Aylık Arşiv: Ocak 2010

Namaza Dair Sorular

namazSORU; Bazı sürelerin bazı namazlarda okunmasının daha sevablı olduğuna dair Tatbikat-ı Nebevi varid midir?

CEVAP: Rasûlullah (s.a.s) sabah namazının sünnetinin birinci rekatında Kafirun, ikinci rek’-atında İhlas suresini, vitir namazının birinci rekatında A’la,ikincide Kafirun, üçüncü rek’atında İhlas suresini okurdu. Günün ilk ve son namazı olan bu iki namazda Kafirun ve İhlas sürelerinin okunması manidardır. Kafirun suresinde “leküm dînüküm”… diyerek hak dinden başkası ve Allah’dan gayrı ilahlar nefy, ihlas süresiyle de sıfat-ı ilahiyeyi zikrederek ispat gerçekleşmektedir.
Tevhidde “La ilahe” diyerek bütün ilahları nefyettikten sonra, “ill’allah” diyerek Allah’ı ispat etmeye benzemektedir. Doğrusunu’Allah bilir.

SORU: Vitir namazında diğerlerinden farklı olarak kunut duası okunmaktadır. Sebebi ve kunut dualarının özelliği nedir?

CEVAP: Kunut dualarının birinci cümleleri fatiha süresindeki “iyyake na’budu ve iyya-kenesteîn”. “Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım dileriz.” ayetinden muktebestir.
Adeta bu dualar bu ayetin tefsiri mahiyetindedir. “…sana isyan edeni terk ederiz, bırakırız (kötülüklerin hakim olduğu diyardan hicret ederiz) mealindeki dua ile Kafirun suresindeki “siz benim taptığıma tapmazsınız, ben de sizin taptığınıza tapmam” ayetleri arasında bir bağ kurulabilir.
Böylece mü’min sabahın ilk vaktiyle akşamın son vaktinde imanı tazelemek ve hep bu şuurla yaşamayı itiyad haline getirmektedir.

SORU: Üç cuma namazım arka arkaya özürsüz terk edenin cenaze namazı kılınmaz, münafık olur, evliyse nikahı bozulur deniyor doğru mu?

CEVAP: Bir müslümanın cenaze namazının kılınmaması, nikahının bozulması için onu kafir kabul etmek gerekir. Halbuki durum böyle değildir. Bu ve benzeri sözler cuma namazım terk etmenin büyük günah olduğunu anlatmak içindir. Ehli Sünnet inancına göre kebîre (büyük günah) kulu imandan çıkarmaz. Ancak şunu unutmamak lazım ki, iyi amellerle muhafaza altına alınmayan iman, her zaman sönme tehlikesiyle karşı karşıyadır. İslâm, cemaat dinidir.
Cemaatın farz olduğu tek namaz da Cuma namazıdır. Cuma namazını terk eden diğer namazları haydi haydi terkedecek, üç cuma üst üste İslâm Cemaatından uzak kalan, müslümanlardan başkasının safında yer alacaktır. O bu haliyle dini bırakmış gibidir. Akibeti hakkında bir şey söylenemez. Ya küfür karanlıklarında boğulacak veya tevbe istiğfar ederek iman aydınlığına çıkacaktır.

SORU: Kaza namazı olan sünnet namaz kılamaz, mı? Sünnet yerine kazaya mı niyetlenmeli? Devamı »

