<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslami Yol...</title>
	<atom:link href="http://www.islamiyol.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamiyol.com</link>
	<description>Kur&#039;an&#039;ın Işığında...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2012 19:23:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Hz .Eyyub  Aleyhisselam</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/hz-eyyub-aleyhisselam.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/hz-eyyub-aleyhisselam.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 12:10:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[çöl]]></category>
		<category><![CDATA[duman]]></category>
		<category><![CDATA[En'am]]></category>
		<category><![CDATA[Enbiyâ]]></category>
		<category><![CDATA[Evlâd]]></category>
		<category><![CDATA[Eyyüb]]></category>
		<category><![CDATA[Eyyub aleyhisselam]]></category>
		<category><![CDATA[Fakirl]]></category>
		<category><![CDATA[güzel vasıflar]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[mücize]]></category>
		<category><![CDATA[NİSA]]></category>
		<category><![CDATA[Sâd]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7507</guid>
		<description><![CDATA[Hz .Eyyub Aleyhisselam, İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Hazret-i İshak’ın oğlu Iys’ın neslindendir. Kendisine yedi kişi îmân etti. Yüz kırk sene yaşadı. Sabrı ile insanlık târihinde darbımeselle anılan Eyyub aleyhisselam, Kur’ân-ı kerîmde zikredilmiştir. Eyyub aleyhisselamın çok mal ve serveti ile on oğlu vardı. Sürü sürü hayvanları, bağları ve bahçeleri bulunuyordu. Şam civârında Beseniyye mevkıindeki çiftliklerinde binlerce insan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/02/hz-eyyüb.jpg" alt="" title="hz eyyüb" width="450" height="297" class="alignright size-full wp-image-7508" /></p>
<p>Hz .Eyyub  Aleyhisselam, İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Hazret-i İshak’ın oğlu Iys’ın neslindendir. Kendisine yedi kişi îmân etti. Yüz kırk sene yaşadı. Sabrı ile insanlık târihinde darbımeselle anılan Eyyub aleyhisselam, Kur’ân-ı kerîmde zikredilmiştir. </p>
<p> Eyyub aleyhisselamın çok mal ve serveti ile on oğlu vardı. Sürü sürü hayvanları, bağları ve bahçeleri bulunuyordu. Şam civârında Beseniyye mevkıindeki çiftliklerinde binlerce insan çalışırdı. Fakat servetinin çokluğu onu Allah yolundan alıkoymadı. Eyyub aleyhisselam Şam civârında yaşayan insanlara peygamber olarak gönderildi. Onları Allahü teâlâya îmân ve ibâdet etmeye çağırdı. Bu uğurda pekçok zahmet çekti. Sonra malı, evlâdı ve bedeni ile imtihân edildi. Eyyub aleyhisselam çok büyük sıkıntılara göğüs gerdi. Sabrı, kullukta kusûr etmeyip şikâyette bulunmayışı ve başka güzel vasıfları ile ibâdet ehline ve akıl sâhiplerine örnek oldu. </p>
<p> Allahü teâlâ hazret-i Eyyub’u imtihân etmeyi murâd etti. Onun mallarını çeşitli vesîlelerle elinden aldı. Koyunları sel, ekinleri ise rüzgâr ile telef oldu. Şeytan çoban sûretinde ağlayarak Eyyub aleyhisselamın yanına geldi. O sırada insanlara vaaz ve nasîhatte bulunan Eyyub aleyhisselama mallarının ve servetinin telef olduğunu söyledi. Hazret-i Eyyub bu haber karşısında hiç şikâyette bulunmayarak Allahü teâlâya hamd ve şükürde bulundu ve “Üzülme! O malı mülkü bana Rabbim vermişti. Şimdi de aldı. Çünkü sâhibi O’dur.” dedi. Bu sözleri ve hareketi karşısında şeytan perişan olup, geri gitti. </p>
<p><span id="more-7507"></span></p>
<p> Sonra Allahü teâlâ Eyyub aleyhisselamın, hocaları ile ders okuyan çocuklarının da zelzeleyle ruhlarını aldı. Bu defâ hoca şekline giren şeytan feryâd ve figân ederek Eyyub aleyhisselamın yanına geldi; “Ey Eyyub! Allahü teâlâ evini zelzele ile yıktı. Çocukların öldü. Her biri parça parça oldular.” dedi. Çocuklarına olan şefkatinden dolayı gözlerinden yaşlar gelen Eyyub aleyhisselam sabır ve tevekkül ederek, Allahü teâlâya teslimiyetini bildirdi. Şeytana da: “Ey mel’ûn! Sen İblissin. Beni Rabbime isyâna teşvik etmek istiyorsun. Şunu bil ki, evlâdım bir emânet idi. Rabbime niçin incineyim. Rabbime hamd ederim.” buyurdu. Bundan sonra Allahü teâlâ Eyyub aleyhisselamın vücuduna hastalık verdi. </p>
<p> Hazret-i Eyyub’un hastalığı gün geçtikçe şiddetlendi. Akrabâları, komşuları ve başkaları yanına uğramaz oldu. Yalnız hanımı Rahîme Hatun onu terk etmedi. Ona hizmetine devâm edip, ihtiyâç için neyi varsa sarf etti. Hazret-i Eyyub bu hastalık hâlinde de şikâyet ve feryâdda bulunmayıp, hamd etti ve sabır gösterdi. Bu defâ şeytan Eyyub aleyhisselamın bulunduğu şehir halkına vesvese vererek; “Onun hastalığı size geçer, onu şehrinizden çıkarın.” dedi. Şehir halkı Eyyub aleyhisselamı ve hanımı Rahîme’yi şehirden dışarı çıkardılar. Rahîme Hatun şehrin dışında bir yerde hazret-i Eyyub’a hizmete devâm etti. </p>
<p> Hazret-i Eyyub, yedi yıl dert ve belâ içinde kaldı. Hâlinden hiç şikâyet etmedi. Şeytan, bu defâ insan sûretinde Rahîme Hâtunun karşısına çıkıp onu Eyyub aleyhisselamın hizmetinden alıkoymaya çalıştı. Ona; “Kendine yazık ediyorsun. Hastalığı sana geçer.” dedi. Rahîme Hatun ise, şeytana; “Onun üzerimdeki hakkı çoktur, ödeyemem. Nîmet ve râhat vaktinde onunla yaşadım. Bu hastalık hâlinde onu bırakamam.” dedi. Dönüşte, olanları hazret-i Eyyub’a anlattı. Eyyub aleyhisselam da onun iblîs yâni şeytan olduğunu ve onun vesvesesinden sakınmasını söyledi. Şeytan daha sonra da Rahîme Hâtunun karşısına çıkarak, vesvese vermeye çalıştıysa da aldırış etmedi. </p>
<p> Hazret-i Eyyub’un hastalığı gittikçe şiddetlendi. Onun bu hâli beden, kalp ve lisânıyla yaptığı kulluk ve peygamberlik vazîfelerini iyice zorlaştırdı. O zaman Allahü teâlâya dua ve niyazda bulundu: “Bana gerçekten hastalık isâbet etti. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.” dedi. Allahü teâlâ onun dua ve niyâzını kabûl etti. </p>
