31 Ağustos 2008
Medîne’de Heyecanlı Bekleyiş
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Kubâ’dan Medîne’ye hareket edeceği zaman, dayıları olan Neccâroğulları’na haber gönderdi. Onlar da silâhlanıp geldiler ve Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e selâm vererek:
“–Emniyetiniz temin edilmiş olarak develerinize binebilirsiniz!” dediler.268
Cuma namazından sonra Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, devesi Kasvâ’ya binmiş, Hazret-i Ebû Bekir -radıyallâhu anh-, Neccâroğulları’nın eşrâfı ve diğer müslümanların refâkatinde Medîne’ye girmişlerdir. Devamı »
31 Ağustos 2008
Rânûnâ Vâdisi’nde İlk Cuma Namazı
Nihâyet Kubâ’da on dört günlük bir misâfirlikten sonra Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve berâberindekiler, Medîne’ye hareket ettiler. Günlerden cuma idi. Öğle üzeri “Rânûnâ Vâdisi”ne varılmış, namaz vakti girmişti. Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- devesinden indi. O sırada, İslâm’ın iktidârının bir alâmeti olarak farz kılınan “cuma namazı”nı kıldırdı. Orada şu hutbeleri îrâd buyurdular: Devamı »
31 Ağustos 2008
Temelleri Takvâ ile Atılan Mescid: Kubâ Mescidi
Hicret yolculuğunun ilk durağı olan Kubâ’da Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Amr bin Avf Oğulları’nda on dört gece misâfir oldu. İşte meşhur Mescid-i Kubâ, bu esnâda yapıldı. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de, mescidin inşâsında bizzat çalıştılar.
Kubâ Mescidi, İslâm’da inşâ edilen ilk mesciddir. Hicret gibi mühim bir hâdise esnâsında binâ edildiği için önemli bir yere sâhiptir. Bu mescid, Kur’ân-ı Kerîm’de:
ا لَّمَسْجِدٌ أُسِّسَ عَلَى التَّقْوَى مِنْ أَوَّلِ يَوْمٍ
“…(Medîne’ye hicretin) ilk gününden takvâ üzerine kurulan Mescid…” (et-Tevbe, 108) şeklinde zikredilmiştir.260
Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh-:
فِيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ أَن يَتَطَهَّرُواْ وَاللّهُ يُحِبُّ الْمُطَّهِّرِينَ
“…Orada, temizlenmeyi seven insanlar vardır. Allâh da çok temizlenenleri sever.” (et-Tevbe, 108) Devamı »
31 Ağustos 2008
Beklenen Azîz Yolcu
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in yola çıktığını haber alan Medînelilerde heyecan zirvedeydi. O mübârek yolcunun yolunu hasretle gözlüyorlardı. O nûrlu kâfileyi karşılamak, o ebedî saâdet kervanının kereminden bir kırıntı kapabilmek için şehrin dışına kadar çıkıp iştiyakla bekleşiyorlardı.
Nihâyet nübüvvetin on dördüncü senesi 12 Rebîulevvel pazartesi günü256 bir ses bütün müslümanların sînelerinde sevinçle yankılandı:
“Beklenen mübârek yolcu geliyor!..” Devamı »
31 Ağustos 2008
Çetin Yolculuk
Evinden çıktıktan sonra Hazret-i Ebû Bekr’in hânesine gelen Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, o kabûl etmese de, kendisi için hazırlanan devenin parasını verdi. Biraz evvel müşriklerin ortasından onlara görünmeden geçen Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ümmete numûne olacağı için bu defâ sünnetullâh îcâbı tedbirli hareket etti. Hazret-i Ebû Bekir’le berâber, evin arka tarafından çıktılar. Develeri birkaç gün daha burada kalacaktı.
Yine ince bir tedbîr olarak Medîne’nin aksi istikâmetine doğru yola revân oldular.
