Etiket Arşivi: hediye

Sevgililer Gününde Kişinin Hanım’ına Hediye Almasında Sakınca Var mıdır?

Sevgi“linin önemi ve değeri sevgiden kaynaklanıyor, ama sevgiyi yalnızca sevgiliye ait kılmak haksızlık; bütün varlıkların varoluşu ve varlığını devam ettiişi sevgiye bağlıdır.

İslamî düşünceye/irfana göre varlık ile güzellik, iyilik ve sevgi arasında sıkı bir münasebet vardır. Allah mutlak kemaldir, mutlak güzelliktir, O bu güzelliğin bilinmesini istemiş ve bu sebeple varlığı yaratmıştır.

Varlık da onun varlığının (dolayısıyla kemal ve cemalinin) tecellîsinden başka bir şey değildir. Çirkinlik, şer, eksiklik “yokluk (adem)” demektir, nerede ilâhî tecellî yoksa orada kemal ve cemal de yoktur.

İnsanın dünya hayatında vazifesi, kemal ve cemal tecellîsine layık/mazhar olmaya çalışmaktır. İnsan kemali ve cemali sever; şu halde bütün sevgiler kemale ve cemale yöneliktir; bütün kemal ve cemaller de Allah’tan (O’nun varlığının tecellîlerinden ibaret) olduğuna göre bütün sevgilerin -şuurlu veya şuursuz- hedefi ilâhî sevgidir.

Bu mâna ve mazmunu şairler “Severim her güzeli senden eserdir diyerek”, “Tecellî-i cemal ister gönül eğlenmez aldanmaz”, “Ey Fuzûlî tama’ın kes gayrı temennâlardan- Kande olsan taleb-i devlet-i dîdâr eyle” gibi mısralar ile dile getirmişlerdir.

Haramlarda, yasaklarda, Allah rızasına aykırı olan davranışlarda kemal ve cemal (güzellik) yoktur; bu sebeple fıtratı bozulmamış olanlar onlara sevgi duymazlar, aksine nefret duyarlar. Bir erkekle bir kadının beraberlikleri nikah bağı ile olursa burada güzellik ve kemal vardır, nikahsız (zina) olursa burada eksiklik ve çirkinlik vardır; çirkin ve eksik olanla sevgiyi bir araya getirmek çelişkidir, fıtrat kaymasının alametidir.

Gönül ferman dinlemez, insan karşı cinsten birine aşık olabilir, ona karşı sevgi duyabilir, ama bizim kültür ve medeniyetimizde bu bazan yalnızca aşıkın kalbinde ve üstü kapalı ifadelerinde (mesela şiilerinde) kalır, bazan da karşı tarafla ve bazı sırdaşlarla paylaşılır ama ilişkiler ilâhî riza sınırını aşmaz, cemiyete taşmaz, çirkinliklerin alenileşmesine, bir çeşit meşruluk kazanmasına asla meydan verilmez.

Sevgi Allah’tan başlayıp bütün varlıklarda tecellî ederek yine O’na döndüğüne göre bu sevgi her gün, her saat, her an bizimle olmalıdır; ona sembolik olarak yılda bir gün tahsis etmekte de sakınca yoktur; ama anılan, değerli bulnan, değerinin altı çizilen şey “sevgi” olmalıdır; her kemale ve cemale yönelik, hepsini kucaklayan sevgi! Devamı »

Bir Peygamber Hediyesi…

RAHMET PEYGAMBERİ bir gün amcası Hz. Abbas’a sordu:

“Ey Abbas! Ey amcacığım! Ben sana bir hediye vereyim mi? Sana akrabalık hakkını ödeyeyim, sana faydalı olayım mı?”

Hz. Abbas:

“Evet ya Resulallah!’ dedi.

Peygamber Aleyhisselam:

“Ben sana on şeyi haber vereyim ki, onları işlediğin zaman, Allah senin günahının, evvelini ve ahirini, yenisini ve eskisini, kasıtlısını ve kasıtsızını, küçüğünü ve büyüğünü, gizlisini ve açığını bağışlasın!” buyurdu ve sözlerine şöyle devam etti:

“Ey amca! O on şey şunlardır:

Dört rekât namaz kılarsın. Her rekâtta Fâtiha’yla birlikte bir sûre okursun. İlk rekâtın kıraati bitince ayakta olduğun halde on beş kere Subhânallahi velhamdulillahi ve lâ ilahe illâllahu vallahu ekber dersin.

Rükûa gidersin ve rükûda iken bunu on kere söylersin.

Sonra rükûdan başını kaldırır, ayakta dikilmiş olduğun halde bunu on kere söylersin.

Sonra secdeye gidersin. Secdede bunu on kere söylersin.

Sonra secdeden başını kaldırırsın, orada da bunu on kere söylersin.

Tekrar secdeye gidersin. Secdede de bunu on kere söylersin.

Sonra secdeden başını kaldırırsın, orada bunu on kere daha söylersin.

Bu, her rekâtta 75 eder.

Bunu rekâtların dördünde de yaparsın.

Dört rekâtta 300 eder.

Artık senin günahların, Alic* kumlarının sayısı kadar da olsa, Allah seni bağışlar! Bunu her gün bir kere yapmaya gücün yeterse, yap!”

Hz. Abbas:

“Yâ Rasûlallah! Bunu her gün söylemeye kimin gücü yeter?!” dedi.

Peygamberimiz Aleyhisselâm:

“Her gün yapmaya gücün yetmezse, her Cuma bir kere yap!

Her Cuma yapmaya gücün yetmezse, her ay bir kere yap!

Her ay yapmaya gücün yetmezse, her yıl bir kere yap!

Her yıl yapmaya gücün yetmezse ömründe bir kez olsun yap!” buyurdu..

* Alic, Mekke yakınlarında çorak ve dört gün gidilse ancak geçilebilecek bir çölün adıdır

Peygamberimiz’in Zeyd Bin Hârise’yi Âzâd Edip Evlât Edinmesi

Pey­gam­be­ri­miz’in Zeyd bin Hâ­ri­se’yi Âzâd Edip Ev­lât Edin­me­si

Zeyd bin Hâ­ri­se, se­kiz ya­şın­da iken Be­nî Kayn sü­vâ­ri­le­ri ta­ra­fın­dan ya­pı­lan bir bas­kın­da ka­çı­rı­lıp kö­le ola­rak sa­tıl­mak üze­re Ukâz Pa­na­yı­rı’na ge­ti­ril­miş­ti. Ha­kîm bin Hi­zâm, onu ha­la­sı Haz­ret-i Ha­tî­ce için dört yüz dir­he­me sa­tın al­dı. Âlem­le­rin Efen­di­si Zeyd’i gö­rün­ce:

“–Bu kö­le be­nim ol­say­dı mu­hak­kak onu âzâd eder­dim!” bu­yur­du.

Haz­ret-i Ha­tî­ce:

“–O za­man Sen’in ol­sun!” de­di.

Pey­gam­ber Efen­di­miz de onu he­men âzâd et­ti. (İbn-i Hi­şâm, I, 266; İbn-i Sa’d, III, 40) Devamı »