Cumamız Hayırlara Vesile Olsun…

cuma

İslam’a Göre Alım Satımda Kâr Haddi

Yüce Allah, dünya hayatının sürdürülmesini bazı mal ve eşyanın elde edilmesine bağlamıştır. Yeme, içme, giyim ve barınma ihtiyaçları bunlar arasındadır. Bunları elde edebilmek için de ticaret meşru kılınmıştır. Çünkü bu temel ihtiyaç maddelerini her yerde mubah olarak bulmak mümkün olmaz. İnsanların sıkıntı ve ihtiyaçlarının istismar edilmemesi için, alışverişte uyulması gereken kuralları ayet ve hadisler belirlemiştir Allah (c.r) Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurur:
“Allah alış-verişi helal, faizi ise haram kılmıştır”(1):
“Ey iman edenler, birbirinizin mallarınızı haram yollarla yemeyiniz. Meğer ki (o mallar) sizden kârşılıklı rızaya dayanan bir ticaret (malı) ola”(2)
“Azab olsun, ölçüde tartıda noksanlık edenlere ki, onlar insanlardan ölçüp (haklarını) aldıkları zaman tam olarak alırlar. Fakat insanlara (verilmek üzere) ölçtükleri veya onlara tarttıkları zaman eksiltirler”(3)
Hz. Peygamber (s.a.s.)’e, hangi kazancın daha helal olduğu sorulduğunda; şöyle buyurmuştur:
“Kişinin elinin emeğiyle kazandığı ve bir de hayırlı olan (mebrür) alış-veriştir”(4) Yalan yere yemin ve aldatma karışmayan alışverişe “mebrür alış-veriş” denir.
Yine Allah Rasülü şöyle buyurmuştur:
“Alış-veriş ancak kârşılıklı rıza ile olur”(5)

“Ey ticaretle uğraşan topluluk, şüphesiz alış-verişe boş söz ve yalan yere yemin çokça kârıştığı için, bu eksikliği sadakalarınızla telafi ediniz” (6) Birkaç tanesini verdiğimiz bu ayet ve hadisler dürüstlük kuralları içinde yapılacak ticaretin, meşru olduğunu göstermektedir.

KÂR DURUMUNA GÖRE ALIŞ-VERİŞ ÇEŞİTLERİ

A) Pazarlıkla (Müsavemeli) Satış:

Alış fiyatı veya maliyet açıklanmaksızın, satıcı ve alıcının serbest pazarlık sonucu, anlaştıkları bir fiyatla satım akdi yapmalarına “müsavemeli satış” denir. Mesela; bir kimse kendisine 50 bin liraya mal olan malı, alış fiyatını veya kâr miktarını açıklamaksızın 62 bin liraya satışa arz etse; alıcı, pazarlık sonucu bunu 60 bin (liraya almış bulunsa; böyle bir alış-veriş müsavemeli olur. İslam hukukçularının çoğu, hata yapma ve yalan ihtimali az olduğu için, bu çeşit alış-verişi daha uygun görürler. Alıcıya net kâr miktarı açıklanmamakla birlikte, satış bedelinin içinde kâr da dahildir. Devamı »

Abdest Duaları

Abdest Duaları

Abdest duaları, bizzat Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’den rivayet edilmiş olmasa da, selef-i salihînin bazen ilavelerde bulunarak bazen de biraz kısaltarak, zaman zaman daha farklı ifadelerle seslendirdikleri dualardır ve asıl itibarıyla yine Sevgili Peygamberimizin mübarek sözlerine gidip dayanırlar. Hak dostlarının dilinden dökülen ve onların engin mülahazalarının seslendirilmesinden ibaret olan bu içli niyazlar, okuyan kimseleri çok farklı iklimlere çeker götürür, gönüllerini en samimi hislerle doldurur ve içlerini ibadet aşk u şevkiyle donatırlar. Namaz yolcuları, elden geldiğince bu duaları okumaya özen göstermeli ya da hiç olmazsa onların ihtiva ettiği manaları zihinlerinden geçirip o yüce duygularla Cenâb-ı Hakk’a yönelmelidirler.

1. Abdeste Başlarken:

1

“Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm, Bismillâhi’r-rahmani’r-rahîm, Bismillâhilazîm ve’l-hamdülillâhi alâ dini’l-İslâm”

“Dergâh-ı İlâhi’den kovulmuş ve sonsuz rahmetten nasipsiz kalmış şeytandan Allah’a sığınırım; engin rahmet sahibi ve yegâne merhametli Rahman ü Rahîm’in adıyla başlarım; Yüce Allah’ın ismini anarak başlarken beni İslâm dini ve akidesi üzere yarattığı için O’na hamd ederim.”

