayetleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2012 10:16:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah yolunda]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Ey iman edenler]]></category>
		<category><![CDATA[îman]]></category>
		<category><![CDATA[israiloğulları]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an'ı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran'ı Kerim'de Sabır Ayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[muhakkak]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[Rab]]></category>
		<category><![CDATA[Sabır]]></category>
		<category><![CDATA[sabır dök]]></category>
		<category><![CDATA[Sabır ve namazla]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7569</guid>
		<description><![CDATA[Kuranda sabır ile alakali tahmini 84 ayet geçiyor 2:45 &#8211; Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, (Allah&#8217;a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir. 2:153 &#8211; Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir. 2:155 &#8211; Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/03/sabir.jpg" alt="" title="sabir" width="533" height="399" class="alignright size-full wp-image-7572" /></p>
<p>Kuranda sabır ile alakali tahmini 84 ayet geçiyor<br />
2:45 &#8211; 	Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, (Allah&#8217;a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.</p>
<p>2:153 &#8211; 	Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir.</p>
<p>2:155 &#8211; 	Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!</p>
<p>2:177 &#8211; 	Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah&#8217;a, ahiret gününe, meleklere, kitabave bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.</p>
<p>2:249 &#8211; 	Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: &#8220;Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse, benden değildir. Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır).&#8221; Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde. &#8220;Bizim bugün, Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok.&#8221; dediler. Allah&#8217;a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise şu cevabı verdiler: &#8220;Nice az topluluklar, Allah&#8217;ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir. Allah, sabırlılarla beraberdir.&#8221;</p>
<p><span id="more-7569"></span></p>
<p>2:250 &#8211; 	Calut ve ordusuna karşı savaş meydanına çıktıkları zaman da şöyle dediler: &#8220;Ey Rabbimiz! Üzerlerimize sabır dök, ayaklarımızı sabit tut ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!&#8221;</p>
<p>3:17 &#8211; 	O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür).</p>
<p>3:120 &#8211; 	Size bir iyilik dokunsa fenalarına gider, başınıza bir kötülük gelse onunla sevinirler. Eğer sabreder ve Allah&#8217;dan gereğince korkarsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez; çünkü Allah onları kendi amelleriyle kuşatmıştır.</p>
<p>3:125 &#8211; 	Evet, sabreder ve (Allah&#8217;tan) korkarsanız, onlar ansızın üzerinize gelseler, Rabbiniz size nişanlı nişanlı beş bin melekle yardım eder.</p>
<p>3:142 &#8211; 	Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girivereceğinizi mi sandınız?</p>
<p>3:146 &#8211; 	Nice peygamberler vardı ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostları çarpıştılar; Allah yolunda başlarına gelenlerden yılgınlık göstermediler, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.</p>
<p>3:186 &#8211; 	Muhakkak siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah&#8217;a ortak koşanlardan size eziyet verici bir çok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah&#8217;dan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir.</p>
<p>3:200 &#8211; 	Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin, nöbet bekleşin, Allah&#8217;dan gereğince korkun ki, kurtuluşa eresiniz.</p>
<p>4:25 &#8211; 	Sizden her kim hür mümin kadınları nikah edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da ellerinizin altındaki mümin cariyelerinizden efendilerinin rızası ile nikahlamak var. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini örfe göre vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, o vakit hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. Bu hükümler, içinizden günah işlemekten korkanlaradır. Sabretmeniz ise, sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûrdur, Rahimdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir).</p>
<p>6:34 &#8211; 	Senden önce de peygamberler yalanlanmıştı. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah&#8217;ın sözlerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir kısmı gelmiştir.</p>
<p>7:126 &#8211; 	&#8220;Senin bize kızman da sırf Rabbimizin âyetleri gelince onlara iman etmemizden dolayıdır. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al.&#8221; derler.</p>
