Kur'an'ın Işığında…
[mp3]/wp-content/uploads/2009/03/ayetelkursi.mp3[/mp3]
Türkçe Okunuşu;
Bismillahirrahmanirrahim
Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi. ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişey’in min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd. Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.
Meali:
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,
“Allah, O’ndan başka tanrı yok, ancak O… Daima yaşayandır, daima duran, tutandır: hayy ve kayyûm(1)’dur O… Ne gaflet basar O’nu, ne uyku… Göklerde ve yerde ne varsa, hep O’nun… Kimin haddine ki, O’nun izni olmaksızın katında şefâat edecek?!. Onların önlerinde ne var, arkalarında ne var hepsini bilir. Onlar ise, O’nun dilediği kadarından başka, ilahi ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. O’nun Kürsî(2)’si bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır, her ikisini görüp gözetmek O’na bir ağırlık da vermez.. O öyle uludur, öyle büyük azamet sahibidir.” (Bakara, 255)
Sure ile ilgili kısa bilgi:
(1) “Kayyûm”, ‘kendisi var olup, diğer şeyleri de var kılan, onlara varlık kıvamı veren’ demektir. Ve bunda, nesnelerin varlıklarının, Allah’ın varlığında son bulduğuna dair lafızca da bir işaret vardır.
(2) KÜRSÎ: Kelime olarak, üzerine oturulan o bilinen şeydir ki, aslında “taht” ve değerli ilmin, aynı şekilde “değerli olan özel ve seçkin makan”ı demektir. Bizzat ilme ve alime de denilir. Aynı zamanda bu kelimenin bize, “bir egemenlik ve iktidar, bir ilim, bir şeref, ululuk ve sözünü geçirme” anlamı ifade ettiğinde kuşku yoktur. Ama yine de tefsirciler, bu “kürsi”nin tanımı konusunda bir kaç görüş aktarmışlardır. Şöyle ki:
1- Kürsi, gökleri ve yeri kaplamış büyük bir cisimdir. Buna “arş”ın kendisi diyenler de olmuştur. Fakat doğru ve güvenilir hadislerde, “Kürsi, ‘arş’ın altında ve göklerin üstünde bir cisimdir” diye gelmiştir.
2- Kürsi, “egemen olmak, güç ve hükmetmek” demektir; çünkü tanrılık ancak kudret ve var etmekle ortaya çıkacağı gibi, dilde de, ‘taht ve kürsi’ denildiği zaman, bizzat hükmetme gücünün kastedilmesi söz konusudur.
3- Allah’ın kürsisi, Allah’ın ilmi demektir; çünkü “ilim kürsisi”, ‘taht’ anlamından daha çok bilinmektedir ve bu münasebetle, bizzat ilme de, mecaz yoluyla ‘kürsi’ denilir.
4- Bu sözden maksat, Allah’ın büyüklük ve ululuğunu tam olarak anlatmaktır. Çünkü Cenab-ı Allah kendini ve sıfatlarını insanlara anlatırken, insanların krallar ve büyük kimseler hakkında alışık oldukları ifade ve söz biçimlerini kullanmıştır. Nitekim Kâ’be’yi kendine (simgesel olarak) “ev” yapmış ve etrafında dönülerek ziyaret edilmesini emretmiştir. Çünkü insanlar hükümdarlarının saraylarını ziyaret ederler.
Fazileti ve Geçmişi;
Tevhid ilmiyle alakalı en büyük Ayet-i Kerimedir.
Geceleyin inmiş olan bu Ayet-i Kerimeyi, Efendimiz (sav), Zeyd’i (ra) çağırarak yazdırmıştır.
Ayet-el Kûrsi indiğinde, dünyadaki bütün putlar ve krallar yere düşmüş ve başlarındaki taçları yuvarlanmıştır.
Şeytanlar birbirleriyle çarpışarak kaçıp, iblis’in yanına toplanmışlar ve ona bu karışıklığı haber vermişlerdir.
Peygamber Efendimiz’in(sav) Ayet-el Kûrsi’de bulunan “Yâ Hayyu – Yâ Kayyumu”, “Hayy ve Kayyum olan ALLAH’ım Senin Rahmetinle yardım istiyorum” buyurarak (üzüntü ve keder anında) ettiği duadır. İsm-i Azâm olduğu da rivayet edilmekle beraber, Ariflerin Sultanı Beyazıd-ı Bistami (RA) “Bu ismin belli bir tarifi yoktur, lâkin sen kalbini herşeyden boşaltıp, onu Allah’ın(c.c) Vahdaniyyetine teslim ederek istediğin İsimle zikret” buyurmaktadır.
Ayet-el Kûrsi’de bulunan Esma-i İlahiye hiçbir Ayet-i Kerimede yoktur. Çünkü bu Ayet-i Kerime’de, bazısı açık, bazısı gizli olmak üzere onyedi yerde Allah’u Teâlâ’nın İsmi geçmektedir.
Yatmadan okuyana Allah’u Teâlâ tarafından bir koruma verilir, sabaha kadar hiçbir şeytan yaklaşamaz.