<p> Birgün Eyyub aleyhisselamın hanımı Rahîme Hatun yiyecek aramaya çıkmıştı. İkindi vakti Allahü teâlânın lütuf ve müjdesi ulaştı. Cebrâil aleyhisselam gelerek Allahü teâlâdan; “Ey Eyyub! Belâ verdim sabrettin. Şimdi ben sıhhat ve nîmet vereceğim.” haberini getirdi. Allahü teâlâ; “(Ey Eyyub!) Ayağını yere vur. Çıkan sudan gusleyle ve soğuğundan iç.” (Sâd sûresi: 42) buyurdu. Bu emr-i ilâhî üzerine Eyyub aleyhisselam ayağını yere vurdu. Biri sıcak, biri soğuk, iki pınar fışkırdı. Sıcak sudan gusl edince bedenindeki, soğuk sudan içince içindeki hastalıklardan kurtuldu ve sıhhate kavuştu. Kuvveti geri geldi. Tâze bir genç oldu. Elinden alınmış olan mallarını Allahü teâlâ geri iâde etti. Çok sayıda evlâd ihsân etti veya bir rivâyette ölmüş olan oğullarını diriltti. Yüz çeviren dostları kendisine muhabbetle yöneldiler. </p>
<p> Eyyub aleyhisselamın hastalığı âfiyet hâline dönüşünce, o gece seher vaktinde bir âh eyledi. Sebebini sorduklarında; “Her gece seher vaktinde «Ey bizim hastamız nasılsın?» diye ses duyardım. Şimdi o vakit geldi; «Ey sıhhatli kulumuz nasılsın?» sesini duyamadım. Onun için ağlıyorum.” buyurdu. </p>
<p> Eyyub aleyhisselam ömrünün sonunda en olgun evlâdı olan Havmel’i vâsi tâyin etti. Techiz ve tekfin işlerini ona ısmarladı. Yüz kırk sene ömür sürdükten sonra vefat etti. Bişr isimli bir oğlunun peygamberliğinde ihtilâf olunmuştur. Onun yaşıyla ilgili başka rivâyetler de vardır. Hazret-i Eyyub’un kabri Şam’da Beseniyye denilen yerdedir. </p>
<p> Mucizeleri:<br />
 Eyyub aleyhisselam Allahü teâlânın emirlerini tebliğ ederken birçok mucizeler gösterdi. Bunlardan bâzıları şöyledir. </p>
<p> 1. Eyyub aleyhiselâmın duası bereketi ile koyunların yünleri ibrişim olurdu. </p>
<p> 2. Eyyub aleyhisselam kavminin hâkimini îmâna dâvet ettiği vakit o da; “Evimdeki direklerin kalkarak havada durmasını senden mucize olarak isterim.” demişti. Hazret-i Eyyub dua etti. Nihâyet evin direkleri düştü ve ev havada kaldı. Hâkim bu mucizeyi gördüğü hâlde îmân etmedi. </p>
<p> 3. Eyyub aleyhisselamın duasıyla çöldeki seraplar ve dumanlar su olurdu. </p>
<p> Eyyub aleyhisselam güzel huylu, cömerd ve çok merhametliydi. Fakirlere, misâfirlere, yetimlere çok yardım ederdi. Bedenine, malına ve evlâdına gelen musibetlere sabredip ilâhî takdire rızâ gösterirdi. Bundan dolayı insanlık târihinde, “Eyyub aleyhisselamın sabrı gibi” darbımeseliyle anıldı. Allahü teâlâ onu bu güzel vasıfları sebebiyle Kur’ân-ı kerîmde şöyle medh ü senâ buyurdu:<br />
 “Biz onu (belâlalara) hakîkaten sabırlı bulduk. O ne güzel kuldu. Şüphe yok ki o tamâmen Allah’a dönen (bir zât) idi.” (Sâd sûresi: 44) </p>
<p> Eyyub aleyhisselamla ilgili olarak Kur’ân-ı kerîmin En’âm, Nisâ, Sâd, ve Enbiyâ sûrelerinde bilgi verilmiştir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/hz-eyyub-aleyhisselam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tefekkür</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/tefekkur-2.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/tefekkur-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 18:46:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[ağaç]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[allah allahu ekber]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[el-Haşre]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[hurma]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi aşk]]></category>
		<category><![CDATA[ilahi mihrab]]></category>
		<category><![CDATA[İnsân]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[islami yol]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>
		<category><![CDATA[vahdet]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7504</guid>
		<description><![CDATA[Herhangi bir mesele hakkında düşünme, zihni yorma, derin düşünme ve işin şuuruna varma. Tefekkere fiili, üç harfli olan &#8220;fekere&#8221; fiilinden türemiştir. Fekere kök fiili ve ondan türemiş olan tefekkere, efkere, fekkere ve iftekere fiilleri aynı anlamdadırlar. Tefekkürün zıddı, fikirsizlik ve düşüncesizlik demektir. Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir. İnsan, tefekkür sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/02/Untitled-1.jpg" alt="" title="Untitled-1" width="500" height="300" class="alignright size-full wp-image-7505" /></p>
<p>Herhangi bir mesele hakkında düşünme, zihni yorma, derin düşünme ve işin şuuruna varma.</p>
<p>Tefekkere fiili, üç harfli olan &#8220;fekere&#8221; fiilinden türemiştir. Fekere kök fiili ve ondan türemiş olan tefekkere, efkere, fekkere ve iftekere fiilleri aynı anlamdadırlar. Tefekkürün zıddı, fikirsizlik ve düşüncesizlik demektir.</p>
<p>Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir. İnsan, tefekkür sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur. Tefekkür ancak kalpte tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir. Onun için, Allah&#8217;ın yarattığı varlıklar hakkında tefekkür mümkündür. Fakat Allah&#8217;ın zatı hakkındaki tefekkür mümkün değildir. Çünkü Allah hiç bir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez (el-İsfahânî, el-Müfredât, İstanbul 1986, 578).</p>
<p>Hz. Muhammed (s.a.s)&#8217;e en çok etki eden ayetlerden biri, tefekkürle ilgilidir. İki kişi Hz. Âîşe (r.a)&#8217;ı ziyaret etmişler. Onlardan biri, &#8220;Hz. Muhammed (s.a.s)&#8217;de gördüğünüz etkileyici bir şeyi bize anlatır mısınız?&#8221; deyince, Hz. Âîşe (r.an) şöyle demiştir:</p>
<p><span id="more-7504"></span></p>
<p>&#8220;Resulullah (s.a.s) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı. Namazda çok ağladı. Gözlerinden akan yaşlar sakallarını ve secde esnasında yerleri ıslattı. Sabah ezanı için gelen Hz. Bilâl (r.a):</p>
<p>&#8220;Ya Resulullah (s.a.s)! Geçmiş ve gelecek bütün günahlarınız affedildiği halde, sizi ağlatan nedir?&#8221; deyince, o: &#8220;Bu gece Yüce Allah bir ayet indirdi. Beni bu ayet ağlatmaktadır&#8221; dedi ve ayeti okudu:</p>
<p>&#8220;Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette aklıselim sahipleri için ibret verici deliller vardır” (Âl-i İmrân, 3/190).</p>