<p>7:128 &#8211; 	Musa, kavmine dedi ki: &#8220;Allah&#8217;ın yardımını ve lütfunu isteyin ve sabır gösterin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah&#8217;ındır. Kullarından dilediğini ona mirasçı kılar. Sonunda kurtuluş müttakilerindir.&#8221;</p>
<p>7:137 &#8211; 	Ve o hırpalanıp ezilmekte olan kavmi de yeryüzünün, bereketle donattığımız doğusuna ve batısına mirasçı yaptık. Ve böylece Rabbinin, İsrailoğullarına olan o güzel vaadi, sabırları yüzünden gerçekleşti. Biz de Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve diktikleri binaları yerle bir ettik.</p>
<p>8:46 &#8211; 	Ayrıca Allah&#8217;a ve Resulü&#8217;ne itaat edin. Ve birbirinizle didişmeyin. Sonra içinize korku düşer ve kuvvetiniz elden gider. Sabırlı olun, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.</p>
<p>8:66 &#8211; 	Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah&#8217;ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.</p>
<p>10:109 &#8211; 	Sana vahyolunana uy! Ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. Çünkü O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.</p>
<p>11:11 &#8211; 	Ancak (her iki halde de) sabır gösterip iyi ameller işleyenler müstesnadır. İşte onlara bir mağfiret ve büyük bir mükafat vardır.</p>
<p>11:49 &#8211; 	İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, akıbet muhakkak muttakilerindir.</p>
<p>11:115 &#8211; 	Ve sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını yitirmez.</p>
<p>12:18 &#8211; 	Bir de gömleğinin üzerinde yalandan bir kan getirmişlerdi. Babaları dedi ki: &#8220;Hayır, nefisleriniz aldatmış da size bir iş yaptırtmış. Artık bana güzel bir sabır gerekiyor. Bu anlattıklarınıza karşılık yardımına sığınılacak olan ancak Allah&#8217;dır.&#8221;</p>
<p>12:83 &#8211; 	Babaları dedi ki: &#8220;Hayır, sizi nefisleriniz altadıp bir işe sürüklemiş. Artık bana güzel güzel sabretmek düşüyor. Belki Allah hepsini birden bana geri getirir. Çünkü O, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.&#8221;</p>
<p>12:90 &#8211; 	Onlar &#8220;Yoksa sen, sahiden Yusuf musun?&#8221; dediler. O da &#8220;Ben Yusuf&#8217;um, bu da kardeşim&#8221; dedi, &#8220;Doğrusu Allah, bizi, lutfuyla nimetlendirdi. Gerçekten de kim Allah&#8217;dan korkar ve sabrederse, Allah, muhakkak ki, güzel işler yapanların mükafatını zayi etmez.&#8221;</p>
<p>13:22 &#8211; 	Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İşte bunlar, bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardır.</p>
<p>13:24 &#8211; 	&#8220;Sabrettiğiniz için size selam olsun. Ahiret yurdu ne güzeldir!&#8221;</p>
<p>14:5 &#8211; 	And olsun ki Musa&#8217;yı âyetlerimizle gönderdik. Ona şöyle dedik: Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar, onlara Allah&#8217;ın (felaket) günlerini hatırlat. Şüphe yok ki bunda her sabredip şükreden için nice ibretler vardır.</p>
<p>14:12 &#8211; 	Bize yollarımızı göstermişken neden biz Allah&#8217;a dayanıp güvenmeyelim? Elbette bize yaptığınız eziyetlere katlanacağız. Tevekkül edenler yalnız Allah&#8217;a tevekkül etsinler.&#8221;</p>
<p>14:21 &#8211; 	(Kıyamet günü) İnsanların hepsi Allah&#8217;ın huzuruna çıkacaklar. Ve zayıflar büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler: &#8220;Bizler, sizlere uymuştuk. Şimdi siz, Allah&#8217;ın azabından en ufak bir şeyi bizden savabilir misiniz?&#8221; Onlar da diyecekler ki: &#8220;Allah bizi hidayete erdirseydi, biz de size doğru yol gösterirdik. Artık şimdi bizler sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü kaçacak yerimiz yoktur.&#8221;</p>
<p>16:42 &#8211; 	O Muhacirler, müşriklerin eziyetlerine sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.</p>
<p>16:96 &#8211; 	Sizin yanınızdaki dünya malı tükenir, Allah&#8217;ın katındakiler ise tükenmez. Muhakkak ki biz, Allah yolunda sabredenleri, yaptıkları amelin daha güzeliyle mükafatlandıracağız.</p>
<p>16:110 &#8211; 	Sonra şüphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret eden, sonra cihad eden ve sabreden kimselerin yardımcısıdır. Bunlardan sonra Rabbin elbette çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.</p>
<p>16:126 &#8211; 	Eğer (bir suçtan dolayı) ceza verecek olursanız size yapılan azab ve cezanın misli ile ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.</p>
<p>16:127 &#8211; 	(Ey Peygamber!) Sabret! Sabrın da ancak Allah&#8217;ın yardımı iledir. Onlardan dolayı üzülme! Kurdukları tuzaklardan telaş edip sıkıntıya düşme!</p>
<p>18:28 &#8211; 	Nefsince de, sabah akşam rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber candan sabret. Sen dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan gözlerini ayırma. Kalbini, bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin kötü arzusuna uymuş ve işi hep aşırılık olan kimseye uyma.</p>
<p>18:67 &#8211; 	(Hızır) dedi ki: &#8220;Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin.</p>
