Aylık Arşiv: Nisan 2009

Namaz Bedenen ve Ruhen Yapılan Bir İbadettir

namazGünde bir kaç kez namaz için toplanıyorlar ve eğer hava yağmurlu değilse namazlarını açıkta kılıyorlardı. Uzun tek bir safta toplanıyorlar ve Hacı da önlerine geçip imamlık yapıyordu. Hareketlerindeki düzen ve uyumla askerlere benziyorlardı; hep birlikte Mekke yönüne er, birlikte eğilir, sonra kalkar ve birlikte diz çökerek alınları üzerine yere kapanırlardı. İki secde arasında seccadesi üzerinde, yalın ayak, elleri önünde bağlı, dudakları sessizce kıpırdayan ve kapalı gözleriyle derin bir huşu içinde dalıp giden imamın, bütün kalbiyle dua ettiğini görürdünüz; ötekiler, imamlarının işitilmeyen sözlerini izliyor olmalıydılar,

Böylesine içten bir duanın bir takım mekanik bedeni hareketlerle birleştirilmesi beni nedense biraz tedirgin ediyordu bir gün, biraz İngilizce bilen Hacı’ ya bu konuyu sordum;

Tanrının sizden ona duyduğunuz saygıyı eğilerek, diz üstü oturarak ve yere kapanarak göstermenizi istediğine gerçekten inanıyor musunuz? İnsanın sadece kendi , içine bakarak; yüreğin sükûneti içinde dua etmesi daha uygun olmaz mı? Bütün bu bedeni hareketlerin hikmeti ne? Devamı »

Haccın Sıhhatinin Şartları

          Hac görevinin sahih olarak yerine getirelebilmesi için şöylece dört şart vardır:
   1) İslâm olmak. Bu haccın farziyetinin şartı olduğu gibi, sıhhatinin da şartlıdır. Bir gayri müslim haccettikten sonra müslüman olsa dahi, önceden yapımış olduğu bu haccı sahih olmaz.
   2) Özel yerlerde bulunup görev yapmış olmak. Bu yerlerden maksad, Arafat ile Kabe’dir. Onun için Arafat’da vakfe yapmadıkça (beklemedikçe) ve Kabe’yi tavaf etmedikçe hac sahih olmaz.
   3) Belli bir vakit olmak. Bundan maksad, Arafat’daki vakfe zamanıdır ki, Arefe gününün zeval vaktinden Kurban Bayramı fecrinin doğuşuna kadar devam eden bir zamandır. Ziyaret tavafının vakti ise, daha önce belirtildiği gibi, hayatın sonuna kadardır. Fakat bu tavafın vacib olan vakti, nahr (kurban boğazlama) günleri, Kurban Bayramının ilk üç günüdür.
Bununla beraber İfrad haccının, Temettü haccının, kıran haccının hac görevlerini (menasikini) yapmak için yine belli bir vakit vardır. Bu da Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk on günüdür. Bu aylara Hac Ayları Hac mevsimi denir. Devamı »

Haccın Yapılmasını Gerektiren Şartlar

          Haccın yerine getirilmesinin farz olmazı için beş şart vardır. Şöyle ki:
   1) Beden sağlıklı olmalıdır. Onun için hac görevini yerine getirebilmek için vücud sağlığına sahip olmayan kimseye hac farz olmaz. Kör ve kötürüm olanlar da böyledir.
Fakat iki İmama ve İmam Azam’dan bir rivayete göre, kendisini koruyup yol gösterecek kimsesi bulunan âmâya (iki gözü köre), diğer şartlarla sahib olunca, hac etmesi farz olur.
   2) Haccın yerine getirilmesi için arızî engeller bulunmamalıdır. Bir kimse tutuklanırsa (hapsedilirse) veya zorla hacdan engellenirse, hac ile yükümlü olmaz.
   3) Yol emniyeti bulunmalıdır. Yolda tehlike bulundukça, hacca gidilmesi farz olmaz. Devamı »