2. Besmeleden Sonra Suya Temas Ederken: Devamı »

Kötü Ahlâkla İyi Müslümanlık Mümkün mü?

Müslümanlığımız önce hal ve gidişimizden bellidir. Yani insanlara karşı ne yaptığımız, nasıl davrandığımız. Dürüst ve güvenilir miyiz, menfaate göre dümen kırmak yerine yolumuzu ilkelerimiz mi belirler, sözümüzde durur, ahde vefa gösterir miyiz? Müslümanlığımız aklâkımızdan bellidir.

Şimdi, yaşadığımız bu değişimler çağında müslüman ahlâkının da değişime uğradığından şikayet eder olduk. Dindarlığı sadece bir kimlik olarak taşıyan, hal hareketini, dükkânını ticaretini kişisel istek ve çıkar neyi gerektiriyorsa ona göre yürüten, hakkı hukuku gözardı eden müslüman modeli yaygınlaşıyor.

Unutmamak lazım, ahlâkımızın değişimi müslümanlığımızın değişimidir.

İslâm dünyası, kendisine hayat modeli olarak Batı’yı seçtiği, Batılılaşmaya azmettiği zamandan bu yana derin bir kimlik krizinin içine yuvarlanmış bulunuyor.

Bu süreçte en son ve en ekmel din olan İslâm’ı, ferdî ve toplumsal sahada gereği gibi idrak edip yaşama olgunluğu bakımından evvelki nesillerle aramızdaki makas hayli açılmış bulunuyor.

Oysa eski devirlere göre daha müreffeh yaşıyoruz. Her yeni yıl bize daha fazla maddî/dünyevî avantajlar getiriyor. Modern teknolojinin ve eğitim sisteminin sunduğu imkanlar sayesinde eskilere oranla çok daha fazla bilgiye, çok kısa sürelerde ulaşabiliyoruz. Her yeni nesil teknolojik alet-edevatla daha bir hız ve ustalıkla bütünleşiyor. Bunun adına “gelişme” diyorlar.

Fakat madalyonun öbür yüzünü çevirdiğimizde sarsıcı bir gerçekle yüz yüze geliyoruz. Bütün bu maddî/dünyevî imkanlar, dindarlığımızı, takvamızı, ahlâkımızı, kişisel ve toplumsal sorumlulukları yerine getirme hassasiyetimizi artırmadı.

Belki ibadetlerimizi aksatmıyoruz, hatta belki nafile ibadetlere, zikir ve virde devam edenlerimizin sayısı hayli fazla. Ama sorumluluk sahamızda bulunan insanlarla, bir şekilde temas ettiğimiz kişilerle ilişkimiz, yani ahlâkımız alarm veriyor!

Dünyevî ahlâk ya da ahlâksızlaşma

Adı konulmamış bir sekülerleşme/dünyevîleşme hali yaşıyoruz müslüman toplumlar olarak. Kapı komşumuzun ahvalinden habersiz yaşamak bizi rahatsız etmiyorsa, bir yolculuk esnasında yanımızdaki insanla birbirimize değmemek için çaba harcıyorsak, telefondaki sesin tonundan “Acaba bir şey mi isteyecek?” diye tahmin yapıp kapıları kapatma moduna geçiyorsak, çabamız emeğimiz sadece kendi refahımıza yönelikse ve infak ahlâkından uzaklaştıysak…

Evet bütün bu ve benzeri davranışlar günlük hayatımızın bir parçası oluvermişse, kalbimizi acilen yoklamanın vaktidir! Devamı »

Zikir; En Büyük İbadet’tir…

zikir

Allah’tan sakının ki felan bulasınız!

94220734

İstihâre Namazı Ve Duâsı

İstihâre Namazı Ve Duâsı

Buhârî’nin Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’-den rivayet etdiğine göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Sizden birinize bir iş hakkında tereddüd ve üzüntü çöktüğü zaman farz namazlarından başka olarak iki rek’at namaz kılsın,sonra şöyle desin:

istihare-namazi-ve-duasi

Tükçe Okunuşu:

Devamı »