<p>18:68 &#8211; 	&#8220;İçyüzünü kavrayamadığın şeye nasıl sabredeceksin?&#8221;</p>
<p>18:69 &#8211; 	Musa: &#8220;İnşaallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı gelmeyeceğim&#8221; dedi.</p>
<p>18:72 &#8211; 	(Hızır:) &#8220;Sen benimle asla sabredemezsin, demedim mi?&#8221; dedi.</p>
<p>18:75 &#8211; 	Hızır dedi ki: &#8220;Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana?&#8221;</p>
<p>18:78 &#8211; 	Hızır dedi ki: &#8220;İşte bu, seninle benim aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana o sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim.&#8221;</p>
<p>18:82 &#8211; 	&#8220;Duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Onun için Rabbin istedi ki o iki çocuk erginlik çağlarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ve ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin içyüzleri budur.&#8221;</p>
<p>20:130 &#8211; 	O halde, dediklerine sabret; güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım vakitlerinde ve gündüzün etrafında da tesbih et ki hoşnudluğa eresin.</p>
<p>21:85 &#8211; 	İsmail, İdris ve Zülkifl&#8217;i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi.</p>
<p>22:35 &#8211; 	Ki Allah anıldığı vakit onların kalpleri titrer. Onlar başlarına gelene sabreden, namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.</p>
<p>23:111 &#8211; 	Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir.</p>
<p>25:20 &#8211; 	(Resulüm!) Biz senden evvel de peygamberleri başka türlü göndermedik. Şüphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem çarşılarda geziyorlardı (sokaklarda yürüyorlardı). Sizin bir kısmınızı bir diğerine fitne (imtihan sebebi) kılmışızdır ki, bakalım sabredecek misiniz? Zira Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir.</p>
<p>25:75 &#8211; 	İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamları ile mükafatlandırılacaklar, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır.</p>
<p>28:54 &#8211; 	İşte onlara, sabretmelerinden ötürü mükafatları iki defa verilecektir. Bunlar kötülüğü iyilikle savarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan da Allah rızası için harcarlar.</p>
<p>28:80 &#8211; 	Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, şöyle dediler: &#8220;Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlara göre Allah&#8217;ın mükafatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.&#8221;</p>
<p>29:59 &#8211; 	Ki onlar, sabretmiş olup yalnız Rablerine güvenip dayanmaktadırlar.</p>
<p>30:60 &#8211; 	Şimdi sen sabret. Çünkü Allah&#8217;ın vaadi mutlaka haktır. Sakın imanı sağlam olmayanlar seni hafifliğe sevketmesinler.</p>
<p>31:17 &#8211; 	&#8220;Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar, azmi gerektiren işlerdendir.&#8221;</p>
<p>31:31 &#8211; 	Görmedin mi ki Allah, âyetlerinden bir kısmını size göstersin diye gemiler, Allah&#8217;ın nimetiyle denizde akıp gidiyor. Şüphesiz bunda çok sabredenler ve çok şükredenler için nice ibretler vardır.</p>
<p>32:24 &#8211; 	Onların içinden, sabrettikleri zaman bizim emrimizle doğru yola ileten önderler yetiştirmiştik. Onlar, bizim âyetlerimize kesin bir şekilde inanıyorlardı.</p>
<p>33:35 &#8211; 	Şüphe yok ki müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mümin erkeklerle mümin kadınlar, itaat eden erkeklerle itaat eden kadınlar, sadık erkeklerle sadık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, mütevazi erkeklerle mütevazi kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkeklerle ırzlarını koruyan kadınlar, Allah&#8217;ı çok zikreden erkeklerle Allah-&#8217;ı çok zikreden kadınlar var ya, işte onlar için Allah bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.</p>
<p>34:19 &#8211; 	Buna karşı onlar: &#8220;Ey Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır&#8221; dediler ve nefislerine zulmettiler. Biz de onları efsanelere çevirdik ve tamamen didik didik dağıttık. Şüphesiz ki bunda çok şükredecek her sabırlı için elbette ibretler vardır.</p>
<p>37:102 &#8211; 	Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: &#8220;Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?&#8221; dedi. Çocuk da: &#8220;Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın&#8221; dedi.</p>
<p>38:17 &#8211; 	Şimdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud&#8217;u hatırla. Çünkü o, zikir ve tesbih ile bize yönelmişti.</p>
<p>38:44 &#8211; 	(Bir de dedik ki): &#8220;Eline bir demet al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme.&#8221; Doğrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah&#8217;a yönelmektedir.</p>
<p>39:10 &#8211; 	Ey Muhammed! Tarafımdan söyle: &#8220;Ey iman eden kullarım! Rabbinizden korkun. Bu dünyada güzellik yapanlara bir güzellik vardır. Allah&#8217;ın yeryüzü geniştir. Ancak sabredenlere mükafatları hesapsız ödenecektir.&#8221;</p>
<p>40:55 &#8211; 	O halde sabret. Çünkü Allah&#8217;ın vaadi haktır. Hem günahından dolayı istiğfar et ve akşam sabah Rabbini hamdiyle tesbih et.</p>