<p>Ondan sonra Resulullah (s.a.s): &#8220;Bu ayeti okuyup da üzerinde tefekkürde bulunmayan, düşünmeyen kişilere yazıklar olsun&#8221; dedi.</p>
<p>Bu ayette, tefekküre davet edilen akıl sahiplerinin durumunu açıklayan bir sonraki ayetin meâli de şöyledir:</p>
<p>&#8220;Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah&#8217;ı anarlar, gözlerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler (düşünürler). Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru!..&#8221; (Âl-i İmrân, 3/191).</p>
<p>İbn Abbas (r.a)&#8217;ın naklettiğine göre, bazı insanlar Allah&#8217;ın zatı hakkında düşünmek istediler. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.s) bu hususta şu açıklamada bulundu:</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ın yarattıkları hakkında düşünün. Allah&#8217;ın zatını düşünmeyin. Allah&#8217;ın şahsı hakkında düşünmeye güç yetiremezsiniz&#8221;</p>
<p>Lokman (a.s) yalnız başına tenha bir yerde oturup tefekkürde bulunurdu. Kendisine: &#8220;Niye yalnız oturuyorsun? İnsanlarla oturup sohbette bulunsan, daha iyi olmaz mı?&#8221; diye sormuşlar. Lokman (a.s) şu cevabı vermiştir: &#8220;Uzun süre yalnız kalmak, tefekküre daha müsaittir. Uzun süre tefekkürde bulunmak da, insanı cennetin yoluna sevkeder&#8221;</p>
<p>Ömer b. Abdülaziz tefekkür hakkında şöyle demiştir: &#8220;Yüce Allah&#8217;ın nimetlerini düşünmek, en faziletli ibâdetlerdendir&#8221;.</p>
<p>İmâm Şafiî de: &#8220;Herhangi bir konuda hüküm çıkarırken, tefekkürden faydalanın&#8221; diyerek, tefekkürün usûl ilmindeki önemine işâret buyurmuştur (Gazzâli, İhya, Beyrut, t.y. IV, 423 vd.)</p>
<p>Tefekkürün neticesinde insan geniş bir ilme sahip olur. İnsanın ilmi artınca da, kalbinin hali değişir. Onun neticesinde de, insanın hali ve hareketleri değişir. Görülüyor ki insanın bilgisinin artması ve davranışlarının düzelmesi, tefekkürle başlar. Onun için Yüce Allah Kur&#8217;an&#8217;da çeşitli hususları dile getirdikten sonra &#8220;&#8230; Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) insanlar için ibretler vardır&#8221; (en-Nahl, 16/11) demektedir. İnsanları tefekküre davet eden bu ifade Kur&#8217;an&#8217;da beş yerde daha geçmektedir (er-Ra&#8217;d, 13/3; en-Nahl, 16/69; er-Rûm, 30/21; ez-Zumer, 39/42; el-Casiye, 45/13).</p>
<p>Tefekkürle aynı kökten meydana gelen kelimeler, Kur&#8217;an&#8217;da onsekiz yerde geçmektedir.</p>
<p>Kur&#8217;an&#8217;da birçok ayette, akıl erdiren, düşünen, bilen insanlar için ibretler vardır denmekte ve tefekkür anlamını ifâde eden pek çok kelime kullanılmaktadır.</p>
<p>Olumlu tefekkür olduğu gibi, olumsuz tefekkür de vardır. Doğru olmayan tefekkürün neticesi de doğru olmaz. Ancak salim kalbe sahip olan insanların tefekkürü sağlıklı olabilir. İslam dininin istediği tefekkür, hiç şüphesiz sağlıklı olanıdır. İnsanları bu olumlu tefekküre davet eden bazı ayetlerin meâli şöyledir:</p>
<p>&#8220;O&#8217;dur ki arzı uzattı, orada sabit dağlar ve ırmaklar var etti. Orada bütün meyvelerden iki çift yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor. Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) bir toplum için ayetler vardır&#8221; (er-Ra&#8217;d, 13/3)</p>
<p>&#8220;O&#8217;dur ki, sizin için gökten bir su indirdi. İçecekleriniz ondandır ve hayvanları otlattığınız ağaçlar, bitkiler ondan sulanıp filizlenmektedir. Onunla size ekin, zeytin, hurma, üzümler ve her çeşit meyvelerden bitirmektedir. Şüphesiz bunda, tefekkür eden (düşünen) bir toplum için (yaratıcının varlığına, kudretine ve hikmetine) işaret vardır&#8221; (en-Nahl, 16/10,11).</p>
<p>&#8220;Biz bu Kur&#8217;an&#8217;ı bir dağa indirseydik, Allah&#8217;ın korkusundan onu, baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri, tefekkür etsinler diye insanlara veriyoruz&#8221; (el-Haşr, 59/21) İslâm&#8217;ın bu kadar önem verdiği olumlu tefekkür, insanı taklitçilikten kurtarmaktadır. Meselâ, &#8220;dünya hayatı geçicidir; ahiret hayatı ise ebedidir. Ebedi olan şeyi geçici olan şeyden üstün tutmak daha iyidir&#8221; şeklindeki bir nasihatı dinleyip ahiret için çalışan insan, başkasını taklit ederek kendisini iyi yola sevketmiş olur. Fakat tefekkürün yani derin bir düşüncenin neticesinde bu kanaata varan ve ona göre bilinçli hareket eden kişi, her zaman için daha kârlı çıkar. Bilerek kötü şeyden korunmuş ve iyiyi tercih etmiş olur. Aynı zamanda başkalarını taklit etmekten kurtulur; kendisi başkalarına yol gösterir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/tefekkur-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah&#8217;a Yönelerek Dua Etmek</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/allaha-yonelerek-dua-etmek.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/allaha-yonelerek-dua-etmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 13:02:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Vahdet]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'a dua etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Andolsun]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[din yalnızca Allah'ındır]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[dua etmek]]></category>
		<category><![CDATA[hüküm]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet]]></category>
		<category><![CDATA[ibadet zenginliği]]></category>
		<category><![CDATA[İnsân]]></category>
		<category><![CDATA[kafir]]></category>
		<category><![CDATA[kahvaltı]]></category>
		<category><![CDATA[katıksız]]></category>
		<category><![CDATA[lütfu]]></category>
		<category><![CDATA[Mü'min]]></category>
		<category><![CDATA[nefs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7492</guid>