Yâ Rasulullah (sav) Kur’ân-ı Kerimin hangi Sûresi(derece bakımından) daha büyüktür? Diye soran Sahabe’ye(ra), “İhlâs Sûresi” buyurdu. O Sahabe(ra) “Kur’ân-ı Kerimde hangi Ayet(Fazilet bakımından) daha üstündür.” diye sorunca, Peygamber Efendimiz(sav) “Ayet-el Kûrsi’dir” buyurdu. (Darimi)
Ayet-el Kûrsi’yi okuyan kimse yedi kalenin içine girmiş gibi muhafaza edilir. Ayet-el Kûrsi, Kur’ân-ı Kerimin dörtte biridir.
Efendimiz(sav) buyurdu ki; “İlim sana olsun ey Eba Münzir, Canım Kabza-i Kudretinde olan Allah’a (c.c) yemin ederim ki, muhakkak Ayet-el Kûrsi’nin bir dili ve ikide dudağı vardır ki, Arş’ın direğinin yanında Melik-i (Müteâl olan Allah’u Teâlâ Hazretlerini) takdis eder(O’na Tazimde bulunur.)” (Ebû Dâvud, Ahmed İbni Hambel)
Efendimiz(sav) buyurdu ki; “Her kim, her farz namazın arkasından Ayet-el Kûrsi’yi okursa, Cennete girmekten onu ancak ölüm men eder.Her kim onu yatacağı zaman okursa, Allah’u Teâlâ ona kendi evi, komşusunun evi ve etraftaki evler hakkında güvence verir.” (Beyhâki)
Efendimiz(sav) buyurdu ki; “Bakara Sûresinde bir Ayet vardır ki Kur’ân Ayetlerinin Efendisidir. Şeytan olan herhangi bir evde okunursa (şeytan) o evden çıkar. (O Ayet) Ayet-el Kûrsi’dir.” (Beyhâki)
Efendimiz(sav) buyurdu ki; “Her kim farz namazın arkasında Ayet-el Kûrsi’yi okursa, diğer namaza kadar ALLAH’ın C.C. zimmetinde olur.” (Heysemi)
Efendimiz(sav) buyurdu ki; “Her kim Ayet-el Kûrsi’yi ve Bakara Sûresinin sonunu sıkıntılı(kederli) anında okursa ALLAH C.C. ona yardım eder” (Suyuti, Dürrül Mensûr)
(şeytan, cinler v.s. şerli yaratıkların şerrinden ve anne yada çocuğuna zarar vermelerinden yada öldürmelerinden korunmaları için) Doğum yapacak kadının, Ayet-el Kûrsi, A’raf 54. Ayeti sonuna kadar, Felâk ve Nâs Sûrelerini okuyarak Allah’u Teâlâ’ya sığındırılması gerekir(Hadis-i Şerifle bildirilmiştir).
Efendimiz(sav) buyurdu ki; “Sen Ayet-el Kûrsi’den neredesin? O herhangi bir yemek veya katık üzerine okunursa mutlaka Allah (c.c) o yemek ve katığın bereketini çoğaltır.” (Suyuti)
Efendimiz(sav) Sûre-i Bakaranın sonunu(Amener Rasûlü) ve Ayet-el Kûrsi’yi okuduğu zaman gülerdi ve “Onlar Arş’ın altındaki, Rahman’ın (Teâlâ) hazinesindendir.” buyururdu. (Suyuti)
Seleme İbni Kays(ra) “Allah’u Teâlâ, ne Tevratta, ne İncil’de, nede Zebur’da Ayet’el Kûrsi’den daha büyük bir Ayet indirmedi.” (Suyuti)
Ayet-el Kûrsi, cinlere karşı kendisinden yardım alınacak duaların en büyüğüdür. Ayet-el Kûrsi’nin insandan şeytanları kovmakta çok tesirli olduğunu söylemişler, ayrıca saralı kişiye, şeytanın kendisine yardım ettiği sahir(büyücü), kâhin, falcı, nefis ve şehvet ehli, zulüm ve gazab erbabı üzerine sadakatle okunulduğunda onların şeytanlarını etkisiz hale getirmekte de büyük gücü olduğunu denemişlerdir. Ancak sadakatle okunması şartı koşulmuştur.
Herhangi bir muradın hasıl olması için Ayet-el Kûrsi 313 kere okunduğunda, dünya ve Ahiret hakkındaki o istek Allah’ın C.C. izniyle hasıl olur(ne bir eksik ve ne bir fazla okunmamalıdır bu sayıların adedi çok önemlidir).
Cin musallat olan çocuğa 18 kere Ayet-el Kûrsi okunursa biîznillah şifa bulur.
Yemeğe okunursa yemek bereketlenir.
Devamlı okunursa unutkanlığı giderdiğini Hz Ali (k.v)buyurmuştur.
Evden çıkarken okuyan her işinde muvaffak olur ve hayırlı işleri başarır. Evine gelince okursan iki Ayet-el Kûrsi arasındaki işlerin hayırlı olur ve fakirliğin önlenir.
Bir kimse evinden çıkarken Ayet-el Kûrsi’yi okursa, Hakk Teâlâ yetmiş Meleğe emreder, o kimse evine gelinceye kadar ona dua ile istiğfar ederler.