<p>40:77 &#8211; 	Ey Muhammed! Sen sabret, şüphesiz Allah&#8217;ın vaadi haktır, mutlaka gerçekleşecektir. Onlara yaptığımız tehdidin bir kısmını sana göstersek de veya seni vefat ettirsek de onlar mutlaka döndürülüp bize getirileceklerdir.</p>
<p>41:24 &#8211; 	Şimdi eğer dayanabilirlerse onların yeri ateştir. Yok eğer hoşnutluğa dönmek isterlerse bile artık onlar hoşnut edileceklerden değildirler.</p>
<p>41:35 &#8211; 	Bu olgunluğa ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak hayırdan büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.</p>
<p>42:33 &#8211; 	Eğer O dilerse rüzgarı durdurur da yelkenle giden gemiler denizin üzerinde duruverirler. Şüphesiz ki bunda sabırlı olan ve çok şükreden kimseler için nice ibretler vardır.</p>
<p>46:35 &#8211; 	Ey Muhammed! Azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için (azab hususunda) acele etme. Sanki onlar kendilerine vaad edilen azabı gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Hiç yoldan çıkan fasıklar topluluğundan başkası helak edilir mi?</p>
<p>47:31 &#8211; 	Andolsun ki, biz içinizden cihad edenlerle sabredenleri ortaya çıkarıncaya ve yaptıklarınızla ilgili haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz.</p>
<p>49:5 &#8211; 	Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Bununla beraber Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.</p>
<p>50:39 &#8211; 	Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güneşin doğuşundan önce (sabah namazını) ve batışından önce de (öğle ve ikindi namazalarını kılarak) Rabbini Hamd ile tesbih et.</p>
<p>52:16 &#8211; 	Girin oraya, ister sabredin ister etmeyin artık sizin için birdir. Siz hep yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız&#8221; (denilecek).</p>
<p>52:48 &#8211; 	Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman Rabbini hamd ile tesbih et.</p>
<p>54:27 &#8211; 	Biz onlara, kendilerini imtihan etmek için dişi deveyi göndereceğiz. Onun için sen onları gözet ve sabırlı ol.</p>
<p>68:48 &#8211; 	Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi gibi olma. Hani o öfkeye boğulmuş da nida etmişti.</p>
<p>70:5 &#8211; 	O halde güzel bir sabır ile sabret.</p>
<p>73:10 &#8211; 	Başkalarının diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl.</p>
<p>74:7 &#8211; 	Rabbin için sabret.</p>
<p>76:12 &#8211; 	Sabırlarına karşılık onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir.</p>
<p>76:24 &#8211; 	O halde Rabbinin hüküm vermesi için sabret. Onlardan hiçbir günahkâra yahut nanköre itaat etme.</p>
<p>90:17 &#8211; 	Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.</p>
<p>103:3 &#8211; 	Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/kurani-kerimde-sabir-ayetleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeytanın Hileleri ve Korunma Yolları</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/seytanin-hileleri-ve-korunma-yollari.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/seytanin-hileleri-ve-korunma-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Mar 2012 08:13:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Amaç]]></category>
		<category><![CDATA[aslan]]></category>
		<category><![CDATA[biz]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyâ]]></category>
		<category><![CDATA[dünya hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hilele]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[nefs]]></category>
		<category><![CDATA[Rahmân]]></category>
		<category><![CDATA[Rehberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[Şeytanın Hileleri ve Korunma Yolları]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7567</guid>
		<description><![CDATA[Rabbim sıratı müstakim üzere yolumuzu sabit kılsın.sapıtmasın ve yoldan çıkarmasın.resulun dediği gibi:”Ey kalpleri iki parmağı arasında tutan rabbim kalbimi yolunda sabit kıl” Dünya hayatı üzerine birçok şeyler söylenmiş.Kimisi fani demiş,kimisi çok sevmiş,kimi misafir olmuş,kimi de kalbinin içine almış.Bizler inananlar olarak dünya hayatına nasıl bakmalıyız?Ölçü olarak neyi almalıyız?Kendimizi dünyanın ,dünyayı da kendimizin neresine koymalıyız?Bu sorulara vereceğimiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>  Rabbim sıratı müstakim üzere yolumuzu sabit kılsın.sapıtmasın ve yoldan çıkarmasın.resulun dediği gibi:”Ey kalpleri iki parmağı arasında tutan rabbim kalbimi yolunda sabit kıl”</p>
<p>            Dünya hayatı üzerine birçok şeyler söylenmiş.Kimisi fani demiş,kimisi çok sevmiş,kimi misafir olmuş,kimi de kalbinin içine almış.Bizler inananlar olarak dünya hayatına nasıl bakmalıyız?Ölçü olarak neyi almalıyız?Kendimizi dünyanın ,dünyayı da kendimizin neresine koymalıyız?Bu sorulara vereceğimiz cevaplar ebedi hayatımızı etkileyecek ve dünya hayatında da yönümüzü belirleyecektir.</p>