		<description><![CDATA[Dua Rabbimiz&#8217;in Rahman ve Rahim isminin çok üstün bir tecellisi, müminlere çok büyük bir lütfudur. Çünkü insan Allah&#8217;a dua ederek samimi imanını, sevgisini ve korkusunu ifade edebilir. Tek dost ve veli olarak O&#8217;na teslim olduğunu, yalnızca O&#8217;ndan medet umup O&#8217;ndan yardım dilediğini gösterebilir. Din ahlakından uzak toplumlarda, Allah&#8217;a dua etmek çeşitli batıl inanç ve hurafelerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/02/dua-tefekkür.jpg" alt="" title="dua tefekkür" width="550" height="300" class="alignright size-full wp-image-7493" /></p>
<p>Dua Rabbimiz&#8217;in Rahman ve Rahim isminin çok üstün bir tecellisi, müminlere çok büyük bir lütfudur. Çünkü insan Allah&#8217;a dua ederek samimi imanını, sevgisini ve korkusunu ifade edebilir. Tek dost ve veli olarak O&#8217;na teslim olduğunu, yalnızca O&#8217;ndan medet umup O&#8217;ndan yardım dilediğini gösterebilir. </p>
<p>Din ahlakından uzak toplumlarda, Allah&#8217;a dua etmek çeşitli batıl inanç ve hurafelerle zorlaştırılmıştır. İnsanlar, her an Allah&#8217;a yönelebilecekleri halde, bunun için zamanlar belirlemiş veya araya aracılar koymuşlardır. Allah bu batıl inançlara karşı insanları şöyle uyarır:</p>
<p>Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah&#8217;ındır. O&#8217;ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) &#8220;Biz, bunlara bizi Allah&#8217;a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.&#8221; Elbette Allah, kendi aralarında hakkında ihtilaf ettikleri şeylerden hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalancı, kafir olan kimseyi hidayete erdirmez. (Zümer Suresi, 3)</p>
<p>Allah&#8217;a dua etmek için çeşitli aracılara gerek olduğunu söyleyen kişiler, aslında dini zor göstererek insanları doğru yoldan saptırmaktadırlar. Çünkü &#8220;Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.&#8221; (Kaf Suresi, 16) ayetiyle bildirildiği gibi, insana en yakın olan daima Allah&#8217;tır. Yani insan her dilediği zaman Allah&#8217;a yönelebilir, dua ile yardım dileyebilir. Sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz samimi kalple dua eden kullarının duasına icabet edendir. İnsan Allah&#8217;ın varlığını ve yakınlığını hissederek dua etmelidir. Çünkü ancak Allah&#8217;ın varlığının farkında olan insan duanın anlamını ve önemini kavrar. </p>
<p><span id="more-7492"></span></p>
<p>Duanın özelliği, Allah ile kulu arasında özel ve sıcak bir bağlantı kurmasıdır. İnsan tüm sıkıntılarını ve isteklerini Allah&#8217;a açar, O&#8217;na yakarır ve Allah kulunun isteğine icabet eder, duasını karşılıksız bırakmaz. Dua etmek için özel vakitler beklenmesine, özel dua şekilleri oluşturulmasına da gerek yoktur. Her an, her dakika ve her yerde Allah&#8217;a dua edilebilir. İnsan bir yerden bir yere giderken, merdivenden inerken, alışveriş yaparken, yemek hazırlarken, televizyon seyrederken, asansördeyken, bir yerde beklerken, gece yattığı zaman, sabah kalktığında, kahvaltı ederken, araba kullanırken kısacası her yerde ve her zaman Allah&#8217;a dua ederek, Allah&#8217;tan istediklerini belirtebilir. Bunun için, aklından geçirmesi dahi kafidir, çünkü Allah insanın sinesinde gizlediklerini bilen, herşeyden haberdar olandır. Mümin, Allah&#8217;ın kendisini işittiğini, gördüğünü, düşüncelerini bildiğini bilerek dua eder. Bu nedenle mümin içinden geçirdiği bir anlık bir düşünceyi bile Rabbimiz&#8217;in bildiğini bilerek bu önemli ibadeti, yer, zaman ayırt etmeden istediği şekilde yapabilir. Böyle önemli bir ibadette Allah&#8217;ın verdiği kolaylık mümin için lütuftur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/allaha-yonelerek-dua-etmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hak ile Batıl&#8217;ın Mücadelesi</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/hak-ile-batilin-mucadelesi.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/hak-ile-batilin-mucadelesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 13:46:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah (c.c)]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim Meali]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[AL-İ İMRAN]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[bakara]]></category>
		<category><![CDATA[batıl]]></category>
		<category><![CDATA[cahiliye]]></category>
		<category><![CDATA[cihanda]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[Hak ile Batıl'ın Mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[mikro]]></category>
		<category><![CDATA[Müesses]]></category>
		<category><![CDATA[nizam]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<category><![CDATA[tek dünya]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7476</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle şunu ifade etmemiz gerekir ki, İslam, &#8220;tek dünyalı&#8221; beşeri dünya görüşlerinden farklı olarak &#8220;iki dünyalı&#8221; bir hayat nizamıdır. O, insanların hem dünya ve hem de ahiret saadetiyle ilgilenir. Ve bu iki saadeti birbirinden bağımsız değil, birbirinin olmazsa olmazı olarak ele alır. Ahiret bilincinden bağımsız bir dünya hayatı da, dünya hayatını inşa etmekten uzak bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-7477" title="hak" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/02/hak.jpg" alt="" width="600" height="320" /></p>
<p>Öncelikle şunu ifade etmemiz gerekir ki, İslam, &#8220;tek dünyalı&#8221; beşeri dünya görüşlerinden farklı olarak &#8220;iki dünyalı&#8221; bir hayat nizamıdır. O, insanların hem dünya ve hem de ahiret saadetiyle ilgilenir. Ve bu iki saadeti birbirinden bağımsız değil, birbirinin olmazsa olmazı olarak ele alır. Ahiret bilincinden bağımsız bir dünya hayatı da, dünya hayatını inşa etmekten uzak bir ahiret inancı da insanı her iki cihanda da hüsrana götürür. Bu sebepledir ki, Rabbimiz biz kullarına &#8220;Rabbimiz! Bize dünyada da, ahirette de iyilik ver&#8230;&#8221; (Bakara 2 / 201) duasını öğretmiştir.</p>
