“Sevgi“linin önemi ve değeri sevgiden kaynaklanıyor, ama sevgiyi yalnızca sevgiliye ait kılmak haksızlık; bütün varlıkların varoluşu ve varlığını devam ettiişi sevgiye bağlıdır.
İslamî düşünceye/irfana göre varlık ile güzellik, iyilik ve sevgi arasında sıkı bir münasebet vardır. Allah mutlak kemaldir, mutlak güzelliktir, O bu güzelliğin bilinmesini istemiş ve bu sebeple varlığı yaratmıştır.
Varlık da onun varlığının (dolayısıyla kemal ve cemalinin) tecellîsinden başka bir şey değildir. Çirkinlik, şer, eksiklik “yokluk (adem)” demektir, nerede ilâhî tecellî yoksa orada kemal ve cemal de yoktur.
İnsanın dünya hayatında vazifesi, kemal ve cemal tecellîsine layık/mazhar olmaya çalışmaktır. İnsan kemali ve cemali sever; şu halde bütün sevgiler kemale ve cemale yöneliktir; bütün kemal ve cemaller de Allah’tan (O’nun varlığının tecellîlerinden ibaret) olduğuna göre bütün sevgilerin -şuurlu veya şuursuz- hedefi ilâhî sevgidir.
Bu mâna ve mazmunu şairler “Severim her güzeli senden eserdir diyerek”, “Tecellî-i cemal ister gönül eğlenmez aldanmaz”, “Ey Fuzûlî tama’ın kes gayrı temennâlardan- Kande olsan taleb-i devlet-i dîdâr eyle” gibi mısralar ile dile getirmişlerdir.
Haramlarda, yasaklarda, Allah rızasına aykırı olan davranışlarda kemal ve cemal (güzellik) yoktur; bu sebeple fıtratı bozulmamış olanlar onlara sevgi duymazlar, aksine nefret duyarlar. Bir erkekle bir kadının beraberlikleri nikah bağı ile olursa burada güzellik ve kemal vardır, nikahsız (zina) olursa burada eksiklik ve çirkinlik vardır; çirkin ve eksik olanla sevgiyi bir araya getirmek çelişkidir, fıtrat kaymasının alametidir.
Gönül ferman dinlemez, insan karşı cinsten birine aşık olabilir, ona karşı sevgi duyabilir, ama bizim kültür ve medeniyetimizde bu bazan yalnızca aşıkın kalbinde ve üstü kapalı ifadelerinde (mesela şiilerinde) kalır, bazan da karşı tarafla ve bazı sırdaşlarla paylaşılır ama ilişkiler ilâhî riza sınırını aşmaz, cemiyete taşmaz, çirkinliklerin alenileşmesine, bir çeşit meşruluk kazanmasına asla meydan verilmez.
Sevgi Allah’tan başlayıp bütün varlıklarda tecellî ederek yine O’na döndüğüne göre bu sevgi her gün, her saat, her an bizimle olmalıdır; ona sembolik olarak yılda bir gün tahsis etmekte de sakınca yoktur; ama anılan, değerli bulnan, değerinin altı çizilen şey “sevgi” olmalıdır; her kemale ve cemale yönelik, hepsini kucaklayan sevgi! Devamı »