Haccın Farz Olmasının Şartları

          Bir kimseye haccın farz olması için sekiz şart vardır. Şöyle ki:
   1-) Müslüman olmalıdır. Gayri müslimler hac ile mükellef değildir. Buna göre bir gayri müslim hac yaptıktan sonra müslüman olsa, diğer şartlar bulununca yeniden hac etmesi gerekir.
Yine, bir mü’min hac ettikten sonra -Allah korusun- dinden çıkıp da sonra tevbe ederek İslâmiyete dönünce, diğer şartlar bulununca tekrar hac etmesi gerekir.
   2-) Buluğa ermiş olmalıdır. Bir çocuk, aklı başında ve kâr ile zararı ayıracak durumda da olsa, hac ile mükellef olmaz. Onun yapacağı hac nafile olur. Onun için buluğ çağına erer de hac şartlarını toplarsa, tekrar hac etmesi gerekir.
Velisi ile beraber hacda bulunan çocuğa, velisi hac işlerini yaptırır. Taşları attırır, tavaf yaptırır ki, büyüyünce görevini daha iyi yapabilsin. Bu taşlamayı çocuk terk etse, bundan bir şey gerekmez. Çünkü çocuğa hac vacib değildir.
   3-) Akıl sahibi olmalıdır. Deli olanlar hacla yükümlü değillerdir. Bunlar iyileşir de hac şartlarını elde ederlerse, o zaman hac etmeleri gerekir.
   4-) Hür olmalıdır. Köleler ve cariyeler hacla yükümlü değillerdir. Bunların yaptıkları haclar birer nafiledir. Bunlar azad edildikten sonra diğer şartlara sahib bulundukları takdirde hac etmeleri gerekir. Devamı »

Tavafın Mahiyeti ve Nevileri

         Tavaf, lûgatta ziyaret etmek ve bir şeyin etrafında dolanmak manasıdır. Tavaf edene Taif ve tavaf edilen yere de Metaf denir.
Din deyiminde tavaf, Kabe’nin etrafında yedi defa dönmekten ibarettir. Şöyle ki:
Kabe’nin güney tarafındaki bir köşesine Rükn-ü Hacer ve diğer köşesinde Rükn-ü Yemanî denir. Rükn-ü Hacer’de Hacer-i Esved denilen mübarek bir taş vardır ki, tavafa buradan başlanır. Beyt-i Muazzama sola alınarak Kabe’nin kapısına doğru gidilmek suretiyle Beyt’in çevresinde dolaşır. Böylece Hacer-i Esved’den başlayarak yapılan bir dolaşım yine orada tamamlanmış olur. Buna bir “şavt” denir. Aynı şekilde yedi defa yapılan şavt ile tavaf biter.
         Tavaf, bir nevi namazdır. Allahü Teâlâ’ya heyecan ve muhabbetle yapılan tazimin bir nişanesidir. Allah’ın Arş’ı etrafında dolaşan kutsal meleklerin hallerine bir benzeyiş şeklidir.
Kâbe-i Muazzama, bu yaşanılan âlemde, göremediğimiz melekler alemindeki İlâhî makamın bir görüntüsü yerindedir. Bu maddî Beyt’in çevresindeki beden hareketleri, melekler âleminde Arş çevresinde yapılan ruhanî hareketlerin birer işaretidir. Devamı »

Haccın Rükünleri

        Haccın rükünleri, mahiyetini teşkil eden farzları ikidir. Biri, Arafat’da bir müddet beklemek, diğeri de Kâbe-i Muazzama’yi farz manada tavaf etmektir.
        Arafat, Mekke-i Mükerreme’nin güney doğusunda altı saat uzaklıkta bulunan bir yerdir. Hac yapacaklar için Arafat’da durmak zamanı, Zilhice ayının dokuzuna rastlayan Arefe gününün zeval vaktinden itibaren Kurban bayramı ilk gününün fecrinin doğuşuna kadar olan zamanın herhangi bir kısmıdır. Bu müddet içinde bir dakika dahi olsa, beklemekle bu farz yerine gelmiş olur. Bu Arafat’da uyanık bir halde durmakla uyumak veya baygın bulunmak halleri eşittir.
        Belirtilen müddetten önce veya sonra, Arafat’da durmakla “Vukuf” farizası yerine getirilmiş olmaz. Ancak Zilhicce’nin hilâlinde şüphe olur da Zilkade otuz gün olarak tamamlanmış bulunur ve sonradan Zilkade’nin yirmi dokuz gün olduğu anlaşılırsa, bu takdirde Arafat’da durmanın ilk Kurban Bayramı gününe rastlamış bulunması istihsan yolu ile caizdir ve yeterlidir. Devamı »

Haccın Nevileri

         Hac, farz, vacib ve nafile kısımlarına ayrıldığı gibi, ifrad hac, temettü hac ve kıran hac nevilerine de ayrılır. Şöyle ki:
   1) Farz hac, şartlarını kendisinde toplayan bir müslümanın ömründe bir defa yapmakla yükümlü olduğu hacdır.
   2) Vacib hac, nezredilen veya başlanmışken bozulan nafile bir hacca karşılık kaza edilecek olan hacdır.
   3) Nafile hac, buluğ çağına ermemiş olmakla mükellef bulunmayanın veya farz haccı yapmış bulunan bir kimsenin Allah rızası için nafile olarak yapacağı haçtır ki, bu hac tekrar tekrar yapılabilir. (*)
   4) İfrad hac, beraberinde umre yapmaksızın yalnız başına yapılan farz, vacib ve nafile hacdır ki, ihrama girerken yalnız hacca niyet edilir. Bunu yapana “Müfrid” denilir. Devamı »