<p>İslam, Allah&#8217;ın ipine topluca sarılmayı öngören kolektif bilinç eksenli bir hayat nizamı olmakla birikte, hesap günü her kişi hesabını tek başına verecektir ve yalnızca kendi yapıp etmelerinden yükümlü tutulacaktır. Dolayısıyla aslolan fertlerin İslamlaşması, insanların Allah&#8217;ın huzuruna hesaplarını verebilecek amellerle çıkmasıdır. Toplumun ve toplumsal iktidarın İslamlaşması da bu zeminde anlam kazanmaktadır. İslami mücadele ve İslami siyasetin temeldeki amacı da budur: Yeryüzünde ilahlık taslayıp insanları kula kulluğa zorlayan bâtıl otoritelerin ortadan kaldırılması ve böylece toplumların Allah&#8217;ın ölçüleriyle muhatap kılınması.</p>
<p><span id="more-7476"></span></p>
<p>Dünyayı ahiretin tarlası olarak niteleyen bir hayat nizamının, ahiretten ve ahiret bilincinden bağımsız bir iktidar mücadelesini onaylaması düşünülemez. Bu itibarla tüm imkânlarını kullanarak insanları bâtıldan sakınmaya ve hakka tâbi olmaya çağırmayan bir mücadele çizgisi İslami değildir. İslami mücadele, insanların dünya ve ahiret saadetini temin için ortaya konulan ve temelinde âlemlerin Rabbi&#8217;nin rızasını kazanma gayesi ve ahiret bilinci bulunan çabalar bütünüdür ve temel ekseninde dâvet mefhumu yer almaktadır.</p>
<p>Bir yerde dâvetten söz edilebilmesi için, öncelikle hakla bâtılın birbirinden net olarak ayrılmış olması ve dâvetçilerin bu netlik içerisinde konumlarını deklare etmeleri gerekir. Öncelikle bu netlik sağlanmadıkça insanların hakla bâtıl arasında tercihe yönlendirilmesi söz konusu olamayacaktır. Bugün dâvet hususunda yaşadığımız temel sorunlardan biri budur.</p>
<p>&#8220;Allah katında din İslam&#8217;dır&#8221; (Âl-i İmran 3 / 19) Rabbani ölçüsü gereği, kendilerini İslam&#8217;a nisbet eden insanların İslam&#8217;dan başka herhangi bir düşünce sistemi ve hayat nizamı tanımamaları gerekirken, bugün birtakım bâtıl düşünce sistemlerinin reddedilmesi bir yana İslam adına yaygın şekilde takdis edildiğini görmekteyiz.</p>
<p>Müesses cahiliye sisteminden ve onun işleyiş tarzından ayrışmak yerine giderek daha fazla oranda bütünleşildiğini, demokrasi, liberalizm ve laiklik gibi modern cahili mefhumların giderek içselleştirildiğini, &#8220;Devletin dini olmaz&#8221;, &#8220;Devletin imanı olmaz, Devletin imanı adalettir. Adaletli devlet mü&#8217;min devlet olur. Kim yönetiyor olursa olsun, ister gayrimüslim, ister Müslim yönetsin. Allah adaleti emretmiştir, kim olursa olsun, yöneten ne ile yönetiyor olursa olsun, yönetenin ideolojisi, dini, inancı ne olursa olsun, o tali bir hadisedir&#8221; gibi argümanların bazı öncü şahsiyetlerin diline pelesenk olduğunu müşahade etmekteyiz.</p>
<p>Bu durum, yaşadığımız coğrafyada hakla bâtılın arasını ayırması ve toplumu bâtılın her çeşidinden uzaklaşıp hakka tâbi olmaya dâvet etmesi beklenen birçok kesimin, aksine hakla bâtılın birbirine bulanmasına hizmet eder noktaya geldiğinin açık göstergesidir. Hakla bâtılın birbirine karıştırıldığı, safların bulanıklaştırıldığı bir ortamda dâvetten söz edilmesi ise ancak dâvetin ne olduğunu ve ne olmadığını bilmemekle izah edilebilir.</p>
<p>Müesses cahiliyenin işleyişiyle bütünleşerek bu işleyişi dönüştürmeye çalışmak gibi temelden yanlış bir yaklaşım üzerine bina edilen stratejiler, önceki yazıda makro dâvet olarak nitelediğimiz İslami siyasal mücadeleyi yatağından saptırdığı ve etkisizleştirdiği gibi, mikro dâvet şeklinde nitelediğimiz toplumsal dâvet çalışmalarının da ihmal edilmesi, ertelenmesi sonucunu doğurmuştur.</p>
<p>Bu her iki yükümlülüğün yeniden kuşanılması için öncelikle hakla bâtıl arasındaki çizgiyi toplum nazarında netleştirecek apaçık bir ci söylem ve cun ortaya konulması ve toplum önünde deklare edilmesi gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/hak-ile-batilin-mucadelesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;ân&#8217;da Duâ</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/kuranda-dua.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/kuranda-dua.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 16:18:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[allah u teala]]></category>
		<category><![CDATA[ayet]]></category>
		<category><![CDATA[âyet-i celîl]]></category>
		<category><![CDATA[Bakara suresi]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[Ey Resûlüm]]></category>
		<category><![CDATA[icabett]]></category>
		<category><![CDATA[îman]]></category>
		<category><![CDATA[islami yol]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Rab]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbi-miz]]></category>
		<category><![CDATA[Resul]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7469</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Ey Resûl-i Ekremim! Benim kullarım &#8220;Rabbi-miz uzakta mıdır, yakında mıdır?&#8221; diyerek sana beni sordukları zaman sen onlara cevap ver ki: Ben onlara pek yakınımdır. Bana duâ eden kulumun duasını kabul ederim. Duâ ettiğinde benden duâlarının kabulünü istesinler. Ve bana îman etsinler. Umulur ki onlar îmanları ve duâları sebebiyle doğru yola vâsıl olurlar ve irşâd olunurlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/02/Untitled-2.jpg" alt="" title="Untitled-2" width="600" height="320" class="alignright size-full wp-image-7473" /><br />
&#8220;Ey Resûl-i Ekremim! Benim kullarım &#8220;Rabbi-miz uzakta mıdır, yakında mıdır?&#8221; diyerek sana beni sordukları zaman sen onlara cevap ver ki: Ben onlara pek yakınımdır. Bana duâ eden kulumun duasını kabul ederim. Duâ ettiğinde benden duâlarının kabulünü istesinler. Ve bana îman etsinler. Umulur ki onlar îmanları ve duâları sebebiyle doğru yola vâsıl olurlar ve irşâd olunurlar. &#8220;(Bakara Sûresi, 186)<br />
 Fahr-i Râzî, Kâzı Beyzâyi ve Hâzin&#8217;in beyânlarına göre ashâb-ı kiramdan bazı kimselerin: &#8220;Ya Re-sûlallah! Rabbimiz bize yakîn ise hafif sesle yahud gizlice duâ edelim. Eğer uzak ise yüksek sesle duâ edelim&#8221; demeleri üzerine bu âyet-i celîlenin nâzil olduğu mervîdir.</p>
