Etiket Arşivi: Şiir

Yunus Emre Şiirleri Beste Yarışması

yunus-emre-siirleri-beste-yarismasi

Ayrıntılı Bilgi İçin Tıklayınız

Kutlu Doğum…

Âlemleri aşıp gelir Efendim,
Duygularla taşıp gelir Efendim,
Sırattan geçerken ümmetlerini,
Tutmak için koşup gelir Efendim…

Dikenler bile hoş, her yer gül kokar,
Âsumanda gezip semâya çıkar…
On sekiz bin âlem mahzun O yokken,
Nûr-i ilâhî hep,O’nunla akar…

Sırrı; gözyaşının özünde saklı,
Kur’ân-ı Kerîm’in sözünde saklı,
Gül kokar Muhammed’in geçtiği yer,
Her şey O’nun gönül izinde saklı…

O bize, hoş ahlâkından dokutan,
Şefaatiyle cennet ehli okutan!
Aşkın, gönlündeki îman balını,
Peteğine damla damla akıtan…

Gönlüm; mahşere bu sevda kalır mı?
Muhammed bizlere vekil olur mu?
Ümmeti gönlünden çıkan sözleri,
Uçursam katına acep alır mı?

Sevenin gönlünde bir yâr Muhammed,
Kalpleri eriten bir har Muhammed,
Cemaline cennet bile âşıktır,
Âlemlere rahmet bir nur Muhammed…

Mîracla cenneti görüp seyretti
Arş’a yönelmeyi bize öğretti.
Arslan Ahmet bil ki; yüce Yaradan
Ümmetini bir bir O’na yâr etti… Devamı »

Fahr-i Kâinat Efendimiz…

Âlemlerin Efendisi! «Levlâke» mazharı!
Sâyende indi insana cennet anahtarı!
Mîraçla açtın ümmete ulvî semâları,
Sen’dendir insanoğluna Cebrâilî kanat;
Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Cehlin avuçlarındaki taşlar selâmlıyor,
Mazlumların gözündeki yaşlar selâmlıyor,
Hicrette Sevr önündeki kuşlar selâmlıyor,
Kurdun gönüller içre, muhabbetle saltanat,
Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Her çağ Sen’inle asr-ı saâdet yudumlasın,
Her kul peşinde hicreti bir bir adımlasın,
Her gül, cemâl-i pâkini tekrar yorumlasın,
Zîrâ güzelliğin Sen’in, en mûtenâ sanat;
Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Her sağ adımda bizlere rehber olur sesin,
Rûyâların dahî bize rahmettir, ey Emîn,
Sen mağfiret ümîdisin ukbâda herkesin,
Ukbâda enbiyâ bile Sen’den sorar necat,
Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Tavrın edepte zirvedir, ahlâkın en yüce,
Dâim dilinde merhamet ispâtı üç hece,
Geldin Sen, «ümmetî» diyerek, doğduğun gece,
Rabbim ve tüm melekleri etmektedir salât;
Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Sıddîk Ebû Bekir gibi, Fârûk Ömer gibi,
Osmân-ı pür-hayâ gibi, nûreyn sâhibi,
Kerrâr-ı Murtazâ gibi, irfân tâlibi,
Ashab bıraktın ardına doksan dokuz kırat;
Sonsuz salât selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Kılsın revâ şu na‘tımı, Allah, habîbine.
Lâyık değil şiirlerim Allah habîbine,
Bir arz-ı hâl sâdece sevdâ tabîbine,
Sen’den alır şifâsını Sen’den bütün hayat;
Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Metheylemekten âcizim elbette şânını,
Metheyliyor Hudâ nice âyette şânını,
Tâlî okur, cihâna tilâvette şânını,
Kur’ân adıyla methin için gökten indi na‘t;
Sonsuz salât-selâm Sana ey Fahr-i Kâinat!

Vezni: mef’ûlü / fâilâtü / mefâîlü / fâilün
 TÂLÎ

Gül Efendim

 GÜL EFENDİM

Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana.
Elimin müjdesi, dilimin muştusu,
Gönlümün hakikat ruhu, ufkumun kahramanı, dünyamın zimamdarı,
Hilkaten fatiham, Nübüvveten hatimem, ezelen ve ebeden Efendim.
Varoluş varlığım, gül çağında gül ıtırım,
Gül Efendim.
Canların cananı, güllerin gülistanı,
Sonsuzluk aşkımın nur-u ummanı, gönül dünyamın mihveri,
Hayat eksenimin odağı, en mühim nokta-i nazarım,
Her halükarda başvuru kaynağım, rehberi furkanım,
Yegane sığınağım, barınağım ve limanım, Devamı »

İmam Gazâli – Dil Belası

imam-gazali-dilbelasi

Devamı »

Bedir Şiiri – Dursun Ali Erzincanlı

dae-bedir

Go get Adobe Flash Player!

Bedir
Hazırlanın uzunca bir yolculuk var şimdi.
Asr-ı saadete Cezîretül araba gidiyoruz.
Bismillah diyin  Bedir’e öyle girin  Gökte melekler, yerde siz
Ve bekleyin sessiz…  Gelince  İyi bakın onlara;
Hem kendi zamanlarının
Hem tüm zamanların en cesur yiğitleridir onlar
Gökte yıldız; yerde arslandır onlar  Yüz yirmi beş bin beden
Ama bir tek ruh,  Muhammedî ruhtur onlar
Aslanlar çıkmıştır Medine’den  Şimdi yoldadır Bedrin Arslanları
İşte bakın şu Hz.Umeyr  Aslan yavrusu.
Yaşı küçük diye geri çevirecek rasulullah
Ama öyle ağlıyor ki umeyr izin veriyor nebi
Ey sad bin ebi vakkas!  Sen bağla kardeşin Umeyr’in kılıcını
Boyu kısa bağlayamıyor.
Hz.Hamza’nın belinde iki kılıç duruyor.
Attığı her adım bir kalbi durduruyor.
Ey Hamza  Gördüğün hiçbir şeyden korkmazsın bu doğru
Ama heybetini gizli tut   Yürüyüşün ölümü korkutuyor.
Dinleyin Âlemlerin sultânını  O konuşunca rüzgar bile susuyor;
“Ey ashap! Hazır mısınız?”  Sad bin muaz ayakta:
“Ya Rasulallah!” diyor  “Seni hak dinle gönderen Allah’a andolsun ki,
Sen bize şu denizi gösterip dalarsan,  Biz de seninle birlikte dalarız.
Allah’ın bereketiyle yürüt bizi!”  Tebessüm buyuruyor Habîb-i Zîşan!
O, gülünce suya kanıyor susamışlar.  Güller açıyor yüreklerde.
Kederler unutuluyor.  O gülünce, cennetler yaratılıyor.
Gülüyor nebi ve yürüyorlar!  Mekke’de çekilen acılar dinmiş
Yürüyorlar!  Sanki yıldızlar yere inmiş.  Önlerinde Kâinatın Güneşi
İşte Hz.Ömer ve Hz. Ali  Biri Hattaboğlu! Biri Haydâr-ı Kerrar!
Ve kolkola   Ölümün ağzına giriyorlar! Devamı »

İnleyen Bir Nâyım

inleyen-bir-nayim