Oruç, Fıtır Sadakası ve Zekât
Yapılan harplerle bir taraftan siyâsî bünyesini sağlama alan İslâm, diğer taraftan da kendine has rûhânî hayâtını tedrîcî olarak tekâmül ettirmekteydi. Bu cümleden olarak “Ramazan orucu” mü’minlere farz kılındı. Oruç, Sevgili Peygamberimiz’in Medîne’ye hicretinin on sekizinci ayında, kıblenin Kâbe’ye çevrilmesinden sonra, Şaban ayı içinde emredildi.83
Cenâb-ı Hak, Ramazan orucunu farz kıldığını şu âyet-i kerîme ile bildirdi:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
“Ey îmân edenler! Oruç, sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” (el-Bakara, 183) Devamı »

