Yukarıda da ifâde ettiğimiz üzere hâller sârîdir. Bu sirâyetlerin belli başlı tahakkuk şekillerini şöyle sıralayabiliriz:
1. Nazar (mânevî bakış)
Peygamberler ve evliyâullâhın nazarıdır.
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyururlar:
“Mü’minin firâsetinden sakınınız! Çünkü o, Allâh’ın nûruyla bakar.” (Tirmizî, Tefsîr, 15)
Selîm bir kalbe sâhip olan kişinin nazarı, müsbet hâl aktarmasına vesîle olur. Kalbindeki feyz, nazar edilenin kalbine akseder.
Ashâb-ı kirâm, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in sohbetlerinde bulunup O’nun mübârek nazarlarına muhâtap oldukları için ümmet nezdinde en yüce makam olan sahâbîlik rütbesine nâil olmuşlardır. Bu yüzden, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in bu nebevî nazarlarına nâil olamayan mü’minlerin, sahâbîlik makâmına ermeleri mümkün değildir.
2. Söz
Nefsini tezkiye ve kalbini tasfiye etmiş bir kimsenin sözlerinde, yaşadığı hâlin duyguları yüklüdür. Bu duygularla söylenen sözler, muhâtabına tesir eder.
3. Sohbet
Sohbet meclislerinde zâhirî beraberlik de vardır. Kalblerdeki farklı tecellîler, o mecliste bulunanlara akseder. Güçlü karakterler, zayıfların ilham kaynağıdır. Zayıf olanlar, onlardan bir bakıma mânevî enerji alırlar.
4. Gıdâ Bakıyyesi ile Teberrük
Muhtelif zaman ve mekânlarda sahâbe, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in mübârek gıda bakıyyeleri ile bereket bulmuşlardır.
Bazı hadîs-i şerîflerin beyânı vechile, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir sütü içtiği zaman diğer sahâbîlere de ikrâm ederler, hem içene feyz aktarması olur, hem de sütte bir bereketlenme meydana gelir ve hiç Devamı »