<p> Başka bir rivâyette ise yahûdilerin: &#8220;Yâ Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-! Sen yer ile gök arasını pek uzak haber veriyorsun. Rabbimiz duâmızı nasıl işidir?&#8221; demeleri üzerine nâzil olduğu mervîdir. Bu sebeb-i nûzullere göre âyetin ma&#8217;nası şöyle olur:</p>
<p> &#8220;Ey Resûlüm! Benim kullarım sana benim evsâfımdan suâl edip Rabbimizin lutfu bize yakın mı? Duâmızı gizlice kendi içimizde mi yapalım? Yoksa uzakta mı? Duamızı yüksek sadâ ile yapalım? dediklerinde: &#8220;Sen onlara Benim tarafımdan cevâb ver. Ben onların gizli duâlarını işitirim. Zira Benim ilmim onlara pek yakındır. Binâenaleyh onların işlerini bilip sözlerini işiterek hallerine muttali&#8217; olduğumdan duâ eden kimsenin duâsı ihlâs üzere olursa icâbet ederim. Şu hâlde onlar benden icâbet talep etsinler. Ben de onlara icâbet ederim. Senin vâsıtan ile onları îmana davet etdiğimde derhal îman etsinler. Zîra ben onların duâlarına icabet edince onların da benim da&#8217;-vetime icabet ve emrime itaat etmeleri vâcibdir ve onlar davetime icabetle doğru yolu muhakkak bulurlar.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/kuranda-dua.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dua Etmek ve Duaların Kabulü</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/dua-etmek-ve-dualarin-kabulu.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/dua-etmek-ve-dualarin-kabulu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 19:23:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Âkaîd - Kelâm]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allahü teâlâ]]></category>
		<category><![CDATA[Allah’a yakaran]]></category>
		<category><![CDATA[Bakara suresi]]></category>
		<category><![CDATA[çaresiz]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[dua etmek]]></category>
		<category><![CDATA[dualar]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyâ]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[hayır]]></category>
		<category><![CDATA[husus]]></category>
		<category><![CDATA[kul]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[samimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7462</guid>
		<description><![CDATA[Kur’an-ı Kerim ayetlerinde pek çok kere, Allah’a gönülden teslim olan kullar olarak dua etmek ve Allah’ın yüceliğini ifade etmek emredilmiştir. Dua mana itibariyle çağırmak, seslenmek, istemek; yardım talep etmek gibi anlamlara gelmektedir. Dua kulun Allah’a olan bir yönelişidir. Dua kul üzerinde psikolojik manada bir rahatlama, huzur ve gönül tatmini doğurur. Duada Allah ile kul arasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-7463" title="021030212" src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/02/021030212.jpg" alt="" width="600" height="350" /><br />
  Kur’an-ı Kerim ayetlerinde pek çok kere, Allah’a gönülden teslim olan kullar olarak dua etmek ve Allah’ın yüceliğini ifade etmek emredilmiştir. Dua mana itibariyle çağırmak, seslenmek, istemek; yardım talep etmek gibi anlamlara gelmektedir. Dua kulun Allah’a olan bir yönelişidir. Dua kul üzerinde psikolojik manada bir rahatlama, huzur ve gönül tatmini doğurur. Duada Allah ile kul arasında bir vasıta yoktur. Kul, Yaratanına halini arz eder ve niyazda bulunur. Bu yüzden kul açısından dua etmek oldukça önemli bir ibadettir.</p>
<p><span id="more-7462"></span></p>
<p>Bizim için gerçek manada neyin hayırlı olacağını sadece Allah bilmektedir. Bizim zahiren hayır gördüğümüz ve istediğimiz bir şey aslında hayırlı olmayabilir. Bu durum pek çok insanın başına gelmiş ve gelmekte olan bir husustur. Bu yüzden Allah bazen bizim için hayırlı olmayacak bir şeyi nasip etmediği gibi hayırlı olacak olsa da kulunu sabır imtihanına tutmak için de nasip etmeyebilir. Tüm bunlardan dolayı dua etmekte ve Allah’a gönülden bağlanmakta ısrarlı ve samimi olmak gerekmektedir. Olaya dua ettim ama kabul olmadı şeklinde yaklaşmak bir mümine yakışan tavır değildir. Her şeyde hayır aramak ve tatmin olmak en doğru olanıdır. Duanın samimiyet içerisinde ve ne söylendiğinin bilinerek yapılması amacına daha uygun olacaktır.</p>
<p>Allah kullarını bazen türlü imtihanlarla zorluk ve sıkıntılarla sınar. Bazen de insanlar bu dünya hayatında yapmış oldukları birtakım hataların bedelini öderler. Her ne durumda olunursa olunsun Allah’tan yardım dilemeyi ve Allah’a yönelmeyi hayatın temel prensibi edinmek gerekir. Kul Allah’a dayanır ve güvenirse ve gerçek dost olarak sadece Allah’ı bilirse mutlaka yardım görecektir. Ancak pek çok kişide görüldüğü gibi Allah’ı sadece zor zamanlarda hatırlamak ve çaresiz kalındığında O’na dua etmek yanlış bir tutumdur. Zorda ve çaresiz kaldığı anlarda Allah’a yakaran sonra sıkıntısı giderildiğinde tekrardan eski hayatına dönerek Allah’ı adeta unutan pek çok örnekle karşılaşırız. Bu gibi örnekler tekrardan çaresiz kalana kadar Allah’ı hiç düşünmez ve hatalardan uzak durmazlar. Oysa kulun Allah’a muhtaç olmadığı tek bir an dahi yoktur ki kul sadece ihtiyaç duyduğu zaman Allah’a yönelsin.</p>
<p>Dualar gönülden ve samimi bir biçimde yapıldığında Allah mutlaka en olumlu ve güzel bir biçimde cevap verecektir. Dualarda dünyevi maddi isteklerden çok hem bu dünya hayatında hem de ahirette hayırlı iman ve ihlâs sahibi kullardan olunmasının dilenmesi ve Allah’ın bize sunmuş olduğu sayısız nimet ve imkândan dolayı şükredilmesi daha uygun bir tutum olacaktır. İstenilen mal ve mülk şayet kişiyi bu dünya hayatında saptıracak ve azgınlık yapmasına sebep olacaksa böyle bir kişi için sahip olduğu ve olacağı malın şerden başka bir tarafı bulunmamaktadır. Kula düşen Allah’a gönülden bağlanarak dua etmektir. Neyin hayırlı olduğu ya da neyin nasip olacağı sadece Allah’ın bilgisindedir.</p>