Hac İle Umrenin Mahiyetleri

        Hac, lûgatta, saygı değer makamları ve diğer yerleri ziyaret kasdında bulunmaktır. Din deyiminde ise: “Arafat’da özel vaktinde bir mikdar durmaktan ve ondan sonra Kâbe-i Muazzama’yı usulü üzere tavaf ederek ziyaret yapmaktan ibarettir. Hac yapan kimseye Hâcc (Hacı) denir. Bunun çoğulu “Hüccac”dır.
        Umre, lûgatta ziyaret manasınadır. Din deyiminde: “Kâbe-i Muazzama’yı tavaftan ve Safa ile Merve denilen iki yer arasında sa’y etmekten (koşar gibi gidip gelmekten) ibarettir. Bunun için belli bir zaman yoktur. Senenin her mevsiminde yapılabilir. Yalnız Arefe günü ile Kurban bayramının dört gününde yapılması mekruhtur. Ramazan ayında yapılması mendubdur.
        Umre, müekked bir sünnettir. Bunu yapan kimseye “Mutemir” denir. Farz olan hacca, Hacc-ı Ekber denildiği gibi, umreye de “Hacc-ı Asgar” denilir. Bununla beraber Arefe günü cumaya raslayan bir farz hacca da “Hacc-ı Ekber” denilmektedir. Devamı »

Şemail - Dursun Ali Erzincanlı

ne uzun ne kısa kararında boy soyu
ibrahimden ne asil bir soy saçları hoş siyah
dalgalı bir koy kemalini giydir benı benden
soy alemlere rahmet yüzünü göster bu kul
varlıgınla yanmak ıster

güneş pervanesii o güzel yüzün nurundan
vardır ışığı gündüzün solmaz bir gül rengin ne
kış ne güzün tecelli edıyor yüzünden özün
hasretim yanarım yüzünü göster kölen bu
devletle avunmak ister

simsiyah gözleri ahu misali daim hakka bakar
her an visalin beyazı ölçüsü gözde kemelin
kaşları sureti gökde hilalin razıyım rüyada
yüzünü gösder aşık maşkuna can sunmak ister

bir tutam sakalın birkaçı beyaz mübarek
vücıudun serin kış ve yaz canımı yolun
akurban etsem az dostlar defterine kölenide
yaz açıver kapını yüzünü gosder gönül
hasretinle yanmak ister

duyular mükemmel dişler inci kokusuna
tutkun yaslısı genci yürürken koşmadan olur
birinci kapına gelmiş bir garip dilenci açıver
ne olur yüzünü gösder garip ayagına
kapanmak ısder

yukarıdan asagıya heybetle iniş yürüyüşünde
wardır o görünüş adetin baktıgı tarafa
dönüş bize nasip oolsun böyle bir düş kerem
et ne olur yüzünü gösder kim böyle bir
rüyadan uyanmak isder

seni ilk görenler korku cekermıs sonra ülfet
eder sewermıs benzerını asla gormedık
dermıs erenler yolunda giderek ermiş benzeri
blunmaz yüzünü gosder gönüller nurunla
yıkanmak ister

zatının nurundan vermıs sna can hilkate
ruhunla baslamıs rahman yusufta yok senden
olan hüsnü-an ahlakındır senin mucize kuran
alemlere rahmet yüzünü gösder kölen
rahmetine sıgınmak isder

ümmetin üsdüne titreyen sensin müjdeci
uyaran gel diyen sensın kulunu allaha s ıren
sensın gecemı gunduuze cewıren sensın ey
hakkın sahıbı yusunu gosder kul saadetınla
tanınmak ısder

akkın halilisin habibi sensin gönüllerın eşsiz
sahıbı sensınen gusel hutbenın sahıbı sensın
ummmetın en büyük sahıbı sensın askımın
leylası yusunu goder gönül senı gözden
sakınmak ıster

en gusel en usdun ahlak senındır cömertlıkle
kemal el-hak senındır sefaatte en son durak
senındır miraç sensın refref burak senındır
sen gordun bızede cemalini gösder pervane şemline
hep yanmak ister…

Şiir: Hayrettin Karaman
Okuyan: Dursun Ali Erzincanlı

Kutlu Doğum Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (s.a.v.)