Hazret-i Ebû Bekir -radıyallâhu anh-, Fahr-i Kâinât Efendimiz’in kâh önünde, kâh arkasında yürüyordu. Allâh Rasûlü onun bu hareketini fark edince: Devamı »
31 Ağustos 2008
Müşriklerin Suikast Plânı
Mekke’nin gün geçtikçe boşaldığını gören müşrikler, yavaş yavaş işin kendileri açısından vehâmetini kavramaya başladılar. Hemen bir fesat ocağı olan Dâru’n-Nedve’de toplandılar. Toplantıya Necidli olduğunu söyleyen bir ihtiyar da katılmıştı. Bu ihtiyar, insan sûretine girmiş şeytandan başkası değildi.
Ne yapacaklarını uzun uzun tartıştılar. Peygamber Efendimiz’i yakalayıp hapsetmek veya Mekke’den sürüp çıkarmak gibi birçok teklifler ileri sürüldü. Tekliflerin hepsine şeytan karşı çıktı. Sonunda en rezil bir kararda fikir birliğine vardılar:
Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i öldürmek!.. Devamı »
31 Ağustos 2008
Peygamberlerin Son Çâresi: HİCRET (Nübüvvetin 13. Senesi)Hicrete İzin Verilmesi ve
Medîne’ye Hicret
İkinci Akabe Bey’ati’nden sonra müşrikler, müslümanların sığınıp kendilerini koruyacak bir yere hicret edeceklerini öğrenince, yaptıkları eziyetleri büsbütün artırdılar. Müslümanlar bu dayanılmaz işkenceler sebebiyle Mekke’de oturamayacak hâle geldikleri için, hâllerini Peygamber Efendimiz’e arz ettiler ve hicret için izin istediler.
Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Allâh’ın izni ile müslümanlara Medîne yollarını işâret etti ve şöyle buyurdu:
“Bundan böyle sizin hicret edeceğiniz şehrin, iki kara taşlık arasında hurmalık bir yer olduğu bana gösterildi.” (Buhârî, Kefâlet, 4) Devamı »
31 Ağustos 2008
Mekkî Âyetlerin Husûsiyetleri
Mâlum olduğu üzere ilk nâzil olan âyetler tevhîde dâvet, öldükten sonra dirilmeye îman, mü’minleri cennetle müjdeleme, kâfirleri ve âsîleri cehennem ile inzâr gibi akîdevî hususlarda idi. Bu mevzûlarda muhtelif delillerle iknâ etmek sûretiyle insanların îmanlarını kuvvetlendirdikten sonra, muâmelâtla alâkalı hükümler inmeye başladı. Çünkü insanlar bâtıl îtikad ve alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı oldukları için bunlardan vazgeçmeleri çok kolay değildi. Tedrîcîliğe riâyet etmeden, insanları kötü alışkanlıklardan arındırmaya çalışmak, nefrete ve uzaklaşmaya sebebiyet verebilirdi.
Hazret-i Âişe vâlidemiz şöyle demektedir: Devamı »
31 Ağustos 2008
Mekke Devrinin Tahlîli
On üç yıl süren Mekke devri boyunca Mekkeli müşriklerin müslümanlara karşı tatbîk ettikleri eziyetleri şu beş maddede toplamak mümkündür:
1. İstihzâ.
2. Hakâret.
3. İşkence.
4. Her türlü ticârî ve medenî münâsebetleri kesme (tecrîd).
5. Müslümanları hicrete mecbûr edecek derecede yıldırıcı bir şiddet ve hattâ cinâyet.
Onların bu durumlarını, Cenâb-ı Hak âyet-i kerîmelerde şöyle bildirir: Devamı »
31 Ağustos 2008
İkinci Akabe Bey’ati (Nübüvvetin 13. Senesi)
İkinci Akabe görüşmesinden bir sene sonra Medîneliler, yine hac mevsiminde Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile görüştüler. Bu sefer ikisi kadın, yetmiş beş kişiydiler.
Yine Allâh Rasûlü’ne bey’at ettiler. Buna da “İkinci Akabe Bey’ati” denildi.
Kâfilenin başında gelen Mus’ab -radıyallâhu anh- kendi evine yaklaşmadan önce Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yanına gitti. Ensâr’ın İslâm’ı hızla kabûl etmelerini haber verdi. Âlemlerin Efendisi -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Mus’ab’ın getirdiği haberlerle mesrûr oldu. Devamı »