<p>Kullarım, beni sana soracak olurlarsa, gerçektende ben pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin çağrısına cevap veririm. Öyleyse onlarda bana cevap versinler ve bana inansınlar ki doğruya erişsinler. Bakara Suresi Ayet 186</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/dua-etmek-ve-dualarin-kabulu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cevşeni Kebir Duası..</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/cevseni-kebir-duasi.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/cevseni-kebir-duasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 19:09:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslami Multimedya]]></category>
		<category><![CDATA[Cevşen]]></category>
		<category><![CDATA[Cevşeni Kebir Duası..]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7460</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/AH2OoQYn9ds" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/cevseni-kebir-duasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mevlid Kandilimiz mübarek olsun</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/mevlid-kandilimiz-mubarek-olsun.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/mevlid-kandilimiz-mubarek-olsun.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 11:54:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah inancı]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[Bu mübarek gece Mevlid Kandili]]></category>
		<category><![CDATA[cehâlet]]></category>
		<category><![CDATA[derman]]></category>
		<category><![CDATA[gözyaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Hâlık-ı Kâinat]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[inşallah]]></category>
		<category><![CDATA[İnsân]]></category>
		<category><![CDATA[küfür]]></category>
		<category><![CDATA[mevlid]]></category>
		<category><![CDATA[mevlid kandili]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlid Kandilimiz mübarek olsun]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[mübarek]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[risale]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[Rûh]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgili Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[sima]]></category>
		<category><![CDATA[şirk]]></category>
		<category><![CDATA[tesbih]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[Varlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yeryüzü]]></category>
		<category><![CDATA[zikir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7451</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü&#8217;l-evvel ayının 12. gecesi doğmuştur. Bu mübarek geceye &#8220;Mevlid Kandili&#8221; denir. O&#8217;nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/02/mevlid-kandili.jpg" alt="" title="mevlid-kandili" width="500" height="333" class="alignright size-full wp-image-7452" /></p>
<p>İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü&#8217;l-evvel ayının 12. gecesi doğmuştur. Bu mübarek geceye &#8220;Mevlid Kandili&#8221; denir. </p>
<p> O&#8217;nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti. </p>
<p> Sevgili Peygamberimizin tebliğ ettiği İslâm dini ile dünya aydınlandı, tek Allah inancı ile kalpler nurlandı. Eşitlik, adalet ve kardeşlik geldi. O&#8217;na inanan toplumlar gerçek huzura kavuştu. O&#8217;nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır. </p>
<p> Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı &#8220;Vesiletün&#8217;necat&#8221; olan mevlid kitabı O&#8217;nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir. </p>
<p><span id="more-7451"></span></p>
<p> Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O&#8217;nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir. </p>
<p> Bununla beraber, O&#8217;nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O&#8217;nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.<br />
 Yeryüzünü mânevî bir karanlık kaplamıştı. </p>
<p> Mevcudat, beşerin zulüm ve vahşetinden adeta mâteme bürünmüştü. Gözyaşı döken gözler değil, ruh ve kalpler idi. Kalp ve ruhların keder, elem ve gözyaşına âlem de iştirak etmiş, sanki umumî yas ilan edilmişti! </p>
<p> Yeryüzü saadetin, sevincin ve huzurun kaynağı olan “tevhid” inancından mahrumdu. Küfür ve şirk fırtınası, ruhları ve kalpleri kasıp kavurmuştu. Gö­nüllerde tek mâbud yerine, birçok bâtıl ilâh yer almıştı! Hakikî sahibini arayan ruhların feryadı ortalığı çınlatıyordu. </p>
<p> İnsanlar, birbirini yiyen canavarlar misâli vahşîleşmiş, küfür, şirk, cehalet ve zulüm bataklığında boğulmaya yüz tutmuşlardı. Zâlimin zulüm kamçısı al­tında mazlum inim inim inler hale gelmişti. </p>
<p> Âlem mahzun, varlıklar mahzun, gönüller mahzun ve simalar mahzundu.</p>
<p>Mübarek gece vesilesi ile Risale-i Nur’dan 19.Mektupta yer alan “BU PARÇA ALTIN VE ELMAS İLE YAZILSA LİYAKATI VAR” bölümünü aşağıda sunuyoruz…</p>
<p>Evet sâbıkan bahsi geçmiş: Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi; وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ sırrıyla aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hükmünde onları inhizama sevketmesi; وَ انْشَقَّ الْقَمَرُ nassı ile aynı avucunun parmağıyla Kamer’i iki parça etmesi; ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir orduya içirmesi; ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, elbette o mübarek el, ne kadar hârika bir mu’cize-i kudret-i İlâhiye olduğunu gösterir. Güya ahbab içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhanîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse, zikir ve tesbih ederler. Ve a’daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmanîdir ki, hangi derde temas etse derman olur. Ve celâl ile kalktığı vakit, Kamer’i parçalayıp Kab-ı Kavseyn şeklini verir; ve cemâl ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın bir tek eli, böyle acib mu’cizata mazhar ve medar olsa; o zâtın Hâlık-ı Kâinat yanında ne kadar makbul olduğu ve davasında ne kadar sâdık bulunduğu ve o el ile biat edenler, ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşılmaz mı?</p>