<p>            Öncelikle bizler bu konu için rehberimize  bakmalıyız .Rehberimiz Kuran dünyanın imtihan yeri olduğunu bize söylüyor.Karşılığı ebedi huzur olan bir imtihan.Cennetin özelliklerini okuyunca orayı ; yattığımız yerden , rahat içinde bir bedel ödemeden kazanamayacağımızı anlarız.İç alemimizde şuurlu bir şekilde düşünürsek rabbimin bir yol çizdiğini ve bu yolun sonunun cennete çıktığını görürüz.</p>
<p><span id="more-7567"></span></p>
<p>       Bu yolda bizi yolumuzdan çevirmek için  iki büyük düşmanımız rahat durmayacaktır.Biri  ve en büyüğü şeytan ve dostları ,diğeri de nefsimizin sonu gelmez istek ve ihtirasları. Sürekli olarak bizlere bir şeyler fısıldarlar.Amaçları bizi dümdüz olan Allahın yolundan çevirmektir.Şeytan kendisi tek başına uğraşmaz nefsine düşkün olanları kandırarak yoldan çevirir.Yoldan çıkan doğru düşünemez ve doğru kararlar veremez.Batılın içinde hak aranmaz.Önce tekrar doğru yola girmesi gerekir.Şeytan bizleri her zaman kendi sahasına çekmeye çalışır.Çünkü o orada güçlüdür.Allah’ın yolunda yürüyenlere hiçbir zarar veremez.</p>
<p>            Nasıl ki aslan karada timsahı yerse timsahta suda aslanı yer.Bizler şeytanın sahasına girmemeliyiz.Şeytanın sahasına giden yol nefsimizden geçer.Nefsimizin sonu gelmeyen istek ve ihtiraslarından .O yüzden nefsimizin terbiyesini ve teskiyesini iyi yapmalıyız.Bu hatalara düşmemek içinde Allahın içimize yerleştirmiş olduğu duyguları  ,istekleri Allahın boyasıyla boyamalıyız.Demir boyanmayınca nasıl korumasız kalır paslanırsa .Allahın boyasıyla boyanmayan nefisler de şeytanın saldırılarına karşı korumasız kalır ve ona yenik düşer.</p>
<p>            Şimdi bu kadar saldırıya karşı rahman bizi savunmasız mı bırakmış?Haşa… Rahman bizlere bir çok silah vermiş.Onlardan en güzeli ve en güçlüsü birlikteliktir.”Birbirinizden ayrılmayım ,gevşemeyin,Allahın ipine sımsıkı sarılın ,ayrılığa düşerseniz gücünüz azalır,zayıflar ve yenilirsiniz “demektedir.Hata yaptığımızda bizi uyaracak,gözetecek ,dertlerimizle dertlenecek güzel insanlarla birlikte olmak.En büyük silahımız bu olacak.</p>
<p>            Bir diğeri de kuran ahlakıyla ahlaklanmak. Nefsimizin  hatsız istekleri karşısında Allahın tarafını tutabilmek. Nefsimize boyunduruğu geçirerek ,ona istediğimizi yaptırmaktır.Unutmayalım Şeytan bize nefis yoluyla yaklaşabilir.başka giriş kapısı yoktur.</p>
<p>            Her zaman dediğim gibi ölünceye kadar yazıp okumayalım. Harekete geçelim.Söylemlerimizi sahiplenelim.ve hareketlerimizle somutlaştıralım.</p>
<p>            Rabbim bizleri şeytan ve dostlarının tuzaklarından  muhafaza eylesin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/seytanin-hileleri-ve-korunma-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İhlas</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/ihlas.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/ihlas.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 11:10:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Rîsâle-i Nûr]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah rızası]]></category>
		<category><![CDATA[Allahü teâlâ]]></category>
		<category><![CDATA[gaye]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[hikmetler]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[İhlâs]]></category>
		<category><![CDATA[İhlas Risalesi]]></category>
		<category><![CDATA[îman]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[kuran ziyafeti]]></category>
		<category><![CDATA[lemalar]]></category>
		<category><![CDATA[marifet]]></category>
		<category><![CDATA[Mektubat]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[risale]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[samimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[seyyid]]></category>
		<category><![CDATA[sıfat]]></category>
		<category><![CDATA[Şualar]]></category>
		<category><![CDATA[ulemalar]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad Hazretleri]]></category>
		<category><![CDATA[yakin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7562</guid>
		<description><![CDATA[İbadetleri Allah emrettiği için yapmak ve neticesinde de Allah’ın rızasını kazanmak düşüncesi, Allah için&#8221; ifadesi, Allah rızası anlamında kullanılmıştır. Yoksa Allah’ın ne Zatı ne de isim ve sıfatları bizim hiçbir şeyimize muhtaç değildir. İbadetler insanın Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmasında sadece bir araç ve vasıtadır. Üstad Hazretleri ihlası şu şekilde tanımlıyor: &#8220;İhtar: İbadetin ruhu, ihlâstır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/03/İhlas.jpg" alt="" title="İhlas" width="450" height="275" class="alignright size-full wp-image-7563" /></p>
