Duândaki devam ve ısrara rağmen
Lütuf ve ihsan vaktinin gecikmesi
Üzülmene ve ümidini kesmene sebeb olmasın.
Çünkü duâya icabet;
Senin istediğin vakitte değil,
Allah’ın senin için tercih ettiği zamanda tecelli edecektir.
Ataullah İskenderî
Göz yaşım umman oldu yol vermiyor geçeyim
Ayrılıp göz nurumdan ben nereye gideyim
Bu firak ateşiyle yanıp yanıp biteyim
Her gün yeniden doğan arzulara elveda
Zulmet bastı cihanı bütün emeller söndü
Kalbim kan ağlar daim ruhum çılgına döndü
Demek ayrılık geldi ve bana yol göründü
Bu dertsiz yolculara bu yollara elveda
Rabbimden diliyorum yakınlara gelmeni
Ah yine görebilsem dünya gözüyle seni
Ayrılık pek yakıyor al bağrına bas beni
Faydasız hayallere hülyalara elveda
Nereye gidiyorsun ey yarine doymayan
Bir an fazla görmeyi bulunmaz nimet sayan
Hasretiyle gün be gün kavrul alevlen ve yan
Cihanı tenvir eden en son Nura elveda
Cihanı tenvir eden en son Nura elveda….
Maziye hale tebdil edip seyredeceğim
Gönlümü göz yaşıyle teselli edeceğim
Derin iniltiyle ah ayrılık diyeceğim
Yarı bırakıp giden bu firara elveda
Karşımdaki hayalin biraz daha kal diyor
Kalbini benim gibi bu sevdaya sal diyor
Öp elimi hasretle ve duamı al diyor Devamı »
Hayber’den Dönerken
Hayber Fethi’nden sonra Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Medîne’ye iki günlük mesâfede bulunan Fedek arâzîsine bir mümessil gönderdiler. Orayı harpsiz bir şekilde İslâm topraklarına kattılar.
Son olarak, Hayber’den dönüş yolu üzerinde bulunan ve küçük bir yahûdî yerleşim merkezi olan Vâdi’l-Kurâ da, bir günlük bir kuşatma netîcesinde fethedildi. Onlar da Hayberliler gibi topraklarında yarıcı olarak bırakıldılar.
Teymâ yahûdîleri ise, kendileri gelerek cizye ve haraç vermek üzere, Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile antlaşma yaptılar. Böylece, yurtlarında kalarak toprakları kendilerinin oldu. Bu yahûdî kabîleleri, daha önce Hayber yahûdîleri ile anlaşarak Medîne üzerine yürümek için karar almışlardı.247
Hayber ve çevresinin fethiyle, müslümanlar için Mekke Fethi’nin önü açılmış oldu. Zîrâ Benî Kaynukâ, Benî Nadîr, Benî Kurayza ve nihâyet Hayber yahûdîlerinin mağlûbiyeti, insanların gözünü korkutmuş, Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in muvaffak olacağı husûsunda artık kimsenin şüphesi kalmamıştı. Çünkü bunların hepsi de Hicaz yahûdîlerinin en zengin ve en güçlüleri olup cesâret ve yiğitlikleri dillere destandı. Geçilmez, aşılmaz kalelere ve verimli hurmalıklara sâhiptiler. Bütün Araplar onlara sığınsa bile onları koruyacak güçte idiler. Fakat, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- tarafından kuşatılıp O’na teslîm oldukları zaman, bu yiğitlik ve kahramanlıklarının nasıl tükenip gittiğini, nasıl ağır şartlar yüklendiklerini herkes görmüştü. Bu sebeple müslümanların lehine bir hava esiyordu.248 Devamı »