Etiket Arşivi: Pey­gam­ber Efen­di­miz’in

Peygamber Efendimiz’in Her Hâlukârda Teblîğe Devâm Edişi

Pey­gam­ber Efen­di­miz’in Her Hâ­lü­kâr­da Teb­lî­ğe De­vâm Edi­şi

Al­lâh Ra­sû­lü -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-, kav­mi­nin bü­tün ezâ ve ce­fâ­la­rı­na rağ­men hak­ka dâ­vet­ten bir an ol­sun ge­ri dur­mu­yor­du. Her fır­sat­ta in­san­la­rı hi­dâ­ye­te ça­ğı­rı­yor, mu­hâ­ta­bı­nın du­ru­mu­na gö­re fark­lı usûl­ler­le mu­âme­le edi­yor­du.

Ku­reyş­li­le­rin en güç­lü­le­rin­den ve sır­tı ye­re ge­ti­ri­le­me­yen peh­li­van­la­rın­dan olan Rü­kâ­ne, bir­gün Mek­ke vâ­di­le­rin­den bi­ri­sin­de Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’e rast­la­mış­tı. Pey­gam­ber Efen­di­miz ona:

“–Ey Rü­kâ­ne! Sen hâ­lâ Al­lâh’tan kork­ma­ya­cak ve İs­lâm’ı ka­bûl et­me­mek­te di­re­nip du­ra­cak mı­sın? Gel müs­lü­man ol!” di­ye­rek, ken­di­si­ni İs­lâm’a dâ­vet et­ti. Devamı »

Peygamber Efendimiz’in Ümmî Oluşu ve Hikmetleri

Pey­gam­ber Efen­di­miz’in Üm­mî Olu­şu ve Hik­met­le­ri

Üm­mî ke­li­me­si; ana­sın­dan doğ­du­ğu gi­bi saf ve te­miz ka­lan, oku­ma ve yaz­ma bil­me­yen, bir in­san­dan eği­tim gör­me­miş, Mek­ke’ye men­sup, ehl-i ki­tâ­bın dı­şın­da ka­lan Arap­lar gi­bi mâ­nâ­la­ra gel­mek­te­dir.

Kur’ân-ı Ke­rîm’de be­yân edil­di­ği üze­re, Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- üm­mî idi, yâ­ni oku­ma yaz­ma bil­mez­di.

Âyet-i ke­rî­me­de şöy­le buy­ru­lur:

 

الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الأُمِّيَّ الَّذِي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِندَهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ

“On­lar ki, yan­la­rın­da­ki Tev­rât ve İn­cîl’de (va­sıf­la­rı­nı) ya­zı­lı bul­duk­la­rı O üm­mî Ra­sûl’e tâ­bî olup O’nun izin­den gi­der­ler…” (el-A’râf, 157) Devamı »

Peygamber Efendimiz’in Çocukları

Pey­gam­ber Efen­di­miz’in Ço­cuk­la­rı


Fahr-i Kâ­inât -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’in Haz­ret-i Ha­tî­ce ile iz­di­vâ­cın­dan Kâ­sım, Ab­dul­lâh, Zey­neb, Ru­kıy­ye, Üm­mü Gül­süm ve Fâ­tı­ma dün­yâ­ya gel­di. İlk oğ­lu­nun is­mi Kâ­sım ol­du­ğu için Pey­gam­ber Efen­di­miz -aley­his­sa­lâ­tü ves­se­lâm-’a “Ebu’l-Kâ­sım” kün­ye­si ve­ril­di.

Kâ­sım iki ya­şın­day­ken ve­fât et­ti. Devamı »

Peygamber Efendimiz’in Hazret-i Ali’yi Yanına Alması

Pey­gam­ber Efen­di­miz’in Haz­ret-i Ali’yi Ya­nı­na Al­ma­sı


Ebû Tâ­lib’in mad­dî du­ru­mu za­yıf, âi­le ef­râ­dı ise hay­li ka­la­ba­lık­tı. Bu se­bep­le sı­kın­tı için­dey­di. Pey­gam­ber Efen­di­miz di­ğer am­ca­sı Haz­ret-i Ab­bâs’a gi­dip:

“–Am­ca­cı­ğım! Bi­li­yor­sun ki kar­de­şin Ebû Tâ­lib’in âi­le­si çok ka­la­ba­lık. İn­san­lar kıt­lık ve aç­lı­ğa mâ­ruz kal­mış, kıv­ra­nıp du­ru­yor­lar. Hay­di, Ebû Tâ­lib’in ya­nı­na gi­de­lim ve ken­di­siy­le ko­nu­şa­lım. Oğul­la­rın­dan bi­ri­ni ben ya­nı­ma ala­yım, bi­ri­ni de sen al! Böy­le­ce onun yü­kü­nü bi­raz ha­fif­le­te­lim!” de­di. Devamı »

Peygamber Efendimiz’in Pâk Nesebi

Pey­gam­ber Efen­di­miz’in Pâk Ne­se­bi

Pey­gam­be­ri­miz’in ba­ba­sı Haz­ret-i Ab­dul­lâh, an­ne­si Haz­ret-i Âmi­ne’dir. O’nun mü­bâ­rek so­yu Haz­ret-i İs­mâ­îl’in oğ­lu Kay­zar sü­lâ­le­si­nin en şe­ref­li­si olan Ad­nân’a ka­dar uza­nır.33

Pey­gam­be­ri­miz’in bü­yük de­de­si olan Ad­nân, İs­mâ­îl -aley­his­se­lâm-’ın so­yun­dan­dır.34 Ad­nân’ın oğ­lu Me­add’ın Îsâ -aley­his­se­lâm-’ın mu­âsı­rı ol­du­ğu nak­le­di­lir.

Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-, Ku­reyş ka­bî­le­si için­de, ge­rek ba­ba ve ge­rek ana yö­nün­den, en te­miz ve en şe­ref­li bir âi­le­ye men­sup­tur. Al­lâh Ra­sû­lü -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-, ne­se­bi­nin ne­zîh ve pâk olu­şu hak­kın­da şöy­le bu­yur­muş­tur: Devamı »