<p>  İbadetleri  Allah emrettiği için yapmak  ve neticesinde de Allah’ın rızasını kazanmak düşüncesi, Allah için&#8221; ifadesi, Allah rızası anlamında kullanılmıştır. Yoksa Allah’ın ne Zatı ne de isim ve sıfatları bizim hiçbir şeyimize muhtaç değildir. İbadetler insanın Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu  kazanmasında  sadece bir araç ve vasıtadır.     Üstad Hazretleri ihlası şu şekilde tanımlıyor:      &#8220;İhtar: İbadetin ruhu, ihlâstır. İhlâs ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. Eğer başka bir hikmet ve bir fayda ibadete illet gösterilse, o ibadet bâtıldır. Faydalar, hikmetler yalnız müreccih olabilirler, illet olamazlar.&#8221;(1)     Şayet ibadetimizin derinliğinde, kendi menfaat ve çıkarlarımız esas gaye olursa, o ibadet ihlasa uygun olamaz.</p>
<p><span id="more-7562"></span></p>
<p> İhlas öyle safi bir şeydir ki, leke götürmez. Yani en küçük bir menfaat düşüncesi bile ihlası zedeler, safiyetini bozar. İbadetlerin esası ve temelinde sadede Allah’ın emir ve rızası olmalıdır. Böyle bir ihlasa ulaşmak ancak  tahkiki iman ve marifetle mümkündür. Yani Allah’a öyle bir iman edilip, Allah öyle bir tanınacak ki, hiçbir küçük hesap ve menfaat bu imanı ve marifeti delip geçemesin. Bu zamanda hakiki imanı ve marifeti  Risale-i Nurlar ders veriyor, ona bakılmalı, onunla meşgul olunmalıdır.    Hangi risaleden başlamak gerektiği konusuna gelince; okunan her risaleden mutlaka istifade edilecektir. Ancak daha çok istifade edebilmek için, dikkat edilmesi gereken bazı prensipler vardır.      Bunlardan bazıları şunlardır;    1. Bulunduğumuz yerde, Risaleleri okuyan insanlarla mutlaka tanışmak ve sohbet ortamına katılmaktır. Bu ortam, başta Risalelerin anlaşılması olmak üzere, bize çok şeyi kazandıracaktır. Manevi ve temiz bir atmosferde, farkında olmadan çok faydalı şeyleri öğrendiğimizi ve yine farkında olmadan bunları yaşadığımızı anlayacağız.    2. Anlayamadığımız yerleri sormak, yanlış ise düzeltmek, doğru ise onaylama imkanı bulmuş olacağız.     3. Sırasıyla; Küçük Sözler, İman ve Küfür Muvazeneleri, Büyük Sözler, Tarihçe-i Hayat&#8217;ın ilk kısmı, Lem&#8217;alar, Mektubat, Şualar vs. şeklinde bir sıralama takip edilebilir. Ancak daha çok ihtiyaç duyduğumuz Risaleleri, daha fazla okuyabiliriz. Bazı risaleler üzerinde daha fazla yoğunlaşabiliriz. Vaktimiz nispetinde okuma miktarımızı belirleyerek, sistemli bir şekilde yapılan okumaların daha istifadeli olduğu tespit edilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/ihlas.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Risale-i Nur’dan Dua</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/risale-i-nurdan-dua.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/risale-i-nurdan-dua.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Mar 2012 15:05:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Arş-ı Azîm]]></category>
		<category><![CDATA[cinnî]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Hakîmi]]></category>
		<category><![CDATA[Nûr]]></category>
		<category><![CDATA[Rahmân-ı Rahîm]]></category>
		<category><![CDATA[risale]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur’dan Dua]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[Zebur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7554</guid>
		<description><![CDATA[Rahmân-ı Rahîm olan ALLAH’ım, Furkan-ı Hakîmi Arş-ı Azîmden üzerine indirdiği zât olan Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.) ümmetinin iyilikleri adedince milyon salât ve milyon selâm olsun. Risâletini İncil, Tevrat ve Zebûr’un müjdelediği; nübüvvetini doğduğundan hemen önce ve doğumu ânında meydana gelen hârikulâde hallerin, cinnî hâtiflerin, insanlardan evliyâ ve kâhinlerin haber verdiği; işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Efendimiz Muhammed’e [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/03/riseleden-dualar.jpg" alt="" title="riseleden dualar" width="450" height="275" class="alignright size-full wp-image-7555" /></p>
<p>Rahmân-ı Rahîm olan ALLAH’ım, Furkan-ı Hakîmi Arş-ı Azîmden üzerine indirdiği zât olan Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.) ümmetinin iyilikleri adedince milyon salât ve milyon selâm olsun.<br />
 Risâletini İncil, Tevrat ve Zebûr’un müjdelediği; nübüvvetini doğduğundan hemen önce ve doğumu ânında meydana gelen hârikulâde hallerin, cinnî hâtiflerin, insanlardan evliyâ ve kâhinlerin haber verdiği; işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.) ümmetinin alıp verdiği nefesler sayısınca milyon salât ve milyon selâm olsun.</p>
<p><span id="more-7554"></span></p>
<p> Çağırmasıyla, ağaçların, yanına geldiği, duâsıyla yağmurun süratle yağdığı, bulutun sıcaktan korumak için başında gölge yaptığı, bir kilelik yiyeceğinden yüzlerce insanın doyduğu, parmakları arasından suyun üç defa Kevser gibi aktığı; ALLAH’ın kertenkeleyi, ceylanı, kuru hurma direğini, koyun paçasını, deveyi, dağı, taşı ve çakıl taşlarını onun için konuşturduğu; Mi’racın ve, “Göz ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı” (Necm Sûresi: 17.) âyetinin sahibi Efendimiz ve şefaatçimiz Muhammed’e, (a.s.m.) ilk indiği andan itibâren Kıyâmete kadar Kur’ân’ın, her okuyanın okuduğunda hava dalgalarının aynalarında ALLAH’ın izni ile temessül eden her kelimesindeki her harfi sayısınca salât ve selâm olsun. Bu salâvâtların her birisi hürmetine bizi bağışla, bize merhamet et, ey İlâhımız!<br />