<p>Bediüzzaman Said Nursi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/mevlid-kandilimiz-mubarek-olsun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ya Hay</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/ya-hay.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/ya-hay.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 11:13:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslami Multimedya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7446</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/xOl8FQAh8Gg" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/ya-hay.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslami Tebliğde Kur&#8217;an Metodu</title>
		<link>http://www.islamiyol.com/islami-tebligde-kuran-metodu.html</link>
		<comments>http://www.islamiyol.com/islami-tebligde-kuran-metodu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 11:09:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muhammed</dc:creator>
				<category><![CDATA[Âile İlmihâli]]></category>
		<category><![CDATA[Dua,Niyaz,Münacaat]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Îslâm - Îmân - Îbâdet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[ayet]]></category>
		<category><![CDATA[Ey Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[grup]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[güzel öğütler]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[inkılâb]]></category>
		<category><![CDATA[İnsân]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[İslami Tebliğde Kur'an Metodu]]></category>
		<category><![CDATA[Kıyâmet]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Metod]]></category>
		<category><![CDATA[nüfuz]]></category>
		<category><![CDATA[Rab]]></category>
		<category><![CDATA[tebliğ]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamiyol.com/?p=7443</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlara en doğru yolu göstermek için gönderilmiş olan Kur’an-ı Kerim, yirmi üç yıllık bir zaman içerisinde, tarihte eşine rastlanmayan büyük bir inkılâp gerçekleştirmiştir. Kur’an, hiçbir düzen ve hiçbir hukuk tanımayan sorumsuz fertlerden, kıyamete kadar her dönemde insanlara örnek olabilecek, derin bir hukuk anlayışına sahip bir topluluğun meydana gelmesini sağlamıştır. Bunu da insanlık tarihi açısından yirmi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyol.com/wp-content/uploads/2012/02/İslami-Tebliğde-Kuran-Metodu.jpg" alt="" title="İslami Tebliğde Kur&#039;an Metodu" width="625" height="325" class="alignright size-full wp-image-7444" /> İnsanlara en doğru yolu göstermek için gönderilmiş olan Kur’an-ı Kerim, yirmi üç yıllık bir zaman içerisinde, tarihte eşine rastlanmayan büyük bir inkılâp gerçekleştirmiştir.</p>
<p> Kur’an, hiçbir düzen ve hiçbir hukuk tanımayan sorumsuz fertlerden, kıyamete kadar her dönemde insanlara örnek olabilecek, derin bir hukuk anlayışına sahip bir topluluğun meydana gelmesini sağlamıştır. Bunu da insanlık tarihi açısından yirmi üç yıl gibi kısa bir sürede gerçekleştirmiştir. Bu kadar kısa bir zaman içerisinde yapılan bu değişiklikte en büyük âmil, şüphesiz ki, Kur’an’ın muhtevası, eşsiz üslubu ve gönüllere nüfuz eden derin manasıdır. </p>
<p> Bunun yanında hak ve hakikati sunuş biçimi yani, irşad ve tebliğ metodu da bu inkılâbı gerçekleştirmesinde büyük rol oynamıştır. Bir ilaç ne kadar tesirli olursa olsun, hastaya uygun dozajda verilmezse bir faydası görülemez. Bunun gibi, Kur’an’ın getirmiş olduğu evrensel esaslar, ne kadar yüce ve değerli olursa olsun, insanlara münasip bir üslup içinde anlatılmazsa, bundan da istenilen fayda sağlanamaz.</p>
<p><span id="more-7443"></span></p>
<p>İşte Kur’an, bu hususta nasıl bir yol takip etmiştir ki, az bir zamanda böyle bir başarıyı sağlayabilmiştir. Biz, burada Kur’an’ın insanları ikna etmede ve hakkı hakikati onlara ulaştırmadaki metodu üzerinde durup ayetler ışığında Kur’an’ın öngördüğü yöntemleri açıklamaya çalışacağız.</p>
<p>Kur’an’ın Tebliğ Metodu: </p>
<p>Kur’an insanları nasıl ikna ederek onlara Allah’ın varlığını ve birliğini kabul ettirmeye çalışmıştır? Yine Yüce Allah, Kur’an’da koymuş olduğu prensipleri insanlara benimsetirken nasıl bir yol takip etmiştir? Bu hususta ortaya koyduğu deliller nelerdir? İşte bu gibi sorulara ayetler ışığında cevap verildiğinde Kur’an’ın irşad ve tebliğ metodu da ortaya çıkmış olmaktadır. Kur’an’ın irşad metodunun en özlü bir şekilde şu ayette ifade edildiğini görmekteyiz:</p>
<p>“(Ey Muhammed!) Sen, Rabbin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Çünkü Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de en iyi bilendir.” (Nahl, 16/125) </p>
<p>Bu ayetteki “hikmet ve güzel öğütle Rabbinin yoluna, yani İslam dinine çağır” ifadesi açık ve kesin bir emirdir. Ama kimlerin hikmet ve güzel öğütle Allah’ın yoluna çağırılacağı ayette belirtilmemiştir. Müşrikler, Kitap Ehli, münafıklar ve müslümanlar, acaba bunlardan hangisi bu davetin muhatabıdır? Ayette mefulün zikredilmemesi, hitabın umumî oluşuna işaret etmektedir.(1) Kur’an, tek bir zümreyi hidayete çağırmak için değil, bütün insanları hidayete erdirmek için gönderilmiş bir kitaptır. O halde bütün insanlar bu kapsama girmektedirler.</p>
<p>Allah yoluna hikmet ve güzel öğütle çağırmayı ve en güzel biçimde mücadele etmeyi emreden bu ayet, İslam’da tebliğ metodunu ortaya koymaktadır. </p>
<p>Ayetin açık ifadesinden anlaşıldığına göre, Kur’an, hitap edilmek istenen insanları üç grup halinde değerlendirmekte ve bunların her birine ne şekilde hitap edilmesi gerektiği belirtilmektedir:</p>
<p>1. Allah yoluna hikmetle çağırmak.</p>
<p>2. Allah yoluna güzel öğütle çağırmak.</p>
<p>3. En güzel bir biçimde mücadelve etmek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamiyol.com/islami-tebligde-kuran-metodu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