 Âmin (On Dokuzuncu Söz)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/risale-i-nurdan-dua.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah&#8217;a Yönelme Hakkındaki Duası</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/allaha-yonelme-hakkindaki-duasi.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/allaha-yonelme-hakkindaki-duasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Mar 2012 10:01:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Adâb-ı Muaşeret]]></category>
		<category><![CDATA[Allah (c.c)]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[adam]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah ım]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'a Yönelme]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'a Yönelme Hakkındaki Duası]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[ey Mevlam]]></category>
		<category><![CDATA[fazl]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ihsan]]></category>
		<category><![CDATA[imam]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Zeynelabidin]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlam]]></category>
		<category><![CDATA[muhtaç]]></category>
		<category><![CDATA[müstağni]]></category>
		<category><![CDATA[talep]]></category>
		<category><![CDATA[Yönelme]]></category>
		<category><![CDATA[zeval]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7539</guid>
		<description><![CDATA[İmam Zeynelabidin (k.s.) : Allah ım, tam bir içtenlikle senden gayrisinden kopmuş, tüm varlığımla sana yönelmişim. İhsanına muhtaç olanlardan yüz çevirmiş, fazlından müstağni olmayanlardan istekte bulunmayı bırakmışım. Çünkü muhtacın muhtaçtan istemesinin düşüncesizlik, akılsızlık olduğunu anlamış, buna inanmışım Allah ım, izzeti senden başkasının yanında arayıp da zelil olan; senden başkasından servet isteyip de fakirleşen, yücelik isteyip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/03/Dua.jpg" alt="" title="Dua" width="500" height="300" class="alignright size-full wp-image-7540" /></p>
<p>İmam Zeynelabidin (k.s.) :</p>
<p>Allah ım, tam bir içtenlikle senden gayrisinden kopmuş, tüm varlığımla sana yönelmişim. İhsanına muhtaç olanlardan yüz çevirmiş, fazlından müstağni olmayanlardan istekte bulunmayı bırakmışım. Çünkü muhtacın muhtaçtan istemesinin düşüncesizlik, akılsızlık olduğunu anlamış, buna inanmışım</p>
<p>Allah ım, izzeti senden başkasının yanında arayıp da zelil olan; senden başkasından servet isteyip de fakirleşen, yücelik isteyip de alçalan nicelerini gördük! Akıllı adamın bunları görüp de ibret almasından ve seni seçerek doğruyu bulmasından daha doğal ne olabilir ki !</p>
<p><span id="more-7539"></span></p>
<p>O halde ey Mevlam, isteklerimi diğerlerinden değil, yalnızca senden istiyorum; ihtiyaçlarımı diğerlerinden değil, yalnızca senden talep ediyorum. Herkesten önce çağıracağım yalnızca sensin. Ümidimde kimse sana ortak değil; duamda seninle birlikte olan biri yok; çağrımda sana ortak koşacağım biri yok.</p>
<p>Sayı birliği, zevali olmayan eksiksiz kudret sıfatı, güç ve kuvvet erdemi, yücelik ve yükseklik derecesi sana mahsustur, ey Tanrım.</p>
<p>Senin dışındakiler ise hayatlarında rahmet ve merhamete muhtaç, işlerinde başarısızlığa mahkum, içinde bulundukları şartlara yenik, durumları değişken ve nitelikleri sabit olmayan zayıf varlıklardır.</p>
<p>O halde, benzerlerin ve zıtların olmaktan çok yücesin; misillerin ve denklerin bulunmaktan çok büyüksün. Sen (her eksiklikten) münezzehsin; senden başka ilah yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/allaha-yonelme-hakkindaki-duasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tevhid Hakkındaki Sözleri</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/tevhid-hakkindaki-sozleri.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/tevhid-hakkindaki-sozleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Feb 2012 17:36:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah (c.c)]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA["Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[fiili]]></category>
		<category><![CDATA[İmam aleyhi's-selam]]></category>
		<category><![CDATA[İmran]]></category>
		<category><![CDATA[İmran-us Sabi]]></category>
		<category><![CDATA[Mahluk]]></category>
		<category><![CDATA[Me'mun]]></category>
		<category><![CDATA[mürekkeb]]></category>
		<category><![CDATA[selam]]></category>
		<category><![CDATA[Şey]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvur]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid Hakkındaki Sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[vasıf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7520</guid>
		<description><![CDATA[&#160; İmran-us Sabi, Me’mun’un, İslam’a muhalif olan tüm bilginleri İmam aleyhi’s-selam ile tartışmak için topladığı büyük bir mecliste, İmam aleyhi’s-selam’a birçok sorular sordu; İmam da sorulan soruları birer birer cevaplandırarak ordaki bilginlerin hepsine galip oldu. Hadis uzun olduğundan dolayı biz, kitaba uygun olan bir bölümünü zikretmekle yetindik. İmran-es Sabi, İmam aleyhi’s-selam’a: “Biz Allah’ı künhüyle mi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-7530" title="tevhid" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/02/tevhid1.jpg" alt="" width="500" height="300" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İmran-us Sabi, Me’mun’un, İslam’a muhalif olan tüm bilginleri İmam aleyhi’s-selam ile tartışmak için topladığı büyük bir mecliste, İmam aleyhi’s-selam’a birçok sorular sordu; İmam da sorulan soruları birer birer cevaplandırarak ordaki bilginlerin hepsine galip oldu. Hadis uzun olduğundan dolayı biz, kitaba uygun olan bir bölümünü zikretmekle yetindik.</p>
<p><span id="more-7520"></span></p>
<p>İmran-es Sabi, İmam aleyhi’s-selam’a: “Biz Allah’ı künhüyle mi biliyoruz, yoksa sıfatlarıyla mı? Bana açıklar mısınız?” diye sorunca İmam aleyhi’s-selam şöyle buyurdular:</p>
<p>İlk, tek ve ezeli nur olan O yüce zât, birdir; ortağı ve O’nunla beraber olan bir şey yoktur. O, ikincisi olmayan birdir. Ne (künhü) malumdur, ne de (vücudu) meçhul. Ne muhkemdir, (diğer varlıklar gibi açıktır), ne de müteşabih (gizli). Ne hatırdadır, ne unutulmuştur ve ne de diğer hiçbir varlığın ismiyle adlandırılabilecek bir şeydir. Bunun için kendi künhüyle kaim olan ilk varlıktır; (kendi zatına dayanmaktadır); kendisinden başkasına ihtiyacı olmayan müstağni (ihtiyaçsız) bir nurdur. Ne bir vakitten (itibaren) vardır ve ne de bir vakite kadar olacaktır. Ne bir şeyin üzerinde durmuş (başka bir tabirle ne mekânı vardır), ne bir şeyin arkasına saklanmış ve ne de bir şeyin içerisine gizlenmiştir. İnsanın aklına O’nunla ilgili bir ışık, bir misal, bir karartı veya bir gölge geldiği zaman da onu kelimelerle ifade edemiyor. Bütün bu sıfatlara, O’ndan başka hiçbir şeyin olmadığı zamanda ve yaratılıştan önce sahip idi. “Hiçbir şeyin olmadığı zaman” demek de doğru değil, çünkü zaman da yoktu. Bunlar, sonradan ortaya çıkan tabirlerdir ki, maksadı anlatmak için onlardan yararlanılmaktadır. Ey İmran, anladın mı? İmran da: “Evet anladım.” dedi.</p>
<p>İmam aleyhi’s-selam daha sonra şöyle buyurdular: “Bil ki tasavvur, meşiyyet ve iradenin manası birdir. Fakat isimleri farklıdır. Allah’ın, ilk irade ve meşiyyeti harflerdir ki onları, her şeyin aslı ve her müşkülün çözümü kılmıştır. Tasarım merhalesinde bu harfler kendilerinden başka hiçbir manayı, hiçbir varlığı ifade etmiyorlardı; varlıkları tasarıma bağlıydı. Allah tasarımdan öncedir. Çünkü Allah’tan önce hiçbir şey olmadığı gibi O’nunla beraber olan bir varlık da yoktur. Tasarım da harflerden öncedir. Çünkü harfler tasarımla ortaya çıkmıştır. Tasarım olduğunda gidilecek yol yoktu. Tasarım Allah’tandır; ama Allah’ın aynı değildir. Görmüyor musun, her şeyin fiili ve haddi kendisinden başkadır. Her şeyin sıfatı da yine kendisinden başkadır. Çünkü harfler, birbirlerinden ayrı oldukları müddetçe kendi başlarına harftirler ve kendilerinden başka hiçbir şeye delalet etmezler. Ama terkib edildiği zaman isim veya sıfat olarak, kendilerinden başka şeylere de delalet ederler.</p>
<p>Bil ki, vasıflandırılmayan bir şeyin sıfatı, adlandırılamayan bir şeyin adı ve sınırlandırılamayan bir şeyin sınırı olmaz. Allah’ın isimleri ve sıfatları, O’nun kemal ve varlığına delalet ederler. Bunlar, bir dörtgen, daire veya üçgenin bir alanı kuşattığı gibi Allah’ı kuşatmazlar. Allah isimler ve sıfatlarla tanınır; ama sınırlandırma şeklinde değil. Allah hakkında böyle bir şey olmaz. Bu yüzden yaratıklar, kendilerini tanıdıkları gibi Allah’ı tanıyamazlar. Eğer Allah’ın sıfatları O’na delalet etmeseydi, isimleri O’nu bildirmeseydi, halk Allah’ın isimleri ve sıfatlarına ibadet etmiş olurdu, hakikatine değil. Böyle olunca da ibadet edilen mâbud, Allah’tan başka olurdu. Çünkü sıfatları O’ndan başkadır.</p>
<p>İmran, İmam aleyhi’s-selam’a: “Tasarımın mahluk olup olmadığı hakkında bana bilgi ver.” dediğinde de İmam aleyhi’s-selam şöyle buyurdular:</p>
<p>Tasarım sakin (hareketsiz) bir mahluktur; sakin olduğundan dolayı da idrak olunmaz. Mahluk olmasının sebebi de sonradan var oluşudur. Onu sonradan var eden de Allah’tır. “Şey” diye isimlendirildiğinde mahluk olmuştur. Varlık âleminde Allah ve yaratığından başka üçüncü bir şey yoktur. Allah’ın yarattığı sakin, (hareketsiz) müteharrik (hareketli), değişik, karışık (mürekkeb), malum ve müteşabih olabilir. “Şey” diye isimlendirilen her şey mahluktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/tevhid-hakkindaki-sozleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

